şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tdk nın türkçe sözlüğünde 9 örneği olan kişi
  • yuksekova dağ komando eski tabur komutanı. hakkari chp eski milletvekili esat canan'ın yeğeni abdullah canan'ın oldurulmesiyle aciga cikan yusekova cetesi'nin uc buyugunden* biri oldugu iddiasiyla tutuklandi, mahkemede herkesle birlikte beraat etti.
  • 1869 yılında istanbul’da doğdu. ortaöğrenimden sonra rüsumat evrak müdürlüğü (1892-1907), hicaz (1909), sivas (1910), erzurum (1911) valiliği yaptı. birinci dünya savaşı başlarında (1914) osmanlı meclis-i mebusanı’nda musul, cumhuriyetin ilk yıllarında şarki karahisar, sonra da urfa ve istanbul milletvekili oldu. zincirlikuyu mezarlığı’nda gömülü. şiir yazmağa servet-i fünun dergisinde başlayan (ilk şiiri: cenge giderken,1897) milliyetçi yurdakul bütün şiirlerinde sade bir dil ve hece ölçüsü kullandı; konularını toplum dertlerinden, sosyal-epik hayat sahnelerinden aldı; uyarıcı-öğretici şiirler yazdı. türk şairi, milli şair diye anılır. 14 ocak 1944 tarihinde istanbul’da öldü.
  • apaci gibi komando yetistiren, ozel harpci, gozunu budaktan esirgemeyen, pimi cekilmis el bombasiyla top gibi oynayan, yuksekova cetesi davasinda yargilanmis, susurluk davasinda sorgulanmis efsane subay
  • 15,17,19' luk şiir ölçüsü diye birşey icat etmiş, bu sayede şiirleri iyice okunmaz olmuş bir şairdir.
    okuyanda herhangibir duygu kıpırtısı yaratması çok zordur.
    sanırım en fanatik okuru milli eğitim bakanlığıdır.
    zira her tükçe ve edebiyat dersinde okutulur.
    hatta ben şahsen ilkokulda işlenen önemli günler konusunun bizzat meb tarafından mehmet emin yurdakul şiirleri sahipsiz kalmasın diye uydurulduğunu düşünmekteyim.

    mesela yerli malı yurdun malı haftası için;

    ey vatanın bağrı yanık bucağı!
    hani senin bereketli hasadın,
    yeşil yurdun, mesut çatın, şen çiftçin?
    hani senin medeniyet hayatın,
    yolun, köprün, kazman, iğnen, çekicin?
    ey türklüğün otağı!
    ne vakte dek bu acıklı sefalet,
    bu viranlık,bu inilti, bu kaygu?
    ne vakte dek bu uğrursuz cehalet,
    bu taassup, bu görenek, bu uyku?
    yazık, sana ağlamayan şiire;
    yazık, sana titremeyen vicdana
    yazık, sana uzanmayan ellere
    yazık, seni kurtarmayan insana!

    hani benim şen çiftçim!!!

    diyelim ki kabotaj bayramı işleniyor;

    cenge giderken

    ben bir türküm dinim, cinsim uludur.
    sinem, özüm ates ile doludur.
    insan olan vataninin kuludur.
    türk evladi evde durmaz; giderim!
    yaradan'in kitabini kaldirtmam.
    osman'cigin bayragini aldirtmam.
    düsmanimi vatanima saldirtmam.
    tanri evi viran olmaz; giderim!
    bu topraklar ecdadimin ocagi.
    evim, köyüm hep bu yerin bucagi.
    iste vatan! iste tanri kucagi!
    ata yurdun evlad bulmaz; giderim!
    tanrim sahid, duracagim sözümde.
    milletimin sevgileri özümde.
    vatanimdan baska sey yok gözümde.
    yar yatagin düsman almaz; giderim!
    ak gömlekle göz yasimi silerim.
    kara tasla biçagimi bilerim.
    vatanimçün yücelikler dilerim.
    bu dünyada kimse kalmaz; giderim!

    bu şiiri hertür tarih dersi, çanakkalenin fethi kutlamaları, istanbulun fethi şenlikleri, 29 ekim,23 nisan ve 19 mayıs ta kullanabiliriz ancak ilkokullar arası şiir yarışması birincisinin şiirini kullanmak daha akıllıca olabilir.

    son ve en bomba örneğimiz; orman haftası ve mehmet emin yurdakul ilişkisidir. ki bu şiir beni meb ile şair arasındaki ilişkiyi sorgulamaya iten şiirdir;

    sakin kesme

    ey hemşehri, sakın kesme! yaş ağaca balta vuran el onmaz;
    bu kütükler 'nice yıldır, hiç birine kervan gelmez, kuş konmaz'

    bunları kes, o baltanla çürümüş ağaçları yere ser.

    bak, sizin köy şu yemyeşil koruluğun gölgesinde ne güzel!

    gönülleri açmadadır yaprakların arasından esen yel.

    yazık, günah olmaz mı ki, çıplak kalsın bu zümrüt yurt, şirin yel.

    hem dünyada en birinci borç değil mi her kula,

    bir tohumu fidan yapmak, fidanı da bir orman?

    eğer böyle olmasaydı ne kalırdı oğula:

    'mirasımı artır' diye öğüt veren atadan?

    sakın kesme! her dalında bir güzel kuş ses versin.

    sakın kesme! gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin.

    sakın kesme! şu verimli köye kanat, kol gersin.

    sakın kesme! aziz vatan günden güne şenlensin.

    birisinin bu adamcağıza silah zoruyla şiir yazdırdığını düşünmekten alamıyorum kendimi.
    gene de toprağı bol olsun.
  • adına beşiktaş konaklar mahallesinde bir ilköğretim okulu açılmış olan şair
  • asker olan mehmet emin yurdakul'un yargılandığı ve türkiye'de beraat ettiği dava (bkz: abdullah canan) aihm'ye taşınmış ve türkiye 83 bin euro tazminat ödemeye mahkum edilmiştir.
  • ankara camlica mahallesinde bir ilkogretim okuluna ismini veren sair.
  • - 1897'de yazdığı "cenge giderken " şiiri milli edebiyat döneminin hazırlayıcı eserlerindendir.

    - milli şair olarak alınır.

    - türkçü, milliyetçi düşüncelerini yaymak amacıyla şiir yazar.

    - hece ölçüsüyle yazar (halk şiirinden yararlanır)

    şiirleri: ey türk uyan,türkçe şiirler,türk sazı,ordunun destanı,zafer yolunda, tan sesleri,turana doğru, ankara

    düzyazı: fazilet ve asalet, dante'ye, türk'ün hukuku

    edit: aytok tarafından uyarıldım ve yanlış bilgiyi düzelttim. ne servet-i fünun'u ya?
  • sanatına saygı, kendisine rahmet...

    diyor ki üstad:

    bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et
    unutma ki şairleri haykırmayan bir millet
    sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir

    zaman ona kan damlayan dişlerini gösterir
    bu zavallı sürü için ne merhamet, ne hukuk
    yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk