şükela:  tümü | bugün
  • üretim versiyonu tanıtıldı, 2012'nin ilk çeyreğinde yollarda. 2l benzinli ve 2.2l dizel motor seçenekleri sınıfında satışı zorlayıcı neden olabilir.

    http://www.otofanzin.com/…da-cx-5-frankfurt-a-hazir
  • türkiye pazarında nissan qashqai'ye ciddi bir rakip olacağını düşünüyorum.
  • bulunduğu segment itibariyle nissan qashqai'den ziyade vw tiguan ve toyota rav4 ile rekabet edecek olan araç.
    lansmanı sırasında frankfurt'taydım, tasarım ve teknolojilerini geliştiren ekiple de görüşme fırsatım oldu:

    http://www.carluvr.com/…ter-birtwhistle-ile-sohbet/
    http://www.carluvr.com/…susumu-niinai-ile-roportaj/
  • yeni kasa ve motor ile satisa cikan arac artik turkiye'de. ilk ektapta 200 adet getirilmesi/satilmasi planlaniyor.
    turkiye'de simdilik sadece; skyactiv-g 2.0l 4x2 mt, skyactiv-g 2.0l 4x4 at, skyactiv-d 2.2l 4x2 at, skyactiv-d 2.2l 4x4 at, skyactiv-d 2.2l 4x4 at modelleri satilacak.
    daha detayli bilgi icin;
  • kullandım ve beğendim. aracın aktarma organları çok başarılı, suv'lerin o genel hımbıllığı yok. detaylı sürüş izlenimlerim:

    http://www.carluvr.com/…/2012-mazda-cx-5-ilk-surus/
  • ülkemizde en ucuzu 89 bin lira en pahalllı modeli ise 161 bin liraya satılmaktdır mazda yetkili satıcılarında.
  • japonya'da "yılın otomobili" ödülünü kazanmış güzellik.
  • cx-5 hakkinda bir kullanici incelemesi.

    --- alintidir ---

    arkadaşlar bildiğiniz gibi cx-5'i yanılmıyorsam mayıs 2012'de detaylı test edip, bu konuda görüşlerimi sizinle paylaşmıştım. daha sonra 23 nisan 2013'de tekrar detaylı test edip, çok beğenmiş ve satın almıştım. şimdi 2 ayı aşkın bir süredir cx-5'i sahibi olarak ve tamamen kendi rotalarımda, kendi kullanım alışkanlıklarımla sürüyorum. bu da bana yaptığım test sürüşlerindeki yorumlarımı geliştirme ve daha detaylılarını yapabilme imkanı veriyor.

    öncelikle test sürüşlerim esnasında yaptığım bazı negatif yönlerle ilgili yorumumu yazmak istiyorum;

    1- arka görüş açısı kötü yalnız çoğu modern araçta da böyle demiştim. aynen de doğrudur. ancak mazda hakikaten gördüğüm en kaliteli park sensörü sistemi ve geri görüş kamerasını kullanarak, bu durumu dezavantaj olmaktan çıkarmış. hem ön, hem arka park sensörü standart ve sizi sadece sesli olarak uyarmıyor. bmw araçlardaki gibi geniş ekranda beliren bir araç görüntüsü üzerinden ne taraftan yanaştığınızı da gösteriyor. ayrıca geri görüş kamerası birçok aracınkinden daha geniş açılı. yani sadece arkayı değil, arka tarafın sağını ve solunu da rahatça izliyorsunuz. buna ek olarak yaptığınız manevra açısını görebiliyorsunuz. yani çevirdiğiniz direksiyon miktarı ile arkadaki objeye temas etmeden geçip, geçemeyeceğinizi önden size sarı bir manevra rotası yöneticisi gösteriyor. yeni testini yaptığım 2013 subaru forester araçta da geri görüş kamerası standarttı. ancak geri görüş ekranı ufak, kamera dar açılı (cx-5' e göre) ve manevra yönlendiricisi yoktu.

    2- motor/şanzıman işletme sistemi uyumsuzluğu, zaman zaman şanzımanın vites küçültmekte gecikmesi, performansın beklediğimden düşük hissedilmesi;

    bu konuda fikirlerim ilk yaptığım teste göre tamamen farklı. motor/şanzıman inanılmaz uyumlu. şanzımanın vites düşürmekte gecikme problemi tamamen çözülmüş. performans da tam olması gerektiği gibi ve mazda'nın belirttiği gibi. özetle söyleyeyim; bence dünya'nın en iyi otomatik şanzımanıyla karşı karşıyayız. hem dizayn olarak hem de çalışma karakteri olarak. bununla çalışma karakteri olarak başa çıkabileceğini düşündüğüm tek şanzıman bmw'nin kullandığı zf yapımı şanzımanlardır, ancak sorunsuzluk alanında mazda'nın üstünlük sağlayacağına inancım var. performans olarak söyleyebileceğim; bu sınıfta atmosferik 2.0 motorlu ve otomatik şanzımanlı hiçbir suv araç bu performansta değil. dediğim gibi daha yeni 2013 subaru forester 2.0 atmosferik ve otomatik kullandım. arada çok ciddi bir performans farkı var. hissiyat olarak böyle olduğu gibi, kağıt üstü de bunu teyid ediyor. aralarında tam 2,2 sn. 0-100 hızlanma farkı var. skyactiv teknolojisinin farkı burada çok ciddi hissediliyor.

    genel olarak aynı sınıfta 1.6 turbo araçların hızlanmalarının, 2.0 atmosferik motorluların performansı ve çevikliğinin önüne geçtiğini düşünürseniz eğer, cx-5'in 0-100'ünün yeni ford kuga'nın 1.6 ecoboost otomatik versiyonunun (180 bg) 9,7 sn değerinden de 0,1 sn iyi olması şaşırtıcı. üstelik daha iyi bir tüketim ile. kuga'nın şehiriçi değeri 10,2 lt iken cx-5'in 8,1 lt!

    yani modern ve çevreyi önemseyen bir ülkede yaşasak kuga kullanıcıları cx-5 kullanıcılarına göre daha fazla vergi ödeyeceklerdi. bizim ülkedeki tersi durum ise mazda ile alakalı değil, yönetenlerin bilgi seviyeleri ile alakalı bir durum ne yazık ki! belki de lobi'ler de olabilir bunun arkasında, bilemiyorum... özetle cx-5'in sahip olduğu skyactiv teknolojileri çalışıyor arkadaşlar...

    ben cx-5'e çok iddialı yol tutan modeller kullanarak geldim. son olarak da subaru'nun crossover sınıfında yer alan iddialı temsilcisi outback 3.0r kullanıyordum. araç yol tutuş olarak zaten iyiydi ki, ben bir de jant, lastik ve süspansiyon sistemini sportif düzende olanlarla değiştirip, daha da iyileştirmiştim.

    kesinlikle söylüyorum, bu mazda mühendislerinin elinde yol tutuşla ilgili bir sihirli değnek var. tamam hafifletilmiş şasi viraj dinamizmine pozitif etki yapar, sert yürür aksam ve süspansiyon aracın ağırlık transferlerinin negatif etkilerini azaltır, lastiklerin yola daha optimum temasını sağlar vb. tabi ki mazda bu tip bilinenlerin hepsini kullanıyor. ancak ben bu kadar ince ayarda, bu kadar ustalıkla kullanan bir otomobil üreticisini henüz görmedim.

    genellikle orta boy (kompakt) suv sınıfında yer alan araçlar bir alt ya da bir üst sınıf hb veya sedan akrabalarının platformlarını kullanırlar. ne kadar iyi adapte ederseniz edin, yükseltilmekten kaynaklı olarak değişen ön düzen açıları, süspansiyon sistemi hareketleri size direksiyon sisteminin netliğini kaybetmesi ve süspansiyon sistemi kararsızlığının artması olarak geri yansır. özellikle biraz süratli girilen virajlarda süspansiyon sistemi araç gövdesindeki ağırlık transferinden dolayı bir kararsızlık yaşar. bu kararsızlık direksiyona da yansır. bu kararsızlık anı ne kadar uzun sürer ve boyutu ne kadar büyük olursa, sürücünün panikleme ihtimali, bundan kaynaklı yapmaması gerekenleri yapma ihtimali (viraj içi ani gaz kesme ve sert fren gibi) artar. sürüş güvenliği tehdit edilebilir, en azından sürüş zevki ve konforu azalır.

    cx-5'i kademe kademe virajlarda zorlamaya başlayınca bir şeyi çok iyi gördüm. bugüne kadar hiç mazda koltuğuna oturmamıştım.

    evet gördüğüm şey şuydu; cx-5 sanki tamamen kendine ait bir platformda ve tamamen kendine ait yürür aksamla ilerliyordu. yani, bir başka kitlesel model üzerinde devşirilmiş değil de, tamamen kendine şahsına münhasır bir model edasıyla viraj alıyordu. diyeceksiniz ki, yahu daha önce mx-5 sahibi oldun, halen rx-8 sahibisin, halen öğrenemedin mi mazda'nın sportif gen'lerini, kabiliyetlerini? hayır bu tamamen başka bir şey! çünkü o araçlar şahıslarına münhasır, arkadan itişli, kendilerine özel platformlu özel birer sürüş makinası. yani her ne kadar mx-5 milyon satış sınırını aşmış da olsa, kitlesel değil, özel ürünler.

    cx-5 ise kitlesel sayılabilecek çok yönlü bir aile aracı. internet ortamında sanırım mazda avustralya tarafından yayınlanmış bir video var. iddia şu; cx-5 pistte sportif tatlar vererek sürülebilen ve aynı pistte sınıfının en iyi yol tutan araçlarından olan mazda 3 hb'ye 2 sn. fark atabilen bir araç! ilk seyrettiğinizde, cx-5 tecrübeniz de yoksa, size sıradan bir reklam filmi gibi geliyor. ama çok ilginç bir şekilde tecrübeli gözler aracın virajlarda sahip olduğu sürati ve gövde tepkilerindeki spor araç tatlarını fark ediyor. tabi ki gerçek bir spor araç değil ama sportif müziğin tınılarını duyuyorsunuz. video'nun bir anında, araç dört teker üzerinde viraj dışına kayarken, pilotun gazlamaya devam etmesi ve aracın kendini awd spor araç sanarak toplamasının ardından denildiği gibi 'hem de bu bir aile aracı!'

    yolda ve pistte ciddi yol tutuşuyla bilinen bir hb veya sedan havasıyla kullanabildiğiniz yerden 1.70 civarı yüksek kasa ve minimum zemin yüksekliği 21 cm olan, 1,5 ton civarı ağırlıkta bir suv düşünün. aklınıza kaç tane geliyor?

    cx-5 hakikaten bir binek aracın direksiyon tepkilerine ve netliğine, ani yük değişimlerinde ve viraj girişlerinde süspansiyon netliğine ve kararlılığına sahip inanılmaz bir model. hem de öyle herhangi bir hb ya da sedan değil, gerçekten çok iyi olanlardan bahsediyorum. daha önceki aracımla hızlı viraj girişlerindeki süspansiyonun yük değişimine adapte olma ve tekrar stabil hale gelme süresi, benim sürücü olarak algılama ve tepki verme süremden daha uzundu. yani hatalı bir hissiyatla, hatalı bir tepki verip, vermemem benim sürücülük tecrübeme ve sakinliğine kalıyordu. cx-5 için bu süre benim tepki verebilme süremden çok az. açıkçası o meşhur 'acaba fazla mı kaçtı?' saliselerinde, adrenalin salgılayıp, heyecanlanmaya bile vaktim olmuyor...

    artık kısaca mı, uzunca mı oldu bilemiyorum; cx-5 hakkında internette duyduklarınıza inanabilirsiniz. bu suv gerçekten mazda 3 gibi ve belki de daha iyi yol tutuşa, direksiyon tepkilerine sahip, olduğundan çok daha küçük ve dinamik bir araç gibi kullanılabilen bir araç. aynı zamanda da ihtiyacınız olduğunda, karlı havalarda, yağmurlu havalarda, hafif arazide, size bir kompakt suv aracın sunabildiklerini maksimuma yakın sunabilen bir araç.

    not; araç sahipleri ve test edenler, burada yazılanları denemek maksatlı sakın araçlarını emniyetsiz bir şekilde zorlamasınlar. unutmayın, en önemli şey sizin emniyetinizdir.

    daha da ilginci sevgili dostlar, bu kadar dinamik ve sportif bir aracın nasıl olup da bu kadar konforlu olduğu? cx-5'i konforla kullanmak istediğinizdeki dinginliği, sessizliği, süspansiyon konforu ve çalışma sessizliği gerçekten çok etkileyici. yol sesi bir japon otomobilinde şahit olduğum en düşüğü. rüzgarlardan etkilenme bu yükseklikte bir araç için gayet normal. rüzgar sesleri 120-130 km/h da bile gayet düşük (kendi sınıfı için) ve hatta şöyle bir örnek vereyim; aynı süratlerde rüzgar sesleri rx-8'den daha düşük. bazı forumlarda frenlerle ilgili eleştiriler okumuştum (yabancı forumlarda) hiç alakası yok, frenler hem fren kuvveti, hem de pedalın hissi ve ayarlanabilirliği olarak çok başarılı.

    ya iç mekan, daha önceki test raporumda yazdıklarımın aynısını tekrarlıyorum. sınıfının tartışmasız en başarılı ve kaliteli iç mekanı. bu sınıfta mazda haricinde hiçbir kompakt suv araçta bu kalitede iç mekanda seyahat edemezsiniz. (premium markalar sözüm dışı) evet premium markalar sözüm dışı ama bilmek isteyenler için, örneğin cx-5 iç mekanının c serisinden daha kaliteli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. aracı daha fazla kullandıkça da kaliteye ve detaylara ne kadar önem verilmeye çalışıldığını fark ediyorsunuz.

    şimdi de gelelim dost tavsiyelerine. burada yazacaklarımın hiç birisi büyük şeyler değil. bu konular halen devam da etse, ben de 10 kere daha karar versem, tercihim yine cx-5 olurdu. ancak bu otomobili ve markayı seven birisi olarak da, daha da iyi olmaları için tavsiyede bulunmaktan da kaçınmamak gerekli diye düşünüyorum.

    --- alintidir ---
  • mazda cx-5 ile ilgili baska bir inceleme yazisi.
    yazinin orjinalini okumak icin

    --- alintidir ---

    ve, uzun yıllar boyunca sevdalılarını skyactiv adını verdiği yeni bir teknolojiye hazırlayan mazda’nın ilk meyvasını tadıyoruz.

    cx-5 skyactiv teknolojisi ve kodo’nun (hareketin ruhu) birleşiminden meydana gelen teknoloji harikası bir yol makinası. başlamadan önce biraz skyactiv konseptinden bahsedelim. mazda bu teknolojiyi kabaca “sürüş performansından ödün vermeden yakıt tüketimini ve karbon salınımını azaltmak” olarak tanımlıyor ancak bu teknolojinin altında çok daha fazlası yatıyor. bir konsepti tasarlamanın iki temel yöntemi vardır; bunlardan birincisi mevcut alt yapının üzerine yeni bir şeyler koyarak temel değerlerden ödün vererek tasarım yapmak. bu yöntem aslında hızlı gibi görünse de mevcut alt yapının kronik sorunlarına boyun eğmek zorunda bırakır tasarımcıları. ikinci yöntem ise her şeyi bir kenara bırakıp yeni bir maceraya atılmaktır. işte mazda skyactiv teknolojisinde bu ikinci yolu tercih ederek bildiğimiz bir yerde ezber bozmayı amaçlamış. bir aracı oluşturan üç temel unsur vardır. bunlar iskelet yani gövde, motor ve şanzımandır. geleneksel otomobil endüstrisine baktığımız zaman büyük bir çoğunluk bu bileşenleri farklı kaynaklardan temin etmekte veya büyük otomobil firmaları maliyetleri azaltmak için ortak gövdeler üzerine kendi motorlarını montelemektedir. mazda’nın burada yaptığı ise bu bileşenlerin tamamını kendi mühendisleri ile %100 uyumlu bir şekilde üretmek yani safkan bir araç ortaya çıkartmaktı. dilerseniz skyactiv bileşenlerini tek tek kısaca ele alalım.

    • gövde : yakıt tüketimini düşürmenin yollarının başında -motor tüketimini bir kenara koyarsak eğer- ağırlık gelmektedir. ne kadar hafif o kadar hızlı ve verimli. mazda yeni gövdesini tasarlarken iki noktayı göz önüne almış, hafif ve sağlam. nasıl? düz mantıkla düşündüğümüz zaman bir metalin güçlü olması için sert olması gerekiyor ve de sert bir metal ağırlık da ihtiva etmektedir. işte bu noktada devreye mazda’nın skyactiv mucizesi devreye giriyor. daha hafif ve daha sağlam hem de 1.800mpa (megapascal). üstelik bir önceki modellerine göre %20 daha güçlü ama ortalama 4.8 kilo daha hafif tampon barları. dünyanın en sağlam otomobil üreticileri henüz 1.500mpa değerlerine ulaşamamışken mazda’nın bu kadar sağlam ve hafif bir gövde üretmesi onu bir kaç adım öne çıkartıyor. uzun lafın kısası mazda koskoca suv aracı en büyük motor hacmiyle bile değerlendirdiğimiz zaman 1.540 kg ağırlığında bir araç yapmayı başarmış. en düşük hacimli modeli ise sadece 1.345 kg. rakip modellere baktığımız zaman 1.800kg altında suv bulmak pek mümkün olmuyor.

    • şanzıman : çift kavramalı şanzıman daha hızlı ve yönettiği motorla %100 uyumlu ayrıca hafif üstelik en güçlü rakiplerinin 8 kademede sağladığı gücü ve emisyonu sadece 6 kademede sağlayabilecek kadar da verimli.

    • motor : mazda burada da yine çıtayı yüksek tutarak kendine referans olarak formula-1 araçları baz almış. günümüzde teknolojilerin tamamı göz önüne alındığı zaman her açıdan limitlerde olan araçlardır formula-1 araçları. hız, güvenlik, bilgi teknolojileri, tasarım ve daha fazlası bir araya gelerek üretilmektedirler. bu bağlamda mazda’nın da kendine formula-1’i referans alması kadar doğal bir şey olamaz. ancak mazda bununla da yetinmeyerek üzerine ne koyabilirim diye düşünmüş ve koymuş da... öncelikle formula-1 araçlarındaki sıkıştırma oranına yanı 14:1 oranına ulaşan bir motor üretmiş. yetinmemiş aynı sıkıştırma oranının üzerine %15 daha fazla tork ve %15 daha fazla yakıt verimliliği eklemiş üstelik bunu hepimizin kullandığı 95 oktan benzin standardıyla başarmış. ve tabi ki hem rakiplerine göre hem de önceki modellerine göre daha hafif bir motor.

    bütün bu bileşenler bir araya geldiği zaman, daha verimli yakıt tüketimine sahip, daha düşük karbon salınımı ile doğaya dost ve sıra dışı sürüş performansıyla yolda sürücüyü yormayan bir araç ortaya çıkmış üstelik bütün bunlar yüz binlerce dolarlık premium sınıfı araçlarda değil herkesin sahip olacağı araçlarda kullanılmış. mazda şu anda bu teknolojilerini bütün sınıflarındaki araçlarında uyguluyor. yazımızın başında belirttiğimiz gibi cx-5 bu teknolojinin ilk meyvası, ardından mazda6 ve mazda3 model araçlarla birlikte adım adım yeni araçlarını piyasaya sunmaya devam ediyor.

    şimdi dilerseniz asıl konumuz olan cx-5 aracımıza biraz daha yakından göz atalım. öncelikle test ettiğimiz aracın teknik bilgilerini vermek istiyorum. aracımız 2.2 lt dizel 175 hp güç ve 420 nm tork üreten bir motora sahip. aracın üzerine 6 ileri tam otomatik skyactiv şanzıman bulunmakta ve aracımız 4x4 awd teknolojisine sahip suv kasaya sahip. awd teknolojisi sayesinde normal şartlarda araç önden çekişli gibi davranmakta ancak gerektiği zaman otomatik olarak 4x4 olarak çalışmakta böylece yakıt tüketimine bir katkı da buradan sağlanmakta. yani nerede güç lazım 4x4 o zaman orada.

    biraz da donanıma göz atalım. öncelikle belirtmeden geçemeyeceğim, bu araç full+full. evet internette araç satan arkadaşların tabiriyle konuşuyorum ki olay net anlaşılsın. biraz daldan dala geçmek gibi olacak ancak bence tam yeri ve tam zamanı bunu söylemek için; mazda satış stratejilerinde insan kandırmayan bir tutum sergiliyor. yani bir araç beğendiğiniz zaman liste fiyatı olan x tl veya usd (birim hiç önemli değil) üzerine, paket üzerine paket satmaya çalışmıyor. aracı teslim almaya gittiğiniz zaman neye sahip olacağınızı önceden biliyorsunuz. bu kısa ve önemli hatırlatmadan sonra temel donanım özelliklerini sıralayalım; dinamik stabilite kontrolü (dsc) ve çekiş kontrol sistemi (tcs); daha tutarlı ve yolda sağlam duran bir araba. arka araç izleme sistemi (rvm), akıllı şehiriçi fren desteği (sbcs), şerit değiştirme uyarı sistemi (ldw); daha güvenli ve daha huzurlu bir sürüş. yokuş kalkış desteği, uzun far kontrol sistemi (hbc), adaptif ön far sistemine sahip bi-xenon ön farlar; daha otomatik, daha akıllı. park sensörleri, ön ve arka, geri görüş kamerası, elektrikli, ısıtmalı, katlanabilen aynalar; daha fazla görünürlük daha fazla hakimiyet. çift bölgeli otomatik klima, radyo / cd / mp3, 6 hoparlör, renkli 5.8" tft dokunmatik ekran, bose centerpoint surround ses sistemi, 9 hoparlör, daha konforlu ve daha eğlenceli. bunlar aracın sahip olduğu özelliklerden sadece birkaçı. devamı ve daha fazlası bayilerdeki ve internetten temin edilebilecek olan broşürlerden görülebilir. ancak ben bir iki ayrıntıya daha değinmeden geçemeyeceğim. aracı test edene kadar bilmiyordum, aracı test ederken keşfettim... araç sizinle sesli iletişim kurabiliyor. nasıl mı? aynı yeni nesil akıllı telefonlarda olduğu gibi, direksiyon üzerindeki tek bir tuşa dokunarak dilediğiniz komutu veriyorsunuz o da yapıyor. mesela navigasyonu mu açmak istiyorsunuz, basın düğmeye navigasyon deyin o yapsın veya telefon mu etmek istiyorsunuz, basın düğmeye bluetooth üzerinden tanımladığınız telefonunuz aracılığıyla dilediğiniz kişiyi arasın ve handsfree (eller serbest) şekilde dikkatiniz dağılmadan konuşun. yalnız bu özellik şimdilik sadece ıngilizce. ilerleyen zaman içinde yaygınlıkla birlikte türkçe olarak da çalışacağını ümit ediyorum.

    navigasyon özelliği oldukça başarılı. zaten dünyanın kabul ettiği tomtom kullanılmış, üzerine pek bir söz söylemeye gerek yok. ses sistemi ise bose ile tatmin edicinin bir adım ötesine geçmiş. lastik basınç sensörü, karartılmış camlar, açılır tavan, deri koltuklar, usb/aux bağlantısı, i-stop, anahtarsız çalıştırma... yani araçta yok yok... onun için full+full demekten kendimi alamadım.

    sürüş konforuna gelince; yıllardan beri uzun yol yapan bir sürücüyüm, açık yüreklilikle söyleyebilirim ki sürücülük tecrübelerim boyunca hiç bir araçla bu denli rahat yolculuk yapmadım. mazda’nın kodo felsefesiyle birlikte gelen sürüş zevki kendini daha ilk kilometrelerde belli ediyor. aracı sürerken onunla bütünleşiyorsunuz. o sizin nerede ne tepki vereceğinizi siz de onun nerede nasıl tepki vereceğini çok kolay bir şekilde sezgiliyorsunuz. gerek düz yolda gerekse eğimli yollarda kesinlikle güç kaybı yaşamıyor ve çekişlerde patinaja düşmüyor. tabii ki bunda 4x4 alt yapının yanısıra dsc ve tsc teknolojilerinin de payı büyük. yapmanız gereken tek şey koltuğunuzu otomatik düğmeler yardımı ile kişiselleştirmek ve direksiyonu dilediğiniz yüksekliğe getirmek, sonrası gaz-fren. aracı sürücü olarak test etmek yetmedi bir de iyi bir sürücünün kullandığı araçta arka koltukta oturmak istedim neler olduğunu anlayabilmek için. öncelikle araçta tam bağımsız ve bu büyüklükte bir araçtan beklenmeyecek yumuşaklıkta bir süspansiyon sistemi var. en düzgün yoldan en bozuk yola kadar yaptığımız testlerde ne bir savrulma ne de rahatsız edici bir ses çıkarıyor araç. burada ilginç bir örnek vermek istiyorum. aracı test ettiğim süre zarfında anneme de gösterme fırsatım oldu. gelin beğendirir gibi bir havayla tabi ki.. ailemizde kullandığımız bir çok aracın arka koltuğunda oturan yegane insandır kendisi haliyle ve her zaman hem benim sert sürüşümden hem de arka koltuktaki savrulmadan yakınıp dururdu. ancak cx-5’in arka koltuğunda oturduğu süre boyunca ne bir savrulma ne de sürüş veya süspansiyon şikayetinin olduğunu söyledi. gerçekten de aracın teknolojisinden ve konforundan dolayı arka koltukta oturan yolcular aynı sürücü gibi bir konforla yolculuk tecrübesini yaşıyorlar cx-5 ile.

    aracın tasarım hatları oldukça göz alıcı, özellikle önden görünüşü hem heybetli hem de sade. iç tasarımda da japon sadeliği olduğu gibi dikkat çekiyor, her şey yerli yerinde ve tam olması gerektiği gibi. elinizi uzattığınız zaman ulaşabileceğiniz mesafede. belki eleştirilecek bir kaç şeyden biri bu sadeliğin biraz aşırı kaçmış olması. ön konsol, klima peteklerinin çerçeveleri ve deri kaplama kapı içleri daha süslü olabilirmiş. deri kaplama malzemeler ve plastik dokular kesinlikle en kalitelisinden ancak dediğim gibi kaliteli dahi olsa düz ve olması gerektiğinden çok fazla sade. sanıyorum ki bir sonraki sürümde bu sadelik makyajlanarak daha sevimli hale getirilecektir.

    bu kadar konuştuk ya peki yakıt tüketimi; aracı 1.500 kilometre boyunca 3 farklı tüketim testine tabi tuttum. ilki şehir içi tüketimdi. malumunuz istanbul trafiği. kısa parkurlar ve olağan agresif sürüş. sonuç 7,5 l/100km. şehirler arası uzun yol 7 l/100km. şehirler arası otoban testi 6,5 l/100. evet katalog değerlerinin biraz üzerinde çıkıyor sonuçlar ancak türkiye şartlarını göz önüne alırsak ve de 2.2 litre bir araçsa altımızdaki şahsi kanaatim bu değerler bile oldukça başarılı ve tatmin edici. araç maximum güçte 4400 devir üretiyor ve +220 km/s hızlara ulaşabiliyor hem de hiç zorlanmadan. 0-100 hızlanması ise 10saniye gibi oldukça başarılı bir değere sahip. son olarak 2012 euro ncap testinden 5 yıldızımız da cabası.

    sonuç olarak söyleyebilirim ki cx-5 geniş iç ve bagaj hacmi, donanımı, güvenliği ve konforuyla tam bir aile arabası. hem kolay ulaşılabilir fiyatlara sahip, hem de düşük yakıt tüketimi değerleriyle ekonomik.
    --- alintidir ---