şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
3939 entry daha
  • minnoş mu minnoş bir açelya barındıran program. insanın sarılası geliyor ona. harika bir bölüm izledim gerilim yok gürültü yok. bir de açelya minnoşu var daha ne olsun.

    not;fakat yine de yakışıklıekinspor.
  • program sadece danilo zanna sefliginde cekilse ne kadar minnos olabilecegi bu aksamki bolumle ortaya cikmistir. adam turkiye’ye ilk geldiginde kendisine verilen ve manevi degerinin oldukca yuksek oldugunu da citlattigi chef ceketini hediye etti cemre’ye. nezaketine hayran kaldim. digerleri tadim yaptigi kasigi dahi vermez egosundan.

    edit:imla
  • bugün ilk kez denk geldiğim program. yemek programları izlemeyi severim * ancak bunu ilk defa izledim. daha önceden de aklıma gelen şeyi yine düşündüm, artık teknolojinin bize o yemeğin tadını vermesi lazım. nasıl yaparlar bilmiyorum ama bir gün inanıyorum ki nasıl kulağımızla duymamızla başlayan bu süreç izlememizle devam etti, sırada koklama tad alma ve hissetme de olacaktır.

    program hakkında da, usta şeflerin yani jürinin yarışmacılara yalandan sert davranmaya çalıştığı ço belli, ses yarışmalarında jüri yarışmacılara gerçekten sert ve ağır ithamlarda bulunabiliyorlar çünküsü onların genelde kalitesi zaten düşük oluyor. allah aşkına hadiseden, bülent ersoydan bahsediyorum, ama bu şefler kalite insanlar. program sorumlularının onlara "daha sert olun, daha ağır konuşun" talimatları bu adamlarda oturmuyor.
  • menemen yaptırılan şef yarışması mı olur allasen. tamamen bir şov programı ve buna göre değerlendirilmeli.
  • acun’dan ve acun’un programlarından nefret etmişimdir. ama masterchef’e bu hafta itibariyle sarmış bulunmaktayım... sanırım bu program daha gerçek geldiği için. çünkü baya emek veriyorlar ve her aşamasını ve tüm duygularını görebiliyoruz. ama keşke o teknikleri de seyirciyle daha net ve konu alarak paylaşsalarda bizde bir iki teknik öğrensek
  • coğrafya kaderdir sözünü bir kez daha acı bir şekilde hatırladığım program olmuştur dün.

    italyan şef yarışmacı kadına yaklaşır ve diyalog şöyle gelişir:

    şef: napacaksın hayatında bakalım?
    yarışmacı: yurtdışına gitmek istiyorum şef!
    şef: napacaksın restoran falan mı açacaksın?
    yarışmacı: açma değil de çalışmak için şefim.

    başkalarına sıradan bir cümle gibi gelebilir. ne var bunda denebilir ama benim yıllar yılı gözlemlediğim olayı özetledi diyalog.

    her anlamda üstünlüğüyle övünen biz türklerin gençlerine bakış açısı şu diyalogda yatıyor.

    2012'de bodrum'da otelde resepsiyonda çalıştım. 15-16-17 yaşındaki hollandalı, danimarkalı, ingiliz çocukların ikili, dörtlü arkadaş gruplarıyla ayırttıkları odalara onları yerleştirirken ve tatillerini takip ederken kendi kendime hep düşünürdüm. saçma sapan bir eğitim sistemi, toplum yapısı ve aile yapısında büyüyüp gelişirken hayatın ne olduğuna dair en erken 20 yaşında fikir sahibi olarak geçiriyoruz. yüzde doksanımız hayatında uçağa dahi binmedi. yüzde doksanımızın gençliği uçak bileti - otobüs bileti farklıyla kaç günü daha rahat geçireceğini düşünmekle geçti.

    çoğumuz bulunduğu şehir ve üniversite şehri dışında şehir değiştirmemiş. onu geçtim, kendi ülkemizde her ili gezmiş olan kaç insan evladı var?

    işte şefin sorusu bu yüzden basit bir soru değil.

    içinde özgüven var, içinde rahatlık var, içinde insan gibi değer görmüş birisi olarak geleceğe dair planları yapabilme, isteyebilme var.

    bir de 'çalışmak için' diyen kadın var. ne haddine avrupa'ya gidip restoran açmak...
333 entry daha