şükela:  tümü | bugün
  • aralarinda rory culkinin de bulundugu bi drama/thriller film. kucuk kasabada yasayan bikac cocugun baslarini belaya sokmasiyla olaylarin gelistigi orta derece bi film.
  • senaristliği ve yönetmenliği jacob aaron estes tarafından gerçekleştirilmiş filmdir. yetişkin oyunculara, yetişkin karakterlere yok denecek kadar az yer verilmiş olan filmde, yetişkin davranışları çocuklara yüklenmiştir.
  • birçok filmde, bu filme konu olan olayın sonucunda gelişen hadiseler ve sonuçları film edilirken, burada sadece olay ile kalınmıştır. bir buçuk saate bu kadar az olayın sığdırılmasına rağmen filmde duygusal olayların çok ön planda tutulması seyredeni etkiliyor. ayrıca geleceğin oyuncularını da görmemiz mümkün.
  • mini mini cocuklarin arkdaslari icin kurdugu hain saka planini ve guzel doga manzaralarini iceren yesilimsi film
  • olanlara hak vermek için her koşulu sağlayıp sonra bunun ne kadar doğru olduğunu sorgulamanıza da neden olan bir film, oyuncuların performansı yaşlarını unutturuyor. kolay dinlenilen müzikleri ekstrası.

    http://www.metrofilms.com/meancreek/
  • yine ne anlattığı anlaşılamayan bir film daha.eline her kamerayı alan film çekmeye uygun diye düşündüğü her konuda film çekerse olacağı budur.böyle bir hikayeyi çocuklar ve yeniyetmeler üzerinden anlatmak iyi bir fikir, ama anlatmamak çok kötü bir fikir...kısa film olsa daha iyi olurdu.ama bunu da yapabileceğini sanmıyorum o yönetmenin.hiç söylemedim kabul ediniz.benzer konu-bakış açısı ama daha iyi görüntü, anlatım ve yönetim için lütfen (bkz: vozvrashcheniye)
  • genç/çocuk oyuncu kadrosunun etkileyici performansıyla ve müzikleriyle akıllarda yer eden 2004 yapımı film. abd'den çıkan filmlerin çok büyük bir çoğunluğunun hollywood yapımı olduğu göz önünde bulundurulursa ülke sınırları dışına çıkmayı başaran bağımsız filmleri eleştirirken daha ılımlı olma taraftarıyım. o yuzden filmin kötü, amatörce yada içerik bakımından eksik olduğu şeklindeki eleştirilere hiç bir şekilde katılmıyorum. bunun yanısıra yönetmenin ''beneath the surface everyone has a secret'' temasını ergenlik çağındaki bir çocuğun üzerinden dramatik bir biçimde anlatmasını gayet başarılı. ilk izlediğimde kompozisyonu bana biraz gattaca'yı biraz da american history x'i hatırlatmıştı ki bahsi geçen üç filminde sonunu başrol karakterinin uzun ve son noktayı koyan monoloğu oluşturuyor.
  • gelmiş geçmiş en iyi 'coming of age' filmlerinden.
  • şu ana kadar gördüğüm en etkileyici afişler arasına girecek derecede güzel afişleri olan film. film hakkında yazacak bi'şey bulamıyorum zira midem düğüm olmuş durumda. bu kadar genç oyuncularla, bu kadar güzel mimikler-tavırlar. çok başarılı.

    --- spoiler ---

    her sandal sahnesinde giren müzikler bizi sanki nelerin beklediğine karşı uyaran cinstendi. çok güzeldi gerçekten.
    filmin son sahnelerine kadar zaten içim şişmişti, en son video görüntülerinden sonra, george'un konuşma kısmında ve son cümlelerinde iyice daraldım.

    --- spoiler ---

    afişler; özellikle ilk afiş favorim.
    http://movie-posters.lucywho.com/…ters-t636604.html
    http://photos.lucywho.com/…o-gallery-c10466173.html
  • 2004 yapımı jacob aaron estes filmi.

    --- spoiler ---

    küçük bir taşra kasabasındaki çocukların, trajik bir olay sonrasında, birer yetişkin gibi karar aldıkları, izlemeye değer bir film çıkmış ortaya. söz konusu olayın üzerinde bu kadar durmaktansa, olay sonrası yaşanılanları, çekişmeleri, hesaplaşmaları, çocukların içlerine dönmelerini ve kaldırabileceklerinden daha büyük bir yükle başa çıkma yöntemlerinden daha çok bahsedilmesini tercih ederdim. ancak, yine de güzel fotoğraflarla bezenmiş ve iyi müzikle kuşatılmış, seyredilesi bir film var elimizde.

    antipatik maktul george, giderayak öfkesini kusarken, "biri kürekle vursun lan şunun suratına" diye temennide bulunan insan; çok daha ağır bir sonuçla yüzleşince, george'un yaptıklarının çocukça hatalar olduğunu ve başına gelenleri haklı kılmayacağını düşünüyor. klasik bir, "insana özgü ikiyüzlülük" vak'ası. burada yönetmen izleyiciyi kendisiyle başbaşa bırakıyor. "itiraf et! şayet intihar etmiş olan babana okkalı bir küfürler silsilesi armağan edilseydi; ya da eşcinsel olan ebeveyninin seçimlerinin sonucu, senin hayatını zindana çevirseydi; veya henüz ne olduğundan bile bihaber olduğun kadınlığın aşağılansaydı, -bir an için bile olsa- sen de karşındakinin ölmesini isterdin değil mi?" diye soruyor yönetmen izleyicisine. büyük balığın küçük balığı yediği, evdeki şiddetin sokakta şiddet doğurduğu, abiden yenilen dayağın küçük olana yöneltildiği barbar dünyada, evet, izleyici sonrasında kendisinden utansa da, meşru görüyor şiddeti. bunu göze sokması açısından başarılı buldum.

    --- spoiler ---

    sonuç olarak, öve öve bitirilemeyecek bir film olmasa da, ileride çok daha iyi işlerle karşımıza çıkacağını düşündüğüm bir yönetmenin ilk filmi olması açısından değerli olduğunu düşünüyorum. bakalım bir sonraki filminde, sinemacılığı ne yöne gitmiş olacak? merakla bekliyorum.