şükela:  tümü | bugün
  • "yemek masasından kalkınca oturduğu sandalyeyi masaya yaklaştırıp düzgünce bıraktıktan sonra ortamı terk eden kadın" olacaktı. sığmadı.

    böyle bir kadına denk gelme ihtimali, istanbul'da, yolcusu olduğu halde yaya geçidinde yayaya yol veren bir taksi şoförüne denk gelme ihtimalinden daha zayıf. bu bir asillik göstergesi mi. masadan kalktığı gibi, sandalyesini rastgele savurarak kenara doğru? ne bileyim. keşke olmasa tabii. nasılsa peşini toplayan centilmen bir erkek var diye mi. gerçekten bilemiyorum. sırf bu kadnlara denk gelmemek için ömrümün sonuna kadar esnaf lokantalarından yemek yiyebilirim. su beleş diye değil inanın.
  • sevdiğim kadındır. ben'imdir.

    ister şirket yemekhanesinde olsun ister dışarıda herhangi bir restoran ya da kafede olsun; insanların masadan kalktığında sandalyelerini düzgünce bırakmamalarını çok ayıp buluyorum.

    dışardan bakınca üstünde başında son derece pahalı markalı kıyafetler, ellerinde son model teknolojik telefonlar, iyi kötü herhangi bir üniversiteyi bitirmiş olup da (üniversite bitirmemiş de olabilir, çok önemli değil); tam tersi istikamette hareket edip o kadarcık görgü ve medeniyetten bile bu kadar yoksun olmalarına da çok şaşırıyorum.
    ("görüntü var sesi yok" daha doğrusu.)

    "fast food" restoranlarda insanların salak ve aptal bakışları altında tepsimi çöpe doğru götürüp boşaltarak diğer tepsilerin üstüne koymaya bayılıyorum. nasıl da bir yaratık görmüş gibi bakıyorlar. ne kadan da acayip bir şey yapıyorum.. eskiden daha çok kişi böyle yapardı.
  • kadını erkeğini geç.
    masadan kalkınca sandalyesini düzeltmeyen insan, zihinsel olarak id noktasında kalmıştır. ya da o kadar gelişmiştir ki; bunu kasıtlı yapıyordur. siz artık o ayırımı duruma göre yaparsınız.