şükela:  tümü | bugün
  • mayin tarlasina salinan esek modelidir... patlar ve mayini belli eder, yanliz mayin tariyicisi olmadigi yerlerde kullanilmasi tavsiye edilir. sinir bozup sabir tasirabilir. "bu tarafa yurru lan essek" diye pesinden gidilip mayina bizzat basilmasi olasidir.

    ayrica combat esnasinda onden onden giden tiplemelere de denir...

    (bkz: cannon fodder)

    (bkz: kendini patton sanmak)

    (bkz: onden zencileri yollamak)
  • asil görevlerine karsin acinasi canlilardir.genelde maceraci karaktere sahip olan eseklerden secilir. pek azi hala yasamaktadir.
  • bunların ayakları insanlarınkinden küçük olduğu için mayına basma ihtimalleri daha azdır.. bazısı böyle pıt pıt yürüyüp gider bi halt da olmaz.. (bkz: eşek şansı)
  • eskilerin sözlerine bakılınca her kahrı çekip her türlü hakarete ve işkenceye maruz hayvanlardır. van'dan iran'a iran'dan van'a sırtlarında kaçak petrol taşırken bütün vücutları yara içinde kalan, diğerleri ise mayınlara takılıp üzerinde petrol ile canlı canlı yanan katırları görünce eskiden bu yana bizde hiçbirşey değişmemiş dediğim hayvancıklar. o insanların sefaletine mi acımalı? kaçağa bile bile göz yumanlara mı kızmalı? hayvancıkların vücutlarına bakınca uykusuz mu kalmalı? yoksa mayınların üzerinde parçalanmış olanlardan bir tragedya mı çıkarmalı? yaşamın bütün mayın eşşeklerine adıyorum. büyüdükçe daha iyi hissettiğim mayınların üzerinden yürüdükçe parçalanan yüreğimle tanrıdan biraz aymazlık diliyorum. çünkü eskiden sadece sınırlarda olduğunu düşündüğüm mayınların tam da içimize yerleşmiş olduğunu farkediyorum.
  • keriz, enayi anlamında da kullanılan deyim. "ulan buraların mayın eşşeği ben miyim pezevenk." kabilinden bir laf karizmatik cevaplara girer.
  • büyük ortadoğu projesi (bop) denen zillet planın işlemeye başlaması, ardından gelen arap baharı (!) ile adım adım ilerleyip, suriye ile kapımıza dayanan ve en son suriye'nin savaş jetimizi düşürmesi ile zirve yapan, ülkemiz adına potansiyel olarak çok daha büyük belalara gebe bir hadisenin tam ortasında kalan yalnız ve güzel ülkemiz.

    aylar önce suriye'de ilk olaylar çıkmaya başladığı zaman anlamsız ve stratejik olarak büyük bir aymazlıkla anında tarafını seçen, suriye'yi ve esad'ı (esad, esed medyada bir garip, dün esad'dı bugün esed oldu, neyse) düşman ilan eden bir ülke, türkiye. üstelik pkk terörü gibi iğrenç bir sorunla uğraşan ve suriye'nin de, iran ve ırak gibi üzerinde etkisi olduğu, doğal olarak müdahil olabilecekleri ve oldukları bir terör sorunu.

    şimdi biraz filmi geri saralım, suriye'de olayların başlamasından kısa bir süre sonra -ki bu dönemde bizim başbakan'ınımız, dışişleri bakanımız esad için "bir hafta, iki hafta" içinde gider gibi süreler vermekteydi- müttefiklerimiz (!) suriye'ye askeri bir müdahale yapılması konusunda fikir beyan etmeye başladılar. her ne kadar yaklaşan seçimler nedeni ile obama ve amerikalı yetkililer fazla üst perdeden konuş(a)masa da askeri müdahale yapılması gerektiğini hep söylediler. bu nedenle devreye hemen kankaları ingiltere girdi ve her fırsatta suriye'ye askeri müdahele konusunu gündeme getirerek amerika'nın ve haliyle israil'in (bu arada müttefiklerimizin de bunlar olduğunu belirtelim) sözcülüğü görevini başarı ile yaptı ve yapmaya da devam ediyor. senelerdir gözlerine kestirdikleri ülkeye istedikleri zaman askeri müdahale yaptıklarından bu onlar için gayet normal bir durum ama belli sebeplerden dolayı bu müdahaleyi kendileri yapmak da istemediklerinden ortaya şöyle bir durum çıktı ki ingilizler bunu zaten net bir şekilde söyledi; "evet suriye'ye askeri bir müdahale şart ama bunu türkiye yapsın". bu düşünce doğrultusunda da devamlı surette türkiye'yi, suriye'ye doğru yönlendirmenin de ötesinde resmen ittirmeye başladılar. en baştan beri bizi bu konuda teşvik eden, destek olacaklarını açıkça beyan eden ingilizlerin jetimizin düşürülmesinde sonra suriye'ye verdiği inanılmaz sert tepkilere bakınca bunu net olarak anlamak mümkün. hayatımda görmediğim kadar ilk defa ingiltere'nin bizi bu kadar desteklediğini gördüm, gözlerim yaşardı. meğer ne çok seviyorlarmış (!) türkiye'yi.

    ulan bunların mayınla, eşekle ne alakası var diyebilirsiniz, haklısınız.

    sözün özü ne acıdır ki ülkemiz şu an büyük ortadoğu'da yaşanan suriye hadisesinde müttefikimiz (!) olan emperyal güçler tarafından adeta bir mayın eşeği gibi kullanılmak isteniyor ki bu ülkenin bir vatandaşı olarak bu durumu kabullenememenin ötesinde resmen kanıma dokunuyor. ha sen belki bu tuzağa düşmez mayın eşeği filan olmayabilirsin ki doğrusu da bu ama asıl sorun senin mayın tarlasına girip girmemen değil, müttefikim dediğin ülkelerin, eşbaşkanı olmakla gurur duyduğun planın dahilinde olsun ya da olmasın sana biçtikleri rol bu ise, sen mayın tarlasına girsen ne olur, girmesen ne olur.

    tüm bunlardan bağımsız ve hayvanları seven biri olarak, gerçek anlamda eşekleri mayın tarlasına sürenleri de eşekler kovalar umarım, kovalamakla da kalmamalılar tabii.
  • hani şu atasözlerinde devenin önünde giden eşektir. önden gitmek , önde olmak neden üstünlük olsun ki generaller arkada oturur. ben serviste hep arkada otururum bu yüzden. kendimi general hissederim. bu arada deve'den 4 entry kastım valla.. ondan seviyorum ve kolluyorum kendisini..
  • özellikle doğu ve güneydoğu’da sınır boylarına, kaçağı ve sınır ötesinden tehditleri önlemek için mayın döşenir. kaçakla geçinenler sınırı aşabilmek için bu mayın tarlalarının içinden gidip gelmek zorundadır. canlarından olmamak için önden bir eşek veya katır salar, belli bir mesafe gözeterek peşi sıra yürür mayınlı alanı aşmaya çalışır. eşek veya katır mayına basar havaya uçarsa yenisini salar, yola devam eder.
    mayına salınan o eşeklere denir ‘mayın eşeği’

    (bkz: hükümet kadın) adli filmde bu durumu gosteren bir sahne de vardi.