şükela:  tümü | bugün
  • ebubekir sifil'in şu sıralar konferanslarda dillendirdiği bir uyarı olsa da, özellikle son 100 yıldır çok sayıda din adamı tarafından dile getirilmiş bir söylem.

    kur'an meali okumanın, kur'an okumakla bir olmadığı gibi, kur'an'ı yanlış anlamaya yol açabileceği, kur'an (ve özellikle kur'an meali) okuyarak din öğrenilemeyeceği altyapısı ile servis edilen bu "hüküm", meal okumanın "sağlam bir dini altyapınız yoksa, kişiyi dinden çıkarabileceği" uyarısıyla süsleniyor.

    şöyle ki:
    "illa meal okuyacağım" diyenlere tavsiyem, önce itikad ve amel planında sağlam bir altyapı edinsinler; kendilerini garantiye alsınlar. bunun üstüne yapacakları meal okumalarında da "farklılık arayışı" olarak ifade ettiğim zihnî sürecin sahte cazibesine kapılmadan, amele ve ihlasa dönüştürebilecekleri pasajlara ağırlık versinler." diyor ebubekir sifil.

    cübbeli ahmed hoca da benzer şeyler söylüyor; "kur'an meali kur'an değildir, ondan din öğrenilmez. bu yüzden tefsirsiz meal okumayın"...

    bir kuşağın islam'ı öğrendiği seadet-i ebediyye isimli dev ilmihalde de yazar; "kur'an meali kur'an değildir. meal okuyarak din öğrenilmez"...

    müslüman olmakla "dinci" olmak arasındaki fark nedir diye sorarsanız, gayet rahatlıkla bu hükmü örnek gösterebilirim. insanlara; "kur'an meali okumayın, okuyacaksanız da önce iman ve itikadınızı geliştirin, kendinizi garantiye alın, sonra okuyun" demek ne demektir?
  • ya arapça öğrenin ya ruhban sınıfı olmadığı söylenen dindeki ruhban sınıfının yalanlarına kanın şeklindeki açıklamadır...
  • yıllar önce yaptığım "kuran'ın tamamını okuyanların ateist olması" tespitinin islam alimleri tarafından da desteklendiğini bana gösteren temenni.
  • fethullah hoca da, hemen hemen aynı şeyi savunuyor:

    "... arapça bilmeyenlere gelince, ben şahsen onların meâl okumalarını tavsiye etmem..... kur'ân'ı okudukları meâllerden ibaret zannedenler için, böyle bir meâl okuma, kur'ân'la hiç ilgilenmemeden daha tehlikelidir...." kaynak
  • - yada amaaan siktir edin ikisinide dogmalarla vakit kaybetmeyelim şarap içelim aşkla dolalım. diye devam edesi söz öbeğidir.
    (bkz: ve hayyam dostum)
  • kuran'ın sadece araplara gönderildiği gerçeğini yüzümüze tokat gibi çarpan açıklama.
  • az bucuk inanan birisi olarak allaha hakaret saydığım cümledir. yaratıcının bir metni olacak oratada ve bu metin başka bir yaratılmışın tefsirine muhtaç hemi ? hadi ordan. inanmam daha iyi.

    3 yıl sonra gelen edit. (bkz: inanmıyorum)
  • tüm islam alimlerinin sık sık dile getirdiği bir söylemdir.

    peki kuran bu konuda ne der?

    duhan suresi 58. ayet: biz onu (kuran'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

    yusuf suresi 1 ve 2. ayetler: elif. lam. ra. bunlar, apaçık kitab'ın ayetleridir. anlayasınız diye biz onu arapça bir kur'an olarak indirdik.

    zuhruf suresi 2 ve 3. ayetler: apaçık kitab'a andolsun ki. biz, anlayıp düşünmeniz için onu arapça bir kur'an kıldık.

    bu ayetlere göre kuran tüm insanlık tarafından kolayca anlaşılsın diye apaçık olarak gönderilmiş. sen bana dersen ki "allah o kadar iyi anlatamamış, ben sana toparlar anlatırım", ben de sana "bi siktir git" derim.
  • yanılgıya düşmemek, bu sözün küçük bir azınlık tarafından dile getirildiğini sanmamak adına devam edelim:

    islam fıkhı konusunda yaşayan en muteber kişilerden biri ve uzun yıllardır türkiye gazetesi'nde insanların dini sorularına cevap veren bir otorite olan mehmet ali demirbaş diyor ki:

    tercümesinde hiç hata olmasa bile meale "allah kelamı" denmez. kur’an-ı kerimin başka dillere yapılan çevirmelerine kur'an denmez. bunlara, kur’an-ı kerimin meali denir. bunlar, kur'an diye okunamaz. bunları, kur'an diye okumak sevap olmaz, günah olur. ibni hacer-i mekki hazretleri buyuruyor ki: "kur’an-ı kerim tercümesini, kur’an-ı kerim yerine okumak haramdır." [fetava-i fıkhiyye s. 37]

    kur'an-ı kerim hiçbir dile, hatta arapça’ya bile tercüme edilemez. herhangi bir şiirin bile, tam tercümesine imkan yoktur. ancak izah edilebilir. kur'an-ı kerimin manası tercümeden anlaşılmaz. bir âyetin manasını anlamak demek, allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir. bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez. tercüme edenin, bilgi derecesine göre anlamış olduğunu öğrenir.

    hangi tercüme olursa olsun, hiçbir kur'an tercümesinden din öğrenilemez. dinini öğrenmesi için bir kimsenin eline, en uygun tercümeyi vermek, okyanus ortasında bulunan insana bir tahta parçası vermekten daha kötüdür. çünkü bu tahta parçası ile insan sahile çıkamayacağı için ölür, imanlı ise cennete gider. fakat tercüme ile din öğrenmeye kalkışan, imanını kaybedip cehenneme düşebilir.

    kaynak