şükela:  tümü | bugün
  • "...uçuyorum ben, bakın kanatlarıma,
    size uçmayı öğretiyorum..."

    dizelerinin şairi.

    ne şiirin ismi var, ne de çevirmenin adı. ama zaten şiir, şairine değil, şiire ihtiyacı olana aittir (di mi?). o halde bu iki dizeyi hafıza zayıflığı ve araştırmaya üşenmekten ötürü tanımlayamasak bile, sırf bu özür dolayısıyla dizeler burada yer alsin ve biz de burada şiirinden bir ornekle max jacob'a selamlarimizi uçuralim...
  • salâh birsel tarafından 1985 yılında çevrilmiş "genç bir şaire öğütler" adlı kitabında o kadar naif ve uyumlu bir yazısı var ki etkilenmemek elde değil.alaylı üslubu acı çekerken bile değişmemiş.
    operaya giderken,bir otomobil altında kalıp hastaneye kaldırıldığı vakit "göğüs kemiklerim kırıldı galiba.pantol askım düşüyor." demiştir.
  • bazı şairler var müthiş şiirleri var. insanı duygudan duyguya sürüklüyor. ama max jacob'un şiirleri böyle değil. bu arkadaş picasso ile tanışmasa yunus günce gibi eleştirilirdi.

    "bulut bir postanedir kıtalar arasında" demiş. ee? bunun gibi sözlükte zibilyon tane benzetme var. neyse..

    (bkz: let the linç begin)
  • picasso ve guillaume apollinaire ile yaşadığı, yakın zamanda öğrendiğim iki anekdotu gülümseyerek okudum.

    max jacob, picasso için velinimet gibidir. ona sadece yardım etmekle kalmaz edebiyat dünyasına da tanıtır. maxime febur takma ismiyle kendisini zengin bir tüccar gibi tanıtarak galerileri dolaşır ve “picasso’nun resimleri var mı sizde” diye sorar. çoğu zaman hayır yanıtını alınca şaşırarak, “nasıl olur o bir dahi! böyle bir galeride picasso’nun bulunmaması büyük bir yanlış”

    bu iki sanatçı bir vakitler birlikte yaşamış. paris-france mağazalarında işe başlayıp dağıtım temizlik gibi işler yapmıştır. 8 ay sonra işten çıkarıldığında aldığı parayı picasso ile paylaşır. picasso’ya hayrandır ve ondan “hayatımın kapısı” diye söz eder. picasso’nun yüksek sosyeteye girmesine yardımcı olmuş ve kendisini mesen terziler, tüccarlarla tanıştırmıştır. bohem hayatın zorlukları üzerine birlikte düşünür, nöbetleşe uyurlardı. picasso geceleri çalışırken max jacob uyur. gündüzleri picasso uyurken max jacob çalışır.

    yukarıdaki entry’de belirtilenin aksine picasso max jacob’un tanınmasını değil aksine max jacob picasso’nun tanınması için dostça uğraşmıştır. tabii paris-france da çalışırken picasso’nun kendisine şair gibi yaşa dediğinden söz ediliyor. arkadaş bu kısımdan max jacob’u var edenin picasso olduğunu çıkardıysa orasını bilemem :)

    --------------

    apollinaire alcools’ü yayınladıktan sonra eleştirmen georges duhamel bazı şairlerin verlaine, rimabud ve moreas taklitçileri olduğunu bazılarının da max jacob’tan esinlendiklerini söylemişti. max jacob buna karşı çıkan bir yazı yazmış ve düşüncelerinin yanlış olduğunu, apollinaire’le tanışmadan önce kesinlikle şiir yazmadığını söylemişti. ancak bu söyledikleri valery larbaud’ya göre yalandı. ona göre max jacob’un en büyük erdemi alçakgönüllü olmasıydı.

    bana göre, zengin biri olsaydı şüphesiz dönemin en büyük mesenlerinden biri olacaktı max jacob

    kaynak: bohemler - dan franck
  • "dostlar arasındaydım, meleklerin eğitimi altında
    neydim ben, bilemiyordum, bir şeyler çiziktiriyordum."
    ("bay modigliani'ye şair olduğumu anlasın diye" başlıklı şiirinden, çev. tomris uyar.)
  • (bkz: kubizm)
  • (bkz: 391)