şükela:  tümü | bugün
  • heykeltraş mehmet aksoy'a ait heykeldir. zamanında almanyada tartışmalara neden olmuş ve sonunda postdam'a dikilmiştir.

    heykel

    mehmet aksoy olayı şu şekilde anlatmış sitesinde:

    1989’da 1 eylül dünya barış günü olarak ilan edildi. 1 eylül 1939’dan, yani hitler almanya’sının polonya’ya girerek ikinci dünya savaşı’nı başlatmasından, elli sene sonra bu savaşın başladığı gün dünya barış günü kabul edildi. o zamanki almanya’nın başkenti bonn şehrine alman barış inisiyatifleri bir asker kaçağı heykeli diktirmek istedi. meçhul asker kaçağı konulu, çağrılı bir yarışma açtı.ben de çağrılmıştım. boşlukta ve boşluğu çevreleyen taş kütlede görülen, üniformasız,çıplak, hareket halinde bir adam yaptım.boşluktaydı çünkü özgürdü, izleri vardı ama kendisi yoktu, yakalanamıyordu. çıplaktı çünkü her türlü üniformayı ve savaşı reddediyordu. çünkü insandı.yarışmayı ben kazandım. heykelin bonn şehrindeki barış meydanı’na dikilmesi düşünülüyordu. bu meydanın eski adı hitler meydanı’ydı. şimdi de altında atom sığınağı var. biz de üstüne meçhul asker kaçağı heykelini dikmek istiyorduk. savaş olmasın sığınağa gerek kalmasın diye. hükümetteki hristiyan demokrat parti bunu istemedi.parlamentodan tartışmalar oldu. yeşiller den bir parlamenter heykelin maketini kürsüye getirerek “bu çıplak insandan neden korkuyorsunuz bunda ne var?” dedi. elinden zorla heykeli aldılar. bütün bu tartışmalar televizyonda görüntülendi. olay mahkemeye gitti. mahkeme alman ordusunu küçük düşürüyor savını haklı buldu. bize göre de asker kaçaklarının onuru iade edilecekti. on binlercesi öleceklerini bile bile hitler’in savaşından kaçtılar. bir televizyon kanalında monitör adlı programda program yapımcısı savaşta ölen altı milyon askeri kastederek“eğer altı milyon alman askerden kaçsaydı 50 milyon insan ölmeyecekti” dedi. onu da mahkemeye verdiler. “hitler’in ve faşist rejimin yaptıkları bir insanlık suçudur” densebile pratikte öyle görünmüyor. sonuçta heykel 1 eylül 1989’da ilan edilen dünya barış günü yürüyüşüne onun bir parçası olarak katıldı. barış meydanı’nda onu bir treylerin üstünde altı saatliğine sergiledik.meydan dopdoluydu belki on binin üstünde insan vardı. kürsüden hayatta kalabilmiş asker kaçaklarına heykeli açmaları için çağrı yapıldı. ve birlikte heykelin üstündeki örtüyü çektik. büyük bir alkış koptu. konuşmacı beni oradaki halka tanıtarak kürsüye davet etti. küçük bir konuşma yaptım. “hitler ordusundan kaçan askerlerle birlikte savaşın başlangıcının barış günü ilan edildiği bir günde, o örtüyü çekerken hep birlikte bütün savaşları mahkûm ettiğimizi düşündüğümü savaşların insanı onursuzlaştırdığını”söyledim.
    güzel konuşmalar yapıldı. bir papazdan sürpriz bir açıklama geldi: “ben bu heykelin buradan kaldırılmasına karşıyım ama biliyorum ki kanunen bunu burada tutamayız. biliyorsunuz ki kilise, polisin ve silahın giremediği bağımsız bir yerdir. ben eğer heykeltıraş da uygun görürse heykelin kiliseye iltica etmesini istiyorum. kilisemizin kapıları heykele açıktır.” ben böylece heykeli bonn şehrinde kilisenin önüne diktim. yarım saat içinde heykel çiçeklerle, mumlarla kutsandı. heykel uzun zaman o meydanda ve alman kamuoyunun gündeminde kaldı.heykele sempati duyan eyaletler heykeli sergilemek üzere istediler. böylece heykel iki sene boyunca eyalet eyalet dolaştıktan sonra tekrar kilisedeki yerine iltica etti.en son potsdam’a gitti ve belediye benden sürekli kalması için ricada bulundu. ben de kabul ettim çünkü potsdam’ı çok anlamlı buldum. ikinci dünya savaşı sonrasında barış antlaşmasının yapıldığı yerdi. ve meçhul aker kaçağı oraya dikiliyor. iyi bir ironi... heykel, bugün de orada duruyor.