şükela:  tümü | bugün
  • iplidir..
  • mehmet ali güller/ sınır ötesi yalanların hedefi-(tamami)

    biri neçirvan barzani’nin türkiye ziyaretiyle ilgili, diğeri de tsk’nin sınır ötesi operasyon yapıp yapmadığıyla ilgili iki önemli gelişme yaşandı, yaşanıyor…

    barzani'den akp'ye: öcalan'ı tanı

    önce neçirvan barzani geldi türkiye’ye. irak’ta hiçbir resmi görevi olmayan barzani, başbakan recep tayyip erdoğan ve dışişleri bakanı ahmet davutoğlu ile görüştü. hükümetten basına servis edildiğine göre, barzani’ye “artık kınama değil, somut eyleme geçme vakti” denilmişti.

    nitekim ziyaretin hemen ardından, gazeteler tsk’nin 22 taburla sınır ötesi operasyona başladığını yazdılar. üstelik barzani’ye bastıran hükümet, peşmergelerin de operasyona destek vermesini sağlamıştı.

    genelkurmay bu haberleri yalanladı. operasyonların ağırlıklı olarak yurt içinde sürdüğü, sınırın ötesinde yalnızca birkaç noktada operasyon olduğu açıklandı.

    bu arada neçirvan barzani’nin türkiye ziyaretinin de servis edildiği gibi olmadığı ortaya çıktı. barzani’nin ziyaretini izleyen erbil gazetesi’nden sami ergoşi, barzani’nin akp hükümeti’ne tek adres olarak pkk’yi gösterdiğini yazdı. yalanlanmayan habere göre barzani, erdoğan ve davutoğlu’na şöyle söylemişti:

    “sorun, siyasi ve ulusal bir sorundur ve pkk olsun veya olmasın bu sorun mevcudiyetini koruyacaktır ki bu da mecburi bir soruna işaret ediyor. çözüm için pkk görmezden gelinemez. türkiye pkk ve öcalan realitesini kabul etmeli ve tanımalı. çözümün tek yolu siyasi diyalog ve pkk ile görüşmekle mümkündür. savaş ve çatışmalarla geçen yıllar bunun bir çözüm yolu olmadığını ispatlamıştır. çözüm için seçilecek tüm siyasi ve barışçıl yöntemler için bizler her türlü desteğe hazırız.”

    tsk: tanklar sınırı geçmedi

    öte yandan genelkurmay’ın bir kere yalanlamasına rağmen, türk ordusu’nun terörle mücadele operasyonları yine farklı noktalara çekildi. tankların haftani’ne girdiği, şiddetli çatışmaların olduğu, 1400 teröristin öldürüldüğü duyuruldu.

    genelkurmay bu haberleri de yalanladı ve sınır ötesine tank geçmediğini belirtti. 1400 pkk’linin öldürüldüğü bilgisinin doğru olmadığı açıklandı.

    1400 pkk’linin öldürüldüğünü yazan gazeteler ise bu kez, haftani’e 1400 özel kuvvetler komutanlığına mensup bordo berelinin girdiğini yazdılar.

    nihayet gerçeğe yaklaşılmıştı…

    abd heyeti geliyor

    peki, hem tankların sınırı geçtiği hem de peşmergenin tsk’de operasyonel destek vereceği yalanları neden üretildi, neden servis edildi? asıl yanıtı önemli olan soru budur. çünkü üretilen her yalan haberin mutlaka bir hedefi vardır.

    ve esas mesele abd sonrası irak’ın kuzeyinin geleceğiyle ilgilidir. çünkü iki ay sonra irak’ta abd askeri kalmayacak! abd savunma bakanlığı uluslararası güvenlik işlerinden sorumlu bakan yardımcısı büyükelçi alexander vershbow başkanlığındaki abd heyeti de türkiye’ye bunun için geliyor…

    ve bu ziyaretten hemen önce, new york times’tan, “kürtler dışlanırsa akp dış politikası yürümez” mesajı verilmesi, oldukça anlamlı.

    kaynak: http://www.aydinlikgazete.com/…i-gueller&itemid=146
  • canımızın içi. doğruları korkmadan dile getirenlerden. okuyun ve okutun rica ederim.
  • 30 haziran tarihli yazısı süreç tahlili açısından son derece önemlidir.

    lice olayının perde arkası

    önce şu iki gerçeği saptayalım :

    birincisi; ortada bir ölümüz ve 10 yaralımız varsa, hiç tartışmasız kolluk kuvvetlerinin müdahale tarzında büyük bir yanlışlık vardır. olay bu yönüyle hızla soruşturulmalıdır. ikincisi; karakolun ek inşaatına yönelik bir süredir devam eden bu tepkilerin bu noktaya gelmeden neden çözülemediği, tekrarından sakınmak için masaya yatırılmalıdır.

    ancak meselenin esas yönü siyasi yönüdür ve o noktayı aydınlatmak hem kışkırtmayı açığa çıkarır hem de kışkırtanların halklar nezdinde yaratmak istediği tabloyu bozar. siyasi boyut için yapacağımız incelemedeki parametreler ise şunlardır: abd, akp, pkk, cemaat, halk, haziran ayaklanması, kemalist örgütler...

    ‘hükümet istifa’dan ‘çözüm’e!

    27 mayıs’ta başlayan eylemler 1 haziran’da halk hareketine dönüştüğü anda abd şu stratejiyi benimsedi: “halk hareketinin önüne geçemeyiz ama anti-amerikancı olmasını engelleyelim.” washington’un 15 günde 17 “sıcak” mesaj yayınlamasının sebebi bu stratejidir.

    akp taksim’i polis şiddetiyle zapt edince abd ikinci bir stratejiye,“hükümet istifa” hedefli halk hareketinin yatağını değiştirmeye yöneldi. halk hareketinin “hükümet istifa” noktasından adım adım “çözüm” hedefine yöneltilmesine uğraştı. böylece hükümet bir süre sonra yıkılsa bile, çok önemli “bölünme” kazanımları elde edecekti.o nedenle şu hızlı trafiği yaşadık:

    1. abd’nin ankara büyükelçisi francis ricciardone akp genel merkezi’nde erdoğan’ın başdanışmanı yalçın akdoğan’la görüştü ve ardından “çözüm” için doğu ve güneydoğu’ya tur düzenledi.

    2. aynı günlerde 30 akp milletvekili de “çözüm” ziyaretleri gerçekleştirdi.

    3. tüsiad cizre’de “çözümün ekonomisi” toplantısı yaptı.

    4. obama erdoğan’ı arayıp gezi’yi ve açılım’ı konuştu.

    5. bdp heyeti imralı’ya gitti ve öcalan’ın “2. aşamaya geçtik” mesajıyla döndü.

    6. fethullah gülen “anadilde eğitime” destek açıklaması yaptı.

    7. erdoğan akil adamlar’la buluştu ve raporlarını aldı.

    8. bdp “alanlara, meydanlara,parklara” inme kararı aldı ve “hükümet adım at” kampanyası başlattı.

    pkk: doğu’da otorite benim!

    lice’de halkın karakola yürümesi ve jandarmanın ateş açması işte bu gelişmelerin yaşandığı düzlemde oldu.

    iki konuyu daha hatırlatmak, daha nesnel bir inceleme için şarttır:

    1. lice olayından birkaç gün önce pkk cizre’de “asayiş teşkilatı” kurdu. pkk’nin servis ettiği görüntü ve fotoğraflara göre tek tip üniformalı asayiş teşkilatı önce yetkililerden diploma alıyor, sonra da kameralar eşliğinde göreve çıkıyor: yolda araçları durduruyor, kimlik ve ehliyet soruyor...

    öcalan’ın talimatıyla oluşturulması hedeflenen “öz savunma gücü” tam da budur. pkk’nin ilan ettiği “demokratik özerkliğin” dayanacağı kuvvet de budur! özetle dağ gerillası şehre inmiş ve asayiş teşkilatı olmuş da diyebiliriz!

    2. gelelim lice’deki karakol meselesine...şu bilgiler önemli:diyarbakır’daki 15 karakolun 9’u “çözüm” süreci nedeniyle kapatıldı, 6’sında ise yenileme ve ek bina yapma çalışmaları sürüyor.ancak karakolların geçiş yapan pkk’lileri bile görmezden geldiği son altı ayın şartlarına rağmen, örgüt kalanların da kapatılması için ısrar etmiştir.

    hatta son olarak bu talep “akil adamların” da talebi haline getirilmiştir!

    zaten var olan bir karakola ek bina yapılmasını protesto etmenin mantığını karakola yürüyen köylülerimiz değil ama onları kışkırtan akil adamlar ve pkk-bdp mutlaka açıklamalıdır.

    bu verilerden hareket edildiğinde ortaya çıkan çıplak gerçek,pkk’nin “lice’ye karakol yaptırtmam.cizre’de otorite benim.” diyerek egemenlik alanı oluşturmaya çalıştığıdır. pkk’nin açılım ortağı akp’ye “batıda sen, doğuda ben otoriteyim” mesajı verdiği anlaşılmaktadır!

    bu gerçeğin üzerinden atlayarak ve meseleye salt adli, idari, kolluk baskısı gibi kavramlar üzerinden bakarak,gerçeğin sadece bir bölümünü görmüş ve eksik çözümleme yapmış oluruz.

    akp ve pkk lice yorumunda ortak!

    iktidarın lice olayından sonraki tavrı da oldukça öğreticidir.akp sözcüsü hüseyin çelik lice’yi “çözüm istemeyen ulusalcıların işi” diyerek suçladı. pkk yöneticilerinden beritan dersim de, tıpkı akp gibi, saldırının çözüm sürecine vurulan bir darbe olduğunu söyledi!

    öte yandan olayın yaşandığı akşam akp’li bakanların twitter’da “diren çözüm” diye başlık açarak mesajlar yayınlamaları da oldukça çarpıcı ve öğreticidir.

    sonuç olarak hem akp’nin hem de pkk’nin “ortak” açıklamaları, abd’nin halk hareketini “hükümet istifa” noktasından “çözüme” taşıma gayretiyle uyumludur!

    pkk ve bdp’nin önce “hükümet adım at” kampanyasını başlatması ardından da aynı akşam lice olayından sonra “devlet halkı katletti” diyerek tabanını, liberal kesimleri,örgütsüz kitleyi parklarda “diren barış” hedefine yöneltmesi, akp’nin “diren çözüm” çabalarıyla uyumludur!

    çok açıktır: lice olayı, abdakp-cemaat-pkk dörtlüsünün haziran ayaklanması’nı açılım’la boğma girişiminin devamıdır!

    pkk’nin gezi politikası!

    pkk ve bdp’nin gezi konusundaki tutumlarını anımsamak da lice olayını çözümlenenin bir başka yoludur.

    hem pkk hem de bdp en başından itibaren taksim’de gelişen halk hareketine karşı çıktı. zira halk “hükümet istifa” diye bağırıyordu, oysa pkk ve bdp hükümetle masaya oturmuştu.

    zaten bdp grup başkanvekili idris baluken de taksim’de ulusalcılarla yan yana olamayacaklarını ilan etmişti. başbakan vekili bülent arınç bu açıklama nedeniyle bdp’ye teşekkür etmişti.

    peki ya sırrı süreyya önder? bdp’lilere göre önder, kişisel olarak eylemlere katılıyordu. hatta ilerleyen günlerde sırrı süreyya önder,gezi eylemlerine mesafe koyan,hükümeti yıpratamayacaklarını açıklayan ahmet türk’le de tartışmıştı.

    tüm bu süreçte yaşanan kırılma ise öcalan’ın “taksim’i ulusalcılara bırakmayın” mesajıydı. o ana kadar “gezi çözüme karşı” saptaması yapan öcalan, hakan fidan’ın talebi üzerine bdp’yi taksim’e girmeye çağırmıştı. böylece apo posterleri açılacak ve hem kitle alandan soğutulacak hem de erdoğan’a kürsülerde bunu diline dolama fırsatı sağlanacaktı!

    taksim’de alanlara çıkan pkkbdp’nin diyarbakır’da gezi’ye destek eylemine katılmaması aslında tezgahı tüm çıplaklığıyla açıklamaktadır.

    “gezi çözüme karşı” noktasından “gezi’ye çözümü dayatma”,“çözümle gezi’yi bölme”, “çözümle gezi’yi asıl hedefinden uzaklaştırma” siyasetinin asıl sahibi kuşkusuz pkk ve bdp değil,abd’dir.

    akp-pkk ortaklığı barış getirmez!

    son olarak bir noktaya daha değinmeliyiz:

    pek çok olay gibi lice olayı da göstermiştir ki,abd, akp ve pkk ile kürt sorunu gerçek anlamda çözülmez ve gerçek barış gelmez! çünkü abd’nin çözümü halklar yararına değil, kendi çıkarına uygundur ve bölgenin yeniden dizayn edilmesini, sınırların yeniden çizilmesini hedeflemektedir!

    dolayısıyla halk hareketinin “hükümet istifa” hedefine sarılmak, artık dünden daha acildir ve önemlidir!halk hareketi, türk’üyle, kürt’üyle, alevi’siyle, sünni’siyle, yani sistemin ayrıştırarak denetlemeye çalıştığı tüm bileşenleriyle geleceğine sahip çıkmalıdır, çıkmaktadır!

    mehmet ali güller - 30 haziran 2013 - aydınlık
  • bugün anlamlı bir yazı yazmış ama perinçek anlar mı bilmem.

    http://www.yeniyaklasimlar.org/…u1ulv_auilq.twitter
  • doğu perinçek tarafından "taktik piyon" ilân edilmiş yazardır.

    --- spoiler ---

    "abd-israil koridorundaki gelişmeler, türkiye'deki siyasal güçleri saflaşmaya zorluyor.

    • türk silahlı kuvvetleri, geçen yaz sonundaki kobané savaşlarından beri abd koridorunu bozmak eğilimindedir. türk ordusu sıfatını ve sorumluluğunu taşıyanlar için başka bir seçenek bulunmuyor.

    • akp yönetimi, gazetelere de yansıdığı gibi, abd-israil koridorunun açılmasına karşı konumlanmaktadır. akp'nin denetimindeki basın organları da, kürt koridorunun açılmasına karşı vaziyet aldılar. akp'den hâlâ 'taktik piyon' diye söz edenlerin kendileri 'taktik piyon' durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. akp yönetiminin bop eşbaşkanlığı macerasından ve açılım gafletinden sonra abd ile karşı karşıya gelmesi, kuşkusuz kolay değil. ama türkiye'yi yönetenler, köşe yazarları gibi vatandan ve milletten iplerini bütünüyle koparamıyorlar. sırtlarında yumurta küfesi taşıyanlar, tehdit ciddileşince, milletin geniş güçlerinin eğilimlerini dikkate almak zorundadırlar. aksi hâlde ne iktidarlan kalır, ne partileri, ne de mallan ve mülkleri. türkiye'nin bölünmesi, türkiye'nin hakim sınıflan için de bir tehdittir. toplum içinde geniş bir tabana dayanmak, ülke bütünlüğü için belli mecburiyetleri de getirir. burada akp içinde tayyip erdoğan ile abdullah gül arasında bir bölünme beklenebilir. fethullah gülen ve kılıçdaroğlu, ne zamandan beri abdullah gül'ün yanında duruyorlar."

    --- spoiler ---

    değerlendirmenin tamamı *

    aydınlık gazetesinin, günlük gazete olarak tekrar yayına başladığı tarih olan 1 mart 2011'de erbakan'ın vefâtının ardından "son sözü 'vatan' oldu" manşetini attığı ve yine aydınlık çevresinin s. demirel'in vefâtı sonrasında demirel'e ağıt korosuna katıldığı düşünülecek olursa, rte'nin arkasından da vatanseverlik destanları dillendirmeleri pek muhtemeldir.
  • vatan partisi'ni, akp ile aynı safa savrulduğu gerekçesiyle eleştiren yazardır.

    --- spoiler ---

    “akp hükümeti en sonunda, 'köşe yazarları gibi vatandan ve milletten iplerini bütünüyle koparmıyor' denilerek savunuluyor.

    bu bir savrulmadır ama daha akp-cemaat çarpışmasında alınan 'f tipi’ne karşı akp’yle birlikte olma' çizgisiyle başlayan bir savrulmadır.

    o gün 'akp’yle birlikte olma' çizgisine girilmesi, hem önemli siyasi hatalara neden oldu, hem de seçim süreçlerinde iktidar yerine muhalefete muhalefet etmeye dönüştü. en sonunda iş erdoğan‘a muhalefet bayrağını selahattin demirtaş‘lara bırakmaya kadar vardı!”

    --- spoiler ---

    değerlendirmenin tamamı *
  • uzun zamandır yazılarını takip ettiğim yazardır. aydınlık gazetesi tarafından yayınlanmayacağı tarafına bildirilerek sansürlenen yazısı uzun zamandır üzerinde durduğu konunun lam ve cimsiz halidir. daha önce de vatan partisine eleştiriler yapmış yazarların bulunduğu aydınlık gazetesi, bu yazarlara uygulamadığı sansürü mehmet ali güller'e uygulanmış, ilginç. demek oluyor ki mehmet ali bey ya ipin ucunu kaçırmış ya da korkulan yerden vurmuş. malumun ilanı ise ikinci seçenek. bir zamanlar gazetecilerin sırtında yumurta küfesi olmadığından bahseden vatan partisi genel başkanı doğu perinçek bugün mehmet ali güller'in sırtında yumurta küfesi varmış gibi davranmasını beklemektedir. ikisi de naif insanlar fakat bize haklı olanın yanında durmak düşüyor. umarım yapılan haksızlık tez elden fark edilir.
  • sağlam analizlere yapar, analitik bir bakış açısı sağlam değerlendirmeler yapar.

    1 hafta 10 gündür aydınlıkta göremediğimiz için yazılarını okuyamuyorduk.

    yazılarını kendi sayfalarında yayımlıyormuş.

    ne yapalım şimdilik biz de açar burdan okuruz.

    http://mehmetaliguller.com/
  • suriye’nin sevr’i: amerikan koridoru adlı kitabında türkiye ve çevresinde olup bitenle ilgili olarak, herkesin gözü önünde olup da kimsenin görmediğini sergileyerek çok iyi analizler yapmış olan yazardır.