şükela:  tümü | bugün
  • terör aleminin ajdar'ı.
  • şu saat itibariyle tahliye olmaya hak kazanmış katil.

    gge demeyin. hukuken de katildir.
  • maltepe askeri cezaevi'nden yüzbaşı üniforması ile kaçırıldığı iddia edilen mesih.
    iddia odur ki, cezaevinden çıkarken kapıda nöbet bekleyen askere sormuş "vukuatın var mı asker?" diye asker de kekeleyerek "yok komutanım" demiş. bunun üzerine "devam et birazdan olacak" buyurmuş mesih aleyhisselam.
  • papa'ya suikast girişiminde bulunup yıllar sonra italya'ya vize alabilmeyi başarmış biri.

    biz işsiziz diye alamıyoruz olaya bak.

    edit: avusturya'ya almış, sonuçta alabilmiş.
  • nefsine hakim olamayıp bir gün baklava çalmasını özlemle beklediğim katil.
  • --- alıntı ---

    abdi ipekçi, ankara'da başbakan bülent ecevit ile bir görüşme yaptıktan sonra istanbul'a dönmüş, gazeteye uğramış ve evine doğru yola çıkmıştı. nişantaşı'nda eve 300 metre kala arabası yavaşladığında sağ camda beliren bir karaltı zamanı durdurdu.

    can dündar, 40 dakika programı, abdi ipekçi cinayeti bölümü
    --- alıntı ---

    mehmet ali ağca 1979 yılında yakalandıktan sonra verdiği yazılı ifadede şunları söylemiş: "ipekçi’nin arabası köşede yavaşlayınca silamı çektim, koştum ve sağ ön camdan elimi içeri sokup ateş ettim. tek bir el ateş etmeyi insana yaraşır şekilde öldürmeyi planlamıştım. ancak kendimi kaybedip 4 veya 5 el ateş etmişim." kaynak

    insana yakışır şekilde öldürmek? öldürmek hiç insana yakışır mı ki? masum bir cana kıyana insan diyebilmenin mümkünü var mıdır?
    1 şubat 1979'da abdi ipekçi'nin sağ canımda beliren o karaltı iki gündür benim televizyonumun ekranında, gazetemin ön sayfasında ve bilgisayarımın monütöründe beliriyor. yumruğunu bana doğru uzatmış sanki, ingilizce bir şeyler geveliyor, davullar, zurnalar var etrafta, insanlar birbirini eziyor, ağzından çıkacak kelamı duyabilmek, kaydedebilmek için.
    ben ise onun abdi ipekçi'ye silahını doğrulttuğu anı düşünüyorum, bütün bunları izlerken. abdi ipekçi'nin ona baktığı, göz göze geldikleri o anı.
    5 yıldızlı bir otelde kaldığını duyuyorum, lüks arabalarla gezdiğini, film ve kitap teklifleri aldığını duyuyorum. müritleri olduğunu öğreniyorum, an be an kahramanlaştığını görüyorum bu kişinin.
    ve yine onun abdi ipekçi'nin arabasını beklediği anı düşünüyorum. elinde silahı ile, abdi ipekçi'yi bekleyişini görüyorum sanki.
    işte böyle anlarda ana rahmine dönme isteği ile dolup taşıyorum 2 gündür. tiksiniyorum bütün bu yaşananlardan, suçlu hissediyorum kendimi. abdi ipekçi'nin katili gözümüzün önünde kahraman oldu, biz ise ağzımız açık izliyoruz olan biteni.
    abdi ipekçi cinayetinin azmettiricileri hiçbir zaman belirlenemedi. 1996 yılında, susurluk kazası sonrası neredeyse hepimizin kankasından yakın tanıdığı, ve cinayetle bağlantısı olduğu herkesçe mağlum kişiler, bununla ilgili bir ceza almadı. bir tek tetikçi vardı bilinen. o da 9 yıl 7 ay sonra kahraman oldu, zengin ve ünlü bir simaya dönüştü. ama bu şöhretinin sebebi abdi ipekçi cinayeti değil. papa'ya suikast girişiminde bulunmasaydı, biz şu anda ismini bile hatırlamıyor olacaktık büyük ihtimalle.

    29 yıl hapisanede kalmış zat-ı muhterem. bu sürenin 9 yıl 7 aylık dönemi abdi ipekçi cinayetinin cezası oluyor. cinayete teşebbüsünün bedeli 20 yıl ve cinayetinin bedeli 9 yıl 7 ay. birileri "işlediği suçların bedelini ödedi" diyor. 9 yıl 7 ay? ben insan canına bir değer biçemiyorum. bir insanın canı bir diğerinin ömründeki 10 veya 20 yıla tekabül eder mi? türkiye'de organize suçlar dahilinde işlenmeyen cinayetin bedeli aşağı yukarı 25 yıl. yarım bırakılmış bir ömre, 25 yıl değer biçen bir düzenin içerisinde yaşarken, üçe beşe bakmıyor insan. düşünün bunu, sizin ve sevdiklerinizin yaşamının değeri, bir diğer insanın ömründeki 25 yıl kadar. kim daha değerli, ölen mi, öldüren mi?

    "en güzel yıllarını hapishanede geçirdi" deniyor. insanın en güzel yılları, en hatırlanası, en mutlu hissetiği yıllarıdır. ağca yaşamının geri kalan kısmını lüks ve refah içerisinde geçirecek gibi görünüyor. bence en güzel yılları yaşayamadıkları değil, yaşayacakları. basının ilgisi azaldıktan sonra, yeni bir yaşamı olacak, abdi ipekçi caddesinde yürüyecek belki. abdi ipekçi anıtını görecek. eseri ile övünür mü diye düşünüyorum. belki de umurunda bile olmayacak, papa'nın mezarını ziyaret etmeyi düşünürken, abdi ipekçi anıtını umursamayacak belki de.

    kendimi abdi ipekçi'nin kızının yerine koyuyorum, ve hemen vazgeçiyorum bunu yapmaktan. bu miğde bulantısına dayanamayacağımı hissediyorum. bütün değerlerin altüst olduğu bir paralel evrene geçtik sanki. ağca'ya kahraman muamelesi yapan, onu lüks otellerde konaklatan, altına lüks arabalar çeken o garip insanları ise anlamamın mümkünatı yok. o insanları toprak kabul eder mi bilmiyorum, benim içim kabul etmiyor. papa affetmişti ağca'yı, abdi ipekçi'ye sorma şansımız olsa, belki o da affedecekti. eğer yaşasaydı "bir meczup bulmuşlar, tetiği ona çektirmişler. asıl suçlu o değil, onu bu eyleme maşa edenler" diyecekti belki de. ama ben affedemiyorum ağca'yı. onu affetmek bana kalmadı elbette ama ben ağız dolusu çığlıklar atma isteğimi dizginleyemiyorum.
    bir karaltı kapladı her tarafımızı sanki. koyu bir adaletsizliğin gölgesi yüzlerimize vuruyor televizyondan. ağca serbest. hepimiz bu adaletsizliğe mahkumuz ama o serbest.

    --- alıntı ---

    abdi ipekçi, ankara'da başbakan bülent ecevit ile bir görüşme yaptıktan sonra istanbul'a dönmüş, gazeteye uğramış ve evine doğru yola çıkmıştı. nişantaşı'nda eve 300 metre kala arabası yavaşladığında sağ camda beliren bir karaltı zamanı durdurdu.

    can dündar, 40 dakika programı, abdi ipekçi cinayeti bölümü
    --- alıntı ---
  • şu aralar hayatını film yapmaya çalışan ve bunun için "1 milyon koyacağız 10 milyon alacağız"diyen şark kurnazı. direk niyetini açıklamış. öyle gerçekleri açıklayacağım, neden, nasıl falan değil 1 milyona 10 milyon.e

    neyse biz geçmişe dönelim. ağca papayı vurduktan ve hüküm giydikten iki yıl sonra papa john paul'a ağca'nın onu kimin emri ile vurduğu sorusunun cevabını bulacağına dair bir söz verildi. bu sözü veren papanın çok güvendiği bir rahipti. ünvanı, nunzio apostolica con incarichi speciali idi adı, luigi poggi idi. avrupa'da istihbarat toplamakla görevli bir papalık ajanıydı ve aylardır mossad ajanları ile irtibat halindeydi. bunu papa'ya söylediğinde papa devam etmesini istedi.

    1983 kasımında poggi bu toplantılardan birinden vatikan'a dönüyordu. sorunun cevabı da yanındaydı.

    amerika'lılara (cia'ye göre) papa'nın vurulmasının altında kgb vardı. papa'nın komünizm karşıtı konuşmaları ve cia ile yakınlığı ile açıklıyorlardı bunu. evet papa ile cia arasında çok yakın bir ilişki vardı ve cia raporuna göre bu kremlin’i rahatsız ediyordu. “agca’s attempt to kill the pope: the case for soviet involvement (ağca’nın papayı öldürme girişimi: sovyetler’in olaya karışma olasılığı)” adında bir rapor hazırlamışlar ve papayı perde arkasında sovyetlerin olduğuna inandırmışlardı.

    oysa mossad lideri admoni suikast planın arkasında başka bir cevap bulmuştu. ona göre komplo tahran’da ayetullah humeyni’nin tam onayı ile hazırlanmıştı. papayı öldürmek hristiyan değerlerine karşı girişilen cihadın açılışı olacaktı.

    mossad’ın yaptığı analizlerden birinde papanın türkiye’ye düzenleyeceği gezi için ağca tarafından gazetelere yollanan tehdit mektubu inceleniyordu. mektupta “türkiye’nin ve din kardeşi olan islam ülkelerinin orta doğu’da önemli politik, ekonomik ve askeri güç haline geleceğinden korkan batılı emperyalistler, böylesine hassas bir dönemde haçlılar’ın dini lider görünümündeki kumandanı papa john paul’u türkiye’ye gönderiyorlar. eğer bu ziyaret iptal edilmezse, kumandan papa’yı kendi ellerimde öldüreceğim.” diyordu.

    mossad bu mektubun tahran’da yazıldığına kesinlikle emindi. mossad bilgisayarları humeyni’nin konuşmaları ile mektup arasında benzerlikleri tespit etmişti. ayrıca hapisten kaçtıktan sonra ağca’nın iran’a kaçtığı ve aylarca orada eğitim görerek beyninin yıkandığını da biliyorlardı.

    aslında cia’in suçladığı soğuk savaşta olduğu rusya, mossad’ın suçladığı ise daimi düşmanı irandı her istihbarat örgütü kendi çıkarına göre papa suikastine yaklaşıyordu.

    23 aralık 1983’te papa hapishaneye giderek ağca’yı ziyaret etti.

    t4 numaralı hücrenin kapısında belirdiğinde ağca ayakta duruyordu. papa yüzüklü elini uzattı. ağca tokalaşma için bir an tereddüt etti ve eğilip papanın yüzüğünü öptü sonra papanın elini tuttu ve anlına bastırdı.

    “mehmet ali ağca sen misin?” diye sordu papa italyanca.

    “evet”

    “burada mı yaşıyorsun.”

    “evet”

    papa sandalyeye, ağca yatağının kenarına oturdu.

    “kendini nasıl hissediyorsun?” diye sordu papa.

    “iyiyim iyiyim.”

    ağca papanın sol kulağına fısıldayarak konuşmaya başladı. papa hafifçe başını öne arkaya sallıyordu. ağca bir an durakladı ama papa eli ile konuşmayı sürdürmesini işaret etti. başları birbirlerine değecek kadar yakınlardı. bir den john paul’ün yüzünde acı bir ifade belirdi. gözlerini kapattı. bir süre bu şekilde konuşmaya devam ettiler. yirmi dakika sürdü konuşmaları.

    ayağa kalktıklarında papa cübbesinin cebinden üzerinde papalık mührü bulunan bir kutu çıkarttı. ağca kutuyu şaşkınlıkla açtı ve içinden sedef kakma bir tespih çıktı.

    “teşekkür ederim.” dedi ağca.

    “niente. niente” dedi papa. (teşekküre gerek yok, bir şey değil)

    bu görüşmenin ardından vatikan sözcüsü ağca’nın belli bir seviyeye kadar bilgisi olduğunu, bir komplo yapıldıysa profesyoneller tarafından gerçekleşmiş olduğunu ve onların iz bırakmayacağını açıkladı. oysa papa öğrenmek istediğini almıştı.

    papanın kendisine düzenlenen suikast girişimin ardında sovyetler değil, tahran olduğunu öğrendiği iddialar arasında. buna inanan papanın hem islam’a hem de kendisine yardım eden mossad’a bakış açısında değişmeler olmuştur. etrafındakilere yaklaşan çatışmanın batı-doğu veya abd-rusya arasında değil islam ve hristiyanlık arasında olacağını söylemeye başlamıştı.

    peki mossad neden bu suikasti çözmek için bu kadar istekliydi. zamanın israil başbakanı golda mair vatikan ile diplomatik ilişkiler kurmak istemiş ama başarısız olmuştu. israil vatikan ile iyi ilişkiler kurmak istiyor ve vatikan'ın yaser arafat ile olan muhabbetinden rahatsızlık duyuyordu. papaya aradığı cevapları verme isteklerinin altındaki neden basitçe bu şekildeydi.
  • hollywood'dan teklif de gelmiş kendisine.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25045195

    papa'yı vurduğu yetmedi parayı vuracak bi de.
  • tıbben psikopat olduğunun belirlenmesinden hemen sonra davullu zurnalı gerizekalılarca karşılanmış adam, daha ne söylenebilir ki bu memleket hakkında?
    bu adamın saçmalıklarını tartışmayı bırakıp buna çanak tutanların incelemek lazım.
  • trt haber kendisinden sonraki röportajlar için katil avına çıkmış ve tetikçilerin menejerleriyle görüşmelere başlamış. ogün samast 20 yıl sonrasına randevu vermiş. trt haber, halkın parasıyla kurulmuş bir kanala meczup bir tetikçiyi çıkardığı için kendisiyle ne kadar gurur duysa azdır.