şükela:  tümü | bugün
  • doğu perinçek tarafından "taktik piyon" ilân edilmiş yazardır.

    --- spoiler ---

    "abd-israil koridorundaki gelişmeler, türkiye'deki siyasal güçleri saflaşmaya zorluyor.

    • türk silahlı kuvvetleri, geçen yaz sonundaki kobané savaşlarından beri abd koridorunu bozmak eğilimindedir. türk ordusu sıfatını ve sorumluluğunu taşıyanlar için başka bir seçenek bulunmuyor.

    • akp yönetimi, gazetelere de yansıdığı gibi, abd-israil koridorunun açılmasına karşı konumlanmaktadır. akp'nin denetimindeki basın organları da, kürt koridorunun açılmasına karşı vaziyet aldılar. akp'den hâlâ 'taktik piyon' diye söz edenlerin kendileri 'taktik piyon' durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. akp yönetiminin bop eşbaşkanlığı macerasından ve açılım gafletinden sonra abd ile karşı karşıya gelmesi, kuşkusuz kolay değil. ama türkiye'yi yönetenler, köşe yazarları gibi vatandan ve milletten iplerini bütünüyle koparamıyorlar. sırtlarında yumurta küfesi taşıyanlar, tehdit ciddileşince, milletin geniş güçlerinin eğilimlerini dikkate almak zorundadırlar. aksi hâlde ne iktidarlan kalır, ne partileri, ne de mallan ve mülkleri. türkiye'nin bölünmesi, türkiye'nin hakim sınıflan için de bir tehdittir. toplum içinde geniş bir tabana dayanmak, ülke bütünlüğü için belli mecburiyetleri de getirir. burada akp içinde tayyip erdoğan ile abdullah gül arasında bir bölünme beklenebilir. fethullah gülen ve kılıçdaroğlu, ne zamandan beri abdullah gül'ün yanında duruyorlar."

    --- spoiler ---

    değerlendirmenin tamamı *

    aydınlık gazetesinin, günlük gazete olarak tekrar yayına başladığı tarih olan 1 mart 2011'de erbakan'ın vefâtının ardından "son sözü 'vatan' oldu" manşetini attığı ve yine aydınlık çevresinin s. demirel'in vefâtı sonrasında demirel'e ağıt korosuna katıldığı düşünülecek olursa, rte'nin arkasından da vatanseverlik destanları dillendirmeleri pek muhtemeldir.
  • vatan partisi'ni, akp ile aynı safa savrulduğu gerekçesiyle eleştiren yazardır.

    --- spoiler ---

    “akp hükümeti en sonunda, 'köşe yazarları gibi vatandan ve milletten iplerini bütünüyle koparmıyor' denilerek savunuluyor.

    bu bir savrulmadır ama daha akp-cemaat çarpışmasında alınan 'f tipi’ne karşı akp’yle birlikte olma' çizgisiyle başlayan bir savrulmadır.

    o gün 'akp’yle birlikte olma' çizgisine girilmesi, hem önemli siyasi hatalara neden oldu, hem de seçim süreçlerinde iktidar yerine muhalefete muhalefet etmeye dönüştü. en sonunda iş erdoğan‘a muhalefet bayrağını selahattin demirtaş‘lara bırakmaya kadar vardı!”

    --- spoiler ---

    değerlendirmenin tamamı *
  • uzun zamandır yazılarını takip ettiğim yazardır. aydınlık gazetesi tarafından yayınlanmayacağı tarafına bildirilerek sansürlenen yazısı uzun zamandır üzerinde durduğu konunun lam ve cimsiz halidir. daha önce de vatan partisine eleştiriler yapmış yazarların bulunduğu aydınlık gazetesi, bu yazarlara uygulamadığı sansürü mehmet ali güller'e uygulanmış, ilginç. demek oluyor ki mehmet ali bey ya ipin ucunu kaçırmış ya da korkulan yerden vurmuş. malumun ilanı ise ikinci seçenek. bir zamanlar gazetecilerin sırtında yumurta küfesi olmadığından bahseden vatan partisi genel başkanı doğu perinçek bugün mehmet ali güller'in sırtında yumurta küfesi varmış gibi davranmasını beklemektedir. ikisi de naif insanlar fakat bize haklı olanın yanında durmak düşüyor. umarım yapılan haksızlık tez elden fark edilir.
  • aydin kitle'nin hislerine tercuman olan yazarlardan.

    kalemin de yüreğin gibi, mehmet ali ! mert ve doğruları söylüyor ....

    " türkiye'nin en iyi sorosçu siyasetçisi: erdoğan

    26 haziran 2017 pazartesi 07:56

    katar krizi döndü dolaştı, akp hükümeti’nin yanlış dış politikası nedeniyle en çok türkiye’yi etkiledi. önce katar’a destek veren, fakat abd’nin katar’la anlaşması üzerine “tarafsızlık” açıklaması yapan hükümet, sıkışınca çareyi hızla katar’a asker göndererek pozisyon kazanmakta aradı.

    bu durum, içeride de türk ordusu’nun varlık gerekçesini tartışmaya açtı. katar’a asker göndermeyi savunanlar, sanki emperyalist bir ülkeymişiz gibi, “ordular kahramanlık için değil, ekonomi için vardırlar” demeye başladılar.

    elbette ordular çeşitli nedenlerin yanında ekonomi için de vardırlar ama kendi ülkesinin ekonomisi için! türk silahlı kuvvetleri “türk ulusal pazarını” savunmak için vardır, katar’ın pazarını korumak için değil!

    bu ayrımı anlamak için öncelikle katar’a üs meselesini kendi tarihi kesiti içinde ortadoğu’daki siyasal mücadele zemininde incelememiz gerekiyor:

    iran’ı hedef alan üs anlaşmasının kısa tarihçesi

    2 temmuz 2012: türkiye ile katar “askeri eğitim işbirliği anlaşması” imzaladılar.

    gerekçe: türkiye, suudi arabistan ve katar suriye’de işbölümü içinde bir büyük operasyona başlamıştı!

    19 aralık 2014: türkiye ile katar savunma bakanları “türk silahlı kuvvetleri’nin katar topraklarında konuşlandırılması konusunda işbirliği anlaşması”nı imzaladılar.

    gerekçe: türkiye, suudi arabistan ve katar üçlüsü, suriye’de iran’la karşı karşıya gelmişti. iran’ın körfez’den de dengelenmesi gerekiyordu!

    4 mart 2015: türkiye'nin katar'da asker konuşlandırılabilmesini öngören anlaşma meclis dışişleri komisyonu'nda kabul edildi. dışişleri komisyonu anlaşmayla ilgili açıklamasında “ileride benzeri anlaşmaların diğer körfez ülkeleriyle yapılması” ifadesini de kullanıyordu.

    gerekçe: katar dışındaki ülkelerde de üs planlanıyordu, çünkü hedef iran’ın körfez’den sıkıştırılmasıydı!

    16 aralık 2015: türkiye’nin katar büyükelçisi ahmet demirok, üsle ilgili yaptığı açıklamada “türkiye ile katar’ın ortak düşmanı var” dedi! demirok, katar silahlı kuvvetlerini eğitmek üzere 100 türk askerinin de ekim ayından beri bu ülkede bulunduğunu açıkladı.

    anlamı: türkiye ile katar’ın ortak düşmanı iran’dı. zaten erdoğan her fırsatta pers yayılmacılığından şikâyet ediyor ve iran’ın ırak ve suriye’den çekilmesini itiyordu!

    katar krizi ve hızla onaylanan üs anlaşması

    ancak bu anlaşmalar silsilesi, bir türlü “kalıcı bir askeri üs” ile sonuçlanmadı. katar, müslüman kardeşler nedeniyle komşusu suudi arabistan’la sorun yaşamaya başlamıştı ve bir de türkiye’ye kalıcı üs vererek iran’ın hedefi olmak istemiyordu.

    zaten tahran yönetimi, özellikle türk büyükelçi demirok’un “ortak düşman” diyerek iran’ı işaret etmesinden bu yana katar’ı sıkıştırıyordu.

    katar emiri meseleyi zamana yayacaktı. anlaşma nasılsa yürürlükteydi, türkiye’ye “geçici üs” verilmişti ve 100 civarındaki türk askeri de katar askerlerini eğitiyordu. emir de erdoğan’ın en yakın dostu olarak akp hükümeti’ni ekonomik sıkıntılara karşı destekliyordu.

    fakat müslüman kardeşler ile gerilen katar – suudi arabistan ilişkileri, son iki yılda iran ve doğalgaz konuları ile katar’ın ortadoğu’daki etkinliği nedeniyle derinleşti.

    5 haziran 2017: ve suudi arabistan’ın liderlik ettiği 7 ülke teröre destek verdiği gerekçesiyle katar’la diplomatik ilişkilerini kesti!

    6 haziran 2017: 2 yıldır türkiye’yi bekleten katar, hızla “kalıcı üs” için yer belirledi. akp hükümeti 2 yıldır bekleyen anlaşmayı hızla tbmm genel kurulu gündemine aldı ve onayladı.

    trumpizm: herkese mal satmak!

    abd krizin ilk gününden itibaren suudi arabistan’ı destekledi. dahası, abd başkanı trump katar’ın hedef alınmasına işaret ederek, “suudi arabistan kralı’na ziyaretin karşılığını aldığımızı görmek güzel” diyordu!

    trump ilk yurtdışı ziyaretini riyad’a yapmış ve 110 milyar doları şimdi olmak üzere toplam 380 milyar dolarlık silah anlaşması imzalamıştı! abd-meksika sınır duvarının parasını meksika’ya ödeteceğini söyleyen “işadamı” trump, ortadoğu’daki askeri masrafları da suudi arabistan ile katar’a ödetmek niyetindeydi ama katar biraz ağırdan alıyordu…

    15 haziran 2017: fakat sıkışan katar washington onaylı suudi ablukasında zaman kazanmak ve nefes almak için trump’ın şartlarını kabul etti. abd ile katar, 12 milyar dolarlık 35 adet f15 savaş uçağı anlaşması imzaladılar. ayrıca iki ülke ortak deniz tatbikatı yapacaktı. hemen yapılan tatbikatın resmi ismi ise oldukça anlamlıydı: “bizler faniyiz, katar ve emiri temim kalıcıdır!”

    özetle trumpizm uygulamadaydı: abd suudilere 110 milyar dolarlık silah, suudilerin terörist ilan ettiği katar’a 35 adet f15 savaş uçağı ve baş düşman ilan ettiği iran’a da 60 adet boing yolcu uçağı satıyordu!

    16 haziran 2017: abd-katar silah anlaşması ile ortak deniz tatbikatının ilk sonucu şu oldu: başından beri katar’a açık destek veren türkiye, tavır değiştirdi. dışişleri bakanı mevlüt çavuşoğlu “körfez krizinde taraf tutmamız söz konusu değil” diyordu!

    18 haziran 2017: dahası, ankara bir denge aramak adına, suudi arabistan’da da askeri üs kurma teklifinde bulunuyordu! suudi arabistan’ın resmi haber ajansı was, kral’ın türkiye’nin üs teklifini reddettiğini açıkladı.

    20 haziran 2017: bu arada katar’da beklenen saray darbesi suudi arabistan’da gerçekleşiyordu. kral selman, veliaht prensi naif’i görevden alarak yerine kendi oğlunu atıyordu!

    21 haziran 2017: işler abd açısından kazançlı hale dönüşünce, washington adımlar atmaya başladı. kral selman’la görüşen trump krizin çözümünü ele aldı. ardından abd dışişleri bakanı rex tillerson, katar’ı ablukaya alan ülkelerden hızla “akla yatkın ve uygulanabilir” talepler sunmasını istedi.

    akp’nin kazanç elde etme hamlesi

    abd hem sudi arabistan’a hem de katar’a silah satarak ortadoğu maliyetlerini müttefiklerine yıkarken, krizden en çok etkilenen ülke türkiye olmuştu.

    akp hükümeti hızla katar’a asker gönderip yerleşmeyi en azından bir kazanım görüyordu ve harekete geçildi.

    “katar’a asker gönderilerek pkk’ye destek veren abd’ye karşı konumlanılacağı” vurgularıyla “katar’ın fethi” yazıları yazılmaya başlandı. öyle ki, erdoğan’ı artık milli ve antiemperyalist gören kesimler bile havaya girmiş, “ordular kahramanlık için değil ekonomi için vardır” diyerek kraldan çok kralcılık yapmıştır!

    22 haziran 2017: ilk türk birliği katar’daki el rayyan askeri üssü’ne yerleşti.

    böylece, bir zamanlar abd’li para spekülatörü soros’un türkiye’ye söylediği “en iyi ihraç malınız, askerinizdir” sözü hayata geçmiş oluyordu! hayata geçiren de, erdoğan oluyordu!

    23 haziran 2017: suudi arabistan liderliğindeki ülkeler katar’a 13 maddelik bir talep listesi sundu. taleplerden 2 numaralısı, katar’ın türk üssü’nü kapatmasıydı!

    peki şimdi ne olacak? görünen o ki, abd kıvama getirdiği körfez ülkelerini “camp david” benzeri bir barışla iran’a karşı mevzilendirip israil’i rahatlatacak.

    gelişmeleri izleyeceğiz…

    ulusal ordular, ulusal pazarı savunur, başkasının pazarına korumalık yapmaz!

    en baştaki konumuza dönersek…

    türkiye emperyalist bir ülke değildir. bu nedenle katar örneğinden hareketle “ordular kahramanlık için değil ekonomi için vardır” iddiası türkiye için geçerli değildir.

    kaldı ki katar örneğindeki somut durum tersidir: katar, akp hükümeti’nin ayakta kalmasını sağlayan para girişlerinin karşılığında türkiye’den güvenlik satın almaktadır!

    özetle, türkiye için mehmetçik ihraç edilecek bir mal değildir! türkiye ezen-ezilen dünya saflaşması içinde nesnel olarak ezilenler cephesindedir. mehmetçik öncelikle yurt savunması için vardır.

    yurt savunması ise aslında ulusal pazarın savunması demektir. dolayısıyla türk silahlı kuvvetleri “türk ulusal pazarını” savunmak için vardır, katar’ın pazarını korumak için değil!

    meselesi ekonomi olanlar, mehmetçiği ihraç malı olarak görmek yerine, öncelikle kafayı üretim ekonomisi oluşturmaya taksınlar! "

    (bkz: http://m.abcgazetesi.com/…etcisi-erdogan-7885yy.htm)
  • şu sıralar yine isim vermeden perinçek'e giydirmekte olan yazar. çok da iyi yapmaktadır.

    bazı örnek tweetler:

    "atatürk'e teslim oldu" denilen rte önce khklerle atatürk'ün ordusunu dağıttı, şimdi de başkanlıkla atatürk'ün meclisini tasfiyeye çalışıyor.

    "abd’ye rte'siz direnmek mümkün değil mi? sırf abd'yle karşı karşıya diye cumhuriyet yıkıcılarına destek verilir mi?"

    abd hedef alıyor diye akp'ye destek vererek değil, bu sürecin sorumlusu olduğu için, ondan kurtularak emperyalist saldırıyı püskürtebiliriz!

    "ya abd ya rte" diye bir ikilem yok; ikisine de karşı olabilirsin!
  • suriye’nin sevr’i: amerikan koridoru adlı kitabında türkiye ve çevresinde olup bitenle ilgili olarak, herkesin gözü önünde olup da kimsenin görmediğini sergileyerek çok iyi analizler yapmış olan yazardır.
  • iplidir..
  • mehmet ali güller/ sınır ötesi yalanların hedefi-(tamami)

    biri neçirvan barzani’nin türkiye ziyaretiyle ilgili, diğeri de tsk’nin sınır ötesi operasyon yapıp yapmadığıyla ilgili iki önemli gelişme yaşandı, yaşanıyor…

    barzani'den akp'ye: öcalan'ı tanı

    önce neçirvan barzani geldi türkiye’ye. irak’ta hiçbir resmi görevi olmayan barzani, başbakan recep tayyip erdoğan ve dışişleri bakanı ahmet davutoğlu ile görüştü. hükümetten basına servis edildiğine göre, barzani’ye “artık kınama değil, somut eyleme geçme vakti” denilmişti.

    nitekim ziyaretin hemen ardından, gazeteler tsk’nin 22 taburla sınır ötesi operasyona başladığını yazdılar. üstelik barzani’ye bastıran hükümet, peşmergelerin de operasyona destek vermesini sağlamıştı.

    genelkurmay bu haberleri yalanladı. operasyonların ağırlıklı olarak yurt içinde sürdüğü, sınırın ötesinde yalnızca birkaç noktada operasyon olduğu açıklandı.

    bu arada neçirvan barzani’nin türkiye ziyaretinin de servis edildiği gibi olmadığı ortaya çıktı. barzani’nin ziyaretini izleyen erbil gazetesi’nden sami ergoşi, barzani’nin akp hükümeti’ne tek adres olarak pkk’yi gösterdiğini yazdı. yalanlanmayan habere göre barzani, erdoğan ve davutoğlu’na şöyle söylemişti:

    “sorun, siyasi ve ulusal bir sorundur ve pkk olsun veya olmasın bu sorun mevcudiyetini koruyacaktır ki bu da mecburi bir soruna işaret ediyor. çözüm için pkk görmezden gelinemez. türkiye pkk ve öcalan realitesini kabul etmeli ve tanımalı. çözümün tek yolu siyasi diyalog ve pkk ile görüşmekle mümkündür. savaş ve çatışmalarla geçen yıllar bunun bir çözüm yolu olmadığını ispatlamıştır. çözüm için seçilecek tüm siyasi ve barışçıl yöntemler için bizler her türlü desteğe hazırız.”

    tsk: tanklar sınırı geçmedi

    öte yandan genelkurmay’ın bir kere yalanlamasına rağmen, türk ordusu’nun terörle mücadele operasyonları yine farklı noktalara çekildi. tankların haftani’ne girdiği, şiddetli çatışmaların olduğu, 1400 teröristin öldürüldüğü duyuruldu.

    genelkurmay bu haberleri de yalanladı ve sınır ötesine tank geçmediğini belirtti. 1400 pkk’linin öldürüldüğü bilgisinin doğru olmadığı açıklandı.

    1400 pkk’linin öldürüldüğünü yazan gazeteler ise bu kez, haftani’e 1400 özel kuvvetler komutanlığına mensup bordo berelinin girdiğini yazdılar.

    nihayet gerçeğe yaklaşılmıştı…

    abd heyeti geliyor

    peki, hem tankların sınırı geçtiği hem de peşmergenin tsk’de operasyonel destek vereceği yalanları neden üretildi, neden servis edildi? asıl yanıtı önemli olan soru budur. çünkü üretilen her yalan haberin mutlaka bir hedefi vardır.

    ve esas mesele abd sonrası irak’ın kuzeyinin geleceğiyle ilgilidir. çünkü iki ay sonra irak’ta abd askeri kalmayacak! abd savunma bakanlığı uluslararası güvenlik işlerinden sorumlu bakan yardımcısı büyükelçi alexander vershbow başkanlığındaki abd heyeti de türkiye’ye bunun için geliyor…

    ve bu ziyaretten hemen önce, new york times’tan, “kürtler dışlanırsa akp dış politikası yürümez” mesajı verilmesi, oldukça anlamlı.

    kaynak: http://www.aydinlikgazete.com/…i-gueller&itemid=146
  • 30 haziran tarihli yazısı süreç tahlili açısından son derece önemlidir.

    lice olayının perde arkası

    önce şu iki gerçeği saptayalım :

    birincisi; ortada bir ölümüz ve 10 yaralımız varsa, hiç tartışmasız kolluk kuvvetlerinin müdahale tarzında büyük bir yanlışlık vardır. olay bu yönüyle hızla soruşturulmalıdır. ikincisi; karakolun ek inşaatına yönelik bir süredir devam eden bu tepkilerin bu noktaya gelmeden neden çözülemediği, tekrarından sakınmak için masaya yatırılmalıdır.

    ancak meselenin esas yönü siyasi yönüdür ve o noktayı aydınlatmak hem kışkırtmayı açığa çıkarır hem de kışkırtanların halklar nezdinde yaratmak istediği tabloyu bozar. siyasi boyut için yapacağımız incelemedeki parametreler ise şunlardır: abd, akp, pkk, cemaat, halk, haziran ayaklanması, kemalist örgütler...

    ‘hükümet istifa’dan ‘çözüm’e!

    27 mayıs’ta başlayan eylemler 1 haziran’da halk hareketine dönüştüğü anda abd şu stratejiyi benimsedi: “halk hareketinin önüne geçemeyiz ama anti-amerikancı olmasını engelleyelim.” washington’un 15 günde 17 “sıcak” mesaj yayınlamasının sebebi bu stratejidir.

    akp taksim’i polis şiddetiyle zapt edince abd ikinci bir stratejiye,“hükümet istifa” hedefli halk hareketinin yatağını değiştirmeye yöneldi. halk hareketinin “hükümet istifa” noktasından adım adım “çözüm” hedefine yöneltilmesine uğraştı. böylece hükümet bir süre sonra yıkılsa bile, çok önemli “bölünme” kazanımları elde edecekti.o nedenle şu hızlı trafiği yaşadık:

    1. abd’nin ankara büyükelçisi francis ricciardone akp genel merkezi’nde erdoğan’ın başdanışmanı yalçın akdoğan’la görüştü ve ardından “çözüm” için doğu ve güneydoğu’ya tur düzenledi.

    2. aynı günlerde 30 akp milletvekili de “çözüm” ziyaretleri gerçekleştirdi.

    3. tüsiad cizre’de “çözümün ekonomisi” toplantısı yaptı.

    4. obama erdoğan’ı arayıp gezi’yi ve açılım’ı konuştu.

    5. bdp heyeti imralı’ya gitti ve öcalan’ın “2. aşamaya geçtik” mesajıyla döndü.

    6. fethullah gülen “anadilde eğitime” destek açıklaması yaptı.

    7. erdoğan akil adamlar’la buluştu ve raporlarını aldı.

    8. bdp “alanlara, meydanlara,parklara” inme kararı aldı ve “hükümet adım at” kampanyası başlattı.

    pkk: doğu’da otorite benim!

    lice’de halkın karakola yürümesi ve jandarmanın ateş açması işte bu gelişmelerin yaşandığı düzlemde oldu.

    iki konuyu daha hatırlatmak, daha nesnel bir inceleme için şarttır:

    1. lice olayından birkaç gün önce pkk cizre’de “asayiş teşkilatı” kurdu. pkk’nin servis ettiği görüntü ve fotoğraflara göre tek tip üniformalı asayiş teşkilatı önce yetkililerden diploma alıyor, sonra da kameralar eşliğinde göreve çıkıyor: yolda araçları durduruyor, kimlik ve ehliyet soruyor...

    öcalan’ın talimatıyla oluşturulması hedeflenen “öz savunma gücü” tam da budur. pkk’nin ilan ettiği “demokratik özerkliğin” dayanacağı kuvvet de budur! özetle dağ gerillası şehre inmiş ve asayiş teşkilatı olmuş da diyebiliriz!

    2. gelelim lice’deki karakol meselesine...şu bilgiler önemli:diyarbakır’daki 15 karakolun 9’u “çözüm” süreci nedeniyle kapatıldı, 6’sında ise yenileme ve ek bina yapma çalışmaları sürüyor.ancak karakolların geçiş yapan pkk’lileri bile görmezden geldiği son altı ayın şartlarına rağmen, örgüt kalanların da kapatılması için ısrar etmiştir.

    hatta son olarak bu talep “akil adamların” da talebi haline getirilmiştir!

    zaten var olan bir karakola ek bina yapılmasını protesto etmenin mantığını karakola yürüyen köylülerimiz değil ama onları kışkırtan akil adamlar ve pkk-bdp mutlaka açıklamalıdır.

    bu verilerden hareket edildiğinde ortaya çıkan çıplak gerçek,pkk’nin “lice’ye karakol yaptırtmam.cizre’de otorite benim.” diyerek egemenlik alanı oluşturmaya çalıştığıdır. pkk’nin açılım ortağı akp’ye “batıda sen, doğuda ben otoriteyim” mesajı verdiği anlaşılmaktadır!

    bu gerçeğin üzerinden atlayarak ve meseleye salt adli, idari, kolluk baskısı gibi kavramlar üzerinden bakarak,gerçeğin sadece bir bölümünü görmüş ve eksik çözümleme yapmış oluruz.

    akp ve pkk lice yorumunda ortak!

    iktidarın lice olayından sonraki tavrı da oldukça öğreticidir.akp sözcüsü hüseyin çelik lice’yi “çözüm istemeyen ulusalcıların işi” diyerek suçladı. pkk yöneticilerinden beritan dersim de, tıpkı akp gibi, saldırının çözüm sürecine vurulan bir darbe olduğunu söyledi!

    öte yandan olayın yaşandığı akşam akp’li bakanların twitter’da “diren çözüm” diye başlık açarak mesajlar yayınlamaları da oldukça çarpıcı ve öğreticidir.

    sonuç olarak hem akp’nin hem de pkk’nin “ortak” açıklamaları, abd’nin halk hareketini “hükümet istifa” noktasından “çözüme” taşıma gayretiyle uyumludur!

    pkk ve bdp’nin önce “hükümet adım at” kampanyasını başlatması ardından da aynı akşam lice olayından sonra “devlet halkı katletti” diyerek tabanını, liberal kesimleri,örgütsüz kitleyi parklarda “diren barış” hedefine yöneltmesi, akp’nin “diren çözüm” çabalarıyla uyumludur!

    çok açıktır: lice olayı, abdakp-cemaat-pkk dörtlüsünün haziran ayaklanması’nı açılım’la boğma girişiminin devamıdır!

    pkk’nin gezi politikası!

    pkk ve bdp’nin gezi konusundaki tutumlarını anımsamak da lice olayını çözümlenenin bir başka yoludur.

    hem pkk hem de bdp en başından itibaren taksim’de gelişen halk hareketine karşı çıktı. zira halk “hükümet istifa” diye bağırıyordu, oysa pkk ve bdp hükümetle masaya oturmuştu.

    zaten bdp grup başkanvekili idris baluken de taksim’de ulusalcılarla yan yana olamayacaklarını ilan etmişti. başbakan vekili bülent arınç bu açıklama nedeniyle bdp’ye teşekkür etmişti.

    peki ya sırrı süreyya önder? bdp’lilere göre önder, kişisel olarak eylemlere katılıyordu. hatta ilerleyen günlerde sırrı süreyya önder,gezi eylemlerine mesafe koyan,hükümeti yıpratamayacaklarını açıklayan ahmet türk’le de tartışmıştı.

    tüm bu süreçte yaşanan kırılma ise öcalan’ın “taksim’i ulusalcılara bırakmayın” mesajıydı. o ana kadar “gezi çözüme karşı” saptaması yapan öcalan, hakan fidan’ın talebi üzerine bdp’yi taksim’e girmeye çağırmıştı. böylece apo posterleri açılacak ve hem kitle alandan soğutulacak hem de erdoğan’a kürsülerde bunu diline dolama fırsatı sağlanacaktı!

    taksim’de alanlara çıkan pkkbdp’nin diyarbakır’da gezi’ye destek eylemine katılmaması aslında tezgahı tüm çıplaklığıyla açıklamaktadır.

    “gezi çözüme karşı” noktasından “gezi’ye çözümü dayatma”,“çözümle gezi’yi bölme”, “çözümle gezi’yi asıl hedefinden uzaklaştırma” siyasetinin asıl sahibi kuşkusuz pkk ve bdp değil,abd’dir.

    akp-pkk ortaklığı barış getirmez!

    son olarak bir noktaya daha değinmeliyiz:

    pek çok olay gibi lice olayı da göstermiştir ki,abd, akp ve pkk ile kürt sorunu gerçek anlamda çözülmez ve gerçek barış gelmez! çünkü abd’nin çözümü halklar yararına değil, kendi çıkarına uygundur ve bölgenin yeniden dizayn edilmesini, sınırların yeniden çizilmesini hedeflemektedir!

    dolayısıyla halk hareketinin “hükümet istifa” hedefine sarılmak, artık dünden daha acildir ve önemlidir!halk hareketi, türk’üyle, kürt’üyle, alevi’siyle, sünni’siyle, yani sistemin ayrıştırarak denetlemeye çalıştığı tüm bileşenleriyle geleceğine sahip çıkmalıdır, çıkmaktadır!

    mehmet ali güller - 30 haziran 2013 - aydınlık
  • bugün tesadüf üzeri rast geldiğim güzel insan. mühendis aklı ve gazetecilik birleşince, bir de entelektüellik eklenince böyle güzel insan olunuyor demek ki. kendisine bugünkü sıcakkanlı sohbeti için çok teşekkür ederim. açıkçası tanımadığım bir gazeteci/yazar'dı.`:o maili atacağım mali bey :)`