şükela:  tümü | bugün soru sor
  • descartes'in "cogito ergo sum" a nasil vardigini detaylariyla anlattigi kitabi. kuçuk bir odada, bir sobanin onunde, descartes du$unur du$unur, siyirir...
  • descartes'in felsefesinin temellerini ve dusunus seklini acikladigi ve sorguladigi derslerinde ogrencilerine anlattiklarinin yazili sekli
  • tam başlık şudur aslında: "meditationes de prima philosophia, in qua dei existentia, & animæ immortalitas demonstratur" "tanrı'nın varlığının ve ruhun ölümsüzlüğünün açımlandığı ilk felsefe üzerine düşünceler"

    kalıp olarak "prima philosophia" yani "ilk felsefe", descartes'ın tanımında da geçtiği gibi tanrı'nın varlığı başta olmak üzere en geniş hatlarıyla metafiziği konu edinir. neticede descartes'ın felsefe ağacı imajında kökleri metafiziğin temsil etmesi şaşırtıcı değildir, zira "en temel / ilk felsefe"yi bu şekilde bölümleme eğilimi aristoteles'e kadar uzanır. daha sonra francis bacon (adv. learninf ii. fol.20), hobbes (leviathan iv.xlvi.371) vb. isimler hep bu sınıflandırmadan bahsetmiştir.

    mesela j. s. mill de "prima philosophia"yı "ultima" yani "nihaî" uğraş alanı olarak görmüştür, zira bu alan varlığın ve eylemin yasalarına ilişkin en geniş genellemeleri içerir onca:

    "what is inappropriately termed the philosophia prima... would be more properly called ultima, since it consists of the widest generalizations respecting the laws of existence and activity." (exam. hamilton's philos. xxiv.464)
  • tam adı "meditationes de prima philosophia, in qua dei existentia et animae immortalitas demonstratur" olan çalışma. "tanrının varlığı ve ruhun ölümsüzlüğünün ortaya koyulduğu ilk felsefeinin temaşaları" olarak tercüme edilebilir.
  • (bkz: #35370499)
  • kabalcı yayıncılık tarafından, "humanitas" dizisi içerisinde, latinceden türkçeye "metafizik üzerine düşünceler" olarak çevrilmiştir. kitapta her latince sayfanın karşısında, çiğdem dürüşken tarafından yapılmış olan türkçe çevirisi bulunmaktadır. konsept olarak başarılı bir çalışma olduğunu düşünmekteyim. latince bilmediğim için çevirisini değerlendiremeyeceğim fakat okurken herhangi bir eksiklikle karşılaşmadığımı söyleyebilirim. kitap, başlık ve alt başlıklar olarak şu şekilde:

    tanrı'nın varlığının ve insan zihninin bedenden ayrı olduğunun kanıtlandığı metafizik üzerine düşünceler

    1. kuşku duyulabilir şeyler
    2. insan zihninin doğası: zihni tanımak, bedeni tanımaktan daha kolaydır.
    3. tanrı'nın varolduğuna ilişkin.
    4. doğru ve yanlış.
    5. maddi şeylerin özü; ve yine tanrı'nın var olduğu konusu.
    6. maddi şeylerin varoluşu ve zihin ile beden arasındaki gerçek ayrım.

    biraz da içerikten bahsedecek olursak: descartes, kitabın başında, tüm ön yargılarından kurtulabilmek için doğru bildiği her şeyi unutarak düşünmeye, sorgulamaya başlayacağından söz ediyor. sorgulamaları sonucunda, öncelikle kendi varlığından başka her şeyden şüphe duyabileceğini düşünmeye başlıyor. bu noktadan hareketle kendisi gibi olmayan, mükemmel bir varlığın olması gerektiğini düşünüyor -bence düşüncelerinin en zorlama kısmı burasıdır. bu konuda tamamen objektif olamıyor ve tanrı'nın var olduğuna düşüncesine ulaşmak için (sebebini anlamasam da) biraz dayanaksız hareket ediyor.- ve tanrı'nın varlığından da en az kendi varlığı kadar emin oluyor. ilerleyen bölümlerde ise açıkca algılayabildiği her şeyin var olduğu düşüncesine yaklaşmaya başlıyor. bütün bunlardan sonra hala kuşkularının bulunması ise tanrı fikrine daha sıkı bağlanmasını sağlıyor.
  • (bkz: 28 şubat 2016 ekşisözlük direnişi)
    (bkz: #59097157)

    déu és perfecte, complet i no tan enganyosa com tarifleyin, arriba defectuós no pot concloure amb franquesa el que ell ha creat. però, és clar, conscient que ell és imperfecta i incompleta. com desfer-se d'aquesta contradicció?

    en el lloc de la presència àrea defectuosa és trobar un lloc que els actius restants en el perfecte "res". mai pensava que la vida, la perdrà res en contra de déu. home xacal, descartes.
  • descartes'in ünlü bir kitabıdır. türkçeye aziz yardımlı ve ismet birkan beyefendiler çevirdi.

    aziz beyin çevirisini okumadım. ismet beyinkini bitirmiş bulunuyorum.

    descartes tanrının varlığını ispatlamaya çabalıyor, zihin ile bedenin ayrı bir form olduğunu, hayvanların ruhunun olmadığını vs gibi konularda hayli uzun ve karmaşık cümlelerle meditasyon yapıyor. elbette sözcüğün bizim alıştığımız anlamıyla değil. filozofik bir meditasyon.

    descartes bir deha. zekası her cümlesinde ortada. bir de malum adam fransızcanın en iyi nesirlerinden biri diye kabul edilir.

    bir de insan utanıyor açıkçası. bir türk olarak yani. biz niye böyle adamlar çıkaramıyoruz, decartes dindar bir adam, bizim dindarlarımızla mukayese ettiğimizde acınası bir manzara çıkıyor ortaya.

    efendim bu meditasyonlara pierre gassendi adındaki biri itirazlar yükseltiyor. adamın dili zehirli bir ok gibi. onları da okudum ve yer yer filozofumuzu iyi sarsıyor.

    descartes çileden çıkıyor tabii. hemen itirazlara yapıştırıyor cevabı. bayağı çirkef bir dille yaptığını söyleyebilirim. sen zaten bir filozof değilsin birader, makamında laf çakıyor gassendi ye. söylediklerimi anlamamışsın, diyor.

    descartes hakkında bir sürü felsefe tarihi okuyacağınıza adamın kendi kitabını okuyun derim. kime?

    meraklısına...