şükela:  tümü | bugün
  • özellikle aile hukukunda gözlemlenebilen olay.
  • aile hukuku'nda her zaman açıkça belirtilmese de maddeler incelendiğinde görülebilen durum.

    bazı maddelerden yola çıkarak anlatalım;

    -----
    boşanan kadının kişisel durumu

    madde 173.-boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.

    kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.

    koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
    -----

    ikinci fıkrada görüldüğü üzere aile birliği feshedilmiş olacak ama prensesimiz soyadı taşımaya devam edecek. bu adam statülü biri olup boynuz yemiş olabilir fakat ultra medeni kanunumuz boynuzu geçirmiş olan prensesin prestijli soyadı taşımasına izin veriyor.

    -----
    kadının soyadı

    madde 187.-kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.
    -----

    aile birliğini zayıflatıcı maddelerden birisi budur. kadın evlendikten sonra sadece kocasının soyadını kullanmalıdır. ama gel gör ki ortada evlilik olmasına rağmen prensesimiz kendi soyadını da kullanabiliyor hatta dul veya boşanmış fakat 173. maddede ki gibi boşandığı kocasının soyadını sildirmediyse evlendikten sonra hem eski hem de yeni kocasının soyadını bir arada kullanabiliyor. ironiye bak arkadaş yav.

    -----
    boşanmada tazminat ve nafaka

    1. maddî ve manevî tazminat

    madde 174.-mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

    boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

    2. yoksulluk nafakası

    madde 175.-boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

    nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
    -----

    şimdi diyeceksiniz burada cinsiyet ayrımı yapılmamış. ortada bir cinsiyet ayrımı olmadığı doğrudur fakat açıkçası ben eski eşinden nafaka alan bir erkek görmedim. bu iki madde açıkça çifte standart göstergesidir. zaten mal ayrılığı yapılmamış bir evlilik sona erdiğinde kadın erkeği sömürebildiği kadar sömürüyor üstüne bir de manevi tazminat versin neden çünkü prensesi üzdüler.

    -----
    eşlerin temsil yetkisi

    madde 188.-eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.

    ailenin diğer ihtiyaçları için eşlerden biri, birliği ancak aşağıdaki hâllerde temsil edebilir:

    1. diğer eş veya haklı sebeplerle hâkim tarafından yetkili kılınmışsa,

    2. birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer eşin hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri sebeplerle rızası alınamazsa.
    -----

    evet bu maddeden sonra lince uğrayacağımı düşünüyorum. bu madde erkeğin gücünü kısıtlamaya yönelik değiştirilmiş bir maddedir. neden mi? eski medeni kanuna göz atalım

    emk
    154 - birliği koca temsil eder. mallarını idare hususunda karı koca hangi usulü kabul etmiş olursa olsun koca, tasarruflarından şahsen mesul olur.

    743 sayılı emk da görüldüğü üzere birliği kocanın temsil yetkisi kaldırılmıştır.

    evet sadece birkaç maddeden incelediğimiz üzerine aile hukuku'nun erkeği ezen ve zor duruma sokan maddeleri olduğunu açıkça görüyoruz. daha bunun mal rejimi zartı zurtu var oralara hiç girmeyelim.
  • şimdi açılın avukatım diyip uzunca açıklarım da üşendim.

    öyle bir şey yok element uydurmayın.

    sevgiler.
  • hukuk okur-yazarlığı sıfır biri olarak şunu söylüyorum;
    o çifte standart değil olsa olsa eşitliktir.
  • medeni hukukumuzun izlediği oldukça yanlış bir politikadır.

    bu politika temel olarak anadolu'daki cahil insanların eşlerini ezmeleri engellemek, dayak yiyen, öldürülen, hor görülen kadın sayısını azaltmak için erkekler tarafından bir caydırıcılık unsuru olarak evlilik ve boşanma sonrası haklarının oldukça kısıtlanması ve bunun kadınlara yapılan eziyetleri durdurabileceğini ele alır.

    bu düşünce açısından oldukça iyi olmasına karşın pratikte işe yaramamış ve korkunç sonuçlara yol açmıştır. hatta açmaya devam ediyor.

    şimdi bu suçların cezalarının neden eskiye nazaran çok ağır olmadığı sebebiyle aynıdır. siz cinayetin cezasını idam da yapsanız bu cinayeti işlenme sayısında genel bir değişiklik yaratmaz. bu durum sadece geri alınamayacak yanlış mahkeme kararlarına gebedir.

    medeni hukukumuzun erkeği ikinci sınıf vatandaş yapması ise geri alınabilecek yanlışlıkta bir politikadır. kadına boşanma ve sonrasında verilen ekstra ve ezici haklar ne doğudaki cahil insanların cahil karılarına yaptıkları eziyetleri azaltır. ne de bu kadınların bilinçlilik seviyelerini arttırır. bu sadece batıdaki okumuş erkeğin yaptığı modern evliliğin sonrasında kadının hayat boyu nafaka alması, erkeğin o zamana kadar çalışıp çabalayarak kazandığı bütün malvarlıklarını; evini, arabasını ve bilimum mallarının yarısını alır. ve belki de en kötü yanı hayattaki en değerli varlığını yani evladını elinden alır. kadının iyi bir ebeveyn olup olamayacağına bakılmaksızın çocuğun velayetinin verilmesini sağlar.

    bu travmalar çoğu erkekler için yıkıcı ve üstesinden gelinemeyecek sonuçlar doğurur. artık kadınlardan nefret etmeye başlar. evlilik ve kadın karşıtı etkinlik ve düşünce yapısına geçerler ve genç hemcinslerine de bu kültürü aşılarlar. bakın gördünüz mü yanlış bir politika kadınlara değer vermeyen ve onları birer mallarmış gibi kullanan erkekleri nasıl ortaya çıkarttığını.

    olay sadece bununla kalmaz kardeşimin kardeşleri. kendi iradesine hakim olamayan zayıf kişilikli erkekler sayesinde kadın cinayetleri artar. intihar oranları tavan yapar. hatta biraz daha ileri gidip linç yeme tehlikesini göze alarak bir soru sormak istiyorum. neden genel olarak kadın cinayetlerini işleyen eski kocaların cinayetten sonra intihar ettiklerini hiç düşündünüz mü dostlarım?

    uzun lafın kısası; kadınları kayıran bir medeni hukuk ne çıkış amacı olan anadoludaki cahil kadını korur ne de erkeğin bilinçlenmesini sağlar.

    eğer bunlar yapılmak isteniyorsa eğitimle bilinçlendirilmeyle olur. eşitlik ilkesine ve hatta positif eşitlik ilkesine aykırı bir medeni kanun hazılayarak olmaz. böyle ancak olan batıdaki eğitimli erkeğe olur.
  • kadınlar tek şikayetle erkekleri tacizden ve tecavüzden aylarca hapiste yatırtabiliyor hatta ölmelerine sebep olabiliyor, kendi isteğiyle ayrılmış olmalarına rağmen kocalarından tazminat ve nafaka alabiliyor, çocuğuna yeteri kadar iyi bakmamasına rağmen velayetini üzerine alabiliyor, götüne kadar şort giyip dışarıda gezmelerine ve bunu özgürlük diye addetmelerine rağmen erkeklerin otobüste bacaklarını açık oturmalarına ya da penislerinin eşofmanın altından belli olmasına karışabiliyor bir üstüne hala kadın hakkı diyebiliyorlar.