şükela:  tümü | bugün
  • duvarlarının sıvaları dökülmüş nemli apartman boşluğunda,
    gözlerim alelacele giyilmiş mavi ayakkabılarımda
    sol elim trabzanın kalan son kısmına tutunmuş sıkıca
    yay gibi gerilmiş vücudum ucuz yapay aydınlatmanın altında,

    yapamayacağım dedim yine sessizce
    parlak gün ışığı uzaklaşırken benden,
    korku ile yere eğildim birden,
    karnımda büyüyen o şeyi çıkarmak istercesine,
    sağ elim kasıklarımda.

    ne kadar çabalasam da olmuyor biliyorum,
    içimdeki kötülüğü dışarı atacak o nefesi alamıyorum.
    ciğerlerimi dolduracak
    o cesaret dahi yok, biliyorum.

    geri dönmem gerek dedim birden,
    aksak adımlarla tırmandım yeniden,
    soğuk merdivene değen tenimde hissettiğim tek şey
    senden kalan o son sıcaklıktı yine

    titreyen parmaklarım
    zar zor tutarken anahtarın soğuk demirini,
    dakikalar önce yeşil boyalı o evden çıkan ben değilmişim gibi
    hasretle girdim içeri.
    çıkaramadım üzerimdekileri;
    salonda hep istediğin o halının üzerine serildim sakince.
    tavandaki avizeler üzerinden usul usul dökülen tozları izlerken,
    bir an olsun seni düşünmeyebilirim belki de.

    olmadı sevdiğim,
    hala sen kokan ellerimle olamazdı da zaten sevgilim.
    sana dokunan o yabancı elleri bildikçe
    nasıl olur da yapabilirim ki nefes almak denilen bu şeyi.

    aydınlıktan korkuyorum,
    bir çocuk nasıl karanlıktan korkar ise,
    o ışığın altında,
    senin birini sevdiğini göreceğim diye.

    yalanlarına bile razıydım oysa ki,
    başka tenler karışmış kokuna,
    şarap izi kalmış kıyafetine,
    onlarca oyuncağına,
    defalarca anlatılmış hikayelerine,
    ve hiç okunmayan o kitaplarına,
    anlıyor musun sevgilim?
    şimdi o yabancının yanında uyurken,
    hissediyor musun sevgilim?
    bir an dahi olsun,
    düşünüyor musun beni sevdiğim?

    içimdeki nefreti besleyen yokluğun sebebi sensin artık,
    amaçsız kalmış yaşamının sebebi sensizlik artık,
    eğer sadece 70 yıllık bir oyun ise bu şaklabanlık,
    kalmış geriye yarısı, yapamam mı sandın?

    bir, iki, üç,
    uyan şimdi uyan,
    solumda yoksun, sağımda yoksun,
    yanımda yoksun,
    o halının üzerinde yapayalnız serilmişim,
    aydınlığa çıkamam sanıyorsun,
    sen yoksan yine o kapıdan dönerim diyorsun,
    ama bilmiyorsun,
    artık korkmuyorum,
    senden izler değil beni o kapıda tutan,
    senin silüetlerin değil sokaklardan artık alıkoyan,
    sadece mavi ayakkabılar sevgilim,
    alelacele giyilmiş mavi ayakkabılar,
    kıyafetime uymayan.