• 1873'de denizli'de doğdu. edirne'de gördüğü ilk ve orta öğreniminden sonra gelibolu'da (1891) ve edirne idadisi'nde tarih ve matematik öğretmenliği yaptı. 1897'den sonra idareci olarak görev alan kansu, havza, çorlu, çisriergene ve iskeçe kaymakamlığında, 1908'den sonra da gümülcine, lazistan, mersin, izmit ve balıkesir mutasarrıflıklarında bulundu. idareciliğinin yanı sıra siyasetle de ilgilenerek ittihat ve terakki cemiyeti'nin üyeleri arasında yer aldı. 1918'de rus istilasından yeni kurtulan bitlis'e vali atandı. heyeti temsiliye üyeliğine seçildi. heyet, ankara'ya geldiği sırada istanbul'da son meclisi mebusan toplanıyordu. kansu, mustafa kemal'in de isteğiyle istanbul'a gitti. felahı vatan grubunun çalışmalarına katıldı ve meclise hakkari milletvekili olarak girdi. heyet adına vahdeddin ile görüşerek ona anadolu'ya geçmesini teklif etti. istanbul işgal edilip meclisi mebusan feshedilince, kansu gemiyle beyrut'a geçti. oradan silifke yoluyla ankara'ya geldiği zaman tbmm açılmıştı. hakkari milletvekili olarak görev aldı.
    milletvekilliği dışında elazığ valiliğine atandı. 1923, 1939 dönemlerinde denizli milletvekilliği ve 1925'te doğu istiklal mahkemesinde başkanlık yaptı. 1939-1946'da çoruh milletvekili olarak siyasi hayatını sürdürdü. 1948 yılında istanbul'da öldü.
  • biraz daha özetleyecek olursak;

    mazhar müfit kansu (1873-1948): idareci ve siyaset adamı. denizli doğumlu kansu, çeşitli yerlerin kaymakamlıklarında idareci olarak, daha sonra ittihat ve terakki cemiyeti’nin üyeleri arasında yer aldı. hakkari milletvekili olarak ta meclise girdi. 1923 denizli milletvekilliği, 1925 doğu istiklal mahkemelerinde başkanlık yaptı. 1939-46 çoruh milletvekilliği. milli mücadele döneminden ölümüne dek atatürk’ün arkadaşlarından biriydi.
  • 29 haziran 1925'te idam edilen şeyh said'i yargılayan istiklal mahkemesinin tbmm içinden seçilmiş başkanı. tbmm'de denizli milletvekili olarak bulunuyordu.
  • mustafa kemal'in en yakinindaki isimlerden biri olarak mazhar müfit önemli görevler yüklenmiş bir figür olmasina rağmen biraz silik ve mustafa kemal'in katibine benzer bir politikacı profili verir cumhuriyet'in kuruluş tarihinde. hakkinda bu kadar az şey biliniyor olmasi da biraz bundan kaynaklanır ama şimdi bu başlıktaki wikipedia copyright paste özgeçmiş masalı bile mazhar müfit'in bütün siyasal hayatınin kabul edersiniz biraz tuhaf olduğuna işaret eder. mazhar müfit'in asil önemi, biraz gayriresmi tarih mecrasinda akan, mustafa kemal'in daha 1919 yılında mazhar müfit'e kurulacak yeni rejimin cumhuriyet olacağına dair bir not yazdirdiğina ilişkin efsane etrafında şekillenir. buna mustafa kemal'in gizli günlüğü diyen de vardir, 8 temmuz 919 tarihi atan da 20 temmuz 1919 diyen de var anladiğim.

    ama bana sorarsan asil tuhaflık grandşilemi 1920'de hakkari'den milletvekili olarak meclise girmesidir mazhar müfit'in. neden dersen, bitlis valiliği dışında doğuyla olan ilişkisi tartışılır rodos kökenli ve denizlili bir siyasal figürün hakkari'den nasil milletvekili olarak önce istanbul meclisine, sonra da ankara'daki ilk meclise girebildiği meselesi bugünden bakildiğinda bile tuhaftır. 1920'deki milletvekilliğine mustafa kemal tarafından"atandığını" ve bu eylemin kürtler arasında, özellikle dönemin okumuş kürtleri ve kürt milliyetçileri arasında yaygın bir hoşnutsuzluk yarattığını ve 1921 anayasası öncesinde "bizde adam kalmadı mi, bu adami neden milletvekili yaptın paşa, hani bu ülkeyi birlikte kuruyorduk, hayirola!" türü itirazları tetiklediğini söylemek mümkün. daha sonra mazhar müfit'i haci muhiddin'in görevinden istifa etmesi üzerine şeyh sait isyanini yargilayann istiklal mahkemesi'nin başinda görmek de koçgiri isyanina doğru giden gelişmeler zincirinde ve özellikle birinci meclise destek veren kürtler arasında yarattığı hoşnutsuzlukla etkili olmuştur diyelim ama sonra çoruh milletvekilliği de nereden çikmiş diye düşünen olursa orada da bir ismet paşa eli vardir diye cevap veririz elbet.
  • bu memleketin ilk demokrasi ve özgürlük anıtını, kaymakamı olduğu uzunköprü ilçesinde yükeslmesini sağlamış kişidir.
    yıl 1909. kısacası, cumhuriyet, demokrasi gibi kavramlara çok daha öncesinden hakim, bu konularda da m. kemal ile fikir ortaklığında bulunan biridir.

    konu ile ilgili:
    http://kansudan.blogspot.com/…et-ant-ve-mazhar.html

    ha bu arada; edirne defteri hakani (tapu ve kadastro) müdürü müfit bey‘in oğludur.
    (bu adamın o zamanlar hakkari milletvekili olmasına şaşıran, bugün akp edirne milletvekili olan (ve edirne ile alakası olmayan) kişinin de akp lideri tarafından atanmasına şaşırır mı?)
  • muhtesem konusmalarla kemalist takiyeciligin nevi sahsina munhasir orneklerini sergileyen sahsiyetlerden birisidir. meclisin halkcilik beyannamesini tartistigi gunlerde yaptigi konusmalardan birisi asagidadir:

    sonra efendiler! diyoruz ki; memleketin bugün istihlâsı için uğraşıyoruz ve görüyoruz ki camileri­miz kiliselere, medreselerimiz ahirlara tebdil edildi ve kuranı azimüşşan yerlere atildı. şu dakikada zen­gin ve fakir bütün dindaşların fedayi hayat için koşmalari lazım gelirken biz hâlâ tefrika yapıyoruz. sen askere gedeceksin, zengin bedel verecektir. çünkü seni askere sevkedemiyoruz. böyle değil azizim, hiç bir zaman böyle değildir. hiç bir köylü kalmadı ve tozlu çuvalı da kalmadı. köylü un çuvalına benzermiş ve vurdukça tozarmış. hayır arkadaşlar, artık ensesine vurulacak köylü kalmadı ve zavallı köy­lünün tozayacak çuvalı da kalmadı. eğer hoca efen­di hazretlerinin .dedikleri gibi; zengin evlâları bu fecayiin, bu irtikâbın mürtekibi iseler, vurulacak onun ensesidir. tozlu olan onların çuvallarıdır. efen­diler diyoruz ki vur abalıya! -rica edelim efendiler kime vuruyoruz? vuracağımız köylünün abası kal­mamıştır, onun üryan olan vücudundan başka bir şeysi yoktur. vur abalıya değil efendiler; vur kürk­lüye..

    sonra efendiler; bjr taraftan halka doğru ka'nunlar yapıyoruz, bir taraftan da bununla biz zenginle­ri sivriltmek istiyoruz. burada söylenecek bir lâf var, hattâ hilmi bey de takdir edecek el de vuracak.
    söyliyeyim mi? 'bu memlekette sivrilecefc yalnız mi­narelerdir efendiler. 'bunlardan başka biç bir şey sivrilemez, (sürekli alkışlar). (tbmm zc, 25 ekim 1920, s.166)

    evet, beyefendinin sozleri boyle. takiyeciligin neresinden baslasak acaba. camilerden mi, medreselerden mi? halkciligi birakip ızmir ıktisat kongresi ile kapitalizme mi eklemlenmesinden mi? nereden baslasak bilemedim. bir de minareleri sivriltelim demez mi? zirtapozlar.