şükela:  tümü | bugün
  • katılmadığım başlıktır. bu kadar söylenen başarı ile mühendislik dalı seçip, yurt dışınsa staj gören üniversite öğrencileri var. ki bunlar zaten okulu bitirince türkiye'ye muhtaç olmuyor. eğer aklını da kullanırsa yurt dışında güzel iş teklifleri almaması mümkün değil. yine beyin göçü yapılır yani. bu işin türkiye'de olmasını istiyorsan öncelikle türkiye'nin mühendislere gösterdiği ilgiyi, sağladığı altyapıyı iyileştireceksin.
  • en büyük mühendislik harikasıdır insan bedeni! koldaki kızarıklığa mı bakıyor zannediyorsunuz bütün doktorlar? beyindeki onca sinir, kalp ve damarlardan falan haberiniz yok sizin galiba. umarım bir gün ihtiyaç duymazsınız bir türlü içinize sindiremediğiniz şu doktorlara...
  • devamen...zamanının süzme salakları bugünün hukukçulari oldular herturlu kamu biriminde üstdüzey görev yapabiliyorlar...neden bu haldeyiz sanıyorsunuz...
  • tıp eşit ağırlık kısmına sokulursa çok daha mantıklı olur.
  • matematik ve fiziği iyi bilmek değil, matematik ve fiziği çok iyi öğrenebilecek kapasitede insanlar tıp doktoru oluyor.

    bir konuyu öğrenebilmek değil, öğrenebilecek kapasitede olmak değerlidir.
  • "sonra kolunda kızarıklık çıkıyor, gidiyorsun bu doktora, diyor ki "al şu kremi sür geçer."

    başka ne yapacaktı lan doktor ?
  • çok doğru bir tespit. çocuklarımızı iyi yönlendirmiyoruz, iyi yapabilecekleri daldan yürümelerini sağlamıyoruz. bu tespitin en canlı örneği benim. öss-öys'li yıllardan kalmayım (bkz: sözlük amcalarından sözlük erkeklerine tavsiyeler)* . öys'den bahsedeyim. matematik, fizik, kimya ve hatta türkçe'm fule yakındı. yanlış hatırlamıyorsam matematik'ten 50-2, fizik'ten 25-0, kimya'dan 19-1 ve türkçe'den 62-2 yapmıştım öys'de. normalde şu tabloya bakınca bunları yapan birinin öys 1. falan olması gerekirdi. öys birincisinden de daha iyiydi bunlardan birkaçı. mesela matematik testimi inceleseler cevapları birilerinden hazır aldığımı iddia edebilirlerdi. 52 sorudan en fazla 10 soruda soru kitapçığında karalama görebilirdiniz. geriye ne kaldı yazmadığım? biyoloji. biyoloji nedir? tıbbın babasıdır. yani bir üstüdür sınıflandırmada. tüm tıp dersleri biyoloji'nin alt dallarıdır. yani tıp okuyacak birinin biyolojisinin çok iyi olması ve bu dersi seviyor olması şarttır. benimse en nefret ettiğim dersti biyoloji. ve öys'de 15 sorudan 3 doğru 12 yanlış yapmıştım. yani sıfır net. tüm şıkları atıyorum c işaretlesem daha çok netim çıkardı. biyolojiyi sevmiyordum, sevmediğim için çalışasım gelmiyordu, istekle çalışmadığım için de layıkıyla öğrenemiyor ve yapamıyordum sorularını. diğer tüm dersleri severek çalışıyor ve yapıyordum. diğer dersler ayrı değerlendirilse sınavda en az ilk 5'e 10'a girebilecekken yüzlerce kişinin arkasında kaldım. önemi yok bunun, diğer dersler ilk tercihime yerleşmemi sağladı ama ne oldu? gittim en sevmediğim dersi hayatımın merkezine koydum tıp yazdım. benim türev'lere integral'lere yazık oldu. toplumun gazı ailemin de -subliminal- baskısıyla belki de kendim için en kötü tercihi yaptım. belki mükemmel bir mühendis harika bir fizikçi olabilirdim. şimdi sıradan bir doktorum. çok pişmanım. maaşımı da süreki doktor maaşı konuşanlar alsın götüne soksun.*çocuklarınızı yakmayın.
  • sınırları dahilinde yaşanılan ülkenin durumunun pek farkında olunmamasıyla açılmış olduğunu düşündüğüm başlıktır.

    bu ülkede fizik, kimya, biyoloji veya matematik gibi temel bilimlerden birinin bölümü bitiririldiğinde gençlerimizin kariyer seçenekleri arasında, işsiz kalmak, 3-5 kuruş para kazanmak için ne olduğu belli olmayan kurumlarda “öğretmenlik” adı altında köle olarak kullanılmak ya da tamamen alakasız bir sektörde çalışmak dışında pek bir olasılık yok maalesef. çok azı ekstra başarılı veya bilindiği üzere torpilli ise üniversitelerde çalışma fırsatı bulabiliyor ki artık üniversitelerde ( parmakla gösterilecek üniversiteler dışında) de pek bilimle ilgilenildiği söylenemez. bunlara ek olarak yine hepimizin bildiği üzere imkanı olabilen çok az bir kısmı ise yurtdışında alıyor soluğu.

    mezuniyet sonrası işe yarayamama durumunun hiç de öyle iyi okullardan mezun olup olmamakla da alakası yok. örnek vermem gerekirse: lise hazırlıkta dersime giren iki ingilizce hocamdan birisi odtü fizik mezunu, diğeri ise odtü biyoloji mezunuydu mesela. işsiz kalmaktansa ingilizce öğretmeyi tercih etmişlerdi.

    diğer alanlardan çok emin olmamakla birlikte (durumlarının çok da farklı olduğunu düşünmüyorum), tüm zaman ve enerjisini bu alanlardan birine veren bir fizikçi olarak söyleyebilirim ki doktora sonrası bile iş bulamıyoruz zira alanlarımıza uygun sektörler bile olmayabiliyor ülkede. tıp fakültesiyle aynı sürede akademik kariyer yapıp işsiz kalınacağına, puanı yetenin tıp okumasında bir beis yok bu durumda.

    iş imkanı yaratılmadığı, bilime yatırım yapılmadığı, ar-ge için devlet ve özel kurumlar tarafından destek verilmediği, toplumun ve yöneticilerin kafasında bilimin yeri değişmediği sürece devam edecek durumdur maalesef. bu sistem değişmedikçe en düşük puanlar/sıralamalar ile gençlerimiz “en azından 4 yıllık üniversite diplomam olacak” düşüncesiyle bu bölümlere doluşmaya devam edecekler ne yazık ki.
  • dünyanın en saçma işidir. tıp doktorluğunun pozitif bilimlerdense sosyal bilimlerle daha fazla ilişkisi vardır. nitekim tıp bir bilim dalı değildir. üniversitede bilimsel araştırma yapan doktorları tenzih ediyorum.
  • benim bildiğim yıllarca üniversite sınavlarında birinci olanlar ilk olarak "elektrik elektronik mühendisliği" bölümünü tercih ederler. son zamanlarda değişti mi bilmem ama her daim ilk tercihleri bu olurdu.