şükela:  tümü | bugün
  • birinci dünya savaşında hicaz cephesinde düşürülen son kale olan medine'nin çöl kaplanı lakaplı değerli komutanı fahrettin paşa'nın açlığa, susuzluğa, sıcağa, hastalık ve düşmanlara karşı sonuna dek direnmesi fakat ne yazık ki acı bir şekilde teslim olmasını anlatan harika bir ismail bilgin romanı.
    --- spoiler ---

    bir kere o kadar iyi empati yaptım ki sanki o kahraman askerler sıcakla ve susuzlukla boğuşurken benim bu soğukta ağzım kurudu. birkaç hurma ve yarım bardak sudan oluşan öğünleri ve çekirge yemek zorunda kalmaları boğazımı düğümledi.
    en acısı da fahrettin paşa'nın mondros anlaşması'na ve padişah emrine rağmen şehri terk etmemek için tüm gayretini sarf etmesi ama sonunda teslim oluyormuş gibi yapıp peygamber efendimiz (sav)'i son kez ziyaret edeceğini söyleyerek ravza-i mutahhara'ya gitmesi ve peygamberin mezarı başına battaniyesini yayarak hasta olmasına rağmen hiçbir yere gitmeyeceğini söylemesi, kılıcı ve tabancaları ile onu dışarı çıkarmak isteyenleri tehdit etmesi tam da ondan beklenecek şanlı bir davranıştı. fakat yakınındaki bazı hain subaylar onun hasta olduğu ve uyuduğu bir zamanda punduna getirerek zorla dışarı çıkarmaları ve çöl kaplanı'nın feryatları, peygamber efendimiz (sav)'i rüyasında görmüş olan şanslı bir kul olan beni o kadar sarstı ki kitabın içine girip o şerefsiz subayları gebertesim geldi.
    son olarak bu kitabı okumadan önce almanların yapmış olduğu hicaz demiryoluna ne oldu acaba, diye merak ederdim. meğerse savaşta arabistanlı lawrence ve mekke emiri hüseyin ve arkadan kalleşçe vuran hüseyin'in oğulları faysal ve ali önderliğinde bizi satan şerefsiz araplar ve bedeviler fahrettin paşa'ya iaşe, su ve bilgi gelmemesi için etkisiz hale getirerek medine'deki kahramanlarımızı zora sokmuşlar. allah bin türlü belalarını versin diyeceğim de zaten batılı devletlerin sömürgesi olup hak ettiklerini bulmuşlar, hala da kan ağlıyorlar.
    o kutlu beldelerde kızgın kumlarda şehit düşen askerlerimizin de ruhları şad olsun. ben de bu kitabı tanıdığım herkese başta da öğrencilerime okutarak onları unutmayacağım ve unutturmayacağım.

    --- spoiler ---
  • şerif hüseyin'in 1916'da ingiliz desteğiyle isyan ederek medine'yi hedef alması üzerine başlayıp, 2 yıl 7 ay sürdü ve mondros mütarekesi'nin imzalanması üzerine padişah vı. mehmet'in, müdafaada ısrar eden garnizon komutanı fahrettin paşa'yı iknasıyla sona erdi. medine'deki osmanlı garnizonu, mütarekeye göre silah bırakan son osmanlı birliği oldu ve medine'de kısa süreli haşimi iktidarı başladı. çatışmalardan ötürü medine halkının ciddi bir kısmı göç etmek zorunda kaldı. kuşatma sonunda, garnizon komutanı fahrettin paşa ingilizler tarafından tutuklanarak malta'ya sürgün edildi.

    kuşatma öncesi durum ve şerif hüseyin isyanı
    yönetim merkezinden oldukça uzak konumda bulunan medine'deki osmanlı garnizonu, bağlantı ve lojistik ihtiyaçlarını hicaz demiryolu üzerinden görüyordu. haziran 1916'daki şerif hüseyin isyanı'na kadar bu ikmal hattı güvenli durumdaydı.

    sultan ıı. abdülhamid döneminde istanbul'da tutulan şerif hüseyin, ıı. meşrutiyet'in ilanıyla ittihat ve terakki yönetimi tarafından mekke şerifi olarak hicaz'a gönderildi. haziran 1916'da, ittihat ve terakki yönetimin'nin türkçülük politikalarını öne süren şerif hüseyin isyan etti.

    isyanda, ingiltere'nin irtibat subayı olarak uzun yıllar arap yarımadası'nda casusluk faaliyetleri yürüten thomas edward lawrence'ın gayretleri büyük yer tutmaktadır. petrol potansiyeli sebebiyle arap yarımadası'nın büyük önem taşıması ve olası bir isyanın osmanlı ordusu'nun gücünün bölünmesi anlamına gelmesi, isyan tertibi için ingiltere'nin en önemli sebepleriydi.

    kuşatmadan kısa süre önce, isyancıların medine'ye de saldıracağını öngören fahrettin paşa, şehirdeki bütün kutsal emanetleri gizlice istanbul'a gönderdi.

    kuşatma
    ingilizler'in her konuda destek verip takviye ettiği ve çoğu düzensiz bedevi milislerden oluşan haşimi ordusu, sırasıyla cidde, mekke, taif, yanbu ve akabe şehirlerini ele geçirerek medine'nin merkezle olan bağlantısını kesti ve şehri kuşatma altına aldı. ardından medine'ye saldıran isyancı birlikleri osmanlı ordusu'nca geri püskürtüldü.

    bu yenilgiden sonra isyancılar, bir daha cephe savaşına girişmediler. ayrıca medine'de askeri bir kuşatma da kuramadılar. ancak medine'nin merkezle olan bağlantısının tamamen kopması ve isyancıların sabotaj faaliyetleri ve vurkaç tipi gerilla saldırıları sebebiyle medine'deki osmanlı garnizonu yerinden kıpırdayamadı, fiili bir kuşatma ile yüzyüze kaldı.

    isyan boyunca özellikle şehirli arap halkı isyana pek rağbet etmedi. bu yüzden isyancı güçler kuşatma süresince osmanlı garnizonuna yeniden topluca saldırmaya cesaret edecek askeri güce ulaşamadı. ingilizler de sembolik sebeplerden ötürü hicaz bölgesine asker sokmak istemiyordu. diğer taraftan, ı. dünya savaşı osmanlı aleyhine gelişmekte olduğundan, osmanlı'nın hicaz'a askeri bir harekat düzenlemesi de mümkün olmadı. bu şartlar altında kuşatma her iki taraf için de tam bir çıkmaza dönmüş oldu.

    ancak şehri savunan osmanlı garnizonu için tablo daha da karamsardı. zira filistin cephesi'nden kötü haberler gelmeye başladı. 7 kasım 1917'de gazze, 26 aralık 1917'de kudüs düştü. ardından 21 eylül 1918'deki nablus muharebesi'nde sina ve filistin cephesi'ni oluşturan 4., 7. ve 8. ordular dağıldı. böylece filistin cephesi tamamen çöktü ve medine garnizonunun osmanlı ordularıyla tekrar temas kurma umudu tamamen bitti.

    sivil kayıpların önüne geçmek ve direnişi kolaylaştırmak üzere kuşatmadan önce medine halkının önemli bir kısmı şehirden ayrılmıştı. kuşatmadan önce garnizonun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yardım istenmişse de, imkansızlıklar bahane gösterilerek bu talepler reddedildi. kuşatmanın ilk aylarından itibaren osmanlı askerleri her açıdan ciddi sıkıntılar yaşadı. özellikle gıda ve sağlık imkanları kısa sürede tükenme noktasına geldi. öyle ki garnizon teslim olduğunda haşimi ordusu'na geçen gıda malzemeleri yalnızca hurma ve kurutulmuş çekirgeden ibaretti. ancak garnizon komutanı fahrettin paşa bütün olumsuzluklara rağmen müslümanların kutsal kabul ettiği medine şehriyle de örtüşen moral-manevi değerlerden ötürü teslim olmaya yanaşmadı.

    eylül 1918'de mısır'daki ingiliz kraliyet komiseri edmund allenby, fahrettin paşa'yı teslime ikna etmek için yazdığı bir mektupta şu ifadelere yer verdi:

    “medine'yi uzun süre müdafaa etmekle siz, bir asker ve türk vatanperveri olarak hükümdarınız, memleketiniz ve şahsi şerefiniz için elinizden geleni yapmış bulunuyorsunuz. yukarıdaki hususları ve ümitsiz askeri durumunuzu göz önünde bulundurarak, birçok canların kurban edilmesine sebep olacak faydasız mukavemetin uzatılmasının doğru olup olmayacağını ciddi bir surette düşünmenizi rica ederim”
    fahrettin paşa, ingilizlerin çeşitli zamanlarda yinelediği bu gibi teslim olma taleplerini reddetti. ancak şartların zorluğu ve durumun umutsuz bir hal alması garnizondan toplu firarları arttırdı. ayrıca subaylar arasında da giderek ciddi bir hoşnutsuzluk başgösterdi.

    ilerleyen aylarda diğer cephelerde art arda mağlubiyetler alan osmanlı devleti ı. dünya savaşı'nı kaybetti; mondros ateşkes antlaşması imzalandı ve antlaşma hükümlerine göre osmanlı orduları terhis edilmeye başlandı. antlaşma haberi medine'ye de gönderildi ve fahrettin paşa'ya ordusuyla birlikte en yakın ingiliz birliğine teslim olması emredildi. ancak fahrettin paşa emri yerine getirmedi ve direnmeye devam etme kararı aldı. yinelenen emirlere rağmen garnizon antlaşmadan sonraki 3 ay boyunca direndi.

    babıali medine'yi teslime ikna edemediğinden ingiltere, kabine değişikliği istedi ve hükümeti düşürerek ahmet tevfik paşa kabinesini kurdurdu. ancak yeni kabinenin de medine'nin teslimi konusundaki baskıları sonuçsuz kalınca ingiltere osmanlı devleti'ne nota verdi ve savaşa yeniden başlayacağını bildirdi.

    bunun üzerine padişah vı. mehmet'in bizzat ricası ve kendi subaylarının iknası sonucu fahrettin paşa 10 ocak 1919'da medine'yi teslim etti. böylece medine'deki osmanlı garnizonu, silah bırakan son ittifak devletleri muharip birliği oldu ve ı. dünya savaşı fiilen sona erdi.

    sonrası
    kuşatma sonrasında fahrettin paşa ingilizlerce tutuklanarak malta'ya sürüldü. medine'deki direnişinden ötürü yerel halk nezdinde de büyük itibar gördü. bu yüzden lawrence onun için "çöl kaplanı" tabirini kullanmıştır. yıllar sonra malta'dan kaçan fahrettin paşa anadolu'ya gelerek milli mücadele'ye katıldı.

    esir alınan osmanlı askerleri mısır'daki esir kamplarına gönderildi. yalnızca hilal-i ahmer görevlilerinin, yolculuğa çıkamayacak durumdaki yaralı osmanlı askerlerinin tedavisi için bir süre daha medine'de kalmasına izin verildi. direniş boyunca medine'de bulunan hilal-i ahmer gönüllüsü feridun kandemir, osmanlı askerlerinin medine'den ayrılışını hatıralarında şöyle anlatır:

    “kimi kolsuz, kimi bacaksız kalmış askerlerin, birbirlerine sokulup yardım ederek halsiz, mecalsiz bir durumda, son defa haremüşşerif'i ziyaretle ravza'ya yüzlerini sürerek dualar ede ede yaptıkları veda, görülecek şeydi. ingiliz altınları ile beslenerek türk'e diş biler hale getirilmiş bazı sözde araplar bile bu manzara karşısında göz yaşlarını tutamamışlardı. bizimle beraber medine'de kalıp aylarca süren muhasaranın her türlü sıkıntısını çekerek açlığına bile katlanan yerli araplarsa tam bir matem havası içinde hüngür hüngür ağlıyorlardı”
    osmanlı birliklerinin elindeki tüm silah, cephane ve yaşam malzemeleri haşimiler'e geçti. direnişin bitmesinden sonra medine şerif hüseyin'in eline geçmişse de kısa bir süre sonra suudilerin haşimi hanedanlığı'na karşı giriştiği isyan neticesinde medine suudiler'e geçmiş ve şerif hüseyin yenilerek hicaz'ı terk etmek zorunda kalmıştır.

    kaynak
  • tarihimizin, gözlerde yaşlarla incelenmesi gereken olayıdır.

    şerif hüseyin önderliğindeki araplar, ingilizler ile işbirliği yaparak türk ordusuna yiyecek bir kuru hurma bile bırakmadan savaşmıştır.

    türk ordusu kumanyasına çekirge ölüsü katmış, son ana kadar ingiliz-arap ordusuyla çarpışmıştır.

    esir alınan türk askerler mısır'daki kamplara götürülmüş, pek çoğu ölmüş, 15 binden fazlası ise kör edilmiştir.
    esir alınanların hikayesi iç acıtır, ancak tarihimizi daha iyi anlama açısından önemlidir.

    muhakkak okuyun: çöl kaplanı fahrettin paşa / medine müdafaası