şükela:  tümü | bugün
  • tam adi mechwarrior 4 vengeance olan oyun. oncekilere gore daha cok mech kullanma opsiyonu var, ancak daha onceki oyunlari oynamis biri icin pek fazladan bir ozelligi yok, buna ek olarak cok cabuk bitmesi de ayri bir kotu yani. bir sure sonra multiplayer oynanmayinca biktiran oyun.
  • black knight diye bir expansion pack mevcuttur bu oyun icin .
  • insana 75tonluk mad cate monte edilmiş 50mmlik otomatik toplarla ortalığı dağıtma zevkini tattıran, karşı istikametten gelen uzielin torsosuna gauss canon gömmenin lezzeti hiçbirşeyle değişilmeyecek, bazılarının sırf daha fazla zevk alabilmek için sidewinter joystick almasına sebebiyet vermiş battletech evreninde geçen grafikleri değilse de verdiği hissiyatı çok güzel olan oyun.

    black knight ve mercenaries olmak üzere iki ek pakete sahiptir

    ancak vengeance ta adını bile doğru söyleyemediğim bir lordun intikamı peşinde çok düz ilerleyişle oynamaktansa mercenaries özgürlüğünü şahsi olarak tercih ederim.
  • landan "attrition" modunda oynaması inanılmaz zevkli bir oyun. bir de skill level 9/9 mad cat mark ii li "gömer bey" yapıp ondan bucak bucak kaçmaya çalışınca daha bi zevkli oluyor. beraber oynanan abiyi arkası dönükken iki tane "thunderbolt"la vurup patlatmak ayrı bi haz veriyor insana. müziklere hiç girmiyorum.
  • en az bir önce ki serisi * kadar güzel bir giriş videosu için;

    http://www.youtube.com/…qxfkzz4rnng&feature=related
  • mercenaries paketinde yaşadığım olaylardan birini anlatayım ki, bu oyunun insanı nasıl kendine çektiğini daha iyi anlayın.

    bir şirket kurmuş, ufak tefek mevzulara koşarak para kazanmış, ekibime en iyi pilotları almış, altlarına en cilalı mechleri vermiştim.

    o da bi'şey mi? mechlerin boyası, silahlandırması, hatta elektrik tesisatını, soğutma tesisatını kendi ellerimle yapmıştım.

    zekice yapılan modifiyeler sonucu her mech birer savaş makinesine dönüşmüş, kendilerinden alabileceğim maksimum performansı görmüştüm.

    yine bir gün şirkette ufak atışmaların yaşandığı bir haftasonu, ekiple poker oynarken telsiz cızırtısıyla cebime uzandım. sekreter yeni bir "mevzu" olduğunu söyledi.

    küfrederek bilgisayarın başına geçtim. bizi göreve çağıran kişi kimliğini gizli tutuyor. kafadan olmaz dedim ama önerdiği paranın yüksek bir rakam olması kafamı karıştırdı haliyle. 12 taksitle aldığımız mechler işsizlikle geçen bir ay sonucu götümüze girecek gibi görünüyordu.

    görev tanımı, koordinatlar ekte belirtilmişti; ormanlık bir gezegene inip etrafı kolaçan etmemiz, birileri varsa rapor etmemiz istendi. özellikle gizli olmamız söylendi.

    "gizli" ibaresi pek görmediğim bi'şeydi. altımda apartman gibi mech varken gizli olmak çok zordu çünkü. ben yine de ekibimi tehlikeye atamazdım.

    koordinatlara göre gemiyi hareket ettirdik, warp sayesinde dakikada iniş yaptık. monitörden dışarıyı izledim, bok gibi kar yağıyordu. hava soğuk, üstelik gece.

    özellikle belirli bir alanı kolaçan etmemiz gerektiğinden gündüz göreve başlamanın aptallık olduğunu düşünerek emektar hauptmann'ımı hazırladım ve yola çıktım. diğerlerine beni takip etmemelerini ama her olasılığa karşı mechlerinde hazır durmalarını söyledim.

    bizim motor ustası, "bütün silahları yükleme abi" dedi, "daha hafif olursun, daha hızlı yürürsün"

    ne olur ne olmaz tüm silahlarımı yükledim alete. telsiz ve radarı kapattım, aksi halde radarlarda kabak gibi görünürdüm.

    kokpitte judas priest'ten burn in hell çalarken lapa lapa kar yağan ormanda bembeyaz hauptmann'ımla yavaşça ilerliyordum görev alanına doğru. ağaçsız geniş bir açıklığa çıktığımda yaklaşık 1 km ötemde ilerleyen bir mech tespit edip takip etmeye başladım. cebimdeki telsizle çok düşük frekansta durumu anlattım. cevap gelmedi, büyük ihtimal duymamışlardı beni.

    ben yine de takip ettim. önümdeki mal bir an durdu, etrafına bakındı ve tekrar yoluna devam etti. saatlerce süren takip sonrası görev yerinin yakınlarında olduğumuzu hesap ettim önümdeki haritadan. ama önümdeki mechin çaprazlama yürüyüşü ve orman tüm hesabımı şaşırtmıştı.

    mal mech bir an yine durdu ve bir yokuşu inmeye koyuldu. burası gördüğüm kadarıyla 200 metre çaplı geniş bir çukurdu. ben de hızımı arttırdım, ne olacaksa burda olacaktı artık. görev tanımında "gördüğünü yok etme sakın" diye bir ibare yoktu sonuçta. ben de yokuşu inmeye başladım, diğer mech ilerdeki yokuşu çıkmıştı bile.

    o an sağ tarafımdan ani bir darbe aldım. mech'imin üst kısmı şiddetle sola döndü. dibinde olduğum çukura görüş alanımda 4 tane kırmızı renkli mech iniyordu. artistliğim sonucu yarrağı yemiştim artık.

    dengeyi sağlamak için hızımı durdurdum ve olduğum yerde dönmeye başladım. etrafım 10 tane orta seviye mechle sarılmıştı. o an radarı açtım. telsizden gelen sesler saf sinyaldi. ibneler gemiye haber vermeyeyim diye her frekanstan sinyal sıkıyordu.

    etrafımda uçuşan kırmızı lazerlerin bazıları isabet ediyordu. zırhım fazla dayanmayacaktı.
    dürbünü açtım, gauss toplarımdan birini, eş zamanlı olarak da yüksek seviye lazerlerimden birini ilk mechin kokpitine nişanladım. mech oracıkta patlarken yanındakinin bacağına, bir diğerinin kafasındaki roketlere ateş edip etkisiz hale getirdim. bu işlemleri arka arkaya yapmam hararet seviyesini yükselttiğinden monitördeki göstergeler gidip gelmeye başladı. hemen soğutucuyu devreye soktum ama pek işe yaramadı. ilk aldığım darbe sonucu hala cayır cayır yanıyordum.

    ani ateşimle dağılan mechlerin üstüne tam gaz sürdüm ve arkamı döndüm. geri geri yokuşu çıktım. önümde 6 tane sapasağlam mech bana ateş ediyordu.

    yokuşun tam tepesinde bir kayaya siper aldım. gauss topuna güç yüklendiğinde hedef aldım, bir mech daha etkisiz hale gelmişti. roketlerimi sırayla yokuş çıkan diğer mechin bacağına isabet ettirmiştim. mech bilgisayarı alarm sesiyle aletin aşırı ısındığını anlatıyordu. sistem derhal kapatılacaktı.

    öyle de oldu. 5 mech bana ateş ederken hauptmann kendini kapattı cenin pozisyonu aldı. artık işim bitmişti. ölmeyi bekliyordum. gökyüzünü görüyordum, yağan karın arasından ara ara bana isabet etmeyen iki lazer geçiyordu.

    o an ortalık ışıldamaya başladı. bir gayret kontağı çalıştırıp mechi tekrar ayağa diktiğimde bizim ekipten 5 elemanın geldiğini gördüm. verdiğim düşük frekans telsiz sinyalini almışlardı.

    mad cat 2 lerden oluşan ekibim elemanların topuklarına lazer sıkarak etkisiz hale getirdiler. önemli olan pilotları canlı ele geçirmekti. öyle de oldu.

    adamların amacı ilk sorguda belli oldu. akılları sıra şirketler arası rekabetten en başarılı olanları pusu kurarak avlıyor, kendilerine iş kapısı sağlıyorlardı.

    o soğuğa hepsini donlarıyla bıraktık ve gezegenden ayrıldık. elemanların hurda mechleriyle yakıt zararımızı anca kapatırdık artık.