şükela:  tümü | bugün
  • çok dar bir konu üzerinde hiç kimsenin anlamadığı ya da umursamadığı çok fazla şey bilmek.

    amerikada yapmanın şöyle bir artısı var. teaching experience dedikleri şey. yani doktoranızı yaparken sizin dört sene önce oturduğunuz yerde oturan çocuklara matematik anlatıyorsunuz. tabi ki bunu ingilizce yapmanız bekleniyo ama matematiği ingilizce anlatmanın normal ingilizce konuşmaktan bir farkı yok çünkü matematik anlatırken kullandığınız terminoloji sınırlı. böyle olunca o sınıfta kendinize yavaş yavaş bir öğretmen öğrenci veya arkadas arkadas ilikisi kurmaya başlıyorsunuz, ki bu ilerleyen yıllarda akademide kalmak isteyenler için gerçekten büyük bir ekstra. çünkü iyi matematikçi olmak kadar iyi bir eğitimci olmak da önemli ve orası size bunu veriyor. sınıf içi sosyal dinamikleri öğreniyorsunuz ve öğrenciyle birebir etkileşim kurabiliyorsunuz.

    üzücü olan şey ise yıllarınızı verdiğiniz vereceğiniz, hayatınızın bir parçası olan bu kocaman bilgi yığını hakkında sizi 10 saniyeden fazla dinleyebilecek insan sayısı. bu sayı çok az. bu sayı bütün doktorası olan insanların sayısını geç bütün matematik doktorası olan insanların sayısına bile yakın değil çünkü matematik doktorası olan insanların çok büyük çoğunluğu matematiğin uygulamalı alanlarına kayarak şu an piyasada aklınıza gelebilecek her marketten şirket tarafından kapılıyor. yani matematik doktorası olan insanların yüzde 80'i şu an ekonomist, data analisti, siber güvenlik uzmanı, kriptolog ya da ceo. kalan kısım parası yoksa akademisyen varsa kendi orta çaplı şirketinin patronu. matematik okumak kısa vadede yararsız(pragmatik anlamda) gibi gözükse de uzun vadede iyi bir şey.

    şu an üniversiteye girecek eşi dostu yakını olan varsa ve eğer akıllarında ne okumaya dair hiçbir fikirleri yoksa i.e. teyzesigiller mühendis olsun babası doktor olsun istiyor kendi de hukuk okumak istiyorsa beni dinlesinler. matematik okusunlar.

    çünkü matematik size elle tutulur hiçbir şey öğretmez. ama size nasıl düşünmeniz gerektiğini öğretir. bilginin nasıl öğrenileceğini ve nasıl bilineceğini, plan yapmayı, problem çözmeyi, mantıklı olmayı öğretir. bu yüzden matematik öğrenebiliyorsanız sistematik olan her şeyi çok rahat bir şekilde öğrenebilirsiniz.

    şunun da altını çizmek lazım. matematik öğrenmek diye bir şey olamaz. çünkü matematik öğrenilmez. matematik anlaşılır. matematik insan aklının sistemler hakkında konuştuğu dilidir. dolayısıyla evrenin de bir dilidir.

    matematik sizi daha akıllı ya da zeki yapmaz. ama bir manada size nasıl "akıllı" olunacağını öğretir.

    matematik doktorası diyorduk ama ben yine toplumsal mesajımı eksik etmek istemedim.

    ben soyut matematik alanında başvurmuştum programa çünkü önceden amerika denen yerde matematik bölümlerinde çok güçlü ve endüstriyle bağlantılı bir kolun olduğunu bilmiyordum. bu çakallar resmen neredeyse her marketten şirketlere bölümden matematikçi basıyolarmış meğer. türkiyenin o en vizyonlu ve en yenilikçi okulunda bize böyle anlatmamışlardı halbuki, matematik doktorası yapıcaksan matematikçi olacaktın. ve buraya geldikten sonra şunu da öğrendim ki, endüstride bir matematikçi olmak, akademide bir matematikçi olmaktan çok daha kolay. eğer benim gibi illa akademi diyorsanız, doktoraya geldim oh her şey bitti değilmiş. çünkü her meslekte olduğu gibi iş bulma sıkıntısı var. amerikada kadro sahibi olmak için gerçekten bir şey yapmış olmanız, bir problem çözmüş olmanız lazım. yani gerçekten büyük bir sonuç kanıtlamış olmanız lazım ki bu insanlığın önünde duran tonlarca sorudan bir kaçı azalmış olsun (yani insanlık adına gerçekten bir derde deva olmanız bekleniyor) ve de bunun küçücük olan matematik camiasında ses getirmesi lazım. avrupada ise her ne kadar ingilizce konuşsanız da o ülkenin dilini bilmek çok özel durumlar dışında şart.

    bir yerde akademide kalmanın zor bir şey olması güzel bir şey. çünkü baktığınızda genel olarak doktoranızı size vermeden önce sizden önceki insanlığın o alandaki en bilgili insanları sizin insanlığın o güne kadar toplayıp biriktirdiği o dar alandaki bilginin tamamına yakınını bildiğinizi varsayıyor ve sizi o bilginin bir sonraki nesle taşıyıcısı olarak atıyor. şovalye ilan ediliyorsunuz yani. akademik şovalye. bilginin koruyucusu ve aktarıcısı...