şükela:  tümü | bugün
  • gözlerin klavyeye indiği her an masumuzdur ya, klavyeye bakmadan yazamadığımızdan... işte bunu anlatır etki/müze. bir de evet, palyaçoların yalan gülücüklerinin gözyaşlarını doyurduğunu, müzik kutularının ağır ezgiler çaldığını. o esnada, destekli balkonların altından bir bisikletli geçmektedir, bisiklete bilmeyi bilen.
  • kitap-lik soylesisine gore orhan pamuk beyefendinin ufuktaki romaninin adidir bu. ama kendisi bir de anilarini basacagini soylemisti, hangisi once olur bilemeyiz. belki de bu "anilar" akimindan kusturmak istemez bizi de romani bastiriverir.
  • bu yıl sonunda çıkacağı düşünülen ama tarihi belli olmayan orhan pamuk kitabı.son kitabı kar, tam da karlı günlerin ortasında çıkınca şöyle konjonktürel bir desteği arkasına almıştı.bu kitap da muhtemelen müzeler haftası etkinlikleri kapsamında çıkabilir.kokteyli de british museum'da filan yapılır belki
  • orhan pamuk'un zengin bir adamin uzun yillardir bir kadina olan a$kini anlatacagi ve 2007'de piyasaya cikmasi beklenen romani.. i$ adami uzerinden 70'lerden gunumuze turk burjuvazisinin de bir nevi panoramasini cizecek..
  • sabancı grubu'yla yapılan bir anlaşma çerçevesinde müzesi de kurulacak olan daha basılmamış orhan pamuk kitabıdır.

    kaynak (bkz: sena ofset)
  • muscle museum'u çağrı$tıran kitap adı.
  • yazarı tarafından "yeşilçam filmlerini anımsatan ve güzel şarkılar içeren bir aşk romanı" olarak tanımlanan ve zatımı sabırsızlıklara sevkeden kitap.
  • nişantaşı'lı zengin bir adamın fakir bir akrabasına duyduğu tutkulu aşkı anlatıyor kitap. ama aynı zamanda biriktirmek, saklamak ve müze* kurmakla ilgili bir kitaptır. bu kitabı yazabilmek için dünyanın bütün ilginç ve tuhaf müzelerini gezmiş pamuk. gustave moreau, marcel proust'un hayran olduğu sembolist bir ressamdır. pamuk için ilginç olan şey moreau'nun oturduğu evi yaşarken müzeye çevirmesidir. pamuk'un romancılığında eşya sevgisi, insanları görerek ve eşyalarla anlatmak esastır. masumiyet müzesi hikayeyi eşyalarla anlatma üzerine*.