şükela:  tümü | bugün
  • bana ilkokul arkadaşımı vurduran market. laptop almaya gidecekmiş, bir kişi bir kişidir.
  • açılışinda yaşanan izdiham nedeni ile türk halkının görmemiş, aç, cahil, karaktersiz gibi hakaretlere uğramasına neden olmuş tükkan...

    çok değil 3 gün önce berlin alexanderplatz'da açılan mediamarktta, dün yaşanan izdihamın kat be kat fazlası yaşanmış, mağaza resmen yerle bir olmuştur. amerikada iphone denen osuruktan alet için haftalar önceden kapı önlerinde yatmaya başlayan denyolar vardır. bu dünyanın her yerinde böyledir. promosyon varsa insanoğlu gider...

    nedir bu aşağılık kompleksi, nedir bu her fırsatta kendi milletine bok atma hevesi anlamak mümkün değil.

    sanki herkes kraliyet soyu, o açılışa giden vatandaş tü-kaka anasını satiim.

    her fırsatta "türk olmaktan utandım" demek için abidik gubidik nedenler uydurmayın güzel kardeşim.. ne utangaç insanlarmışsınız lan...!
  • -ekrem abi lcd bitmiş...
    -plazma al lan çabuk!
    -o da yok...
    -kompüter al
    -o da bitmiş...
    -laptop?
    -mimkin değil...
    -ne kalmış peki?
    -hiçbir şey...
    -beni ne sikime aradın o zaman?
    -mediamarkt müdürünü kaçırdım senin bağevine doğru gidiyorum
    -ulan o herifi napıcaz?
    -herif değil karı be abi! tamba tumba esmer bomba!
    -hemen geliyorum insafsız
    -ehehe
  • 600 liraya sattıkları telefona 200 liraya sigorta yapan ve buna müşteri bulabilme yeteneğine sahip işletme.
    (bkz: önünüzde saygıyla eğiliyorum)
  • - sen de hans ve helga gibi ucuza alman mi?
    - bu kuyruk varken alaman.
  • üst katta oturan emekli albayın oğlu reyon şefi medimarkt'ta. geçen geldi; işe başladım abi dedi, hayırlı olsun koçum dedim, birşey lazım mı abi açılışta fiyatlar akıllara ziyan dedi, yolla bakalım broşürü dedim, 2 gün önce; 2 plazma, 2 laptop, 4 ipod ayırttırdım albayın oğluna. şimdi aradım. öğleden sonra kalabalık dağılır gel al abi dedi.

    buraya kadar yalandı da benzeri kaç hikaye vardır bugünlerde istanbul'da.

    çalışanların kendilerine, akrabalarına, komşularına ayırdığı mallar, yazıcıoğlu, tahtakale esnafının "gidin malı toparlayın gelin" diye gönderdiği apaçiler, elektronik satan ufak esnaf; bu sene üniversiteye başlayan oğluna, kızına laptop almak için sabahın köründe ümraniye yollarına düşen emekli memur ahmet bey'e yedirir mi 600'e o laptop'u...
  • bu mağazanın ümraniye'deki açılışına gitmiştim. hatta itiraf ediyorum, o kalabalığın arasına girmiştim. ama şunu kabul etmeliyim, hayatımın en önemli tecrübelerinden birini yaşadım.

    bir ortam düşünün.. tahmin edebileceğiniz en sıkışık ortamın 3 katı.. kalabalığın çoğu oruçlu.. inanılmaz uzun boylu bir adam değilim ama kafam genelde diğer insanların kafasının yukarısında kalıyor. kafamı hafif öne eğdiğimde inanılmaz bir sıcaklık, oruçlunun ağız kokusu.. böyle bir ortam..

    arkadan bir itme dalgası başlıyor. öne doğru gidiyoruz hep beraber.. ön taraf zaten demirlere ve kapılara dayanmış olduğu için sıkışan insanlardan 4-5 tane ölüm feryadı çıkıyor. ama o kadar alışkanlık yapmış ki, kimse umursamıyor 2-3'ten sonra. sanki tüm kalabalık orada başka bir sosyal oluşuma girmişiz. gizli bir kurallar bütünü var. kimse kimseyi itmeye çalışmıyor mesela görünürde. birisi arka taraftakilere çıkıştığı zaman yanındaki de "yapmayın arkadaşlar"lı bir göstermelik çıkışı yapıyor.

    neyse, ilk ileri itme dalgası bitince, etki - tepki kuralı geçerli olmaya başlıyor ve bu sefer arkaya doğru gidiyoruz. fakat bu gidiş biraz daha güçlü ve karşık olduğundan, ilk 2-3 saniyeden sonra ayaklarınız yerden kesiliyor. bir süre o kadar insan tek bir nesneymişçesine önce geri, sonra sağa gidiyor. "hey hop" sesleri yükselmeye başlayınca duruyor insanlar biraz.

    derken beraber geldiğimiz kuzenimi 5-6 metre ötede görüyorum. rock konserlerindeki gibi önden bir kişi ellerin üzerinde çıkarılıyor oradan. bayılmış mı ne.. artık sinir krizleri o kadar doğal ki.. önümüzde bir çocuk en az 4-5 kez arka taraflara doğru ağır küfür dolu sinir krizleri geçirdi.

    ama işin ilginç yanı, vazgeçenlerin çok az olmasıydı. herkes "biraz daha, biraz daha dayanabiliriz" mantığıyla saflarını koruyordu. kuzenime doğru şöyle bir "nasıl gidiyo" bakışı atacaktım ki, kuzenimin omzunda ağlayan bir adam gördüm. ama adam çıkmıyordu işte, inat değil mi..

    saatler geçtikçe kalabalık artık dayanılmaz hale geliyordu. bu sefer de çıkanlarla çıkanların yerini kapmaya çalışanların izdihamı görülmeye değerdi. uzun süre çıkmaya çalışıp da çıkamayn bir amcanın:

    - bayan var, çekilin bayan var ölüyo..

    diye bağırıp etrafındakilerin biraz açılmasıyla kendisini dışarı attığını anımsıyorum. gurur falan kalmamış, ee can derdi.

    sonuç olarak 3 laptop, 4 mp3 player, 1 tv hedefiyle gittiğimiz, ama çok daha önemli hayat tecrübeleri kazandığımız bir açılıştı. örneğin artık maç için bilet kuyrukları, vapur sırası, otobüsler falan sanki antrenmanmış gibi geliyor.

    o gün orada o mücadeleyi veren insanlar belki alışveriş yapamadı. ama emin olun, bir omuz hareketiyle yanındakinin önüne geçmeyi, "itmeyin be" diye bağırarak yandakine dayanıp nefes almayı, uzun süre nefes almadan yaşamayı, minimum alanda maksimum hareket kabiliyetini, hatta rakibe saygıyı, toplumsal dayanışmayı (gerçek anlamda) öğrendiler. onlar artık mediamarkt gazileri.. bir nevi fight club.. misal otobüste kalabalık arasında yüzlere bakıyorum ben. hep sıkıntılı, dertli yüzler.. ama arada rahat bir adam görünce anlıyorum ki mediamarkt gazisi.. bakışlarımızla verdiğimiz savaş için birbirimizi onore ediyor ve gülümsüyoruz.
  • gercekten de musterinin iade ettigini sorgusuz sualsiz guvenip alan amerikan ve avrupali sirketlerin her gun pitir pitir battigini gormesi, bunun yaninda teknosa'nin bir dunya devi olusunu her saniye gozlemesi gereken sirket. bunca yillik kabzimalim ama boylesini gormedim.
  • en ucuz ürün politikaları var bu mağazanın.

    beşiktaş mağalarında bir ürünü 100 tl'ye satıyorlar, hemen yanlarındaki real'da ise aynı ürün 80 tl. gittip danışmaya sordum, bu en ucuz fiyat garantinisin sistemi nedir diye, 100 tl'ye o ürünü media markt'tan alacakmışım, sonra, il sınırları içersinde aynı ürünü daha ucuza bulursam farkının iki katını vereceklermiş, dedim nasıl ispatlayacağım, o ürünü ucuz olan mağazadan alıp faturasını göstermeniz gerekli dedi, dedim yani aynı üründen elimde 2 tane mi olacak, evet dedi.

    ne saçma mantıkmış dedim, uğraşamam, şu ürün real'da 80 tl haberiniz olsun dedim çıktım.
  • gitmeye niyetlenip, görüş mesafesinden "200-300 tv varmış, onlar da erkenden bitmiş" lafını saat 11:30 civarı duyup, doğru doğubank'a yol aldım. tok satıcı abiler, boş bakışlarla haberleri izlerken, 1500lük lcd yi 700 e veriyorlarmış diyip, bi korkutmaya çalıştıysam da yemediler. bu umursamaz halleri onlara da kıl olmamı sağladı. hazır motor açılmışken bir de bimeks e gittim. sonra da o kadar para tatlı geldi. hiçbişey almadım. gezinti oldu.
    eve geldim, iftarda mallığıma doyucam.