şükela:  tümü | bugün
  • nefret ettiğim okulun muduru
  • yeni yaptirdigi tuvaletleri parali yapacagini aciklayan, gerekce olarak da "hohoho siz evinizde tutar buraya yaparsiniz." demistir.*
  • bir öğrenci dövmesinden sonra okulda* bir isyan başlamasına sebebiyet vermiş okul müdürü. okulda varolmayan huzurun, okuduğum dönemde, bir daha hiç gelmemesini garanti altına almış ademoğlu. bu olaylardan sonra kendisi için tezahüratlar bile bestelenmiş zat:

    öğrenci döverek adam mı oldun,
    yetki bende diyerek müdür mü oldun,
    korkutmaz bizleri müdür *,
    dışarıda kapışalım * mehmet ali.
  • bir de bu adamın park yeri ayrıca bulunmasına rağmen inatla tam okulun* kapısının önüne park etmek gibi salak bir alışkanlığı vardı. insanın "istersen odana kadar arabayla git" diyesi gelir.
  • an itibariyle vefat ettigini ogrendigim* mezun oldugum lisenin muduru. butun ogrencilere kizsa da, bagirsa da, ayazda toren alaninda bekletse de uzun uzun o cankaya milli piyango anadolu lisesi nin efsanesiydi. basimiz sag olsun.
  • ergenekon'un tutuklu sanığı kara pilot teğmen. savunmasını şu şekilde yapmış;

    13.ağır ceza mahkemesi başkanlığı’na

    sayın başkan, saygıdeğer heyet;

    atatürk'ten, yarattığı devrimlerden koparılmak istenen koşullarda yaşıyoruz, yaşatılıyoruz.
    mustafa kemal düşüncesi en tehlikeli biçimde sorgulanıp zehirlenmektedir. insanlık tarihinde olağanüstü bir uygarlık devrimi gerçekleştirmiş kişiyi yıkmak isteyenlerin amacına hizmet edilmektedir.

    telefon takiplerimde; tarihi yaşayan, yaratan ve yazan ebedi önderimizin eseri tc kuruluş destanı, nutuk, daha uygar bir geleceği güvenceye almak için atanın afet inan’a yazdırdığı medeni bilgiler, ülkemizin tapusu lozan’ı konu edinen ve ülkenin birliğini amaç güden cümleler suç unsuru olarak görülerek kalın ve büyük puntolarla işaretlenmiştir.

    nutuk'u ancak, mustafa kemal’in ışığından ruhları kamaşan yarasalar,
    medeni bilgileri ancak medeniyet düşmanı ahlak tarantulalaları,
    lozan'ı ancak garip ihtirasların bulandırdığı karışık beyinler suç unsuru olarak görebilir.

    bunu yapanlar türk milletinin kutsallarini,
    üzerinden destursuz geçilebilecek bir köprü mü sandilar???

    mustafa kemal bu gibileri şöyle tarif ediyor:
    akli eren, memleketini seven, hakikati gören kimselerden düşman çikmaz. içimizden böyleleri çikarsa onlar ya akli ermeyen cahiller ya memleketini sevmeyen kötüler ya da hakikati görmeyen körlerdir!

    vatanın bütün ümit ve istiklalini bağladığı gençliğin neyi görmesini istemiyorlar. orada terör yok. "ya istiklal, ya ölüm var "
    "temel ilke türk ulusunun haysiyetli ve onurlu bir ulus olarak yaşamasidir. bu temel ancak tam bağimsizliğa sahip olmakla elde edilebilir. ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağimsizliktarn yoksun bir ulus, uygarlik karşisinda uşak olmak mevkiinden yüksek bir işleme layik olamaz "

    orada terör yok. türk bağımsızlık savaşı’nın hangi koşullar ve çetin güçlükler içinde kazanıldığı ve eseri gençliğe emaneti var. gençliği en elverişsiz koşullarda dahi eyleme çağıran yüreklendirme kamçısı gençliğe hitabe var.
    o gençliğe hitabe ki onda uygarlık bağımsızlık ve özgürlük uğruna sonsuza dek sürecek uğraşların ve savaşların şu tükenmez buyruğu var.

    "bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanlarin karşılığıdır. bu neticeyi türk gençliğine emanet ediyorum.
    ey türk gençliği,
    birinci vazifen türk istiklalini, türk cumhuriyetini ilalebet muhafaza ve müdafa etmektir, mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur."

    nutuk’ta darbe yok! kültür devrimi, bağımsızlaşma, çağdaşlaşma, demokratikleşme var.

    sayın başkan, saygıdeğer heyet,

    mustafa kemal sevgimiz, çizgimiz bize zehir edilmeye çalışılıyor.
    çok net ifade ediyorum.
    bunları buraya suç unsuru olarak koyanların görevleri beni bununla suçlayıp hapis yatırmaksa, benim görevim hapis yatmaktır.
    onların görevi beni öldürmekse o zaman benim ki de bu uğurda ölmektir. hem de gözümü bile kırpmadan.
    bu düşüncede olanlar sürgüne gönderiliyorsa, benim görevim umutsuzluğa kapılmadan yola çıkmaktır.
    nutuk, medeni bilgiler, lozan, hasdal'da serbestse ben orada olacağım.
    vicdanımızı yastık yapar yatarız ama yastığımızın altına da nutuk koyarız.

    mustafa kemal’in asil devletinde bunları suç kabul eden herkese sesleniyorum:

    zincire vursanız ellerimi ve ayaklarımı tehdit edebilirsiniz.
    boynunu vurduracağım derseniz boynumu tehdit edersiniz.
    avukatını tutuklarım derseniz savunmamı tehdit edersiniz.
    hapiste çürüyeceksin derseniz tehdit ettiğiniz şu zavallı bedenimdir.
    20 ay yattım 120 bin ay yatsam ne olur? ömrüm zindanda bitse ne olur?
    adam olan yeminine sadık kalır. ben askerlik yeminime sadık olarak bu dünyadan göçeceğim.
    beni, benliğimi, ruhumu hiçbir şekilde tehdit edemezsiniz.
    bunlardan biri için bile korkuya kapılacak olursam işte o zaman tehdit edilen gerçekten ben olurum.

    sayın başkan, saygıdeğer heyet,

    vatanını, ulusunu sevmiş olmanın bedelini ödeyen insanların ne ilkiyiz ne de sonuncusu.
    ancak unutulmasın ki biz burada olduğumuz için türk silahlı kuvvetleri, türkiye cumhuriyeti devleti büyüklüğünden bir şey kaybetmez. vatan sağ oldukça elbet bu mevkilere, makamlara gelip bu görevleri ifa edecek vatan evlatları bulunur.
    üç tane alırsınız, her sene harbiyeden bin tanesi mezun olur.
    türk silahlı kuvvetleri mahkeme salonlarına sığmaz!

    ben adı türk olan milletin askeriyim.
    biz türk askerleri karşımızda ölüm, elimiz vicdanımızda,
    torunlarımızın yarın inceleyeceği tarihe ait mesuliyetler gözümüzün önünde,
    yolumuzu mustafa kemal’in türkiye cumhuriyeti için yaşam nöbeti tutan sözleri ve direktifleri çerçevesinde çiziyoruz.
    herkes bilsin ki, bizler burada nöbetteyiz.
    mustafa kemal atatürk için her koşulda, her zamanda ve mekanda siper olacağız. o yükseklerdedir ama bacakları halen duyarlıdır. yere değdirmese de bizim gibi şerefli türk subaylarının, şerefli türk aydınlarının başlarına bas basa, omuzlarına basa basa ileri atacak adımlarını, yürüyecek! o bu topraklarda hiç kaybetmedi, yine kazanacak!

    sayın başkan, saygıdeğer heyet,
    türk milleti adına karar veren heyetinizden nutuk'u suç sayan bu iddianameyi tarihin çöplüğüne atmanızı talep ediyorum.

    mehmet ali çelebi
    tutuklu kr. plt. teğmen

    http://www.odatv.com/…salonlarina-sigmaz-1404101200
  • daha önce de şöyle bir savunması vardı:

    "mehmet ali çelebi askeri liseyi birincilikle, harp akademisi’ni[okulunu] de dördüncülükle bitirmiş. 15 aydır ergenekon’un tutuklu sanığı. kara kuvvetleri komutanlığı’nda, kara pilot teğmen. 24 yaşında. 2. ergenekon davasının 24 kasım günkü 20. duruşmasında konuştu. o konuşurken, izleyenler gözyaşlarını tutamadı.

    kara pilot teğmen mehmet ali çelebi, söz isteyerek yaptığı konuşmaya, “sayın başkan, mahkemenizin yargılama şekli tsk’ya hayasızca saldıranlara cesaret vermektedir” diyerek başladı.
    gazetelerin tsk ve genelkurmay başkanlığı aleyhinde, hakarete varan yazı ve yorumlardan alıntılar yapan genç teğmen, “bizler neden hedefiz” dedi ve mustafa kemal’in afyonkarahisar kolordu dairesi’nde subaylara yaptığı konuşmadan bir bölümle yanıtladı:

    “kuvvet ordudur! düşmanlar milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler, kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz etmeye başladılar. ordumuzu tamamen lağvederek, milleti bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek ve aşağılamak lazımdır. bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.”

    kara pilot teğmen mehmet ali çelebi, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    “unutmayalım; ordu milletin namusudur. bizler önce şeref, sonra hayat anlayışıyla yetiştirildik. er veya geç aklandığımızda savcılar kendilerine mustafa kemal’in sözünde yer beğensinler!”

    14 yaşında girdiği askeri lise diplomasını org. hurşit tolon’dan aldığını belirten teğmen çelebi, “kendisinden almam benim için şereftir. gurur ve onur duyuyorum” dedi.
    “yalnız bu husus savcılarımızın gözünden kaçmıştır. hukuksuzca ek klasör göndermeye devam edeceklerse askeri lise diploma töreni cd’sini kendilerine verebilirim. ne de olsa hazır bir örgütsel irtibat!”

    ben terörist, onlar demokratik gerilla!

    teğmen çelebi konuşmasında özetle şunları söyledi:
    “ben tanık olmak istemediğim için tutuklanıyorum. vatan hainleri, biz şerefli türk subaylarını karalamak için savcıların teşvikiyle tanık olabiliyorlar.
    ben ifade vereceğim yeri, türk milletinin şerefli kürsüsü olarak görüyorum.
    onlar ise, garez ve intikamlarına tatmin kürsüsü…
    ama ben terörist onlar demokratik gerilla…
    benim evime rejimin teminatı polis, bir orduyla kapıyı kırarız tehdidiyle giriyor, sahte evrak tanzim ediliyor. tutuklandıktan sonra ailem sürekli rahatsız ediliyor. babamın işyeri gasp ediliyor. diğer taraftan bebek katillerinin ayaklarına savcılar gidiyor, bir kırmızı halı serilmediği kalıyor. neden? çünkü ben terörist, onlar barış elçisi…
    türk milleti adına karar verdiğini söyleyen yüce heyet, acaba, türk milletinin, teröristi subayına yeğlediğini mi düşünüyor? türk yargısı, teröristi aklama, subayı aşağılama kurumu mudur?
    bakınız, devrem eren teğmen dağda terörist kovalarken terör örgütü üyesi olmak şüphesiyle 6 ay tutuklu kalmıştır. müteakiben tutuksuz yargılanmak üzere görev yeri yüksekova’ya dönmüştür. eren teğmen, atilla albayımın savunmasında bahsettiği gibi savcı zekeriya öz’ün ‘şırnak’tan paketledim de getirttim’ dediği teğmen ..."

    silivri'deki ergenekon duruşmalarında savunmalar devam ediyor.
    fakat acıklı olan, iddianameleri çarşaf çarşaf yayınlayanların bu savunmaları görmemezlikten gelmeleridir.
    ne yazık ki medya iyi bir sınav vermiyor.."
    ____
    http://www.odatv.com/…mezlikten-geliyor--0412091200
  • "... teğmen mehmet ali çelebi’nin iki yıl süren yargılamada daha yargı aşamasının başında olduğunu, bu yargılamanın onlarca yıl sürebileceğini... "
    ___
    http://www.odatv.com/…lebinin-istegi-ne--0105101200
    (bkz: #18774728)
    (bkz: ben terörist onlar demokratik gerilla)
  • son mektubu şöyle:

    "sevgili şebnem,

    umutsuzluk ortamında başlattığın, güvercin ayaklarıyla mesafe kat eden bu çalışma bugün itibariyle dev adımlara dönüşmüş; mahzun yürekleri bugünün sıkıntılarından yarının umutlarına götüren bir gönül arkadaşı olup süreci etkileyen, onu şekillendiren bir mahiyet kazanmıştır. mustafa kemal'in "lider dediğin önde yürüyen değil yol gösteren olmalıdır" sözü seni işaret etmektedir. emeğine ve yüreğine sağlık.

    yaşananlar şu tespitin yapılmasını zorunlu kılmaktadır. türk milleti olarak mustafa kemal'den, onun devrimlerinden şahsi çıkarlarımız adına ödün vere vere silivri, hasdal zindanlarına geldik. artık kaderin bizim silkinmemiz için hazırladığı vakit gelmiş, hatlar çizilmiş, şeref ve haysiyet siperlerindeki kutsal nöbet başlamıştır. ebedi başkomutan'ın sakarya'da vermiş olduğu "hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. o satıh bütün vatandır" emri hala geçerlidir ve bugün hasdal ile silivri sathında icra edilmektedir.

    herkes bilmelidir ki, mustafa kemal'in askerleri devrimcidir ve devrimciler asla idare-i maslahatçı olamazlar. bu sebeple zaman ödün verme değil, bedel ödeme zamanıdır. değil mi ki koçlar kurban olmak içindir, o zaman mesele yok. mücadele, mezarımızı cumhuriyetin son siperi yapana kadar sürecektir. bizler atamıza ve tüm cumhuriyet şehitlerine borçlu olduğumuz fedakarlık derecesini düşündükçe, bugüne kadar yapabildiklerimizi pek küçük buluyoruz.

    unutulmamalıdır ki esas hüküm tarih ve insanlığa aittir. gerçeğe müdahale edip, ona kendine ait olmayan bir renk ve biçim vererek bizleri bugün rehin alanlar, yarın o gerçeğin saf ışığı karşısında vicdanlarında hapsolacaklardır.

    adaletin ve doğruluğun sarsılmaz takipçilerini hasdal'daki komutanlarım ve bütün zincire vurulmuş arkadaşlarım adına selamlarım.

    mehmet ali çelebi
    tutuklu kara pilot teğmen"
  • silivri'de yaptığı son konuşma şöyle:

    "sayın başkan, saygıdeğer heyet,

    mustafa kemal’den, onun devrimlerinden millet olarak şahsi çıkarlarımız adına ödün vere vere hasdal, silivri zindanlarına çekildik. bizi ihanete uğrayan atatürk devrimleri buralara attı. hakikatin ağırlığını yüklenemeyen geçim kapısı vatanseverliği de burada tutuyor.

    iki sene evvel tsk’nin namuslu ellerinden, birliğimden terörist olma şüphesiyle alındım. kuvvetli suç şüphemi oluşturan delil klasörü incelendiğinde (252 nolu klasör) kemalizmin terörist ideoloji ilan edildiğini göreceksiniz. bilinmelidir ki atatürk devrimlerinin nasibi terör iddianamelerine oyuncak olmak değildir. bunlar mustafa kemal’i anlayacak kıratta olmayan hastalıklı kafaların, sefil ruhların ürünüdür. kurduğu devlette onun sağladığı nimetlerden yararlananlar onu yargılamaya çalışıyor! bina mimarı, resim ressamı yargılayabilir mi? şaşırmıyorum, çünkü diğer suç unsurum nutuk’tan bu mikroplara karşı bağışıklıyım:

    “gelecek kuşakların türkiye’de cumhuriyet’in ilan edildiği gün, ona insafsızca saldıranların başında cumhuriyetçiyim diyenlerin yer aldığını görerek asla şaşıracaklarını sanmayınız. aksine türkiye’nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek düşüncelerini tahlil ve tespitte hiç de karamsarlığa düşmeyeceklerdir.”

    mustafa kemal’e ait düşüncelerle suçlanıyorum. ne güzel benim suçum. ne güzel benim davam. zulmün hançerlerini üzerime çekecek kadar ona bağlı isem ne mutlu bana! dilerim kuvveli şüphem katlanarak artar. o zaman hayatım daha da anlam kanacaktır.

    kürsüye ulaşabilmem 2 senemi çaldı. yüreğimdeki yurt sevgisi, askerlik gurur ve şerefimle bir de 26 yaşımla oraya yürüyecek ve savunma vereceğim.

    kanun gücüyle askere diz çöktürmeye çalışanlara,

    bu devlet, bu millet için peşinen ölüm tercihi yapmış türk subayını iki senede iki büklüm yapabileceğini zanneden sığ zihniyetlilere,

    tarihin şanlı sayfalarına layık mustafa kemal adını terör sayfalarında lekelemek isteyenlere söyleyeceklerim var!

    islah olmadim

    bu toplantıya başkanlık eden, gözleri altında olduğumuz ebedi önder mustafa kemal atatürk’ün iradesini, titremeksizin bedenlerinden vazgeçen ve şimdi kabirlerinden başlarını kaldırarak bizleri izleyen şehit ruhlarının dileklerini, türk milletinin vicdanını kendi sesimde toplayarak bütün dünyaya haykırıyorum: ben islah olmadim!

    hiçbir güç benim vatana olan sevgim ve onun azametini ıslah edemez.

    beni hıyanetin dostu, karanlığın yoldaşı olmama suçundan ıslah edemezsiniz! utanmayanların yüzkarası olmaya devam edeceğim.

    uçurumlar arasından, ölüm yollarından, topların tüfeklerin namlusundan geçerek zihnimize, yüreğimize intikal eden cumhuriyetin, mustafa kemal devrimlerinin en kıskanç neferlerinden olma suçundan ıslah edemezsiniz!

    ne sandılar türk subayını? ben insanlık tarihi boyunca evladı olduğu türk milletinin boynuna esaret zinciri geçirtmeyen türk ordusu’nun subayıyım. bunları suç kabul edenlerin müebbet okları karşısında ürküp çekilmiyorum. esaret zincirini gururla bedenime sarıyorum. görevimi şevk ve ümitle yüklenip onları istekle karşıma alıyorum.

    inancım odur ki mustafa kemal düşüncesinin takipçisi olmak, türk milletinin ortak suçudur, hiç değilse namuslu kalan omurgasız olmayanların ortak suçudur bu. türk milletinin her bireyi potansiyel suçludur.

    suç sayılan eyleme katılmam tam bir inanç ve bilinçledir. bu uğurda taşıyacağım prangalardan, mahkûm edileceğim en ağır cezalardan şeref duyarım. ama zindandan çıkacağımız gün bizi yeniden mahkûm etmeniz gerekecektir. çünkü biz o gün de bugün olduğumuz kadar suçlu olacağız.

    savunma verdiğimde birtakım ülser kuyusu, ısmarlama basının pis nefesinde lekelenmiş önyargılı hafızalar; adaletin sarsılmaz takipçileri, mustafa kemal’e dost vicdanlar; iki sene rehin alınmış bir muvazzaf subayın, kuvvetli suç şüphesi’ni görmek üzere,

    en azından böyle bir kara lekeye inanırlarsa yüzüme tükürmek üzere burada olmalılar.

    şairin dediği gibi:

    bir şey varsa

    bir şey vardır

    bir şey yoksa

    çok şey vardır

    özdemir asaf

    vatanıma ihanetten yargılanıyorum. bir şüphe kırıntısı dahi akıllarda yer ederse eğer, milletimden talebimdir:

    çıkarın o şanlı üniformamı üzerimden.

    yeter olsun! mübarek vatan havasını ciğerlerime sokmayın.

    lekelenmişse eğer topraklara sürtün alnımı.

    daha fazla değdirmeyin vatan topraklarına ayaklarımı.

    dağ doruklarına bırakın bu bedeni; kuşlar etimi çeke çeke parçalasınlar beni. bütün varlığımı ovalara saçsınlar ki ibret olsun âleme…

    aklın almayacağı iftira ve isnatlarla bu tezgâhı kuranlar beni iki sene zindanda tutmakla başarılı olmuşlardır. ancak ben onların bu küçük zaferine izin verecek kadar güçlüyüm. bugün beni burada tutarak başları göğe erenler, yarın adaletin saf ışığı karşısında başlarını yerden kaldıramayacaklar olacaktır.

    zaman ve hadiseler her türlü hakikati ispat eder, fakat bazen böyle helak eden darbeler indirerek. aldatmacaların son bulacağı ve kötülüklerin yenileceği gün gelecektir. varsın o gün benim zindanımın üzerine doğsun, ne önemi var? o mutlu gün 2 yıldır bulunduğum, zulmün tesis ettiği sabit ikametgâhım! hasdal’da beni bulacaktır.

    o zaman zulüm adaletin buyruğuna girecek, tarih hakikati yine göndere çekecek, o sancak yine dalgalanacak ve dosta düşmana o ulvi düşünceyi haykıracaktır: “harbiyeli aldanmaz!”

    yolları kapattılar, açacağız.

    ufku kararttılar, ağartacağız.

    yurdumuz virandır, şenleteceğiz.

    yüce heyeti saygıyla selamlarım!

    mehmet ali çelebi

    tutuklu kr. plt. tğm."