şükela:  tümü | bugün
  • yemen ah yemen adlı yeni romanı cıkmıstır. okunasıdır.
  • medeniyetimizi, hakkıyla kavramak ve anlamak isteyen bir "bu ülke" evlâdının, kendisini bu toprakların yerlisi sayanların mutlak sûrette tanımaları, eserlerini okuyup tedkik etmeleri lâzım gelen bir münevver. üstadın asıl, daha doğrusu en ziyade vukûfiyeti olan sâha hukuk-islâm hukûkudur. bununla beraber âlim-i mütebahhirliğinin bir netîcesi olarak tarih, târihî roman, hikâye türünde eserlere de imzasını atmış.

    çanakkale mahşeri ve yemen ah yemen, bilgin olmanın bilge bir yürekte yaptığı tesirle isimsiz kahramanları, gölgede kalanları/bırakılanları anlatmağı boynunun borcu ve tamamiyle vicdânî bir vazîfe addetmesi dolayısıyla giriştiği; altından kalkılması, her babayiğidin harcı olmayan sabır, sebat, derin araştırma, ciddî mesai gerektiren, yani aşksız bir kimsenin yüklenemeyeceği, yüklense de taşıyamayacağı bir yükü sırtlamakla mümkün olacak mahiyette eserlerdir. kusursuzdur, demiyorum; zîra üstad aslında bir romancı değildir, bu sebeple akıcılık, kurgu, vesair yönlerden eksiklikler bulunması muhtemeldir, tabiîdir. hazret bir eksiklik görmüş, bunun giderilmesinin zarûrî olduğunu düşünerek kaleme sarılmış ve böylece kendisinden sonra yapılacak daha geniş çaplı, daha edebî eserlerin, hatta film, tiyatro, belgesel gibi çalışmaların -onlara temel teşkil edecek, kaynak olacak bir biçimde- önünü açmıştır.
    zaman gazetesinde haftada bir, yanılmıyorsam, pazartesi günleri fıkraları* çıkıyor. nedense yazıları kültür-sanat sayfasında yer buluyor. halbuki yorum sayfalarına taşınması lâzım.
  • çanakkale mahşeri adlı kitabı; kesinlikle her türk evladının okuması gereken bir kitaptır, bence en az şu çılgın türkler kitabı kadar başarılıdır... kitap çanakale savaşında ilk atılan mermiyle başlıyor ve bütün cephelerinde sonuna kadar anlatıyor...

    aklıma takılan soru ise neden bu büyük tarihcinin turgut özakman kadar parlayamadığıdır...
  • iki dunya arasında isimi romanının da kulturler arasi farkı ve bir dramayı cok guzel islemis yazar.
  • tarihimizi en iyi anlattığı varsayılan bir çok yazarımızdan en az 5 er gömlek üstün, kitaplarının 600-700 sayfa olmasına rağmen 4-5 saat içerisinde yalar yutar biçimde okuyup bitirdiğiniz, tarihi size ya$atan en sevdiğim yazarlardan birisidir kendisi. en sevdiğim özelliği ise kitaplarını anlattığı tarihe uygun haritalar ile donatıp bize soyut dü$ünceden sıyrılma imkanı verip somut hayal etme yetimizi kullandırmasıdır.

    en büyük isteğim ise diğer tarih üstadı ilber ortaylı ile ortak bir$eyler yapmasıdır ki umarım o bir $ey baya çok olur.
  • `türk tarih felsefesi` adıyla ötüken yayınevinden çıkan kitabının arkasında şunlar yazmaktadır:

    "hayat canlı bir organizma gibidir, gelenek ve göreneklerimiz, yönetim sistemimiz, yemeklerimiz, elbiselerimiz her geçen günle değişiyor. bu değişmeler hayatın dinamizminin bir sonucudur. bünyesindeki bu muharrik güçten yoksun bulunsaydı, fosilleşmek hayatın kaderi olurdu. canlılığın kaçınılmaz bir özelliği olan değişmeler de bizi toplum olarak devam ettiren tarih şuurudur. bu şuurumuz eksik olursa, her renkten renge girişimizde kendimizi milletçe yeni bir kişiliğe kavuşmuş zannederiz; bu da milli şuurumuzun parçalanmasına, şizofrenik bir hal almasına sebep olur.

    milli şuurun biricik kaynağı tarihtir. milli şuurun realiteyi ifade edebilmesi için dayandığı tarihin doğru olması lazımdır. tarihin doğru olup olmadığının tespiti de ancak "tarih felsefesi" süzgecinden geçirilmesiyle mümkündür. bugüne kadar "türk tarih felsefesi'ne dair ne bir makalenin, ne de bir kitabın yazılmadığını düşünürsek, mehmed niyazi'nin "türk tarih felsefesi"nin nasıl bir boşluğu doldurduğunu idrak ederiz. "

    edit: kitabın ismindeki yazım hatasını düzelten temha'ya teşekkürler.
  • çanakkale ile ilgili kimse bir şey yazmamışken destansı bir kitap olan çanakkale mahşeri'ni yazan kişidir.
  • yarın * sivas cumhuriyet üniversitesi kültür merkezinde saat 15.00'de konferansı olan yazardır.
  • sabah gazetesinde yaptığı söyleşide mozart'ın türk marşımohaç savaşı esnasında çalan mehter'in sesini uzak duyarak yazdığını iddia etmiş. mozart, mohaç savaşı'ndan 230 sene sonra doğmamış olsa yerdik belki ama hiç olmamış..

    http://www.sabah.com.tr/…-1453u-inandirici-bulmadim