şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kuzey belcika'da 100 bin ki$ilik $ehir, fransiz ve italyan kaynaklarinda malines diye de bilinir. dyle nehrinin kenarinda kurulmu$ eski bir tekstil merkezidir, futbol takimi da gecmi$te i$ yapmi$tir. bir de michelin var tabii.

    http://www.mechelen.be/
  • takiminin tam adi kv mechelen olan $ehir..
  • belçika flaman bölgesinde, brüksel ve antwerp kentlerinin tam ortasında, 100 bin nüfusu ile bizler için küçük ama belçika standartlartında orta büyüklükte bir şehir.

    bu şehire yolu düşen ya da ileride yolu düşebilecek arkadaşlara bir faydamız dokunsun mahiyetinde başlayalım yazmaya.

    öncelikle; bu şehrin nüfusu 100 bin dense de, şehir merkezi son derece küçüktür. merkez olarak ifade edilen grote markt geniş bir boş alandan ibarettir. etrafında ise, bir adet büyükçe kulesi olan katedral, belediye binası, sıra sıra kafeler ve çarşı caddesine bağlanan yoldan ibarettir. asıl şehir merkezi ise ring diye tabir edilen yuvarlak alan ve içerisindeki yerleşim yerleridir.

    nüfus yapısı; halkı son derece sevimli ve sıcak kanlı flaman insanlarıdır. ama kısa süren yaz dönemi ve festivaller dışında çok fazla insanla karşılaşamazsınız. bu durum neredeyse bütün flaman bölgesi için geçerlidir. şehirde hatırı sayılır yoğunlukta faslı mevcuttur. benim duyduğum ve gözlemlerimle de örtüşen rakam 1/5 oranında faslının yaşadığıdır. şehrin belli kesimlerinde, sadece faslı göçmenlerin yoğunlaştığı mahalleler mevcuttur. cami vb yapılar da sadece bu mahallededir zaten. şehir çok sakin ve nezihtir ve çok güvenlidir. bu sözlerim ırkçılık gibi algılanmasın ama bir sorun yaşarsanız da büyük ihtimalle faslılar sebep olur buna..

    gezilecek yerler; katedral, şehrin çevresindeki çiçek ve botanik parkları, hayvanat bahçesi, oyuncak ve saat müzeleri ilk aklıma gelenler.. belçikaya turist olarak gittiyseniz ve brükselden antwerp trenine bindiyseniz, dur şu mechelen şehrini de bir görelim demeyin bence. zaman kaybedersiniz. ama iş ya da başka bir amaçla 3-6-9 ay (max. 1 yıl) bu şehirde yaşayacağım diyorsanız ona sözüm yok. yaşarsınız, çok da güzel zaman geçirirsiniz.

    futbol; kv mechelen orta sıra bir futbol kulübü görünümünde. zamanında avrupada estirdiği başarılar nedeniyle halk tarafından çok seviliyor. stad zaten şehir merkezine çok yakın olduğu için, maç günleri çoluk çocuk tüm aileler sarı kırmızı atkı ve formaları ile düşüyorlar stad yoluna. halkın takıma bu kadar sahip çıkması benim nazarımda harika bir şey. ayrıca futbolcular, hafta içi yürüyerek şehir merkezinde toplu olarak dolaşırlar. kimse de pek sallamaz onları. aynı şey bizde olsa nasıl olurdu diye de düşünmeden edemiyorum.

    alışveriş; şehirde gıda alışverişi yapılabilecek çok sayıda zincir mağaza mevcut ama fiyat/kalite oranı sizin için önemliyse aldi den şaşmayın derim. match ya da lidl gibi marketler de var ama aldi hem çok ucuz hem de kaliteli ürünlere sahip. tekstil için alışveriş düşünüyorsanız, aman ha derim. bütün giyim firmalarının mağazaları bulunmakta ama alışveriş için atlayın trene, antwerpe gidin derim ben. kaldı ki, haftasonu hollandalıların bile alışveriş için antwerpe geliyor oluşu sanırım hassasiyetimi açıklamaya yeter.

    ulaşım; tren ile her yerden kolayca mechelene gidebilirsiniz. brükselden 15 dakika, antwerpten 15 dakika, leuven kentinden de 15-20 dakika, gent ise 45 dakika mesafede. ama tren biraz pahalı. otobüs ile yolculuk; 8 euro tutarında otobüs kartları var. mesafeye göre ücret kesiyor ve aktarma yapma imkanı tanıyor. bu karttan alırsanız, zaman kısıtlamanız ve aceleniz yok ise, 1,5 euro ile hollandaya bile gidebilirsiniz.

    belçikada genelde, şehirlerin flaman ve fransızca isimleri olur. mechelen şehrinni fransızcası da "malines" şeklindedir. mechelen ismini telaffuz ederken de; meşelen, meçelen, mekelen gibi hatalara hiç düşmeyin.. mekkgghhhelen şeklinde telaffuz ediyorlar.. gırtlaktan bir gghhkhkk patlatmanız gerek "ch" kısmı için..

    şimdilik bu kadar diyor huzurlarınızdan ayrılıyorum.. sorusu olan ve yolu düşecek arkadaşlara da elimden geldiğince yardımcı olabilmek adına buralarda olduğumu belirtmek isterim..
  • cafe ve barlar sokagi vismarkt adli yerde toplanmis olan bir belcika sehri. ayni zaman da tren istasyonunun hemen karsisinda da cesitli cafe ve barlari bulabilirsiniz. bu sehrin en guzel yani ise antwerpen, bruksel ve leuven gibi belcika'nin onemli sehirlerine cok kisa mesafede olmasidir. onun disinda turistik olarak pek bir arti ozelligi yoktur acikcasi.(grote markt'i disinda tutalim)onun disinda belediye binasina olur da isiniz duserse sabirli olmaniz da fayda var, zira adami kanser edebilecek seviyede irkci insanlar calisiyor. kisacasi guzel anilarimin gectigi, belcika'nin kucuk ama sirin yerlerinden biri. ozlenen ayni zaman da.
  • brüksel'e 20 küsür km uzaklıkta bulunan, kanımca epey kasvetli bir şehir. brugge, gent tadında olmasa da kanal turu yapmanız mümkün. daha doğrusu nehir turu, hatta dijle nehri.
  • bir zamanlar, "ne işim var lan burada" diyerek sokaklarında gezdiğim ama bu günlerde ciddi ciddi özlediğimi hissettiğim, karanlık ve kasvetli belçika şehri. ne güzel anılarım varmış meğersem bu şehirde de ben farkında değilmişim.
  • (bkz: kv mechelen)
  • kilisede çocuk istismarını kendisine bildiren mağdura sessiz kalmasını tavsiye eden mechelen başpsikoposu 2010 yılında emekliye ayrıldı.

    geçenlerde astronomiyle ilgili bir belgesel izlerken mechelen'in şehir merkezindeki katedrali görünce çok şaşırdım, şimdi olayı çözdüm. bundan yaklaşık bir asır önce, mechelen başpsikoposu désiré-joseph mercier, georges lemaitre'in potansiyelini fark edip einstein'ın izafiyet teorisine odaklanmasını istemiş. tarih şimdi georges lemaitre'i big bang ve evrenin genişlediği teorisinin fikir babası olarak kabul ediyor.

    alakaya çay demle, gel bana bazı bazı. kendime not düşmek istedim. ama mechelen kendini vezir de edebilir rezil de...

    belçika'da nereye gideyim diye soran olunca tavsiye ettiğim bir yer. belçika'nın en güzel şehri olduğu için değil, belki de belçika'da gördüğüm en ürkütücü şehir olduğu için.
  • adamlara bak lan sokakları ne kadar temiz diyerek akşam 6 civarı yollarının fotoğrafını çektiğim, koca memlekette yolda gezen bir allahın kulu olmamasından ve havanın her daim kapalı olmasından(ben oradayken öyleydi en azından) mütevellit fotografı gören arkadaşların "sabahın köründe ne yapıyordun lan orda" demesine sebep olan belçika'nın güzide şehri. olm akşam saat 6'da dükkan mı kapatılır, çoluk çocuğunuz da mı yok pek muhterem belçikalılar?
    akşam saati belediye konağı mı desem belediye kalesi mi desem, önünde dolaşırken(hemen meydanda st-rombouts katedralinin karşısında) kapı açıktı içeri girdim, diyorum ben burayı bir yerden anımsıyorum, aynı hostel filminde amerikalı turistleri kaçırıp kestikleri mekanlar. koşarak kaçtım. kilise gördüm bir tane, onun da kapısı açıktı, oraya da girdim, ordan da yaşlı bir teyze kovaladı. ne var idi bir bakıp da çıksaydık.

    yemek için tavsiyem, aynı meydanda nehir tarafında yanyana barlar var, katedral tarafından 2. bar(ismini anımsayamadım) çok güzel beef steak yapıyor (mantar soslu deneyin yolunuz düşerse). fiyatlar herşeyde olduğu gibi biraz tuzlu.

    ortasından diyle nehri geçiyor, biraz gözlerinizi kısınca mechelen eskişehir'i anımsatıyor.

    ancak soğuk bir yer. tüyleri ürperiyor insanın. içimi ısıtan tek şey, yolda yürürken tam yanından geçtiğim sırada bir adamın "amığagoyum" demesi oldu. hızlıca uzaklaşırken içime yayılan memleket hasretinin sıcaklığıyla gülümsedim.

    -bende senin amığagoyum gurbetçi kardeşim.