şükela:  tümü | bugün
  • mevlana’nın vaazlarından oluşan eseri.
    çelebi hüsameddin veya oğlu sultan veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. eserin düzenlenmesi yapıldıktan sonra mevlana’nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden mevlana, yedi meclisinde şerh ettiği hadis’lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir.
    doğruyoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.suçtan kurtuluş.akılyolu ilegafletten uyanış.inanç’dakikudret`.
    tövbe edip doğru yolu bulanlar, allah’ın sevgili kulları olurlar.
    bilginin değeri.
    gaflete dalış.
    aklın önemi.
    bu yedi meclisde, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 hadis daha geçmektedir. mevlana tarafından seçilen her hadis içtimaidir. mevlana yedi mecliste her bölüme hamd ü sena” ve münacaat ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufi görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. bu yol mesnevi’nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.
  • yedi meclis. eserde ibtidaname mesnevisinden kısımlar da bulunur.

    sen, aldanış yurdunda, temmuz ayında, nîşâbur'da kar satan kişiye benziyorsun. / o adam, temmuz ayında karcağızını önüne koymuştu; kendisi de yok-yoksul biriydi. / sıcaktan kar eriyor, adam da dertle yanan bir yürekle soğuk ahlar çekerek / şu sözü söylüyor, gözyaşları yağdırıyordu: malımız pek kalmadı, kimse de satın almadı.

    işlediği işlerde inad eden kişiyi, yedi değirmenin dönüşü unufak eder.

    sevgili, öyle darmadağın geldi ki sorma;
    ayrılığı öyle ateşlerle dopdolu geldi-çattı ki sorma.
    dedim ki: yapma, etme; sen yapma da dedi, ben de yapmıyayım;
    bu bir tek söz, öyle hoşuma gitti ki sorma.

    bilgin kişinin varlık gemisi şaşılacak birşeydir;
    gözü gören kişinin kuyuya düşmesi şaşılacak birşeydir.
    denizde yüzüp gezen gemiye şaşılmaz;
    bir gemide yüzbinlerce denizin bulunuşu şaşılacak birşeydir.

    bir zenci yolda bîr ayna buldu; aynaya bakıp yüzünü gördü.
    yassı bir burun, çirkin bir yüz, ateş gibi gözler, kömür gibi bir çehre.
    ayna, onun aybını gizlemediğinden, hemen onu yere vurdu da dedi ki:
    böyle bir çirkinlik ıssı olan, aybı, çirkinliği yüzünden elbette yere atılır.
    benim gibi işe yarar birisi olsaydı, güzel bir yüz ıssı bulunsaydı bu yolda böyle hor-hakıyr kalır mıydı bu hiç?

    canı altınla satın almadın da, o yüzden kadrini bilmiyorsun;
    hindli de bedava malın kadrini bilmez.

    yoksulun gönlünü kebab edip yiyen zâlim
    iyice dikkât edersen görürsün ki kendi budunu kızartıp yemededir.

    öldürürsen öldür; çünkü benim yolumda-yordamımda
    sevgilinin öldürmesinden yaşayış meydana gelir.

    ışık, yüz binlerce şey görse de,
    kendi aslından olmayan yerde karar etmez.

    arı-duru, tatlı sudan haberi olmıyan kuş,
    bütün yıl acı suya gagasını daldırır-durur.

    himmette doğan ol, ululukta kaplan.
    avlanmada güzel ol, savaşta kutlu.
    bülbülle, tavus kuşuyla pek eğleşme;
    çünkü orda tümden afat vardır, bur da tüm renk.

    zâhidlik nedir? kötü söz söylemeyi bırakmak.
    âşıklık nedir? kendi varlığından, benliğinden söz etmemek.

    bil, fakat söyleme de rezil olmasınlar;
    erin güzelliği sır saklamadadır.

    başında aklın varsa, gözün görüyorsa
    sat dilini de başını kılıçtan satın al.
    balık, söyliyen dile tama' etmedi de
    bu yüzden balığın başını kesmezler.

    ey saki, aşk şarabını ver;
    ver de akıl lâfı bir yana gitsin.

    samançöpü gibi her yelden titrersen,
    dağ bile olsan bir samançöpüne değmezsin.

    canı olan, olmuş şeyi görür;
    olmamış şeyi görense bambaşka bir varlıktır.

    temiz kişilerin canları temiz gıdalar yer;
    yılansa yel yer, toprak yer.

    sana aykırı davrananlar karıncalardı; yılan kesildiler.
    yılan kesilen karıncaları yoket-gitsin.
    onlara bundan fazla mühlet verme, aman verme;
    çünkü zaman geçtikçe yılan, ejderha olur.
  • eserdeki 4 bablık aziz'in hikayesi meşhurdur. ibret alması için bir yolculuğa çıkarılır. evinden yürümeye koyulur. etrafında olan biteni iyice gözleyip yolun sonuna kadar gelmesi söylenir. tek şart hiç bir olaya müdahale etmeyecek, konuşmayacak, soru sormayacaktır.
    1. bab: yol kenarında ekinlerle dolu büyük bir tarla ve o tarladaki ekinleri olduğu gibi ateşe veren insanlar gördü.
    2. bab: bir adamın büyük bir kayayı yerden kaldırmaya çalıştığını fark etti. kayayı kaldıramayan adam, kayanın üzerine bir taş koydu ve kayayı hareket ettirmeyi başardı. bir taş daha koydu. bu defa hepsini rahatça kaldırıp koca kayayı üzerindeki taşlarla beraber sırtına alıp götürdü.
    3. bab: bir koyun gördü. beş kişi, koyunu koruyordu. biri koyunun sırtına binmişti, biri koyunu sırtına almıştı. biri koyunun memesini sağıyordu. birisi koyunun boynuzunu tutmuştu. birisi de iki eliyle kuyruğunu yakalamıştı.
    4. bab: bir dişi köpek gördü. yavruları karnında havlıyordu.

    yolun sonuna gelen aziz, söylendiği üzere gördüklerini karşısında duran ihtiyar adama anlattı. adam her biri için şöyle yorumlarda bulundu:

    1. vaka: tarlası yananlar başlarda ibadet edip kulluk yaptılar. ancak sonradan yoldan çıktılar. bu yüzden tanrı ellerindeki her şeyi aldı.

    2. vaka: taş taşıyan adam şuna benzer. bir insan ilk suç işlediğinde vicdanı rahatsız olur. bu duruma tahammül edemeyeceğini düşünür. bunun düşüncesindeyken tekrar suç işler fakat bu sefer daha az vicdan azabı duyar. sonra başka suçlar işler. giderek bu günahlar yük olmaz, kolay görünmeye başlar.

    3. vaka: gördüğün koyun dünyadır. üstüne binenler padişahlar, krallar. koyunu sırtına alanlar yoksullar. kuyruğuna yapışanlar, eceli gelmiş insanlar. iki boynuzunu tutanlar, dünyada zahmetle emekle yaşayanlar, memesini sağanlar ise varsıl zengin insanlardır.
    4. vaka: annesinin karnında havlayanlar, yersiz söz söyleyen, dilini tutamayan, geveze insanlara benzer. daha ana karnında başlarlar konuşmaya.

    aziz ihtiyar adamı dikkatle dinledi ve ''son bir soru sorabilir miyim?' dedi. ihtiyar ''tabi aziz, sor''
    -ey ihtiyar, söylediklerini anladım. şimdi senden isteğim buralarda para karşılığı kendini satan bir kadın varmış. çok güzelmiş. ona gitmek isterim. bana evini gösterir misin?
    ihtiyar birden hiddetlendi:
    -bu kadar ibretlik olaydan hiç bir ders çıkarmadın. ben ihtiyar değil azrailim. senin canını alacağım. son bir yudum su içmene bile zaman tanımayacağım, dedi ve oracıkta aziz'in canını aldı.

    hikayede aziz'in, israiloğulları'ndan olduğu özellikle belirtilir.

    edit: hede