şükela:  tümü | bugün
  • mermere adını veren doğal taştır. gri bulutlar arasına beyaz kamalar sokulmuş gibi bir görüntüsü vardır, serttir, damarsızdır. marmara adasında en büyük yatakları bulunur. blokların arasından dolomit mucizesi çıkar. ters kesim ile doğal şaheserlere ulaşılır. pek çok mimarın ** gözbebeğidir.
  • iki farkli dildeki kelimelerin yanyana kullanilmasiyla mermer mermeri veya mermeristan mermeri veyahut mermerya mermeri anlamina gelir...
  • erken bizans döneminden beri marmara adasından çıkarılır.
  • en ucuz mermer cesididir. insaatlarda cam pervazlarında,esiklerinde, mezar taslarinda vs cok kullanilir. mermer kullanılacak yerler icin en ekonomik cozumdur.
  • gri beyaz bir mermer türü olan marmara mermeri [galiba] gümüş nitrat (agno3) içeriyormuş; bu da kendiliğinden antiseptik özellik sağlıyormuş. banyoda şurda burda çok kullanıyorlarmış. antep'te de katmer fırınlarında bu mermerden kullanılıyor, yufkalar marmara mermerinde açılıyor. başka gerece gerek yok. dünyada da tek olduğu söyleniyor.

    türkiye’nin mermer ihtiyacının yüzde 20-30'unu marmara adası karşılıyor. marmara mermeri doğada en dayanıklı mermer olma özelliğini taşıyor. marmara denizi’ne ismini veren de marmara mermeri. sürtünmeye dayanıklı ve rengarenk mermerler çıkıyor. desenleri diğer mermerlerden değişik oluyor. bir yapıda kullanıldığı zaman, o yapıya 100 yıl sonra da gelseniz aynı sağlamlıkta durabiliyor. osmanlı döneminde, mekke’de kabe restorasyonunda marmara mermeri kullanılmış.

    sözlü değil yazılı internet verisine göre marmara mermeri, oluşumuna bağlı nedenlerle antibakteriyel bir yapıya sahiptir ve bu sebeple hamam ve banyo gibi hijyenin ön planda tutulduğu yerlerde sıkça tercih edilmektedir. bunun yanı sıra dayanıklılığı yüksek olan bir taş olması dolayısıyla iklim koşullarına dayanıklı ve dış mekanlarda kullanılmaya çok uygundur.

    (bkz: marmara adası/@ibisile)
    (bkz: marmaros)
  • 'marmara' kelimesinin kaynağı olan 'mermer' kelimesi (bkz: marmaron) de aslında bu mermerin özellikle antikitede ve orta çağda son derece önemli bir malzeme olduğunu göstermektedir, zira malzeme coğrafyayı isimlendirmektedir.

    mermerin bizler için ismini verdiği marmara denizi'nin eski ismi ise propontis'tir. strabon'a göre genelde sadece pontus yani 'deniz' oalrak bahsedilen karadeniz'e açılan bir ön deniz olarak görüldüğünden dolayı bu ismi aldığı düşünülmektedir.

    hah ne diyorduk, marmara mermeri...
    günümüzde marmara mermeri olarak isimlendirilen mermer, temelde marmara adası'ndaki ocaklardan çıkarılmaktadır. dolayısıyla marmara adası da aslında ismen mermer adası'dır denebilir. tabii mevcut coğrafi isimlerin o coğrafyayı deneyimlemiş eski dillerin tasvirlerinden geldiğini ilk kez burada görmediğimiz için fazlaca da şaşırmayıp konuya devam ediyoruz.

    mermerin önemi tabii ki muhteşem moleküler yapısından kaynaklanmıyor. nihayetinde mermer dediğiniz malzemenin gözeneklilik oranı diğer taş tiplerine göre çok az, dolayısıyla hijyenik ortam sağlamak için birebir. bir başka uygun malzeme de iyi sırlanmış tuğla, ancak tuğlanın sırı çok kolay aşınıyor ve sırı aşınan tuğla ıslak mekanlarda hızla bozuluyor. dolayısıyla mermer daha iyi bir yatırım yapısal olarak.

    burada devreye mimari kaygılar giriyor. fizibilite. sonuçta vauvv cipollino alacağıma marmara mermerine gömerim parayı demiyor insanlar. fiyat-etkinlik oranına bakıyorlar.

    antikitede (hatta aslında buharlı motor bulunana kadar tarih boyunca, ama şimdilik kendimizi antikite ile sınırlı tutalım) taş-mermer ocaklarının en önemli taraflarından biri - masraf ve çalıştırılabilirlik açısından - , ulaşım yollarına yakın olması. genelde dağlarda tepelerde, kıyılardan çok içlerde bulunan ocaklardan taş malzeme nehirler ve su yollarıyla kıyıya indiriliyor, kıyıdan gemilere indiriliyor, nereye giderse gidiyor. kara ulaşımı yük taşımacılığı adına henüz çok sorunlu. kentlerin kıyılarla ilişkili olmasının, dereler nehirler kenarında kurulmasının nedeni sadece tarla sulamak değil. en zengin ve refah kentlerin liman kentleri olmasının nedeni de ticaretin büyük oranda deniz yolu ile yapılıyor olması.

    dolayısıyla, kör istemiş bir göz allah vermiş iki göz. mermer ocağım var, propontis'in ortasında, karadeniz'den gelen buradan geçiyor, akdeniz'den gelen buradan geçiyor, dağ tepe uğraşmıyorum, ocaktan çıkardığım gibi gemiye yüklüyorum, batım atina güneybatım roma, kuzeyim istanbul, güneyim liman dolu, antik coğrafyanın en önemli yerleşimlerinin göbeğindeyim, ticaret yollarına hemen katılıveriyorum. malzemem süper değil ama fiyatı uygun, sütun istiyorlar gönderiyorum, kaplama istiyorlar gönderiyorum. süper ihtişamlı yapılarda malzemem boşluk doldurucu olarak kullanılıyor, çevresi porfirlerle, cipollinolarla, mısır'dan gelen sarı mermerlerle donatılıyor, ama o diğer daha orta karar soylulara var ya acaip mal veriyorum.

    sosyal sorumluluk uyarısı:
    tabi mermer ocaklarının, taş ocaklarının şöyle bir handikapı var: malzeme alındıkça yer yüzü şekli değişiyor. üstteki verimli toprak alındıkça çoraklaştırıyor. yani ahşap gibi değil, yeniden üretilebilir değil, milyonlarca yılın oluşumunu kesip kesip bir de utanmadan çimentoya katıyoruz.
    eğer yaşanabilir çevre istiyorsak, doğal malzeme ile doğaya saygılı malzeme arasındaki ayrıma daha çok dikkat etmemiz gerekli. hadi yunanlar, romalılar bilmiyordu, güzel de yapmışlar sütunlar, başlıklar falan ellerine sağlık, ama bir açın bakın beydağları'nın, akdağlar'ın uydu görüntülerine, beyaz, bembeyaz çukurlar göreceksiniz. o çukurlar bir daha ağaçlanmayacak (eveet biliyorum ocakta iş bitince ağaçlandırmaları lazım, ama işlemiyor o sistem a dostlar, adam ocağı yeşile boyayıp çıkıyor) kayalar tekrar oluşmayacak.