• nişantaşında amerikan hastanesinin arkasında amerikan hastanesinin kapladığı alandan daha ufak bir kampusü marmara üniversitesi iletişim fakültesiyle paylaşan komşu kızı. tuhaf kimyasallarla çalışıp iletişim fakültesini bir acayip kokutmalarıyla ünlüdürler.
    kimyasallar ile bir gün binayı havaya uçuracaklar diye inanmış ve öğrencilerini çok sevmiştim. ama yapamadılar. bir iki kez ispirto ocağı patlattıklarını gördüm heyecanlandım. ama sonradan öğrendim ki her ders bir iki ispirto ocağı patlıyormuş. boşa heyecan yapmışız. kimyasal da akrilik mi nedir öyle dandik bir şey. patlayıcı değilmiş. okulu patlatmazlar, kantinde iskambil oynamazlar, bahçede dolanmazlar ne halta yararlar çözememiştim.
  • kapısından giren ve elinde kimliğini bulunduran her kişinin hazırlık hariç minimum 5 yılını yiyen, ömrünü çürüten, saçını döken, depresyondan depresyona ve daha da beteri intihara doğru sürükleyen, mezun olunan anda çekilen tüm sıkıntıları unutturduğu ve diğer üniversitelere göre üstünlük sağladığı iddia edilen okul veya yaygın deyişle hapishane...
  • marmara üniversitesinin istanbul'un dört bir yanına dağılmış kampüsleri içinde iletişim fakültesiyle aynı kampüsü paylaşmak zorunda olan fakültesi.

    zira aynı kampüs içerisinde dişçilik fakültesi öğrencilerinin varlıkları yoklukları birdir.4 yılımı aynı kampüste geçirdiğim öğrencilerden bir tanesiyle tanışıklığım olmadı olan arkadaşımıda görmedim.
  • hakkındaki öznel yorumlarımı bir başka sefere saklıyorum ve arttırıyorum. normalle pek de alakası olmayan neşeli bir videosu için tıklayınız:

    http://www.youtube.com/watch?v=0kydb_gbky8

    yutüpe giremeyenlerçin:

    http://ktunnel.com/…07b541f6965d3975ecc56da4a820706 [bu link sürekli kırılıyor, değmen göynünü eylesin]
  • iletişim fakültesiyle sırtsırta vermiş bir fakültedir. öyle ki her sene düzenlenen ''iledişim''*partileri pek meşhurdur.
  • kampusunde yapılabilecek tek sosyal aktivite arkadaşlarla çay kahve içmektir.ancak bu konuda çok çeşitli seçeneklere sahipsinizdir.örneğin aşağıdaki kantinde hastaların ve iletişimcilerin de kullandığı kantinde çay içebilirsiniz.ya da fakülte binasında öğrenci işlerinin olduğu kattaki çay-kahve makinesının nefis yağlı çay ya da kahvesini hatta capuccinosunu bile içebilirsiniz.o da olmadı teras katındaki içki servisi bile yapılan boğazı gören güzelim cafesinde rahatça dağıtabilirsiniz arkadaşlarınızla.tabi karşı masanızda asistanlar hocalar dekan vs. oturuyorken bi tarafınız yiyorsa...
  • işiniz düştüğünde bulunduğu yer nedeniyle dişinizdeki problemi ya da çenenizdeki dikiş ağrısını nispeten unutturan fakülte. tribecada bir bagel bir limonata yuvarlayıp röntgen beklemek ya da paul de oturup cheesecake çatallerken implant için randevu saatini beklemek insanı çileden çıkartmak bir yana , gevşetip rahatlatıyor.
  • diş hekimliği fakülteleri arasında öğrencileri en fazla zorlayan fakültelerden biri.öğrenciyken diğer üniversitelerdeki arkadaşlarınızın gezip tozduğu vakitlerde,sosyal hayatınızı bitirecek çokluktaki pratik ödevler,stajlardan geçebilmek için yapılması gereken iş sayısı(dolgu,protez,kanal tedavisi,diş taşı temizliği,vb..) abartılı gelse de mezun olduktan sonra anlıyorsunuz niçin o kadar eziyetin çekildiğini ki bu fakülte,öğrencilere basamaklı diş kesiminin öğretildiği ender fakültelerdendir.
  • bir vakitler, yaptığım bir telefon görüşmesi ile hayatıma renk katmış fakülte;

    karşı taraf - buyrun
    ben - merhaba sosyal sigortalar kurumuna bağlı hastalara bakıyor musunuz?
    kt - evet beyefendi ama sıra var..
    b - nasıl anlamadım!
    kt - sıra var beş altı yıllık sıra var.
    b - ücretli gelir sorun değil
    kt - onda da o kadar sıra var efendim
    b - ücretli rüşvetli gelir o zaman
    kt - hahahahaaa iyi günler
    b - hoşçakalın (hoş çakal ın)
  • günlük olarak, "asıl" röntgen bölümü olan oral diagnoz ve radyoloji'den bile daha çok röntgen çekilen tedavi katında her 3 şutlamanın 1'ini boş çıkaran, kolu sabit durmayan bir cihaz varken, röntgen filmleri ve enjektörler(olm iğne bile yok lan okulda) dahi öğrencilere aldırılırken, radyasyon kesici kurşun yelek yaklaşık 10 senelik ve hemen hemen tamamen paçavra haldeyken, kanal dolgu maddeleri günün ortasında "çok döküyorsunuz bitiyor" şeklinde yokoluyorken, seri çalışılması gereken bir katta dolgu materyalini sertleştirmek için sadece 1(yazıyla bir) ışın cihazı varken(yaklaşık 20 kişi çalışıyor), muayene katlarında eldiven ve maskelerin(böyle bir şey olabilir mi haşmet?) paraları öğrencilerin ceplerinden çıkarken; yönetimin, giriş katına lcd televizyon alımı(hastalar sabah habertürk izlesin diye), dekanlık katına hastalar girip, saygıdeğer hocalarımızı ve sekreterlerini rahatsız etmesin diye, şifreli elektronik kapı takılması(bir tek dekanlık cia gibi, okulun geri kalanı gazi mahallesi), pedodonti katının koltuklarının yenilenmesi(çocuklar üzerine işiyormuş, yersen) gibi masraflar yaptığı okul.

    yardımcı hakem en son, değişiklik tabelasını kaldırdığında çıkanın karşısında öğretim üyelerinin otoparkı, girende ise basketbol sahası yazıyordu. kampüsü bilenler zaten durumun vahimliğini anlamıştır, kısaca şöyle anlatayım: koca koca profesörler, koca koca uzman dişhekimleri(ki bu insanların çoğu türkiye'nin en önemli hocaları) sabahları fulya'dan nişantaşı'na yaklaşık 45 derecelik bir yokuş aracılığıyla ulaşıyor(hızlı tırmansanız minimum 10 dk.), zannediyorum bu açığı kapatmak adına, giriş katındaki mermerler değiştirilecektir. oraya kadar tırmanan saygıdeğer hocalarımıza yağ gibi kayan mermer. yakışır.

    edit: yazımı facebook'ta paylaşanlara selam ederim.