şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
  • ben bu yarışmadaki israf ve hijyen kavramlarını bir türlü anlayabilmiş değilim. tamam kurgu murgu da, biz de gerizekalı değiliz.

    daha 1-2 hafta önce "çöplerde bir gram yenilebilir malzeme olmayacağğk, yakarızz" diye yarışmacı azarlıyorlardı. maydanozun yapraklarını kullanıp saplarını çöpe atan, soğanın kabuğundan ayrılmayan en dış katmanını soyan adamlar "yenilebilir malzemeyi çöpe attı" diye dünyanın fırçasını yiyordu.

    bugün şef paşa diyor ki "yere düşen çiğ proteinin gideceği tek yer çöp tenekesi". hadi yıkamasından tatmin olmadın, düdüklü tencerede 150 derecede pişmesinden de tatmin olmadın, dese ki yere değen kısmını kesip at, kalanını kurtar, o da yok. maydanoz sapına kıyamayan herif, kaymak gibi etin çöpe atılması gerektiğini söylüyor. lan bari sosyal sorumluluk gereği "çöp tenekesi" deme de "hayvan barınağı" falan de. en azından çöpe gitmesi gereken yenilebilir malzemelerin sokak hayvanlarına falan verildiğini öğrenelim.

    dün de aynı şekilde. yere düşen patatesi alıp tezgahın kenarına koydular diye dünyanın fırçasını atıp ceza verdiler. takım arkadaşları da "biz mustafa'ya o patatesi kullanma dedik, çöpe at, yeni patates kullan dedik, bizi dinlemedi" diyor. şeflerin yanında diyorlar bunu. şefler de patates sadece yere düştü diye çöpe atılmasını isteyen yarışmacılara hak veriyorlar, patatesi çöpe atmayıp tezgahın kullanılmayan kenarında bekleten ve sonra yıkayan yarışmacıya hijyen cezası veriyorlar. hani ne oldu israf?

    dünkü bayrak yarışı gibi olan yarışmada bütün yarışmacılar o yukarıdaki demir parmaklıkları avuçladıktan sonra gelip ellerini köftenin içine soktu. yarışmacıların alayı yumurtanın sarısıyla beyazını elleriyle ayırıyor, her haltın içine çıplak ellerini sokarak yemek hazırlıyorlar. tamam belki profesyonel mutfakta eldiven kullanılmaz, çıplak elle çalışılır da, envayi çeşit bakteri bulunan ellerini daldırdığın ortamda da yere düştükten sonra yıkanan, ardından da yüksek sıcaklıkta pişirilen gıdalara da boka düşmüş muamelesi yapılması bana çok saçma geliyor. bilmiyorum profesyonel mutfaklarda durum nasıldır. stüdyonun her yerine elle, demirleri avuçla, paspasa süpürgeye elle, sonra gel o ellerle yemek yap, ağzına soktuğun kaşığı boş suyla çalkalayıp geri yemeğe daldır. hiçbiri sıkıntı değil, ama yere düşen patatesi tezgahın kullanılmayan kenarına ayırıp sonra da yıkayıp kullanan adama, eti yerden alıp bir güzel yıkayıp sonra da yüksek sıcaklıkta pişiren adama hijyen diye ceza ver.

    olum o danaların kesildiği mezbahalardan haberiniz mi yok? adam steril ameliyathanede boğazlamadı o danayı. kimbilir nasıl bir ortamdan geldi o et. azıcık yere değdi diye ne olacak lan? patates dediğin toprağın altında çamurun içinde yetişiyor. parkenin üstüne düşse ne olacak? yıkarsın geçer. niye çöpe atılması lazım?

    he bir de aklıma geldi. yere dökülen patates kabuklarını almak için şef dedi ki "paspas al gel temizle şunları". ben zannettim ki süpürge faraş falan getirecek. ama gitti mop alıp geldi. allahaşkına o nasıl mop'muş öyle, yerdeki patates kabuğunu alıyor? adam bildiğin kabukları mop'la tezgahın altına iteledi, bunun da adı temizlik oldu. kağıt havluyla yerden toplasa, ona da geçen hafta ceza vermişlerdi.

    ayrıca benim maydanoz sapından, soğanın kabuğundan çok o tabaklarda kalan yemekler içimi acıtıyor. hadi servis tabağında hazırlanıp tabağa porsiyonlanan yemekleri çekimden sonra çekim ekibi de yiyordur. peki porsiyon halinde şeflere tattırılan onca yemek? her tabaktan birer çatal alınıp bırakılıyor, hatta bazı tabaklara 2-3 sefer çatal kaşık daldırılıyor. ne oluyor o tabakta kalan değerli gıdalar? çekim ekibi sizin tabakta kalan artıklarınızı mı yiyor? ya da geçen sezon dile getirildiği gibi (bu sene hiç öyle bir şeyden bahsedilmedi) artıklar hayvan barınaklarına mı gönderiliyor? hadi etler, tavuklar, balıklar, pilavlar falan hayvanlara gidiyor, o acılı, ekşili salataları, çikolatalı brownie'leri, tiramisu'ları falan da mi hayvanlara yedireceksiniz? ne oluyor o mis gibi yemekler? al sana israf işte. "ne kadar duyarlıyız" ayağına maydanoz sapını gözümüze sok, sonra onca artan yemeğe ne olduğundan hiç bahsetme.

    manyak mısınız lan siz?
  • “jürinin seçtiğini sorgulayabilecek kim var?” işte bu ülkenin bu noktaya gelmesini çok güzel açıklar bu cümle.

    kimsenin eleştiri kabul etmemesi, bulunduğu noktayı tahtmış gibi görmesi, alttan gelen ve sözde yetiştirmeleri gereken insanlara iş öğretmek yerine pislik muamelesi yapması ve olur da o zavallılar bir hata fark ederse buna fazlasıyla pişman edilmesi.

    türkler iş ahlakları ve başarıları ile bilinmiyorsa, olanaklarına rağmen dünya devlerinden olamamışsa sebebi tam da bu zihniyettir.
  • hakan’la eslem arasında bişey varsa eğer hakan program bittiğinde tekmüğü koyar. eslem de tam kız yurdunda erkek arkadaşından ayrılıp, krize girip ambulans çağıracak tip var.
  • - mehmet fırında gergedan y*rr*ğı yedin mi?
    + onu da yedim şefim. hatta kendim yapıp yemişim. çok güzel olmuş. gergedan y*rr*ğı benden sorulur şefim. en güzel ben yaparım. her gün ilaç niyetine yarım kilo yerim şefim.
  • bu mehmet şef'in ne yapmak istediğini az çok anlayabiliyorum. sonuçta reyting savaşı. yarışmaya sürekli negatif veren, azarlayan aksi bir jüri lazımdı, o görevi yapıyor. gerçek hayatında çalıştığı mutfakta da böyle olabilir fakat burada yerli yersiz atarlanmalar, gayet düzgün yapılmış yemeğe ağız burun eğmeler... tamam, türk televizyonlarında beklenen bir şey bu, olabilir.

    fakat bu adam kimdir, nedir, nasıl şef olmuştur anlayabilmiş değilim. yok çok ünlüymüş, yok büyük mutfaklarda çalışmış, yok olimpiyatlarda ödül almış. tamam da yani ben niyeyse bunu hiç hissedemiyorum. bolulu herhangi bir "esnaf lohantası" aşçısından farkı yok gözümde. kızması, atarlanması, sürekli negatif olması falan bir tarafa da, böyle bir kariyere sahip adam nasıl kendini böyle rezil ediyor onu anlamış değilim. eline senaryo yazılıp bunu oynayacaksın dense bile "s.ktir lan ben koskoca şefim, bu salak senaryoyu oynamak yerine çeker giderim" falan da demiyor.

    bakla çorbası muhabbetinden zaten ayar olmuştum kendisine. yeteri kadar konuşuldu, tekrar aynı şeyleri yazmanın anlamı yok. ama dün akşam iyice tilt etti yahu.

    neymiş, kağıt havlu ile yerleri siliyormuş. dikkat edin, havluyu fazla kullanıp israf etti diye değil, yerleri havlu ile sildi diye kızdı. çünkü "sen evde de mi yerleri havluyla silersin" gibi bir laf etti. e evet lan, ben evde de yere dökülen, elektrik süpürgesini çıkarmaya değmeyecek kadar az miktarda kırıntılı şeyleri hafif nemlendirdiğim kağıt havlu ile alıyorum. mesela maydanoz kıyarken veya ekmek keserken yere 3-5 kırıntı dökülürse onu ne viledayla alabilirsin, ne iki pinçik maydanoz veya ekmek kırıntısı için koca elektrik süpürgesi çıkarırsın. alır kağıt havluyu hafif ıslatır, yerdeki maydanozu, kırıntıyı silerek alır atarsın.

    hadi bunu da geçtim, o da reyting için kurgu icabı olsun. eyvallah.

    kırmızı takım yaptıkları yemekleri anlatıyor.

    kaptan: iki mantarlı bir çorba yaptık, içine şunu bunu koyduk.
    memo: bu daha çok mantar carpaccio gibi olmuş.
    (tekli röportaj vtr'si giriyor, çorbayı yapan f. batuhan isimli yarışmacı konuşuyor)
    f. batuhan: ben onu yaparken biraz gazpacho'dan esinlendim.

    https://youtu.be/j8h-muvsc24?t=236

    ulan carpaccio neee, gazpacho ne. hani nooldu onca kariyer, olimpiyat falan? üç günlük yarışmacı doğrusunu bilip söylüyor, beriki orda "humus nohut demektir, nohut yoksa humus denmez" diye bilmişlik yapıyor, koskoca şef soğuk bir ispanyol çorbası olan gazpacho'ya benzettiği yemeğe, bir italyan et yemeği olan carpaccio diyor. te allam ya.

    yemekler tadılıyor, sonuç açıklanıyor, yemeklerden bahsederken:

    memo: kırmızı takımın enginarı muhteşem olmuş. yağıyla limonuyla çok keyifl...
    enginarı yapan yarışmacı eda: portakal suyu şefim.

    oha lan, sen daha yemeğin içindekinin limon mu portakal mı olduğunu anlayamıyorsun, affedersin ne zkime yemek tadıyorsun orada?

    mevzu tekrar çorbaya geliyor.

    memo: biz bunu kokteyllerde davetlerde mantar kapuçino olarak...

    gazpacho önce carpaccio oldu, sonra da kapuçino oldu amk.

    muhtemelen memo daha önce gazpacho diye bir şeyi hiç duymadı. danilo da bunun kulağına fısıldayıp "gazpacho de gazpacho de, gazpacho'ya benziyor" diye kopya verdi. bu da kopyayı anlamadı. başka bir açıklama getiremiyorum zira.

    hayır program canlı falan da değil. desenize orda "kestiiik. ulan mehmet şefim kapuçino değil, gazpacho diyceksin" diyip adama öğretip baştan çekin bari. hiç olmadı kesin atın lan orasını.

    normalde takılmam. şive derim, bilemedi derim, yanlış telaffuz etti insan hali derim. ama böyle her boku ben bilirim havalarında artistlenirsen, kağıdı kalemi elime alıp oturur bütün hatalarını not eder, buraya da yazarım.
  • acun buraları okuduğunu biliyoruz.
    olmamış bu yarışma. u.s.- uk- canada versiyonlarının her bölümünü izledim. hiç bu kadar boş yapılan bir bölüm izlemedim. jüri kendini yüceltmeye gelmiş oraya. özellikle mehmet şef. ulan ben o kadar boş azarı babamdan veya patronumdan yemedim. kız açıklama istedi, etmedin. elinden geldiğince yapmış ne boş yapıyorsun olmamış, öyle değil böyle yapman lazımdı de geç. bakla çorbasıymış. bakla çorbası ne la? bir de vazgeçilmez türk mutfağının en sevilen çorbası diye zırvalıyor. mercimek veya işkembe çorbası sanki. kaç saattir izliyorum. yemeğin daha y si yok. tadına bakmadan 10 saat zırva yaptılar. sonra tadına bakıp yorum yapmıyorlar. acun her program kavga izleterek milleti germe ulan. yemek yapsınlar biraz bırak da.

    edit: 32 tane kuzenim var, whatsapp gruplarımız var. almanya’da yaşayanıda var, karadeniz’de yaşayanıda var, doğu anadolu’da yaşayanı da var. kimsenin bakla çorbasının ne olduğundan haberi yok. çok pis ayar oldum şu an sözlük. lan memo, yarın bir restoranına gidiyorum, bakla çorbası içeceğim. eğer yoksa, veya varsa da 3 saat anlattığın gibi değilse, olay çıkarmazsam ne olayım. müşteri her zaman haklıdır. o çorbayı içeceğim amk
  • gözlemeci naciye abla dedikleri şahsın mütevazi ve mahçup başlayıp gücü eline alınca kendini beğenmiş bir şova kalkışması anadolu insanını özetlemektedir.

    ablacım türkiye’nin her yerinde gayet güzel yapılan bir gözlemeyi ne büyüttün ya. sanki senin yaptığın gözlemeler şaheser de diğer ablalarınki hamur.

    ulan gözlemeye bu kadar anlam yükleneceği aklıma gelmezdi.
  • acun masterchef türkiye’yi getirmiş ama yarışmacı kızlardan biri daha önce yemekteyiz’de, ondan önce de yine tv8deki başka bi kıyafet yarışmasında yarışıyordu. sok sok gözümüze sok vasatlığa ne kadar prim verdiğimizi..
    al işte yine yemekteyizde yarışan ‘murat the koltukaltı teri’ de başka bir yarışmacı.
    çok mu zor popüler yüzleri çıkartmak yerine hayatında bir şansı hakeden birilerini alıp yarıştırmak.
    vasat olacağı şimdiden belli yeni tv8 yarışması.
  • entry'lerden anladığım kadarıyla ödülü türkiye'den siktir olup gitmek olan yarışma.
  • murat’ı göstermemek için kanal hayvan gibi çalışmış valla...

    bir maaş fazla versinler kurguyu yapana.