şükela:  tümü | bugün
  • ya$adiklarin ve yaptiklarinla degil kafanda halen ta$idiklarinla ilgili bir konsept.. idealindeki dunyanin ayrintidan ne kadar uzak olmasini istediginin olcusu.. uzerindeki o kadar yara izine ragmen hala kilicini cekmeme isteksizligi.. hayat kavgasi icinde debelenen insanlara anlam verememe.. her$eyi bulutlarin uzerinden seyrediyormu$ psikolojisi.. imrenilecek kadar huzurlu ve korkulacak derecede yalniz bir hal..
  • demirkubuzun cok cok iyi bir filminin adi
  • insanın kendini kandırması halinin doruğudur.. "masum değiliz hiç birimiz"; bi rahatlatma seansı, "kendinden utanmak"tan doğan bir sanal temizlik kandırmacasıdır... insan yaşlandıkça masumlaşamaz...
  • beyaz renkle simgelestirilen durum. dogumda, evlilikte ve de olumde kullanilir. onun disinda sisman gosterdiginden kizlar genelde siyahi tercih ederler.
  • çekimlerinin çoğu basmane'de gerçekleştiren sağlam bir zeki demirkubuz filmi. bir sahnesi çok komiktir. derya alabora haluk bilginere der ki:
    "-işim var şu çocuğa bak biraz..."
    haluk bilginer der ki:"tamaammm.."
    derya alabora haluk bilginer'i uyarır:"sakın kaybetme ha. dalgınsındır sen."
    bunun üzerine haluk bilginer der ki:"çakmak mı lan bu?"
    işte bu ufak diyalog yönetmenin ne kadar iyi bi gözlemci olduğunun minik ve mizahi bir kanıtıdır.
    (bkz: en sık kaybedilen şeyler)

    bunun yanı sıra fimde bir kır sahnesi vardır ki, haluk bilginer'in 7 dakikayı aşan tiradıyla unutulmazlar arasındaki yerini almıştır. bekir* bir yandan cigaralağını çeker, bir yandan hastalıklı bir aşkın ve hayatın geride bıraktığı 20 seneyi anlatır yusuf'a *. olağanüstüdür... tek kelimeyle olağanüstü...
  • yaşananların bir nebze körelttiği, aşırı duygulanımların bir miktar aşındırdığı, kötülükler karşısında ego tarafından sıkı korunmaya alınan ve bir zaman sonra içine gizlendiği altın sandıklarda var olduğu bile unutulan bir hayata bakış şeklidir. çocuklara özgü der yetişkinler, ama yaşı kemale erme yolunda iri adımlar attığı halde yetişkin olmadığını açıkça yaşayanlar bilir ki sadece çocuklara değil, güçlülere özgüdür masumiyet. kırgınlıklarını kendi içinde patlatmayı öğrenmiş, yaşamın güçlükleri karşısında bürünülmesi gerekli görülen zırh miktarını en azda, kalınlığını ise minimumda tutabilmeyi başaran, bu nedenle sık sık hırpalansa da her seferinde dikilip "hadi şirin çileği toplamaya gidelim" diyebilenlere özgüdür. ki onlar güçlüdür, sakindir, masumdur.
  • masumiyeti kavanozda saklanmaya çalışan kemalettin tuığcu lezzetinde çocukluk hatıratından çok, sımsıkı kilitler altında esirgenen bir hazine olarak tanımlamak doğru gelmektedir bu maddenin yazarına ki, ebeveynin armağanı cam kavanoz pek uzun dayanmaz zaten, kendinin farkına vardığında hafif bir çatlak oluşur üzerinde, öteki ile gelişir kırılma. masumiyetin çatırdamaları ikinci doğum değil, olsa olsa bir uzaklaşmadır saflığın dingin sularından, mahşerin en kızgın alevleri ile oynaşmaya.
  • enigmadan return to innocence, ozellikle de klibi önerilir...