şükela:  tümü | bugün
  • tam bir sorumsuzluk örneğidir.

    dilek özçelik kardeşimiz vefat etmiş mesela. merhumenin hastalığı en ince ayrıntısına kadar yazılmış. lenfoma denilmiş. kanser denilmiş.

    peki benzer sorunlar yüzünden tedavi gören binlerce insanın bu haberleri okurken moralinin sıfır olacağı, depresyona girebileceği, tedavilerini aksatabileceğü hatta daha vahim işlere kalkışabileceğini düşünmez mi kimse ?

    gazetecilik ve habercilik, mahalle dedikoduculuğu değildir. etik değerlere ve yasalara bağlılık ve gelişmiş bir empati yeteneğini zorunlu kılar.

    vefat eden kişinin haberini -yaşadığı sağlık sorunları sebebi ile vefat etti- de ve diğer ayrıntılara geç. insanların bundan daha fazlasını bilmesinin ne gazeteye veya haber merkezine ne de okuyucuya bir katkısı var.

    şu rezalete bakar mısınız ?
  • (bkz: 1 kişinin ölümü trajedi 1 milyonunki istatistiktir)

    josef stalin'e ait bir söz. gaddarca. psychology today'da bir yazıda medyada ölüm haberlerinde yer alan soyut, cansız, isimsiz büyük rakamlardan ziyade gerçek, isimli, canlı bir kişinin trajedisinin insanlarda daha güçlü bir duygusal etki ve empati yarattığı söyleniyor.

    bu tarz medya yaklaşımlarının kamuoyuyla birlikte hükümetlerin politikalarını etkileme gücü de olduğu için bize neyin nasıl aktarıldığının farkındalığını kazanmamız önemlidir. medya için haber değeri taşıyan ve taşımayan ölümler neler? which deaths matter? isimli makalede amerikan basınının bunun kararını verirken neleri göz önünde bulundurduğu anlatılıyor. türkiye medyası için de çıkarımları olabilecek bir şeyler var içinde.

    1. eğer felakette veya kazada bir amerikalı varsa, bu amerikalı mağdur, okuyucular için uluslararası krizi ya da anlaşmazlığı basitleştirecek yoğun bir anlatımla medyada yer kaplıyor.

    2. bazı ölümler yönetimlerin ve askeri kampanyaların meşrulaştırılması amacıyla daha fazla yer kaplayabiliyor. makalede ışid tarafından vahşice öldürülen iki amerikalı gazeteci james foley and steven sotloff'un ölüm haberleri buna örnek olarak veriliyor.

    3. 11 eylül saldırısında da ölü sayısı çok yüksek olmasına rağmen ölenlerin sayı olarak değil bireysel hikayeleri ile birlikte paylaşılması ve medyada çok geniş yer kaplamalarının da bir önceki maddede bahsedilen kamuoyu oluşturma amacına yönelik olduğu söyleniyor.

    4. dünyanın geri kalanını haberleştirirken de mesela bir afetten bahsederken, afedin şiddetinin onun medyada ne kadar yer kaplayacağı konusunda belirleyici olmamasından bahsediliyor. mesela guetemala'da bir afette 4000 kişilik bir kayıp varken bu afet, italya'da 1000 kişilik bir kaybı olan depremin sadece 1/3'i kadar amerikan medyasında yer buluyor. durumun belirleyicileri olarak da iki faktör ortaya konuluyor. birincisi felaketin yaşandığı ülkenin coğrafi yakınlığı, ikincisi de felaketin yaşandığı ülkeyi ziyaret eden amerikalı turist sayısı. ikinci faktör de amerikalı haber okuyucusunun habere göstereceği ilginin belirleyicisi olarak düşünülüyor. italya örneğini öne çıkaran bu olmalı.

    5. doğal afet, savaş ve saldırılar farklı şekillerde ifade ediliyor ölüm haberlerinde. özellikle saldırı haberlerinde diğer insanları başkalarının avcısı olarak görmek insanlardaki kaygı seviyesini artırıyormuş. burada 298 yolcusuyla düşürülen uçakla gizemli bir şekilde 239 yolcusuyla kaybolan uçağa ait haberlerin nasıl verildiğine dikkat çekiyor. hikayede bir antagonistin varlığının insanları hikayenin kahramanlarını da yaratmaya ve onları anmaya meyilli kıldığını ve bu nedenle düşürülen uçakla ilgili haberde ölenlerin bireysel hikayelerine yer verilirken, gizemli şekilde kaybolan uçaktaki insanlardan "sanatçı, iş insanları ve teknoloji firmalarından insanlar" olarak grup halinde bahsedildiğini söylüyor.

    6. mağdurların ün ve seçkinliği ya da hikayenin şok etkisi de yine ölümün haber değeri için belirleyici.

    7. kitlesel trajedilerde çocuklar aynı koşulları paylaşan yetişkinlerden daha fazla dikkat çekiyor.

    8. bir araştırmada ölü sayısı arttıkça ve ölüler bir grup sayı olarak medyada yer aldığında insanların acıya daha az empati yapabildikleri bulunmuş. 101 veya 111 kişi öldüğünde medyanın anlatımında bir değişiklik olmayacağı söyleniyor arada aslında insanları sayı olarak değil insan olarak düşündüğümüz zaman büyük bir fark olmasına rağmen. sayı arttıkça kişisel hikayeleri de medyada yer kaplamıyorsa sanki ölen insanlar soyutlaşıyor ve empatiyi kaybedebiliyoruz.

    kişisel hikayeler empati ve acının anlaşılması için büyük önem taşıyor. ama kitlesel ölümlerde her bir kişisel hikaye medyada yer bulduğunda da bunun başka krizlere de yol açabileceğinin altı çiziliyor. yine de kişisel fikrim rakamların arkasındaki kocaman kişisel hikayeleri gözden kaçırmasak iyi olur yönünde. diğer türlü her şey çok basitleşiyor.