şükela:  tümü | bugün
  • genelde yanlis tanilan ve muhafazakar akademi tarafindan yanlis tanitilan bir dusunur, sosyal bilimcidir. muhafazakar sosyoloji, ki su anda baskin sosyolojidir, weber'i marx'la karsilastimayi cok sever. ve bu karsilastirmalari oldukca basit ve steril bir sekilde yapar... ornegin siz weber ogrendiginizde size anlatilanlar asagidakiler olacaktir:

    iddia 1) marx tarihin sadece ekonomi uzerinden isledigini dusunuyordu; tarihin alt-yapi geri kalan yapilarin ust-yapi oldugunu savunuyordu; halbuki weber ekonominin yanina, siyaset, din, hukuk gibi alanlari koyarak daha karmasik ve gercekci bir model yaratti.

    iddia 2) marx siniflari sadece proleterya ve burjuva sinifi olarak dusunuyordu. ama weber bize orta sinifin onemini gosterdi; marx bu noktayi gorememisti...

    iddia 3) weber'in sosyolojisi, marx'in ekonomik determinizminin yerine daha gercekci ve karmasik guc iliskilerini koydugu icin daha kabul edilebilir bir yaklasimdir.

    iddia 4) weber, marx'in sinif kategorisine karsi statu kategorisini getirmistir ki bu weber’in sosyoloji literaturune kattigi en onemli yeniliktir.

    bu dort maddeye daha bir derinden baktigimiz zaman muhafazakar sosyolojinin neden weber’i marx’la karsilastirmaya bu kadar hevesli oldugunu anlariz. cunku weber marx’in modern anti-tezi olarak pazarlanmaktadir ancak bu pek de gercekci bir karsilastirma degildir. izin verirseniz anlatayim.

    1) weber marx’i degil aslinda weberden daha once yazmasina ragmen marx weber’in kullandigi gelenegi elestirmektedir:
    weber aslinda aristoteles’den gelen bir siyaset bilimi gelenegini, ki pek de yeni olmayan bir gelenektir, tekrar yasatmaya calismaktadir. weber’in guc, liderlik, otorite, statu kategorileri yeni olmak bir tarafa, aristoteles’in anlatip ustune ustluk elestirdigi kuramlardir… aslinda weber’in marx’i elestirdiginin dusunulmesi bir aldanmacadir. aslinda marx aristotelesci siyaset bilimi anlayisini elestirmektedir; weber marxin elestirdigi yapiyi, marx’tan daha sonra yeniden insa etmektedir. alt-yapi ust yapi tartismasi burdan gelir... aslinda aristotelesden beri gucun farkli sekillerde kendisini gosterdigi bilinmektedir... weber'in soyledigi bundan fakli bir sey degildir... ancak ilk kez marx bir yapiyi inceleyerek diger yapilarin olusumu hakkinda sistematik bilgiye ulasabilecegimizi soylemistir... bunu da ekonomi temelli gostermistir. ancak das kapital'in dipnotlarinda da gorursunuz ki marx siyasette de, dinde de gucun kendini menifest etmesini gormekte ve kavrayabilmektedir... ancak analiz yontemi marx'in bir elestiridir... weber de bu elestirinin bir elestirisini yapmistir, ve mo 1500'lu yillardan gelen gelenegi yeni birseymis gibi pazarlamistir.

    2)weber marx’in das capital’de kurdugu yapinin uzerine cikar. marx politik-ekonominin kritigini yapmissa, weber de bir anti-kritik yapar. yani marxin kurdugu yapiyi temel alir ve ordan sunu soyler: “evet ama marx’in bahsettigi ve uretim alaninda inceledigi bu hierarsi, bu catisma, uretim alanlarinin disinda da gorunmektedir” der… ve ekonomi alaninda yapilmis marxist analizi diger alanlara tasir. yani marx’i elestirmez, gorecelestirir.

    3) bir de protestan etigi gibi kisa eserlerine bakmazsaniz, weber aslinda analiz de yapmaz. weber kavram uretir durur. weber’in butun kitaplari, bir analiz icermekten cok kavram ya da”ideal tip” uretmeye yoneliktir... weber bir ansiklopedi yazmaktadir... marx bir analiz yapmaktadir. bu yuzden marxist analizin bir temasi (uretim mekanlarinda gorulen kapitalizm) ve zamansal kisitlamasi (18. ve 19. yuzyil), mekansal kisitlamasi (ingiltere) varken, weber’de bu kisitlama yoktur. weber bize, bakin o da var bu da var, diyen ve modern sosyolojide kullandigimiz kavramlari ureten zeki bir sosyologtur. marxin analiz yapiyor olmasi marxi daha basit gosterirken, weber’in kavram uretiyor olmasi onu daha gercekci gostermektedir. ancak marx analizini bitirebilmisken (das capital’in son iki cildini yazamamis olsa da), weber asla analizine baslayamamistir...

    4) weber’in rasyonellik konusunda urettigi fikirler de marx’la celisir. weber’e gore dunya daha rasyonel bir yer olmaktadir. rasyonellik (formel rasyonellik olarak) amaclarin ulasailabilmesinde daha etkin araclar olmasi konusunda tanimlanirsa, bana gore dunyada burokrasiler daha rasyonel olmaktan cok daha irrasyonel olmaktadir. su anda butun dunya burokrasilerine ve kurumlarin isleyis yapilarina bakin, daha effektif olmamalari bir yana, ozellikle is yapamaz duruma gelmislerdir... weber’ci dunya yerini bir anti-burokrasiye birakmistir. marx’a gore zaten modernite irrasyoneldir.

    5) marx'in orta sinifi tanimamasi ya da oneme almamasi gibi bir elestiri tamamen marx'i bilmemektir. marx'i komunist manifestodan biliyorsaniz dogrudur. ancak bir buramaire'in onsekizini okursaniz, ya da fransa'da sinif catismasini, marxin iki degil 10larca sinifin nasil catistigini anlatigini, orta sinifin nasil bazen burjuvasi ile, bazen toprak sahipleriyle bazen de cikar iliskisi icerisinde proleterya ile birlesigini gorursunuz... tabi marx'i anlatiken insanlar once onu anlatabilmek icin basitlestirirler sonra da marxist argumanlari basit oldugu icin elestirirler. (bkz: bu ne perhiz bu ne lahana tursusu). belirtilmesi gereken bir baska not da zaten marx'in sinif kategorisinin marx'a degil adam smithe ait olmus olmasidir.

    ama butun bunlara ragmen weber modern sosyolojinin en onemli isimlerindendir. onun muhafazakar sosyoloji tarafindan marx’a karsi anti-tez olarak kullanilmasi onun sucu degildir... zira ekonomi ve toplum kitabinin ikinci ciltinde, marx’i ove ove bitiremez... muhafazakar sosyoloji bu dipnotlari pek okumayi sevmez... cunku onlarin bir anti-marx’a ihtiyaclari vardir. oyle ya insanlar marx okuya okuya siyasi-ekonomi elestirisi yapma yerine komunist olur cikarlar... halbuki weber okuyunca bir ogrenci, askeri duzene saygi gosterir, rasyonellige, hierarsiye saygi gosterir...

    halbuki anlayamaz bu muhafazakar sosyologlar, weber bu askeri hiyerarsiyi detayli bir sekilde anlatirken onu ovmek icin degil, aksine elestirmek icin yazdigini... rasyonelligin demir kafesini, weber almanya’da askerligini, zayif kalbiyle ve gucsuz vucudu ile yaparken kesfettigini ve askerde gordugu bu guc iliskinini butun kinini bilimine yansittigini... bunu anlamadiklari icinde weber’i bir anti-marx olarak tanitirlar...

    ama yine basaramazlar... zira bizim ogrencilerimiz hic mi hic sevmez weber’i... aksine tiksinirler weberden. yok statuymus, rasyonellikmis, unutur giderler... marx’i da pek bilmezler ama en azindan komunisttir derler. adamin ideolojisi varmis... milyonlar izlemis onu derler.. ya bu yuzden severler marx’i ya da nefret ederler... ama weber’i elestirebilecekleri boyle bir duzlem yoktur, bu yuzden tarihin bu onemli sosyologu unutulur gider... sadece kendisine ait olmayan bu basta soyledigim dort temelli marx karsilastirilmasiyla hatirlanir... olsun varsin...

    bir de weber'in karizmarik otorite diye herkesin bas taci ettigi bir totolojisi vardir ki, bu apayri bir incelemenin konusu. (bkz: karizmatik otorite/@neogramsci)
  • ingiliz sanayileşmesinin ve rasyonel kapitalistleşme sürecinin temelindeki dinsel damarı keşfeden onu anlatmaya çalışan ve kapitalizm protestanlık arasındaki ilişkiye işaret eden sağlam bir sosyologtur...türkiyede benzer bir çalışma metodunu (bkz: sabri ülgener) uygulamıştır.şerif mardin de bayağı söz eder weberden...karizma, bürokrasi, statü gibi kavramlara yeni bir muhteva yüklemiştir. türkçeye bir hayli geç çevrilmiştir...sosyoloji yazıları iletişim yayınlarından çıkmıştır...opus magnum olan protestan ahlaki ve kapitalizmin ruhu ise hil yayınlarından çıkmıştır...dipnotlarında latince yoğunluk kitabı latince türkçe sözlük şeklinde okumanıza imkan verir.
  • iki gramlik kendine güveninizi sikerten bir almancasi vardir. max weber yüzünden intihar eden insanlar kösesi var kütüphanede öyle diyeyim, cok dikkatli olmak lazim okurken.

    misal basliyor bir cümleye, ilk kelimeyi -cok büyük ihtimal birlesik bir kelime- yazar yazmaz atiyor bir virgül dayiyor 10 tane yan cümle, ayrilabilen fiiller, modal verbler falan derken bir de konjunktiv 2 ile bitiriyor cümleyi. insan bir an hangi yildayiz, tuzlaya gidecektim ben, beylikdüzünde ne ariyorum lan derken buluyor kendini.
  • bürokrasi kavramını tanımlamıştır. ona göre bürokrasinin olmazsa olmazları olarak şöyle bişeyler sıralayabiliriz;

    ::: yasalarla ve düzenlemelerle belirlenmiş işleyiş
    bürokratik sistemin işleyişi yasalarla net olarak belirlenmelidir. bu yasalar hem sistemin dışarıdan etkilediği kişileri bağlayıcı yasalar, hem sistemin nasıl işleyeceğini belirleyen yasalar hem de bürokratik sistemin iç birimlerinin arasındaki etkileşimi belirleyen yasalardır. weber'e göre bürokrasinin en önemli niteliği olan yasallık da bu yasalardan geçer.

    ::: eğitimli, konusunda uzman personel
    bürokrasinin net amacı, işlerin en az kaynakla en akılcı yoldan halledilmesidir. bunun için de konusunda uzman personel şarttır. modern bürokrasilerde personelin konusunda uzman olduğunu eğitim kurumları verdikleri sertifikalarla belirlerler. bu da bürokrasinin bir diğer temel unsuru olan akılcılıktır.
    (bkz: torpil) (bkz: hamili kart yakinimdir)

    ::: hiyerarşik yapılanma
    bürokratik organizasyon içindeki tüm birimler, üstlerine karşı sorumlulardır, ve hepsinin görev alanları net olarak belirlidir. herkes kendi görev alanı ile ilgilenir. kurum içi etkileşimlerde bireysel ilişkiler değil sadece net olarak belirlenmiş hiyerarşik yapı dikkate alınır.

    ::: maaşlı çalışanlar ( çalışanın performansı, gelirini direk olarak etkilememeli )
    örneğin orta çağda, vergi toplayıcılar topladıkları vergi üzerinden bir yüzde alırlardı. ne kadar çok vergi toplarlarsa, gelirleri o kadar yüksek olurdu. askerler de bağımsız girişimciler sayılabilirdi: savaş alanına çağrıldıklarında kendi savaş donanımlarından ve savaş bilgilerinden kendileri sorumlulardı. kazanan askerler de ödüllendirilirlerdi. bugünkü memurlar ve askerlerle karşılaştırıldıklarında fark açık.
    bu arada, çalışanların maaşlı olması, iş güvencelerinin bulunması gerekir. çalışanlar, söz konusu sistem dışında bir yerde çalışamazlar, iş sahibi olamazlar. bu onların tarafsızlıklarını tehlikeye atar.

    ::: bürokratik sistemin tepesinde mutlaka bürokratik olmayan bir birim bulunması
    bürokratik sistemin işleyişini durağanlıktan kurtaracak, sistemin 'kendini güncelleyememe', 'sıradışı sorunlar karşısında çaresiz kalma' gibi zayıflıklarını giderecek bir birim, bürokratik sistemin tepesinde bulunmalıdır. örneğin bugünkü bakanlıklarda, bakanın hemen altında, 'müsteşar' bulunur. müsteşarlar bürokrasinin bir parçası olarak hiyerarşide en tepedeki adamlardır. bakanlığın ıcığını cıcığını bilmek ve bakanlığın işleyişinden bihaber taze bakana hizmet etmekle görevlidirler. devletin en yüksek seviyeli memurlarıdır. ama onun üzerinde, siyasi iradeyi temsil eden bir 'bakan' vardır.
    (bkz: sayın bakanım)
  • sanılanın aksine, günümüz sosyoloji teorilerine, karl marx tan çok daha fazla temel vermiş alman düşünür.
  • siyaset bilimi öğrencilerinin, hayat hikayesini ve aklından vakt-i zamanında geçmiş olan herşeyi son derece iyi bildiği sosyolog
  • ekonomi ve toplum kitabı* hakkında türkçe bilgi pek bulunmayan sosyolog. anti-marx bir çizgiye oturtulmasına karşın, marksist analizcilerin her ekonomi veya toplum görüşü belirtene uyguladıkları kategorilemedir bu, yukarıda da açıklandığı gibi anti-marx olmak için yazmamıştır. marx'ın sosyoloji ve ekonomi politik'e katkısı ne kadarsa weber'in de bir o kadardır. ekonomi ve toplum kitabı hakkında türkçe bilgi pek yok demiştim, kitap zaten görebildiğim kadarıyla yarın yayınları tarafından yayımlanmış, 2 cilt ve 1600 sayfa civarında. ülkem gençleri ve bilumum ekonomi bağırıcıları das kapital'de şöyle demiş, böyle demiş demeyi bilirken weber'i ağızlarına almazlar; hoş weber'i ağzına alan da ufacık bir risale boyutundaki kapitalizmin ruhu ve protestan ahlakı kitabı ile yapar bunu. ekşi sözlükteki elit tabaka insanımızın das kapital ve marx hakkında bir yığın entry girip şu kalın kitabın ne türkçe ne ingilizce ne almanca başlığını açmamış olmaları dikkate şayandır aslında. ınternational sociological association tarafından 20. yy'ın en önemli sosyoloji kitabı seçilmiş -hem de açık ara puan farkıyla- bir kitaptan bahsettiğimizi de bu beylerin/hanımların dikkatine sunmak isterim bir yandan da.

    özet olarak; alınıp okunması insanın dünya görüşünde ve bakış açısında değişimler yaratabilecek bir kitaptır. her şeyin artı değer üstüne dönmediğini anlayabilirsiniz okursanız.

    ideal tip falan. egemenlik falan. karizma falan. sosyolog kızlar eklesin. (max weber)
  • işte wikipedia biyografisiden bir alıntı:

    the young weber and his brother alfred, who also became a sociologist and economist, thrived in this intellectual atmosphere. weber's 1876 christmas presents to his parents, when he was thirteen years old, were two historical essays entitled "about the course of german history, with special reference to the positions of the emperor and the pope" and "about the roman imperial period from constantine to the migration of nations".

    teey tey, ben 13 yaşındayken bütün gün duvara bakıodum herif anasına babasına makale yazmış. e koskoca weber aşkımızın meyvesi aytek olacak değildi ya.
  • weber'in temel sorunsalı, kapitalist örgütlenmenin gerisinde yatanın ne olduğunu araştırmaktır. yoksa marx gibi, kapitalist toplumun değişim, dönüşüm ve hareket yasalarını incelemek gibi bir endişesi yok. marx ise hem sistemin kendi hareketini hem de sistemin yerini birbaşka sisteme bırakmasının koşullarını analiz etmiştir.

    diğer taraftan weber ve weberyanlar, üretim ile bölüşüm ilişkilerini birbirinden ayırıp bölüşüm üzerinden analiz yapıyorlar. oysa marx ve marksistler ise üretim sürecini temel alırlar. bununla birlkte marx ve lenin'den sonra yapısalcılarda ve postmarksistlerde weber'in önemli bir etkisi söz konusudur. keşke olmasaydı...
  • bilinen alman sosyolog weber'in dışında bir de rus asıllı abdli ressam max weber vardır. ekspresyonisttir kendisi.
    (bkz: isim benzerligi)