şükela:  tümü | bugün
  • bingöl'de düzenlenen operasyonda öldürülen 14 pkk'lının cenazelerinin ardından başlayan olaylar.
    hemen ardından şehir birbirine girdi, banka şubeleri yakıldı.
    insanlar kepenk kapatma eylemine gönüllü ya da gönülsüz katıldı.

    kepenk kapatma çağrısına uymayan dükkanlar, bazı banka şubeleri, mhp il başkanlığı ve emniyet müdürlüğü tahrip edildi, hani neredeyse hükümet konağı da işgal edilebilirdi... bu olaylarda da 3 kişi öldü.

    demokratik toplum partisi'nin ve diyarbakır belediye başkanı osman baydemir'in bilindik açıklamaları da olayların burada kesilmeyeceğinin işareti gibi, ki 30 mart itibariyle batman'da da olaylar başladı.

    gelecek günlerimizin şeklini şemalini oldukça değiştirecek enteresan bir sürecin başlaması için fitiller yakılmış, pimler çekilmiş gibi....
  • normallesmekte olan bolgeyi yeniden yangin yerine ceviren ve bolge insanlarina bir kac yil daha kaybettiren talihsiz ve provakatif olaylar serisi.
  • türk devletinin aciz görünmekten kurtulamadığı olaylardır. birileri çıkıyor açık açık vatana ihanet suçu işliyor, ve ülkenin bir savcısı bile suç duyurusunda bulunmuyor. olacak iş mi bu?.. neymiş, olay çıkartanların amacı devletin müdahale etmesini sağlayıp avrupa'ya kürtler katlediliyor dedirtmekmiş. müdahale etmemeyi, olayları uzaktan seyretmeyi haklı çıkartır mı peki bu? çıkartmaz. diyelim ki oyuna gelmedi devlet, yatışacak mı olaylar? unutulup gidecek mi? aksine, iki hafta sonra daha şiddetli olarak tekrarlanacak. o zaman ne yapacaksınız, yine oyuna gelmemek adına oturup izleyecek misiniz, yoksa bu kadar yeter diyip müdahale mi edeceksiniz? ilkinde müdahale etmedin şimdi noluyor demeyecekler mi, devletin keyfi davrandığını iddia etmeyecekler mi?

    bir türlü dengeyi tutturamıyoruz, yumuşak davranılacak yerde sert, sert davranılacak yerde yumuşak oluyoruz, kişileri hukuka uyduracağımıza hukuku kişilere uyduruyoruz, prensiplerle hareket edeceğimize şartlara göre hareket ediyoruz. öyle olunca da kimseye yaranamıyoruz. haklıyken haksız konuma düşüyoruz.

    15 yıl önce kürtçe yemin etti diye hapse attık insanları, şimdiyse o suçun mislini işleyenlere seyirci kalıyoruz. ne değişti? hukuk aynı, ama şartlar değişti. o zaman ab kaygımız yoktu, şimdi var. zannediyoruz ki bunlar bir kaç çapulcunun işi, zannediyoruz ki bunları ab'ye girene kadar idare edersek sorunlar kendiliğinden hallolacak. zannediyoruz ki eylemsiz kalırsak avrupa'dan aferim diyecekler, kürt sorununu kaşımayı bırakacaklar. zannediyoruz ki 80 yıllık bekle-gör politikası bu sefer de işe yarayacak.

    böyle esnek uygulamalar, kişiliksiz politikalarla hiç bir yere varamayız. özgürlük mü vereceksin? ver, ama bir kere ver, ilerde dönüp vazgeçmeye kalkma. hapse mi atacaksın? at, ama tekrar çıkartıp tükürdüğünü yalama. şefkat mi göstereceksin? göster, koşullu değil koşulsuz olsun. müdahale mi edeceksin? adam gibi et, kimi öldüreceksen, kimi içeri atacaksan bir gecede yap; senelerce süründürme insanları. çünkü olaylar uzadıkça korku nefrete dönüşür.
  • ab kıstaslarına boyun eğmenin doğal sonucu. bir zamanlar gururla haykırılan ve tüm dünyaya ilan edilen kırmızı çizgilerin, birilerinin ekmeğine yağ sürmek adına kırmızı halılara dönüştürüldüğünün acı kanıtı. diyarbakır ilinden *"ülke" diye söz eden ciğeri beş para etmez güruhun gövde gösterisi. çanakkale ya da sarıkamış'ta vatan uğruna ölüme gidenlerin sadece tarih sayfalarında kaldığını ve aynı kanı taşıyan başka vatan evlatlarının olmadığını zanneden amip beyinlilerin kıçlarında patlayacak olan kara tezgahı. kendi doğup büyüdüğü ve ekmeğini yediği kentin zavallı esnafına, dedesinin emekli maaşını aldığı bankalarına ve ülkesini seven vatandaşına zarar verecek kadar gözü dönmüş olan hilkat garibelerinin cami duvarına işeme aksiyonu.
  • sözkonusu olaylar sonrası doğu'ya yatırım yapacak olan para sahipleri, "ortam güvensiz gelmiyoruz" demişler. zaten bu olayları tezgahlayanların da amacı buydu. bizim çocuklar başardı yani.
  • öldürülen bebeciklerin bir hülya avşar depresyonu kadar bile gündem yaratamadığı olaylardır.
  • terör yanlısı olmayan, olmayacak olanların dahi çocukları öldürüldükten sonra kim bilir ne düşüncelere, ne düşmanlıklara garkoldukları kaos.
    elbette burada çocuktan kastım eşek düzecek yaşa gelmiş ağzı yüzü maskeli soysuzlar değil de, 3-5 yaşında dünyadan habersizler, 12-15 yaşında her gaza açık, terörist ilan edilene kadar bir kişinin çıkıp da varlığını farketmediği baldırıçıplaklar.
    açıklamak lazım, yoksa osman baydemir ve tayfası her ölene "çocuktu", "garibandı" diye ağıt yakmaya kalkışıyor.
  • aralarinda mihri belli, sevim belli,vedat turkali, tarik ziya ekinci gibi isimlerin bulundugu bir grup, ulkede son haftalarda yasanan surece karsi bu haftasonu pera palas'ta yillar once mehmet ali aybar icin yapilana benzer bir oturma eylemi yapacaklar.
    haber bianet'ten

    http://www.bianet.org/2006/04/07/77336.htm
  • baska bir oturma eylemi ise ankara'da ankarali kadinlar tarafindan organize ediliyor, erkek ve kadin bu ulkede yasananlara karsi sessiz kalmak istemeyen herkes davetli...

    çağri

    biz sustuk; silahlar konuştu…

    biz sustuk; şiddet konuştu....

    biz sustuk; 30 bin insan öldü…

    biz sustuk; 12 yaşında bir çocuk öldü…

    biz sustuk; 9 yaşında bir çocuk öldü…

    biz sustuk; 6 yaşında bir çocuk öldü…

    biz sustuk; 3 yaşında bir çocuk öldü…

    biz sustuk; diyarbakır’da, batman’da, istanbul’da insanlar öldü…

    70 milyon sustuk, hepimiz katil olduk.

    artık hiçbirimiz masum değiliz...

    hayat hakkı için bir araya gelen vatandaşlar olarak biz kadınlar; nisan ayı boyunca her cumartesi saat 13.30 – 14.00 arası ankara yüksel caddesi’nde siyahlar kuşanarak sessizce oturacağız. ilk eylemimiz yarin (8 nisan) başlayacaktır. kadın ve erkek, herkesi bu eylemde bizimle birlikte olmaya çağırıyoruz.

    şiddetin yükselen sesine karşı susuyoruz!

    şiddeti bağıranlara karşı susuyoruz!

    ölüme sesiz kalanlara karşı susuyoruz!

    hayat hakkını haykırmak için susuyoruz!

    ankarali feministler, kirkörük kadin kooperatifi, kadin dayanişma vakfi

    iletişim numaraları: 0 312 430 40 05/ 432 07 82 ( kadın dayanışma vakfı)
    0 312 229 22 91 (kırkörük kadın kooperatifi)
  • dicle üniversitesi'nden yola çıkıp forward marifetiyle elime ulaşmış bir mail, buyrun:

    "merhaba efendim.

    (diyarbakir) dicle universitesi öğrencisiyim.adım ..... bu mesajı olayları
    anlatmakta çaresiz kaldığımız için size yazıyorum.çünkü sesimizi korkmadan
    duyurabileceğimiz pek fazla insan kalmadı.

    konuya gelince:

    2 gündür diyarbakır'da çıkan olayları az-çok duymuş ya da takip
    etmişsinizdir.
    soruyorum diyarbakır ili hangi ülkeye bağlı!?
    hangi
    ülkenin sınırlarında?

    bu uni. ye geleli yıllar oldu ama hemen hergün (abartısız)devlet aleyhine,
    bölücübaşı terörist abdullah öcalan lehine eylemler, forumlar yapılmasın,
    bildiriler okunmasın...fakültelerin ortak bahcesinde satılan apo posterli,
    kürtce yazılı bölücü dergileri satılması da cabası...tabi bunlara
    tuvaletlerdeki ''türk, türkçü, türkçe giremez'' vs gibi sayısız yazıların
    varlığını da ekleyecek olursak varın siz durumun ciddiyetini düşünün.

    ve ilginçtir bunları yapan sözüm ona öğrencilerin büyük kısmını cümle alem
    artık biliyor, tanıyor. çoğu defalarca hapse girmiş, çıkmış kişiler ve üni.
    yönetimince (nasıl yonetimse artık) hiçbir şekilde cezalandırılmamış
    ınsanlar...ve son olaylarda da yine bu insanlar başı çekiyorlardı.
    afedersiniz ama azdılar demek daha doğru gelecek sanırım.

    2 gündür diyarbakır da şehir
    merkezinden tutun, koşuyolu, bağlar, kuruçeşme
    ve daha birçok semtte birçok noktada devlet aleyhine gösteriler
    düzenleniyor. ne var canım bunlar doğal hali diyarbakır'ın demeyin.çünkü
    bunlar gösteri boyutunu aşmış durumda. hiç birşeyi göstermeyen medya dahi
    sokaklarda polis-provokatör çatışmasını defalarca verdi (bu sadece
    gösterilen kısmı). şehir şu an da ruh gibi. emniyet binalarının camları
    inmiş, bankalar yakılmış, okullar, sağlık ocakları, karakollar basılmış,
    otobüs durakları darmadagın, yollardaki tabelalara kadar saldırılmış
    durumda.(nasıl bir demokrasi arayışıdır ki devletimizin onlara sundugu bu
    imkanlara saldıracak kadar küstahça!)

    saat 20.00 sularında dışarı çıktım ve eski ohal zamanındaki görüntüden pek
    de farklı bir görüntüye rastlayamadım. sokaklarda sadece panzerler, emniyet
    birim elemanları ve ara ara çatışan
    göstericiler var.bir polisin uyarısı
    üzerine hemen koşarcasına eve dönmek zorunda kaldık.

    olayın bizi en üzen yanı ise bugün kampüse sıçrayan olaylardı.üniversite
    polisinin şehirde görevde olmasını fırsat bilerek ''şehit namırın, biji
    serok apo'' şeklinde sloganlar eşliğinde yuzlerinde maskelerle bir kısmı
    zaten belli olan ve onlara katılan pkk sempatizanları once fen-edeb/diş
    hekimliği fakultelerinin ortak bahçesinde toplandılar. sonra
    fen-edeb.fak'ni
    bastılar. tehditler ve sloganlarla bütün ögrencileri zor kullanarak dışarı
    cıkardılar. daha sonra bizim fakültemiz olan tıp fakültesine baskın
    yaptılar
    ve yine aynı sekilde derslikleri ve kütüphaneyi boşalttırdılar. karşı
    koymayı denedikse de 1-2 kişinin böyle kudurmuş bir grup karşısında ne
    kadar
    sözü geçer varın siz hesab edin...mecburen çıktık. ve sonra diş hek. ordan
    da mimarlık
    sırasıyla bütün fakülteleri boşalttırdılar ve hiçbirimiz derse
    giremedik. çok sayıda arkadaşımız da mağdur oldu ama kimsenin gücü yetmedi
    bunlara.

    nereden cüret edebiliyorlar bilmiyorum ama şöyle bir tehdit eklediler ''
    yarın okula gelmeyeceksiniz! gelenleri cezalandıracagız!'' şu anda bütün
    öğrenci arkadaşlarımız tedirgin ve korkmuş durumda.okula
    gidemiyoruz.(başkasının derdi nedir bilemem ama bizler okumak için
    memleketlerimizden kalkıp buraya geldik ama durum işte yukarda anlattıgım
    gibiyken nasıl bunu başarabileceğiz varın tahmin edin) biz yarın yine de
    derse gidebilmeye çalışacağız ama sonuç ne olur kestiremiyoruz...

    olay anında bazı tv kanallarını aramayı denedikse de ilgilenen
    olmadı.üniversitedeki bu olaylardan şu saat itibarıyle hala hiçbir kanal,
    gazete vs. yayın organı tek kelime bile söz etmedi. bu nedenle sizlere

    başvurmayı daha uygun gördük. lütfen, allah rızası için bu cağrıyı duyun,
    duyurun. burası neresi? biz nasıl bir yerdeyiz? biz de anlayalım milletimiz
    de anlasın. demokrasi, kardeşlik palavrasını atanlarda görsün.

    kimseyle bir zorumuz yok.bari okuma hakkımıza mani olmasınlar. lütfen!türk
    gençleri olarak bizleri sokaklara dökülmek zorunda bırakmasınlar!

    ilginiz için şimdiden teşekkür ederim.

    not:yazımda dılbılgısı ve ımla kuralları pek uygun olmamış olabılır ama
    bugun yaşadıgımız stresten sonra bunu anlayısla karsılayacagınza
    ınanıyorum.

    iyı calısmalar.basarılar""