şükela:  tümü | bugün
  • ahmet taner kışlalıya ikame olarak geldiği ve de tamamen zıt tarzları olduğu için hocalığı sırasında tarafımdan pek de haz edilememiş, tek gözünde görme engeli olan yine de pek bigili bir hoca.
  • sdt yani siyasal düşünceler tarihi konusunda antik yunandan, ortaçağdan öteye gidemesek de, öğrettiği konunun hakkını veren, kotunun üzerine çektiği gömlek ceketiyle ve tabi çizgi roman karakterli kravatı ile bir ömür hatırlanacak olan ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi kamu yönetimi bölümü hocası.
    hakkında çok dedikodu dönerdi. bir gözünü paris'te öğrenci eylemleri sırasında kaybettiği bunların en uçuğu idi sanırım.

    birgün dersinin sonlarına doğru, sınıfın hem zeki hem haşarı öğrencilerinden birisi söz alır, yaklaşık üç dakikalık iç bayıcı bir girizgahtan sonra;
    "yani hocam bu anlattıklarım perspektifinde, bilmem kimi de postmodern olarak tanımlamak mümkün müdür?"
    ve ağaoğulları umarsızca cevaplar;
    "..olabilir"...

    ha, bir de, ön sırada oturan bir kız öğrencinin düşen kalemini reveransla aldıktan sonra, patır patır bütün kalemlerin yere düştüğü ders de hep akıllarda kalacaktır.
  • tam fransız ekolü, aristokrat, seri halde kitap yazan karşısında konuşurken heyecanlanılan kişi
  • o bir don juan...

    jestleri, mimikleri ve konuşmasının karşısına geçip kendisini biraz gözlemlediğinizde ''böyle bi adam sittin sene gelmez be abi!'' şeklinde bir düşünceye kapılacağınız insan...
    hayatını siyasal düşünceler tarihine vakfetmiştir. machiavelli, more, hobbes , montesquieu, rousseau ve diğerleri onun için ölmemiştir; hepsini içinde yaşatır. hatta odasının kapısında bekleyen biri tarafından m.ali ağaoğulları'na ait olduğu sanılan sesin şunları telaffuz ettiği rivayet edilir-yalansa da inanalım-: ''hobbes! olum şu 2.raftaki ansiklopediyi ver. lan machiavelli! kettleın fişini daha takmadın mı olum, boğazımız kurudu lan...''
  • eserleri şöyledir;
    *l'islam dans la vie politique de la turquie (aü sbf yayınları, 1983)
    *kent devletinden imparatorluğa (eski yunan'da siyaset felsefesi adıyla, v yayınları, 1989; imge kitabevi yayınları, 1994, 2000, 2002)
    *imparatorluktan tanrı devletine (levent köker ile birlikte, imge kitabevi yayınları, 1991, 1997, 1998, 2001, 2004)
    *tanrı devletinden kral-devlete (levent köker ile birlikte, imge kitabevi yayınları, 1991, 1997, 2001, 2004)
    *ahlaksız (andré gide'den çeviri, imge kitabevi yayınları, 1992, 2002)
    *kral-devlet ya da ölümlü tanrı (levent köker ile birlikte, imge kitabevi yayınları, 1994, 2000, 2004)
    *yeni ortaçağ (alain ming'ten çeviri, imge kitabevi yayınları, 1995)
    *kral-devletten ulus-devlete (imge kitabevi yayınları)
    *ulus-devlet ya da halkın egemenliği (imge kitabevi yayınları, 2006)
  • machiavellinin arkadaşı, leviatanın vücut bulmuş hali ve odasındaki ince uzun masası ile konsüllerin konsülü olan kişidir.
    derste romalı büyücülerin savaş ile ilgili kehanetlerini anlatırken geriye kaykılıp tavana bakarak gökyüzünden kartallar geçiyor savaşmayalım diyen bir kahindir.
  • etienne de la boetie gönüllü kulluk üzerine söylev'i türkçeye kazandırmıştır.
  • her hareketi, her esprisi, konuşması, tavırları hep dikkat çekicidir. ancak kendisiyle ilgili zihnimde yer etmiş bir an var ki, her aklıma geldiğinde sürekli tebessüm ediyorum, ki sık sık aklıma geliyor.

    siyasal düşünceler tarihi dersinde, fransız devrimi'ni anlatacağı gün, derse tabiri caizse jilet gibi gelmiş, en kral takım elbisesini göz alıcı lacivert kravatıyla çekmiştir. dersin ilk saati devrim'den önceki birkaç konuyu özetleyerek hızlıca geçmiştir. dersin ikinci saatinde ise, ders başladıktan birkaç dakika geçtikten sonra oturduğu yerden yavaşça kalkmış, masanın yanından sakin ama emin adımlarla geçip hayali bir kürsüye gelmiş, "evet!.." diye bağırarak şekil bir hareketle ceketini çıkarıp masaya attıktan sonra lacivert kravatını özenle düzeltmiş, gözlerini kısarak uzaklara doğru bakıp eski dostunu çağırır gibi, harika bir vurguyla "devrim...!!" diye bağırıp, birkaç saniyelik suskunluğunun ve pozunun ardından girizgah yapmış, dersin konusuna özel lacivert kravatının verdiği coşkuyla fransız devrimi'ni öncesiyle, sonrasıyla, devrim sırasında olanları ve o sırada ortaya çıkan farklı görüşleri değerlendirip, her şeyiyle anlatmıştır. mehmet ali hoca işte. fakültenin en nevi şahsına münhasır, karizmatik ve keyifli insanı. anlatılmaz, yaşanır.
  • o bir karizma, o bir filozof,o bir machiavelli anlatıcısı, jest ve mimiklerin prensi, antik yunan'dan gelen esinti..mülkiyenin en kibar, en tatlı hocalarından biri..mehmet ali hoca anlatsın biz sabaha kadar dinleyelim. hastaymış acilen iyileşip siyasal düşünceler tarihine geri dönsün..
  • 2013 kazgan'da harika tanımlanmış mülkiye'nin zarafet timsali.

    "önce erkek, sonra hoca mitosunun yeryüzündeki zühuru, bilcümle mağaranın yegane çıkış noktası, her türden yorumuna hikmet-i hükümet muamelesi yaptığımız, toplum sözleşmesinin noteri, evrende var olabilecek her türlü kategorik emperatif, descartes'ın akıl dediği şeyin cismani hali, aquinomlu thomas'ın iki tane dediği kılıcı tek elinde tutan, biz asil tellakların auctoritas'ı! biscolata reklamının kıl payı kaçırdığı mehmet ali ağaoğullari."