şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • buyuleyici..

    1 x 8 + 1 = 9
    12 x 8 + 2 = 98
    123 x 8 + 3 = 987
    1234 x 8 + 4 = 9876
    12345 x 8 + 5 = 98765
    123456 x 8 + 6 = 987654
    1234567 x 8 + 7 = 9876543
    12345678 x 8 + 8 = 98765432
    123456789 x 8 + 9 = 987654321

    bir oyundur.
  • zorluk derecesinin üniversiteden üniversiteye değişeceğini kabul etmekle birlikte, bitirilmesi sanıldığı kadar zor olmayıp, öğrenciliğin hakkını verirseniz (yani nedir bu, geyiğin ve eğlencenin kralını yapıp, ders çalışılması gereken zamanlarda ders çalışırsanız) rahatlıkla dört yılda bitirebileceğiniz bölümdür. bizim bölümü (adını verip kimseyi rencide etmeyeyim) 3 yılda bitiren inekler bile mevcut..

    tabii bu sav "matematiği sevmelisiniz ve azıcık da yeteneğiniz olmalı" önkabulüne dayanıyor. bu bölümü "hiçbir yere giremezsem buraya girerim, nedir?" diye yazdıysanız, allah sabır ve akıl sağlığı versin derim.

    gelelim bölümün kaşarı olarak nacizane tavsiyelerimize..

    - şu bir gerçektir ki, profların ve hatta asistanların en kılları, en ego manyakları matematik bölümü öğretim üyeleri arasından çıkar. onlarla geçinmeyi öğrenin, egolarını okşayın "hocam bu dersin eski hocası bu teoremi ispatlayamıyordu biliyo musunuz?" veya "bu kadar uzun formülü nasıl aklınızda tutuyosunuz hocam?" deyin, hemen yelkenleri suya indirirler.

    - anlamadığınız yerleri sormaktan çekinmeyin... dememi bekliyorsanız çok beklersiniz, sakın ola böyle bir şey yapmayın. yapmamanız gereken şeylerden oluşan bir liste hazırlayın ve bu listenin en tepesine bunu yazın, o listeyi fotokopiyle çoğaltıp yatağınızın başucuna, analiz kitabınızın kapağına, varsa okuldaki dolabınızın içine yapıştırın. gece yatarken "allahım nolur bi dalgınlık anında derste soru sormama izin verme" diye dua edin, doğum günü pastanızdaki mumları üflerken başka bir şey dilemeyi aklınızdan çıkarın, evden çıkarken cüzdanınızı, telefonunuzu ve listenizi yanınıza aldığınızdan emin olun. matematik hocalarının en nefret ettikleri şey ritimlerinin bozulmasıdır. bak altın değerinde bunlar yazıyo musun?? çoğu (yıllardır aynı dersi defalarca vermekten olsa gerek) teoremleri bir bütün olarak ele alırlar ve tam orta yerinde "hocam burada epsilon dediğimiz şey tam olarak nedir?" diye sorarsanız afallar, neye uğradığını şaşırır ve hırslarını tabii ki sizden çıkarırlar. o yüzden anlamadığınız bir konu olursa, çaktırmadan yanınızdaki arkadaşınızdan öğrenmeye çalışın. muhtemelen o da anlamayacağı için (çünkü ilginç bi şekilde gruplar içindeki zeka düzeyi homojen olarak dağılır matematik bölümünde, kankalarınız sizden daha zeki (veya daha aptal) olmaz yani, bak bunu da şimdi fark ettim aaa) ders çıkışında, konuyu anladığından emin olduğunuz birinin yanına çaktırmadan sokulun ve anlatmasını rica edin. (gerçi cebir 2 gibi kallavi derslerde böyle birisini de bulamayacaksınız. bulursanız derhal en iyi arkadaşı olun, hatta getirin bana şöyle bi inceleyeyim ben de neye benziyor diye, hiç görmedim zira bi eşini) hele ki bu yaklaştığınız zat bir hatunsa sizden kralı olmaz, seviyeli bir birlikteliğin ilk kıvılcımlarına bile dönüşebilir bu anlamama durumu.. sanılanın aksine matematik bölümünde kızlar çoğunluktadır ve önemli bir kısmı (bıyıklı olmak bir yana) taştır. gel gör ki, ilk tanıştığınız kişilerden sonra arkadaş grubunuz pek genişlemeyeceği için (sosyal açıdan yeterli olan adam neden matematik bölümünü seçsin), bayanlarla yegane tanışma imkanınız ders ve dersle ilintili mevzular sayesinde olacaktır, fotokopiydi, kopyaydı vs. o yüzden sayılı fırsatları iyi değerlendirin. direk hocayı kötüleyin, muhtemelen o da muzdariptir aynı dertten. asistanın bir nebze daha iyi anlattığından dem vurun. anlamadığınız yerleri anlatırken bir yandan kafanızı sallayıp "hmmm" falan derken, bir yandan da çaktırmadan kızı kesin, nedir ne değildir diye.. kadınlar kontrolün kendilerinde olmasını severler unutmayın, anladığınız yerlerde bile "haa tamlık bölgesi olduğu için mi sıfır bölensiz oluyo?" gibi saçma sorular sorun, cahilliğiniz ona sempatik gelecektir. baktınız kız gazı aldı hemen msn’ini isteyin, "takıldığım yer olursa sorarım akşam" deyin.. ondan sonrası benim uzmanlık ve bu entry nin ilgi alanından çıkıyor, sizin telkin yeteneğinize kalıyor (yürü be koçum, abisinin gülü).

    - ne diyoduk.. evet, kesinlikle hocanın hatasını yüzüne vurmayın, bi mimlendiniz mi allah muhafaza, armudun sapı, üzümün çöpü, limitin tanımı derken aynı dersi 4-5 kere alabilirsiniz. henüz sadece bir öğrenci olduğunuzu, içgüveysinin bile sizden hallice olduğunu kendinize sürekli hatırlatın.

    - özgüveninizin düşük olmasını bir hayat standardı haline getirin. kendinizi iyi hissettiğiniz günlerde okuduğunuz bölüm gelsin aklınıza, mutlu olmayın. çünkü aralıkları ustaca belirlenmiş vize ve final haftalarının amacı, içinizdeki yaşam enerjisini emmek ve sizi alternatif meslek sorgulamalarının kucağına itmektir. bitmek bilmeyen eleştirileri ve aşağılamalarıyla da hocalar bu konuda sağ olsunlar baya yardımcı olacaktır size. teselliyi arkadaşlarınızda aramayın, çünkü bir süre sonra onlar da sünepenin allahı olacaklardır. o yüzden bir sevgili edinin (msn’ini bile aldın olm kızın), onun aklını yiyin. ama eğer sevgiliniz okul dışından olacak ise, sizden daha kolay bir bölümde okumasına dikkat edin. unutmayın! siz öpüşüp sevişebileceğiniz değil, omzunda ağlayabileceğiniz (erkek adam ağlamaz diyenleri yarım dönem misafir etmek istiyorum fakültemde), sabahın 4’ünde bile gauss’a tahammül edebilecek, sınav çıkışlarında ana avrat düz gitmenizi sorun etmeyecek ve önceliklerini size göre belirleyecek bir sevgili sahibi olmalısınız. yoksa bu kadar zorluk arasında, bir de klasik sevgili sorunlarıyla uğraşırsanız (entry maskülen bir tonda yazılmış olabilir ama bu cümle unisekstir) bu bölüm bitmez arkadaşım.

    - gireceğiniz dersleri iyi seçin, "yoklama alıyorum, gireceksiniz bana ne!" diyen hocaları sallamayın, 100 kişinin nesine yoklama alıyosun yar.am? asıl yoklama alınmayan derslerde uyanık olun, mümkün mertebe katılım göstermeye çalışın, çünkü bu hocalar "sınavda sokacam kazığı, siz gelmeyin daha" düşüncesiyle resim altlarındaki yazıları bile işlerler. resim altı demişken, özellikle soyut derslerin kitaplarında resmi bırak rakam bile göremezseniz panik olmayın, yanlış kitabı almadınız, sadece henüz rakamları kullanmaya hak edecek kadar matematik öğrenmediniz. özellikle cebir ve topoloji, temelin temeli olduğu için anlamaya, öğrenmeye çalışın. dahi değilseniz anlamayacaksınız. o yüzden en azından ezberlemeye çalışın. o da her yiğidin harcı değil..

    - nispeten kolay derslere ağırlık verin, onları b veya daha iyi notlarla geçmeye bakın, onlar sizin can simidiniz olacak. asla ve asla geçtiğiniz bir dersi, notunuzu yükseltmek için ikinci kez almayın, kolay dediysek işletme de demedik, böyle adamların g.tünden kan alır valla hocalar, sen misin diye..

    - ekşi'nin son sayısında da işlendiği üzere, arkalı önlü 4 kağıt doldurup 16 almaya hazır olun. matematiğin gerçeği bu, kabullenin. nice yiğitler geldi sizden önce, nice destanlar döşendi kağıda, ve niceleri kaldı f ile.. notunuza itiraz edeceksiniz di mi? tamam hadi o opsiyonel, edin, ama sakın proflara falan etmeyin, aman, en ılımlı asistanı bulup ona yavşayın, "hoca bu çıkmaz demişti ama ehe" falan deyin. unutmayın; profesör öğrenciyi sevmez, asistan ikisini de sevmez. sevimli olun ve asistanın içindeki prof nefretini yüzeye çıkarın, merak etmeyin çok derinde değildir zaten..

    - arkadaş çevrenizde matematik bölümünde okuduğunuzu söylediğinizde dehşet karizma yapacağınızı, hatunların ayılıp bayılacağını çıkarın aklınızdan, olmayacak öyle bir şey.. karşılaşacağınız duygular daha çok tiksinti ve acıma olacaktır. tıp öğrencileri bile size bakıp kendilerini iyi hissedeceklerdir. o yüzden topluluk içinde bölümünüz sorulacak olursa, "yav o değil de, şu hatun seni kesiyo galiba abi" deyip konuyu değiştirin. kendinizi bir ömür sürecek hor görülme duygusuna alıştırın ve yanlış yüzyılda doğduğunuzu kabullenin.

    böyleyken böyle.. işbu entry edinilecek yeni deneyimlere göre zaman içinde editlenecektir. bu tavsiyelerime uyup da 4 senede okulu bitiremeyen gelsin beni bulsun, şukelasını iade edeyim. onun dışında, aklına takılan başka konular olan bayan arkadaşlarımız istedikleri an mesaj fasilitesi vasıtasıyla bana ulaşabilirler (evladım sen niye hala buradasın, girsene msn’e).

    ben mi? şu andan itibaren her şey yolunda giderse 5. senede bitiriyorum okulu..
  • hakkımda bu kadar entry girilince öldüm sandım.
  • bu bolumu ilk kazandigimda $oyle bir geyik vardi; bilim insani oluyorsun, teoremler, formuller arasinda boguluyorsun.. oss'de kimin ve neden hazirladigini bilmedigim siktigim kati cisim sorusu di$inda full cektikten sonra bunlari duyup direk gaza geldim, bi formul bulacaktim kesin.. good will hunting'deki matt olmama kesin bir gozle bakiyordum..

    bu du$uncelerle ayriliyorum ya$adigim $ehirden, tam otobuse biniyorum bilim dunyasinda cigir acmak icin kafamda bu dusluncelerle ki annem giriyor devreye:

    -oglum sakin kizlara para yedirme bak

    ya aminakoyayim bilim dunyasi diyorum anne ya, kizlara para yedirme nedir amk? o an ba$ladi bi $eyler ters gitmeye..

    otobusun camina formuller rakamlar yazsam bi su isteyince bu kadar gerginlik yaratan ulusoy muavinine john nash'i anlatamazdim, sikiverirdi o an bilim dunyami

    buyuk umutlarla girdigim bu bolumde i$lerin hic de oyle yurumedigini gordum..

    teorem ispatliyor hoca, koskoca adam ya, prof sakali var adamda yaa, $oyle ispat olur mu ya;

    teo: bisey bisey ise o onun alt grubu falandir her x,y icin efendim x 2'ye esit degildir

    ispat: diyelim ki x=2 olsun { burada ara i$lemler var} diyelim ki nedir hoca? diyelim ne lan? boyle olur mu aminakoyim ispat, biz diyelim edelimle mi bilim adami olacagiz:(

    diger yandan { bazi ara i$lemler}

    buradan da goruldugu uzere x esit degildir 2 cikar. ba$ta x=2 kabul ettigimiz icin bu bir celiski olup x esit degildir 2 oldugu a$ikardir. evet a$ikar..

    e yuh aminakoyim..

    o da degil ulan sen 60 ya$inda adamsin gelmi$ bana yok burda uzayi geriyoruz baz maz diyorsun.. uzay geriyormu$

    ulan bir allah kulu da cikip demiyor ki hocam coluk cocuk sahibi adamsin $u yaptigin i$lere bak.. uzayi geriyormu$

    bilime falan saygi birakmadiniz yeminle.. yaziyor oraya bi kac rakam uzay geriyor adam aminakoyim.. guzel i$ valla..

    nerden baksan 4 sene falan olmu$tur mezun olali. ben o uzayi nasil gerdim hala anlamiyorum:(

    uzay ulan bu
  • eğitim sistemimiz ve güzide öğretmenlerimiz sayesinde güvenimi kaybettiğim, zamanla nefret ettiğim şey... ilkokulda "küçük sayıdan büyük sayı çıkartılmaz" derlerdi, ortaokulda çıkarttık... ortaokulda "bir sayının karesi negatif olamaz" derlerdi, lisede karmaşık sayılar gördük (i eşittir kökeksibir)... o zamandan sonra matematiğe olan güvenimi kaybettim...
  • egitim hayatinda basi matematikle dertte olan arkadaslara bir kac kelamim olacak.

    kanaatimce matematik ogrenmenin onundeki en buyuk engel onyargilar ve korkulardir. okuma yazma ogrenmeye yetecek kadar zekaniz varsa lise ve universite(haydi sizin guzel hatriniz icin muhendislik ve temel bilimler bolumlerini disarida tutayim) duzeyinde ogretilen matematigi anlamak icin de yeterli zekaya sahipsiniz demektir. yetenek diye birsey yoktur demiyorum. kimisi daha cabuk anlar kimisi daha iyi anlar o baska. herkes matematikci olabilir de demiyorum ama hemen hemen herkes hatiri sayilir bir miktar matematigi ogrenebilir.

    onyargilarinizi bir kenara kaldirin ve calisin. matematik uc bes tane kel kafali, zirdeli gorunuslu adamin anladigi ne idugu belirsiz mistik birsey degildir. temel matematik kavramlarinin hemen hepsi doganin basit bir taklididir. biraz dikkatli bakarsaniz bunlari gormek cok da zor degildir. dik acinin adi dik oldugu icin dik acidir. olasiligin adi, gercek hayattaki olasiligin kaba bir soyutlanmasi oldugu icin olasiliktir. catlagin teki "anlasilmaz bir isler yapiyim ben milletin gotu tavana vursun" diye tanimlamamistir olasiligi. her insan anlayabilir belirli bir olayla ilgili olasiliklarin toplaminin 1 oldugunu, sadece gozunuzu acip bakmaniz gerekir.

    matematik ogrenirken "neden?" diye sikca sorun. "formul bu oyle oluyor" kolayciligina teslim olmayin, her formul daha evvel tanimlanmis basit kavramlarin sonucudur ve cogu zaman bu formulu siz de cikartabilirsiniz.

    surekli olarak ne yaptiginizin bilincinde olmaya calisin. bir sirketin karini maksimize etmeye calisirken sonucu eksi bir milyar bulursaniz "aha iste bu sirketin maksimum kari eksi bir milyarmis" demeyin(akilli olun gozunuzu seveyim o kadar cok sinav kagidi okudum ki maksimum kari eksi bir sayi bulan simdi bile nevrim donuyor). bir olasilik hesabinda cevabi yuzde yuzotuz bulursaniz oturun dusunun "ne demek ulan yuzde yuzotuz olasilik?" diye.

    benim elimden gelen budur. vurgu; matematigin cok zor, anlasilmaz bir zirvalik oldugu onyargisindan kurtulmanin uzerindedir. kolay gelsin.

    [edit: oh be kardesim yazdim da rahatladim. internetten edindigim bir programla bu entryyi okuyan herkesin adini ve adresini tespit edebiliyorum. bu entryyi okumus birisinin quizde "yuzde yuzotuz" olasilik buldugunu gorursem kafa goz girisicem]

    [edit: bu entry girildikten 11 yıl sonra... yıllardır matematik öğretiyorum, aynı sorunlar olduğu gibi yerinde dursa şükür derdim ama her geçen sene daha da kötüleştiğini görüyorum. şurada akademik bir matematik platformu var, evet hazırlanmasına ben önayak oldum, onlarca akademisyen yazıyor. sorun, okuyun, çalışın, öğrenin: http://matkafasi.com/]
  • (bkz: 28 şubat 2016 ekşisözlük direnişi)
    (bkz: #59097157)

    una nit de matemàtiques, va saber que ella havia estat de fet un malson de principi a fi un gran totoloji:

    "si la descripció de l'argumentació avançada per les matemàtiques, pot ser deduït per la lògica formal, les matemàtiques no és més que una infinitat tautologies. la inferència lògica nosaltres no ensenya res fonamentalment nou, si el tot de la política de la identitat començar, tot el que encara ha de ser reduïda a ella. però molts el desviament dels llibres de la teoria que omplien a = a ser una finalitat diferent de dir que realment acceptem? "

    henri poincaré
  • guzelligini anlayamayan insanlarin kati,mekanik,ruhsuz diye bok attigi, halbuki herseyden fazla hayalgucu ve estetik duygusu gerektiren bilimdir.

    unlu matematikcilerden hilbert (bkz: hilbert transform) bir gun derslerine artik gelmeyen bir ogrenciye ne oldugunu sorusturur. ona bu ogrencinin matematigi artik biraktigini, sair olmak istedigini soylerler. bunun ustune hilbert "sair olmayi secmekle iyi yapmis. zaten matematikci olmak icin yeterli hayalgucu yoktu onda" demis ve daldan dala konarak uzaklasmis.
  • - matematik, dogru cevabi bulma sanati degildir. matematik, dogru cevabin neden dogru oldugunu bulma sanatidir. **

    ali nesin
  • matematigin bildiginiz kismiyla gurur duyma firsatiniz hic olmaz. bilmediginiz kismi hep daha fazla olur ve her yerde sinirlar sizi.