şükela:  tümü | bugün
  • korkunç bir gerçeği açıklamak zorundayım, peşinen özür dilerim: "marty kızarmışadam".
  • hayatını gitara vermiş bi çok ünlü gitaristi çalışmış biri olarak söylüyorum ki en iyi rock gitaristidir.

    burdaki en iyi kıstası "en güzel cümleleri kurmak" tır. diğer biçok rock gitaristi kendini ve diğer rock gitaristlerini sürekli ama sürekli tekrar eder. örnek: kirk hammet. tüm soloları birbirinin aynısının sırası değişmiş halidir. baraba baraba baraba baraba baaa . peh. gerçekten dehşet bi gitarist olan zakk wylde da keza öyle.

    marty gitar dünyasının shakespeare idir. öyle cümleler kurar ki aşık olursunuz, mest olursunuz . ve aynı shakespeare gibi daha önce hiç kullanılmamış kelimeleri icat eder ve onu dehşet bir cümle bütünlüğü ve etkileyici ifade ile kompozisyonuna yedirir.

    marty notalarla yazdığı şiirlerinde sınıfın tüm kızlarını hayran bırakan bir romantiktir. klasik armoni ona yetmez.
  • kıvırcık bu sefer twitter sayfasından güldürmüştür.

    "sometimes even now, i still step outside my house and think, "holy shit-i actually live in japan!!" "
  • megadeth'ten ayrılma sebebini açıklamış.

    soru: megadeth’ten ayrılma sebebiniz grubun yeterince sert olmaması mıydı?

    marty'nin cevap:

    "evet doğru. kesinlikle doğru, evet. ben 2000 yılının başlarında ayrıldım ama ayrılacağımı grup elemanlarına 1999'un ortalarında söylemiştim. ben 2000 yılında ayrıldım ve o sıralarda ortalıkta olan her grup bizden 1.000 kat daha agresif müzik yapıyordu. o sıralarda korn, marylin manson ve limp bizkit bile bizden çok daha sert müzikler yapıyorlardı, bizse cılız ve ufak bir sound’la takılmaya devam ediyorduk. yaptığımız müzik bana eski ve fazlasıyla geleneksel geliyordu. bunda kötü bir taraf yok elbet, heavy metal seven pek çok insan bu geleneksel sound’dan hoşlanıyor ve değişmesini de istemiyor. bu konuda grup içinde konuştuk ve akabinde o kadar ufak detayları değiştirdiler ki, benim de tepem attı. tamam, sert olmak istenmemesini anlıyorum, ancak "megadeth" gibi bir isminiz varsa ve etraftaki tüm gruplar o devasa, tehditkâr sound’larıyla sizi ezip geçiyorlarsa, sizden çok daha sert ve agresif müzik yapıyorlarsa, bunda bir sorun vardır. “ikisinden birinde karar kılalım! ya deli gibi sertleşelim, ya da daha piyasa bir sound’a gidelim. ikisinin ortası olmaz. şu anda ikisinin ortasındayız ve olmamız gerekenden çok daha az biliniyoruz. grubumuzdaki 4 kişide de çok daha fazlasını yapabilecek potansiyel var. gelin, bu geleneksel heavy metal grubu olgusuyla sınırlı kalmayalım” dedim. ancak onlar bunu istemiyorlar, oldukları gibi kalmayı seçiyorlardı. ayrılığımın tek sebebi de bu müzikal konulardaki çatışmalardı, kişisel hiçbir sorun yoktu. etrafıma bakıyor ve bir sürü agresif grup görüyordum. ben agresif müziği çok severim, ancak gerçekten çok agresif olması kaydıyla. mesela şimdi decapitated veya o tarz gruplar dinliyorum ve düşünüyorum ki, o gün megadeth’le yaptığımız şeylerdense, decapitated ve benzerleri düzeyde ekstrem şeyler yapmayı tercih ederdim. megadeth’e ilk girdiğimde yeterli agresiflikte şeyler yaptık, ama 1-2 albüm sonra bahsettiğim o ara alana girdik. müzik bir yarışma değil, biliyorum; ama etrafımızdaki bir sürü grubun, bizim daha iyi yapabileceğimiz bir şeyi yapıyor olmasından ve bizim de öylece arada kalmış şeyler yapıyor olmamızdan sıkılmıştım. çok daha fazlasını yapabilecekken neden hep o seksen dönemi orta tempo thrash/heavy metal alanında kaldığımızı hâlâ bilmiyorum. ayrıldığım sırada da tek derdim buydu, inanın ki buydu."
  • rust in peace albüm kayıtlarında gitarıyla miraca çıktığı söylenen muhterem zat.
  • tur otobüsüyle durdukları benzincide unutulan dünya yıldızıdır. organizatörün dvk forumdaki mesajını aynen alıntılıyorum:

    "benzincide unutma olayına bir açıklık getireyim de adımız kötü organizatöre çıkmasın :)

    izmir konseri de bitti, duşlar alındı falan yola çıktık gidiyoruz. yataklı turne otobüsünün biri alman (matthias) biri ingiliz (john) şoförü var (bu arada john'un bir aksanı var, adam konuşurken bbc'de belgesel izliyor gibi hissediyordum kendimi). sabah 10-11 gibiydi, bütün ekip kıçlarında pireler uçuşarak uyuyordu, otobüsü matthias sürüyordu, john ve ben de geyik yapıyorduk, 1 saniye susmamacasına.

    neyse, bir benzin istasyonuna girdik, fakat bunlarda bulunan özel bir kredi kartı vardı (dkv mi ne), o orda geçmiyordu, o zaman başka istasyona gidelim dedik. o sırada marty friedman yataktan kalktı, nerede olduğumuzu sordu. ben de "benzin istasyonundayız ama kart burada geçmediğinden bir başka benzin istasyonuna gideceğiz" dedim. o da "ok" dedi ve otobüsün arka tarafına geçti. biz de bastık gidiyoruz, geyik yine muhteşem. 2. dünya savaşından romanya orospularına herşey konuşuldu, sanırım ayvalık falan o taraflardaydık, yanımızdan bir murat 124 veya 131 korna basarak geçmeye çalıştı. ilk başta yol istiyor sandık, ama hala daat daaat basıyor herif. pencereden biri bakıyordu, matthias "ya bu bizim gitar teknisyenine amma benziyor" dedi. biz de evet ya, baya benziyor diye onayladık. sonra john, "sanırım o zaten" dediği anda, gitar teknisyeninin yanındaki uzun kıvırcık saçlı adamı farkettik!!! üçümüz birden anıra anıra gülmeye başladık, araba da önümüze geçti, bir ara marty'nin kafasını bize çevirip bize baktığını gördük. tabi o an toparlandık biraz, zira sinirli bir ifadeydi.

    arabdan indi, şoförle sarıldılar, sonra "şu adama biraz para ver" dedi, bir 20lik sıkıştırdım eline.

    marty "ben size demedim mi tuvalete gidiyorum" diye dedi "yok be abi, demedin" dedik. sonrasında 1 saat boyunca olayı sorgulamaya devam ettik ama marty gerçekten de bize demedi tuvalete gideceğini. arka kapıdan inmiş adam. gitar teknisyeni de peşinden inmiş. tuvaletten çıktıklarında bizi göremeyince benzinciyle çat pat, tarzanca anlaşıp adamı kafalamışlar bizi yakalatmaya :)

    ama sonrasında çanakkale feribotunda olayın sağlam geyiği döndü, marty friedman artık olaya kahkahalarla gülüyordu, sorun halloldu yani :d"
  • facebook sayfasından soma'daki kaza ile ilgili acımıza ortak olmuş gitarcı:

    "ı`ve just heard about the mining disaster in turkey, and ı want to send my respect, love and prayers to all the victims, their families and all involved. ı have such fond memories of turkey and its people."
  • bir dönem sözlükçülerin aslında demek istedikleri başlığı pek popülerdi. aynı başlığı redneck'lerin aslında demek istedikleri diye açarsak, mustaine kendisi hakkında aslında şunları demek istemektedir: "bunca yıllık müzisyenlik kariyerimde ortaya speed metal symphony'nin yanına yaklaşacak bir şey koyamadım, her konserimde çaldığım a tout le monde bile bir be'nin, bir novocaine kiss'in, bir corason del santiago'nun ve daha nicelerinin yanında üç kere pat pat üç kere pıt pıt yüzünü mesh et gibi kaldı. yıllarca bu herifin sololarını hakkını vererek atacak bir adam aradık, en sonunda birini* bulduk ama onunla da çıkardığımız en kıllı iş head crusher, gerisini varın siz düşünün. adam megadeth'e gelmeseydi, benzersiz armoni anlayışını, doğu melodilerini ve kemikten sinirden arınmış olağanüstü lezzetli virtüözitesini getirmeseydi, grubum bırakın adam yerine konup the big four'un içinde anılmayı, ancak bay area tayfası ile karşılaştırılabilirdi. dur hazır monoteist/evangelist olmuşken marty'i esirgeyen ve bir dönem bana bağışlayan yaradana bol bol dua edeyim, işte ediyorum: ..."

    bir de bu ve yancısı (ellefson) marty'i ilk dinlediklerinde "hiç fena değil" demişler. hadi mustaine'in iki kaşık hatırı var da sen kimsin yarraam.
  • 24 mayıs 2011 tarihinde ege üniversitesi fen fakültesi konferans salonunda atölye ve söyleşi gerçekleştiren gitarist. yüksek topuklu komik çizmelerinden birini giymişti yine. 3 şarkı ve bir süre doğaçlama çalmasının yanısıra farklı mevzulardan sorulara yanıt verdi. biraz megadeth çalmasını isteyen bir genci "nerdeyse 20 yıldır çalmıyorum. siz o şarkıları çok iyi biliyorsunuz, ben şimdi madara olmak istemem. gel sen çal." diyerek sahneye aldı. en çok güldüğüm şey ise henüz başlarda "what are your favorite rock bands?" tarzı bir soruyu yanlış anlayıp "lap dance?" dedikten sonra düzeltilince gülerek "i prefer lap dance to rock bands." tadında cevaplaması oldu. velhasıl güzel bir sohbet oldu.
  • japonya'daki felaket mağdurlarına yardım amacıyla megadeth döneminde albüm kayıtlarında-konserlerde çaldığı bütün gitarlarını satışa çıkarmış. bu satıştan elde edeceği gelirin tamamı da yardım için kullanılacakmış.
    herif klas abi, helal.