şükela:  tümü | bugün
  • ortaçağda, hristiyanlaştırılmış olsa da gizliden de olsa yahudi kimliğini kaybetmemiş ispanyol ve portekizli yahudileri tanımlamak için kullanılan ingilizce bir kelimedir. aynı kelime ispanyolca'da domuz kelimesine karşılık gelmektedir.
  • ispanyolca'da domuz anlamına gelen kelime, ispanyolca'ya, arapça haram kelimesinden girmiştir .
  • endülüs emevilerinden sonra iberyalı yahudiler, bu toprakların yeni sahibi katolik hristiyan krallıklarca, yurtlarında kalmanın koşulunun milli dinleri musevilikten vazgeçip hristiyanlaşmalarına bağlanınca; koşula uyup ihtida edenler, o tarihten günümüze bu adla adlandırılmışlardır.

    milli dinlerini terk etmeyenler ise, verilen sürenin sonuna kadar çoğu emevilerin peşinden önce, fas olmak üzere bütün akdeniz kıyılarına; arkasından, bu kıyılar dahil avrupa’ya doğru hızla büyüyen yeni emperyal osmanlı'nın eğitimli, tacir insangücü ihtiyacını karşılamak amacıyla, vaki davete uyarak topluca osmanlı topraklarına yerleşmişlerdir.

    çoğunluğu bu göçlerle gelen yahudi cemaati içinde, osmanlı’da benzeri bir oluşum ise, haham sabetay sevi'nin kendini mesih ilan etmesi üzerine çıkan kargaşayı önlemek için, dönemin padişahı 4ncü mehmet’in huzurunda imam `vani mehmet efendi` tarafından müslümanlığa davet edilmesi ile sabetay sevi ve cemaatinin topluca müslümanlığa geçmeleridir.

    iberya marranoları gibi, daha sonra `sabetaycı` adı verilen bu cemaat dışa karşı ihtida ettikleri yeni dinin mensupları gibi görünseler de, içlerinde eski inançlarını devam ettirdiklerine inanılmaktadır.
  • (bkz: morisko)
  • osmanlı devleti'nin ekonomisine yön veren topluluklardan biri.

    topluluğu kısaca avrupa'da zorunluluktan hristiyanmış gibi gözüken ve aslında musevi inançtan hiçbir zaman kopmayan yahudiler şeklinde açıklayabiliriz. ortaçağ avrupası'nda zaman içinde baharat ticaretinin önemli bir kısmını ellerine geçirip, büyük bir güç haline gelmişlerdir. bu durum hristiyan dünyasını önlem almaya itmiş ve ilk önce porketiz'de, ardından italya'da bulunan topluluk üyeleri engizisyon mahkemelerinde yargılanmaya başlanıp, ülkelerden sürülmüşlerdir.

    osmanlı devleti tam bu aşamada devreye girerek, avrupa'dan sürülen zengin marranoları osmanlı topraklarına davet edip istanbul, selanik gibi liman şehirlerine yerleştirmiştir. buradaki amaç; zengin tüccarların bağlantıları sayesinde hem liman ticaretinde canlılık hem de vergilerde artışla birlikte hazinenin gelirlerinde olumlu girdi sağlamak idi. istanbul'a yerleşen mendes ailesinin serveti yaklaşık olarak 400 bin altın olması osmanlı'nın neden bu denli ısrarcı olduğunu açıklar niteliktedir.

    dünya genelinde kurmuş oldukları ticaret ağı nedeniyle osmanlı topraklarında birçok ürünün pazarlanmasında söz sahibi olmuşlardır. osmanlı bir dönem bu topluluk sayesinde yüksek vergi geliri elde etmiş olsa da zaman içinde bozulan ekonomi ve kazanılan geniş imtiyazlar nedeniyle osmanlı ülkesinde paranın toplandığı en önemli merkez olmuşlardır. bundan dolayı osmanlı ekonomisini ele alırken bu topluluğu es geçmemek gerekir.

    daha detaylı bilgi için;
    prof. dr. halil inalcık, devlet-i aliyye(osmanlı imparatorluğu üzerine araştırmalar), 1. cilt.