şükela:  tümü | bugün
  • yabancı şiirlerden ya da sloganlardan türkçeleştirdiği şarkıları senelerdir dilden dile dolaşan ancak yurtdışında olduğu için çok fazla bilinmeyen bir sanatçıdır.
    artık bir albüm sahibidir ve dinleyenleri için de faili meçhul şarkıların faili bulunmuştur. albümü anadolu müzik'ten çıkmış olup fırtınadan önce adını taşır.
    bu albümde;
    nicolas guillen’in che guevara için yazmış olduğu bolivyalı küçük asker şiirini,
    el pueblo unido jamas sera vencido sloganını,
    adnan yücel’in yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek şiirini,
    şarkılaştırmıştır mehmet celal.
    yine ispanya'nın çiçeği diye başlayan marş, bilinen şarkıları arasındadır.
  • ciao bella'nın gelmiş geçmiş en güzel yorumunu yapmış olan adam. öfkenin, hıncın, sevginin, aşkın ve acının içiçe geçtiği, fazla türkü ya da fazla marş olmayan şarkılarından oluşan albümü 2001 senesinde bir kere çıktı bir daha da bulmak mümkün olmadı. ismine hiçbir konser, şenlik, festival organizasyonunda rastlamadım, türkiye'de yaşadığından ve hatta yaşadığından şüphe ediyorum.
    ayrıca (bkz: komsomollar)
  • jandarma dairesi re­isi hakkı paşa 'nın oğlu, servet-i fünûncu şair. balkan harbi yıllarında henüz kırklı yaşlarında iken, içkiye bağlı karaciğer rahatsızlığından vefat etmiş, yenikapı mevlevihane mezarlığına defnedilmiştir:

    "rind-i mihnet-perverim, mey-hâneler ağlar bana!
    eşk-i gül-gûnum görüp peymâneler ağlar bana!"
  • nikolai vaptsarov un veda adlı şiiri ni besteleyip olağanüstü bir eser olmasını sağlayan müzisyen. sözlerini yazayım da tam olsun..

    ayni yalinlikta ölmek isterim..
    aynı yalınlıkta ölmek isterim /kırda bir çiçek gibi sakin
    yıldızlar parlasın üstümde /yeryüzü uzansın altımda sessiz..
    öldüğümde şafak vaktinde yarın /ağlamayın mezarımın baş ucunda..
    olmayacağım toprağın altında /özgürlük rüzgarıyım ben...
    olmayacağım toprağın altında /eseceğim üzerinde ülkemin..
    geleceğim bazen uykudayken sen /beklenmedik uzak bir konuk gibi
    sokakta bir başıma koyma beni /kapıyı sürgüleme üstümden
    usulca gelip bir yere ilişeceğim /bir zaman karanlıkta bakacağım yüzüne
    görüntün doyasıya dolunca gözlerime
    seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğm..
    özgürlük rüzgarıyım ben /eseceğim üzerinde ülkemin..
    dürüstçe yaşadım ben, yüzüm güneşe dönük gideceğim ben..

    edit: şairi yanlış yazmıştım, uyarıp düzelttiren badim vassilizaytsev e teşekkür ederim.
  • izine youtube'da rastladigim guzel insan.

    soyle bir video eklemis:
    http://www.youtube.com/watch?v=jiffwguopqq

    description'da ve alttaki yorumlardan bir kacinda mehmet celal'in yazdiklarini goruyoruz:

    description: bu şarkı beş yıl önce, 2005 yılında kaydedildi

    yorum: sen mehmet celalmisin sesin çok benziyo o? musun gerçekten
    cevap: evet? benim.... :)

    yorum: cd'yi ya da butun sarkilari nerden bulabiliriz yurtdisinda acaba??
    cevap: cd'yi internet üzerinden orijinalini satın alabilirsiniz. bende de bir adet var. bu? çalan parça cd'de yok. daha sonra yapıldı.

    yorum: bolivyali kucuk askeri de ekler? misiniz?
    cevap: ben ekleyemiyorum. ama? isterseniz facebook'ta mehmet celal sayfasında var.

    ve en bombasi su:

    yorum: abi dalga geçmiyosun dimi,harbi mehmet celal misin,tamam söyleyen o da sen o musun,eğer oysan ellerinden öpüyom çocukluğum senin şarkılarla geçti,''fırtınadan önce''ne albümdü o abi be çok gizemli bi okadarda naif estetik abartıdan uzak heeyyt? be işallah osundur
    cevap:abisi, dalga geçmiyorum. harbiden benim. :) yazdıkların beni çok mutlu etti. bu parçayı kendim çaldım, kendim söyledim ve kendi? evimde amatörce kayıt ettim. yayınlanmak üzere kayıt yapmamıştım, sadece bir deneme idi. başka kayıt olmadığı için bu videoyu koymak zorunluluğu hasıl oldu...

    gercekten o mudur bilemiyorum ama. keske.
  • osmanlı dönemi tanınmış yazar ve şairi. türk edebiyatı üçüncü kuşak ara nesil sanatçılarındandır. rum kızı anna'ya duyduğu ve ömür boyu süren aşkıyla, onu sanatının merkezine alarak eserler yazmıştır. vikipedi
  • askerliğimde kafamdaki sorularla boğuşmamı sağlamış, bana kutup yıldızı olmuş bir abimiz. gizemli bir efsane. tek albümle harika işler yaptı. ne olurdu ekşi çöplükte hakkında birşeyler yazılsaydı.
    https://www.youtube.com/watch?v=ugh9r_ifsmc
    https://www.youtube.com/watch?v=zbtjhad1u4c
  • hak ettiği üne kavuşamamış, müthiş sesli insan.
  • en çok şiir, öykü ve romanlarıyla tanınan mehmed celal, hemen her türde yazmıştı. genelde ahmed midhat efendi'nin öncüsü olduğu popüler roman çizgisinde romanlar vermiş ve türk edebiyatının en yetkin örneklerinin verildiği servet-i fünun döneminde yaşamıştır. bu nedenle ara nesil olarak anılan kuşağın en tanınan şair ve yazarlarındandır.

    "ara nesil" yazarları, etkilerini sonraki döneme taşıyamamış olsalar da iki mühim işlevi yerine getirmişti. geçiş süresince toplumun gerek duyduğu eserler vermek ve kendinden sonra gelecek yazarlar kuşağını besleyerek oluşumlarına katkı sağlamak. bu yüzden mehmed celal'in yapıtları önem taşımaktadır.
  • 90ların son çeyreğinde istanbul'da yayın yapan birkaç devrimci radyo vardı. özgür radyo, yön fm, çevre radyo gibi. bunlar farklı politik grupların kontrolü altındaydı. ve bu politik grupların devrimci kültür sanat evleri de vardı. belki hala faaliyette olanları da vardır -ama ben şimdilerde üniversite yıllarımdaki gibi pek alakalı değilim- yüz çiçek açsın kültür merkezi, idil kültür merkezi, tohum kültür merkezi, mkm ve yapı sanatevi.

    buralarda amatör ruhla hazırlanan müzik dinletileri, tiyatro sunumları yapılırdı bu amatör ruh heyecanı beni çılgına çevirir ve bu arkadaşlara katılıp onlarla bu heyecana ortak olabilmek için fevkalade heveslenirdim. sonra film gösterimleri yapılır ve sinevizyon denen aletlerle bu evlerin kireçli duvarlarında dünya devrim sinemasından seçkiler izler, gözlerim dolardı.

    ve olmazsa olmaz paneller... ah o paneller, içimdeki bütün coşkuyu öldüren o paneller... yetkili, bilgili kişilerin insanların boylarından büyük büyük laflarla anlattıkları 21. yy'u sosyalizmle fethetme iddiaları... ve bu iddiayı hayata geçirmeyi tereyağından kıl çekme rahatlığında görmeleri... tereddüt eden gözlere kararlı görünebilmek için takınmaya çalıştıkları büyük ordu kumandanı mağruriyetleri...ben daha çok bilgiliyim diyebilmek için lafı uzattıkça konudan uzaklaşan, konu dağıldıkça anlaşılması güçleşen, güçleştikçe -ben anlattım siz anlamadınız- bakışlarıyla böbürlenen laf ebeleri... işte bunlar bütün hevesimi kaçırırdı.

    mehmet celal'i ilk defa özgür radyo'da duymuştum. aaa (bkz: violeta parra)'nın volver a las 17 şarkısına türkçe söz yazmış dedim. aslında (bkz: adnan yücel)'in (bkz: yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek) şiirini besteye uyarlamıştı. tabii bunu sonradan öğrendim. radyoda sürekli bekler olmuştum. en çok (bkz: bolivyalı küçük asker) şarkısı çalıyordu. şarkının ana melodisi basit ve kulağa yerleşiyordu ama beni çağır kısmı çok etkilemişti. diğer şarkılarını dinleyebilmek için taksim (bkz: mephisto)'dan kasetini sipariş ettim birkaç gün sürdü ama satın alabildim. (bkz: el pueblo unido jamas sera vencido)'yu türkçe söylemişti. çok etkilenmiştim. koro kısmında feryat figan anadolu şiveli vokallerden tiksinmiştim. albümün orkestrasyonu da rezaletti. bir pavyon klavyecisinin elinden çıkmış gibiydi. ama sesinde öyle bir hava vardı ki bütün bunlara rağmen ışıl ışıl parlıyordu.

    grafik bölümünde bir arkadaşım vardı. ona mehmet celal'i nasıl buluyorsun dedim. geçenlerde istanbul'a geldiğini yapı sanatevi'nde dinleti yaptığından bahsetti. hemen okmeydanı'ndaki yerlerine koştum. içeride üç beş kişi vardı, kapıyı açan kişi arkadaşlarıyla çay içiyordu herhalde alakasızdır dedim. çay ocağının başındaki hanım arkadaş daha alakalı, yetkili gibi görünüyordu hemen ona sordum , mehmet bey burada dinleti vermiş acaba yeniden gelir mi diye. arkadaş tuhaf bir sırıtışla bana buraya daha sık gelirsen daha çok haberin olur dedi. tuhafıma gitti. e geldim bari biraz oturayım bari dedim . kutupyıldızı'nın albümü çalıyordu içeride. duvarda 1878 yazılı güzel bir tablo vardı. sıcak bir ortam vardı. bir çay aldım, gazetelerine, dergilerine göz attım. bir süre sonra müzikle alakalı bir hanım arkadaş masaya geldi. birazdan da beni karşılayan arkadaş. ikisi de beni tanımaya çalışıyorlardı. ilk gelen çaktırmadan, diğeri de doğrudan bunu yapıyordu. müzikle alakalı arkadaş ile müzik sohbetleri yaptık. müzisyenmiş. sinema, edebiyat alanında da birbirimiz tarttık, çok bilgili ve kültürlü biriydi. kapıyı açan ısrarla memleketimi sordu. ben de ısrarla cevap vermedim. sonra diğeriyle yaptığımız o keyifli sohbeti sık sık keserek bana kendi memleketini antakya'yı anlattı. ortamdaki gerilim hafifleyince mehmet celal'i sordum . tanır mısınız kendisini, buraya sık gelir mi, kendisiyle tanışmak isterim gibi. ilgimi görünce biraz övünerek, bolca şaşırarak tabii ki tanıdıklarını ama bireysel olarak çok yakın tanımadıklarını ayrıca almanya'da yaşadığını söylediler. kapıyı açan gidip albümünü taktı, sesi de açtı. kaset çalarken müzisyen olanla violeta parra'dan, unidad popular'dan, inti-illimani'den konuştuk. sonra o arkadaş bana adnan yücel'den, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek şiirinden ve şiirin anlattıklarından, müzik gruplarının yeni albüm çalışmasından falan bahsetti. bolivyalı küçük asker şarkısı çıktı. kapıyı açan önce bıyık altından sonra da açıktan alaycı bir tavırla sırıta sırıta: sanatçımız-sanki babasının malı- çocuklar için de şarkılar yapıyor dedi. hayal kırıklığı yaşadım. bence çok güzel bir şarkı dedim. gerçekten beğeniyor musun diye sordu. sizin sanatçınızsa sizin de beğenmeniz gerekmez mi diye sordum. kutupyıldızı bizim asıl sanatçımız yeni albümü çıkacak dedi gitti, mehmet celal'i kapatıp grubun demo kadını taktı. müzisyen olan benim rahatsızlığımı anladı ama müdahale de etmedi. hayal kırıklığıyla oradan ayrıldım. az önce spotify'da öner listemde görünce hatırladım ve hakkında iki kelime de ben yazmak istedim.