şükela:  tümü | bugün
  • önemli eserleri ,psikolojizmde yargi ögretisi:mantiga elestirel-olumlu katki-1914,duns scotusun kategori ve anlam teorisi-1916,varlik ve zaman-1927,metafizik nedir?-1926,kant ve metafizik sorunu-1926,höldergin ve siirin neligi- 1936,orman yollari-1950,metafizige giris-1953,nedir bu felsefe?-1956,özdeslik ve ayrim-1957,dil yolunda- 1959,nietzche-1961,varlik tarihi olarak metafizik-1961.
  • (bkz: hayde gel)
  • hannah arendt'in sevgilisi olup, bu yüzden hem karısıyla hem de nazi yönetimiyle arası açılan filozof.
  • üniversitenin kabul edebileceği türden bir nietzche, der gadamer.
  • "dil varlığın evidir" diyerek dil felsefesine yeni bir boyut kazandırmış, dili bir bilinç olgusu, yani bir bilgi sorunu olarak değil, varoluşsal bir olgu olarak incelemiş olan düşünür.
  • "eğer, ölümün her an ve her yerden gelebileceğini kabul edersem, bencilliğimden gelen şimdi ve burada ya ilişkin tembelliğim kaybolur."
  • dil merkezli felsefesiyle gonullerde taht kurmus abimiz. (bkz: turk usulu felsefe)
  • sein und zeit'ine ba$lanmadan stephen mulhall'in alakali rehber kitabiyla yola cikmak kolayla$tirabilir galiba. kitabin adi da tahmin edilecegi gibi: "heidegger ve 'varlik ve zaman'"
  • (bkz: heidegger)
  • kant ve hegel'in 19.yy dusuncesine yaptigini, nietzsche ile birlikte 20.yy dusuncesine yapmis filozoftur herhalde. kazandigi dost kadar dusmani olmus, batili kafalarin kolay kolay basmayacagi siradisi mudahaleler yaptigindan sikca yanlis anlasilmis, topyekun savas actigi bati metafiziginin yerine "aha budur" diye bir felsefi sistem koymadigindan bir suru baska egilim tarafindan keyfi okumalara tabi tutulmus bir alman'dir.

    dogru sorular sormakla beraber, icinde kok saldigi ve cicek verdigi toprakta, yani donemin (1900'un baslarindan hitler'in iktidara geldigi 1933'e kadarki donem) anti-liberal, anti-komunist, koylucu ve mukadderatci akademik ortamindaki arizalar yuzunden heidegger cok ciddi politik hatalar yapmis, dusuncesine acmazlar ve tutarsizliklar girmistir. lakin, buyuk adamlar buyuk yanlislar yaparlar, heidegger'in yanlislari da ogreticidir. zaten, 50 sene boyunca yazip cizen birinin tutarsizliklara garkolmamasi mumkun mudur?

    keske derim bazen, marx'i daha yakindan okusaydi. "hegel'in hukuk felsefesinin elestirisine katki"ya 1844'te yazdigi onsozde marx soyle yazar: "almanya'nin pratikte mumkun olan tek ozgurlesmesi su insani insan icin en yuce varlik kilan kuramdan kurtulmaktir. ... bugun almanya'da, butun kolelik formlarini ortadan kaldirmadan tek bir kolelik formundan bile kurtulmak mumkun degildir. ... almanya'nin kurtulusunun beyni felsefe, kalbi de proletaryadir. felsefe proletaryanin asilmasi [aufhebung] tamamlanmadan kendini gerceklestiremez, ve proletarya da felsefe kendini gerceklestirmeden [verwirklichung] kendini asamaz. butun ic sartlar uygun oldugunda alman ayaklanmasinin safagi, galya horozunun otusuyle mujdelenecektir."

    heidegger insan varligini dert edinirken bunun derin kolektif ve siyasi anlamlari konusunda yanilmisti kanimca. zaten buz gibi, patavatsiz ve zor iletisim kurabilen biriydi, lukacs'in aktardigina gore "tam bir koylu" idi, almanya'nin kurtulusunu nazi hareketinde buldugunu sandi bir sure. sonradan pisman oldugu, ama dusuncesinde derin etkileri olan bir karardi 1930'larda verdigi.

    durusundaki etik-politik arizalara ragmen, sokrat-sonrasi felsefe uzerine en meydan okuyucu, en radikal sorulari sorar. bunlari sorarkenki stili, bizim asina oldugumuz edebi/siirsel bir "muhabbet", bir "dertlesme" formundadir, bu yuzden "heidegger'i ozetlemek" neredeyse imkansizdir.

    fani olmak, der, varligimizin tanimlayici momentidir; kisitli algi dunyalarina firlatilmisizdir irademiz disinda, bu dunyalarimiz da her zaman olume-dogru-olus (sein zum tode) tarafindan sekillenir. bu kisitli anlamlilik erisebilecegimiz gercekligi kurar. martin dedeye gore kendimizin ve dunyamizin bu sinirliligini unutmusuzdur, bu unutkanlik nihilizm ile sonuclanir. dedemizin felsefi cabalarinin cogu, aritotle ve plato ile dusunme sureclerine musallat edilen metafizikten kurtulmaya calismak, boylece ustu kalin kalin ortulmus, unutturulmus, seylerle ve insanlarla hemhal olabilmemizi daha cok mumkun kilacak bir "varlik" anlayisini kurtarmak ve onumuze, teknolojik bugunumuze bir "dert" olarak koymaktir. bunun odenecek bedeli, tabii, kim ve nerede oldugumuz sorusu ile kafa tokusturdugumuzda, kendimizi aldatmayi sona erdirdigimizde, kendimizi soguk, karanlik ve tedirginlik verici bir diyarda bulacagimizdir.

    yine de, bu menzile ulasana kadar yapilacak cok is oldugundan, heidegger asla bir solipsist ve pesimist degildir. insan varligini (dasein) deliler gibi sorusturmaya devam etmek, boylece genel olarak varligin daha ufuk acici anlamlandirmalarina ulasmaya calismak gerekir.

    bu meyanda, bir entite ile o entitenin varligini birbirinden ayirir ("ontolojik farklilik"). bir entitenin varligi onun insan deneyimi icindeki anlamli bulunusudur (presence). "varlik" (being) ise "-dir" olmakla, ingilizce ifadesiyle "is" olmakla ilgilidir - bir sey ne-dir, nasil-dir, ve o seyin "bir sey-dir" olmasi ile ilgilidir. insan denen entite (dasein) ise, diger seylerden, o seylerin varliginin farkinda olmasiyla ayrilir. dasein zamana dair bir varliktir, kronolojik degil de varolussal olarak: dasein kendi gelecegine dogru ayakta durur (ek-sist, stand-out), bu yuzden olume-dogru-olus halindedir, o son momente dogru gider.

    bu gidisat esnasinda dasein'in ayricaligi diger varliklari acmak, aciga cikarmak, ifsa edebilmektir; lakin metafizik denen illet yuzunden insanlar entitelerin varligini ancak yarim yamalak, soylemsel bir sekilde kavrayabilmektedirler, aciga cikarmanin gizlerini unutmuslardir coktan*. buna heidegger "varligin ifsaatinin unutkanligi" der. bu unutkanlik, insanlarin dunyaya "dusmuslugunun" ve metafizigin tarihinin tanimlayici halidir. sonucta ihtiyarin cagrisi, dasein'in sonlulugu ve zamansalliginin, ve seylerin dasein'a kendilerini acmalarinin ayirdina radikal bir sekilde varalim, varligimiz otantik olarak kendini bulsun gibi bir seydir.

    varlikla ilgili benzer tasalar ve dertler asik veysel'de, orhan gencebay'da ve tasavvuf geleneginde de bulunabilir. heidegger'in siirle, mistisizmle ve hristiyanlik-oncesi doga tahayyulleriyle bir rabitasi oldugundan kendisini hayli gizemci bulanlar, felsefesini "mantiksal ispata degil, vahye dayali aciklama" diye ozetleyenler de vardir.