şükela:  tümü | bugün
  • 50'li yılların yakışıklı aktörü. "rıhtımlar üzerinde" filmiyle ilk çıkışını yaptıktan sonra, "genç aslanlar", "viva zapata" ve "ihtiras tramvayı" gibi filmlerde rol alıp, asi gençliğin simgesi oldu. "baba", "paris'te son tango", "donjuan de marco" gibi filmlerde de rol almasına rağmen uzun süredir, şehre uzakta bir evde yalnız yaşayan marlon abi, "sevgililerimi ve çocuklarımı mutlu edemedim, iyi bir baba olamadım" gerekçesini öne sürerken, bence ortamlardan daraldı, lanet etti ve çekildi. kimseyle görüşmeyen abü; kaliteli bir anarşisttir aynı zamanda.
  • 1973 yılındaki oscar törenlerinde the godfather ile oscar'a layık görülünce, kızılderililerin soykırımını protesto etmek için, bi tane kızılderili genci göndermiş mekâna... sahneye çıkan genç kız, "ben bi apaçiyim" diye girdiği cümlenin sonucunda brando'nun oscar ödülünü almayı reddettiğini açıklamış...

    sonradan bu kızın aslen kızılderili değil de amatör bi oyuncu olduğu ortaya çıkmış... yıllar sonra da abüm: "o oscar benim, hakettim, şimdi istiyorum kardeşim" diyincek, sayın akademi: "çocuk oyuncaa mı lan bu" diyip, ödülü wermemişler... [fısıltı gazetesine yazar gibi entri girdik arkadaş]

    edit: kız aslen kızılderiliymiş ama bu amatör oyuncu olduğu gerçeğini değiştirmiyor: http://en.wikipedia.org/wiki/sacheen_littlefeather
  • kronolojik olarak ihtiras tramvayı rıhtımlar üzerinde den önce geldiğinden ilk çıkışını ihtiras tramvayı ile yapmış olmalıdır. uzun zaman nerden yaşadığını bilmiyorum ama bu yıl the score da edward norton ve robert de niro ile birlikte oynamıştır.

    bir başka özelliği de dillere destan oburluğu sayesinde dünyanın en kötü yaşlanan insanı olmasıdır. olsundur. biz onu öyle de severizdir hem zaten 80 yaşına merdiven dayamıştır.
  • 1973 yılında oscar aldıgı filmi the godfatherdir
  • 1924'de nebraska'da doğmuştur. 20 li yaşlarında newyork'da tiyatroya başladı. 1950'de the men filmiyle sinemaya atıldı. metod oyunculuğunun ilk uygulayacılarındandır. iyi bir gözlemcidir ve oynadığı karakterlerle bütünleşmiştir.
    önemli filmleri:
    the men 1950
    ihtiras tramvayı 1951
    viva zapata 1952
    rıhtımlar üzerinde 1954 (ilk oscarı)
    the godfather 1972 (ikinci oscarıdır ama reddetmiştir.)
    paris'te son tango 1973
    kıyamet 1979
    kupkuru bembeyaz bir yaz 1989
    komplo 2001
    8 kez oscara aday gösterilmiştir.
  • the score'da gördüğümüz kadarıyla, artık 1000 kiloya yakın ve yürümekte bile zorlanıyor.
  • the score filminde balon misali şiştiğini gördüğüm aktör. bir insan yaşlanır da bu kadar mı değişir, hadi şişmanlamışsın olur, yaşlanmışsın olur ama karizmasından da eser kalmamış marlon brando'nun.
  • 1979'dan sonra neden hala film çevirdigi muamma olan tum zamanların en iyi aktörü. superman'in biyolojik babasi.
  • superman filminin çekimlerine geçirdiği her dakika için neredeyse 2 milyon dolar almış; ha, yok, gözümüz yok çok şükür, bunlar enteresan diye söylüyorum.
  • metot oyunculuğunu benimsemiş ve yüceltmiş hafife alanları hafifleştirmiş efsanevi sinema oyuncu(aktörü)su. onu görenler boyun eğip ellerinikavuştur acaba bir şey diyecek mi diye ümitsizce baka kalırlarmış ama o merlonun köpekleri adlı köpeklerini gezdirmekte ve kendince konuşmaktaymış. yüce sith lortları kendilerine lortluk teklif ettiklerinde (burun kıvırıp yıkılın karşımdan melun köpekler demeyip) sith lerin bu gönülden tekliflerine teşekkür edip alçakgönüllülükle gönüllerini alarak reddetmiştir. öyle bir an geldi ve kendini kamboçyanın derinliklerinde ki bir kabusun içinde karşısında tüm bu kabusun başmimar dizayncısı iblis coppolayı ve azgın akıldışı teknik ekibinin karşısında buldu. coppola ona bu şeytani hayvanların dizginlerini verip ortadan tenzzül buyurmaya gitti duman gibi buharlaşıp pofuduk oldu. merlon bunun üzerine boş şiir defterini çıkarıp bu mecusilerden uzaklaşıp düşünmeye boşaldı nerelerden ziyade ne yapmıştı onu buraya getiren bitmek bilmez günahlarımı yoksa unuttuğu tanrı mıydı.. yoksa nirvana denilen ucubeliğemi erişmişti ki birden ordaki vahşi yerli halkı görüverdi kendisine doğru büyülenmişcesine sessiz yavaş yavaş geliyorlardı bunun üzerine o ana kadar fark etmediği elindeki paslanmış palayı kavrayıp onu havaya kaldırdı ve ani bir haraketle bir yerlinin başını bedeninden ayırdı bedenden kanlar fışkırıyor ve toprağı adeta suluyordu brondo önüne bakıp susuyordu (su getirdiler). yerliler afallayıp hukaja demeye ne demekse tuturdular merlon dayanamayıp bi tanesini daha hutameye gönderdi yerliler kaçışıp bağırmaya başladılar merlon gözleri büyümüş alnı topacık terlerle terlemiş burnundan solur bir vaziyyette tane tane şunları dedi: aşşalık kerkenezler abimimin bedeni şimdi soğuk toprakla çifteşiyor ve bu zor bir şey değil bu yüzden hep bu yüzden zor değil dedi ve derdemez arkasında ki çalılıklardan gelen hışırtıyla arkasına döndü. ve karşısında harvey keitel' ile karşılaştı ve ona sen ne halt ediyorsun burada demeye gelmedi.