şükela:  tümü | bugün
  • high school musical'dan tanıdıgımız zac efron ve evening filminden tanıdıgımız claire danes'in basrol oynadıgı 2008 yapımı drama film.

    http://www.imdb.com/title/tt1175506/
  • before sunset ve before sunrise'in yönetmeni richard linklater'in son filmi. şimdiye kadar birkaç film festivalinde gösterilen, citizen kane'in yönetmeni orson welles hakkındaki film 2009 son çeyreğinde sinemalarda olacakmış.

    konusu şöyle

    --- spoiler ---

    okuldaki derslerinden çok sıkılan richard samuels'in hayallerini broadway süslemektedir. okulu kırıp mercury tiyatrosunda dolaşırken, şans eseri orson welles ile karşılaşır. welles o sırada broadway'de ilk defa sergilenecek olan shakespeare'in jul sezar'nın yönetmenliği ile uğraşmaktadır.

    richard, welles ile yaptığı sohbet sonrası provaları izleme imkanı sağlar ve welles'i daha yakından tanımaya başlar. bu zeki adamın rekabetçi ve hırslı yapısı özel yaşamında da görülmektedir. eşi virginia hamileyken, welles başrol kadın oyuncu muriel ile birlikte olmaktadır. richard welles'in bencil doğasını keşfetmeye ve onu yönlendirmeye başlar.

    --- spoiler ---
  • sahneye konulacak bir oyun, orson welles, ve oyuncuların birbirleri ile ve üstad* la ilişkileri,... bir çeşit shakespeare in love. 1937 new york ortamında gecen sevimli, sakin ve tabii ki shakespearli bir film.
  • 29. uluslararası istanbul film festivali kapsamında gösterilecek olan richard linklater filmi.
  • sevimli bir film.
    aynı anda hem tiyatro hem sinema izlemek gibi. 40 sonu new yorkunda gezdiriyor sizi, o zamana götürüyor. zaman geçirmek için izlenebilir.
  • dönemin havasını çok güzel yakalamış; izleyiciyi kısa sürede içine çeken bir film olmuş. ayrıca, orson welles'i canlandıran aktör christian mckay de gayet başarılı bir iş çıkarmış. bundan sonra adını daha sık duyacağımızı düşünüyorum.
  • tiyatral açıdan izleyicisini tatmin eden festival filmi. kitabının yazarı robert kaplow de en az yönetmen richard linklater kadar övgüyü hakediyor böyle bir eser için. shakespeare anlatan sanat dersinden sıkılıp hayal dünyasında broadway'de orson welles'in yönettiği oyunda oyunculuk yapıp binlerce kişi tarafından alkışlanmayı anlatan bir film, nerden baksan çok orjinal bir fikrin sonucudur. bunu anlatırken de seyircinin gerçeklik algısını yıkmamak ancak böyle bir yönetmenin elinden çıkabilirdi.

    orson welles'in olumludan çok olumsuz yönleri ön plana çıkarılarak ana karakteri övme basitliğine gidilmemesi filmin diğer olumlu yanı. tiyatroda oyun dönemine yaklaşıldıkça çıkan sorunlar ve oyunun yetişmeme ihtimali, bireysel egoların ön plana çıkması, tiyatroda ilk oyun oynandıktan sonra herkesin pür neşe içinde olup yaşadıkları sıkıntılı günleri bir övünç kaynağı olarak bahsedip abartması fln tamamıyla gerçek bir tiyatro oyununun gala oyun süreci gibiydi.

    hamlet'in en anlamsız sözünün "to be or not to be" olduğunu söyleyip, oyun metninde çıkaran; sheakespeare repliklerinin harfini bile değiştirmeden kullanılması gerektiği konusunda ısrarcı olan orson welles o üstün egosuyla canlandırıldığı bir filmde bile hayran bıraktı kendine.
  • highschool musical'lerle ünlenen zac efron'un başrolde oynadığı film, orson welles amcayı ve tiyatroyu çok ince detaylarına kadar richard (zac efron) üzerinden anlatıyor. yer yer düşen sahneleri olsa da tiyatroya kıyısından köşesinden bulaşan, sevenlerin hoşlanacağını düşündüğüm başarılı bir film. festival açılışını bu filmle yapmam iyi oldu.
  • insanı keyiflendiren, heveslendiren film. bittikten sonra julius caesar'ı okumak, rome'a yeniden başlamak ya da içinde orson welles olan herhangi bir filmi (tercihim the lady from shanghai) izlemek arasında kaldım.