*

şükela:  tümü | bugün
  • türkiye büyük millet meclisi 21. dönem milletvekili
    mehmet güneş, şanliurfa
    şanliurfa - 1949, maruf, cemile - lise - arapça, az ingilizce - müteahhit,
    turizmci - serbest ticaret - evli, 5 çocuk.
  • kadikoy anadolu lisesi karpuz kafali dinci edebiyat hocasi. yumruklari ve parmagindaki kurukafa yuzugu ile dikkat cekerdi.
  • izmir yüksek teknoloji enstitüsünde fizikçiliğine uygun olarak mg lakabı takılmış fizik hocası.. kendisinden hiç ders almamış olsam da derse giderken bi fincanın içine doldurduğu kalemleriyle beraber yürürken gülümsemesinden ve selamından mahrum kalmamışımdır..
  • (bkz: karpuz) (bkz: topik)
  • türkiye gerçeği dergisi editörü. polis hızını alamadı: gözaltına alınanın mehmet güneş'in eşinin evraklarına da el kondu!

    http://www.sondakika.com/…iyeye-sevkedildi-3179403/

    http://haber.sol.org.tr/…na-da-el-kondu-haberi-4909
  • tekirdağ 2 nolu f. tipi cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci.

    20 aralık 2011 tarihli açıklaması:

    “diz çöktürmek istiyorlar, dik durursak onlar diz çökecektir?”

    açıklamamdır

    adım mehmet güneş, 60 yaşındayım. 6 aralık 2011 salı günü istanbul beyoğlu ilçesindeki evime yapılan bir baskınla gözaltına alındım. adına şimdilerde tmş denilen siyasi polis, amiyane tabir ile bayağı bir tezgâh kurarak beni rehin aldı. kim olduğumu ve ne yaptığımı çok iyi bilmelerine rağmen “bile bile lades” diyerek bu operasyonu yaptılar. evimi basan polislere kamera karşısında şunları söyledim. “sizi buraya gönderenler, benim kim olduğumu çok iyi biliyorlar, kamuoyu üzerinde siyasi terör estirmek için her tarafa operasyon yapıyorlar. ben böylesi bayağı tezgâhlara pabuç bırakmam. 12 mart faşizmine karşı mücadele ettim. 12 eylül faşizmine karşı da mücadele ettim, uzun yıllar hapis yattım. şimdi akp faşizmine karşıda mücadelemi sürdüreceğim.”
    dört gün boyunca tutulduğum vatan caddesindeki nezarethanede de aynı tavrımı sürdürdüm. “bana karşı suç işliyorsunuz, yaptığınız çete faaliyetine girer. bile bile tezgâh kuruyorsunuz. istediğinizi yapmakta serbestsiniz, sizi tanımıyor, sorularınıza cevap vermiyorum. bu yaptıklarınızdan dolayı er ya da geç hesap vereceksiniz.”
    9 aralık cuma günü beşiktaş adliyesinde hakkımda hazırlanan dosyayla ilgisi olmayan bir özel yetkili savcının karşısına çıkarıldım. özel yetkili savcı bana bir dosyanın sayfalarını çevirerek “bunlara ne diyorsun” dedi. açtığı sayfada kck başkanı murat karayılan’ın bir konuşması ve resmi vardı. özel yetkili savcı bana murat karayılan’ın resmini soruyordu. kendisine “siz bir savcı olarak bu soruyu bana nasıl sorabilirsiniz, türkiye’nin bütün gazetelerinde her gün resmi yayınlanan bir kişiyi sormaktaki amacınız nedir? benim evimde fetullah gülen’in de resmi ve konuşmaları vardı onları niye sormuyorsunuz?” dedim. terörle mücadele şube polislerinden bile hukuk nosyonundan uzak birine anlatacak şeyim kalmamıştı. bu koşullarda hiçbir soruya cevap vermeyeceğimi bildirdim ve soruşturma bitti.
    daha sonra özel yetkili bir hâkimin karşısına çıkarıldım. kimlik tespitinden sonra, söz alarak şunları söyledim. “devrimciyim, kendimi bildim bileli bu kirli düzene karşı sosyalizm için mücadele ediyorum. bu kimliğimi çok iyi bilen polis bir çete operasyonu ile beni buraya getirdi. ben 12 mart ve 12 eylül faşist diktatörlüklerine karşı mücadele ettim, asla boyun eğmedim. şimdiki bu faşizan siyasal teröre de boyun eğmeyeceğim.”
    türkiye’de basının büyük bir kesimi, özel yetkili polis birimleri, ki adına tmş deniliyor, özel yetkili savcılık ve hâkimcikleri adları gibi özel bir mekanizmadır. bu mekanizmayı f-tipi cezaevleri tamamlıyor. f tipleri özel intikam birimleri olarak faaliyet gösteriyor. nitekim özel mahkeme tarafından tutuklanıp getirildiğim tekirdağ 2 nolu f-tipi cezaevinde, girdiğim andan itibaren kaba hakaret ve aşağılayıcı hareketlerle karşılaştım. sert biçimde tepki gösterdim, karşı koydum. aşağılık ve onur kırıcı hareketler zorla uygulandı. üzerimde ki elbiseler parçalanarak çıplak bırakıldım. 8–10 kişilik görevlinin tekme tokat şiddetine maruz kaldım. akabinde tek kişilik hücreye atıldım. f tipindeki zorbalıklara karşı açıldıklarından beri mücadele eden diğer tutsaklar gibi ben de bu uygulamalara karşı direndim.
    bir kaç yıldır başlayıp, giderek bütün türkiye’yi saran bu operasyonlar, başbakan yardımcısı beşir atalay’ın dediği gibi “koordinasyon içinde ve planlanmış olarak” yürütülmektedir. kimin ve hangi kesimlerin katledileceği, kimin ve hangi kesimlerin kitlesel olarak zindanlara doldurulacağı akp’nin yetkili ağızlarından ilan ediliyor, devlet harekete geçiyor, polis operasyonlara başlıyor, özel yetkili savcılıklar ve mahkemeler yukarıdan gelen talimatlara uygun olarak, infaz makineleri gibi davranıp, zindanları dolduruyor. bütün bunlar bir gerçeği gösteriyor. 12 eylül devam ediyor. akp düzeni 12 eylül’ün devamıdır. ancak doğrudan devamı değil, kurumlarının estetize edilmiş ve çürümüş haldeki devamıdır. bu anlamda akp düzeni, avrupa için kabul edilebilir biçimde üzerine “demokrasi şalı” örtülmüş, daha sinsi bir 12 eylül düzenidir.
    akp bu zamana kadar, türkiye’nin liberal, demokrat, hatta solcu geçinen geniş entelektüel kesiminin eliyle faşizan yüzünü gizleyebildi. 90 yıllık türk aydınlanmasının tüm birikimi 12 eylül’de kenan evren önünde olduğu gibi bugün akp düzeni önünde secdeye durmaktadır. bunlardan akp’nin açık destekleyicileri göz önündedir asıl dikkat edilmesi gerekenler ise muhalefetimsilerdir. bunların muhalefeti yarı destekleyici, yarı ricacı bir biçimde dizüstü çökerek sürüyor ve bu haliyle asıl bu kesim akp faşizminin incir yaprağı rolünü oynuyor. tarihin bir dönemi yaşanıyor ve elbette her şey kayıt altına alınıyor. bu acımasız sermaye terörü düzeninde boyun eğmeyenler dik duranlar, direnenler yurtsever kürt hareketi ve türkiye devrimci ve sosyalist güçleridir. direniş sürdükçe akp düzenin saldırıları da pervasızlaşmaktadır. bitireceğiz, köklerini kazıyacağız yırtınmaları korkularındandır. hiçbir yerde bitirmediler burada da bitiremeyecekler.
    bugün akp düzeninde bir muhalifin tutuklanması için her türlü gerekçe lükstür. her şey tutuklanma gerekçesi olabilir. bir toplantı, bir gösteri, bir telefon görüşmesi, bilgisayarınızdaki bir yazı ve ya resim, tuttuğunuz bir not. akla gelen her şey tutuklanma gerekçesi olabilir. (traji-komik bir örnek olarak tam bu noktada idris naim şahin’in sözleri hatırlansın “ressamın tuvale, şairin şiire yansıttığı terör, tamı tamına aynı şeyi söylüyor.”) “not tutmayacağım”, “telefonda öyle değil şöyle söylemek istedim”, “toplantı yasaldı” (yasal olduğunu zaten biliyorlar) “bilgisayarımdaki yazıların suç olduğunu bilmiyorum” dedirtmek için bunları yapıyorlar. bu ve benzeri her konuda bizleri savunmaya zorluyorlar.
    bu dönemde bu tür saldırılar karşısında her türlü savunmacı tavır, onların isteklerine boyun eğmek, teslim olmak demektir. zaten bunun için yapıyorlar. ben bu özel mekanizmalar karşısında her türlü savunmacı tavrı zül addediyorum. bana ithaf edilen tüm suçlamaları yaptım, yapmaya devam edeceğim. telefonla görüştüm telefonla görüşmeye ve görüşlerimi anlatmaya devam edeceğim. akp iktidarını ve faşizan uygulamalarını protesto eden toplantı ve eylemlere katıldım ve katılmaya devam edeceğim. görüşlerimi yazmaya, not tutmaya devam edeceğim. bunları yaptım yapacağım. bunlardan dolayı verilecek her cezaya talibim korkmuyorum. ben akp düzeninin suç saydığı devrimci mücadelemi her koşulda sürdüreceğim.
    devrimci mücadelemizi suç saymaya 12 eylül faşizminin gücü yetmedi, akp’nin hiç yetmeyecektir. 40 yıl önce 12 mart faşizmine, 30 yıl önce 12 eylül faşizmine karşı mücadele ettim. çıkarıldığım askeri sıkıyönetim mahkemesine karşı “faşist kenan evren cuntası suçludur er veya geç yargılanacak, hesap verecek” diye haykırdım, kenan evren göstermelikte olsa yargılanmak zorunda kaldı. sıkıyönetim askeri mahkemelerine, “halka karşı kurulmuş intikam organlarısınız yıkılacaksınız” dedim, bugün yoklar. dgm’lere karşı “sizleri mahkeme olarak görmüyorum, tarihe kara infaz kurumları olarak geçeceksiniz” dedim, kurumlar kaldırılmak zorunda kaldı. akp düzeni de sökmeyecektir.
    direniş sürdükçe akp kendi özüne, 12 eylülcülere dönüşmekte, 12 eylül’ü aratan faşizan uygulamalara kalkmaktadır. bu sonunun yaklaştığının işaretidir. 12 eylül’cüler bir gün gelip hesap vereceklerini, kendilerinin yargılanacağını akıllarının ucundan dahi geçirmediler. akp bugün “gün benim devran benim” sanabilir ama er veya geç 12 eylül’cüler gibi halka karşı işlediği suçların hesabını verecektir.
    kendi adıma, f tipinde bulunuşumu bir kaza veya yanlışlık olarak görmüyorum. bir nöbet değişimi, bir görev değişikliği olarak kabul ediyorum.
    faşizmin yıldırma ve teslim alma operasyonunu bütün gücümle teşhir etmeye geri çevirmeye çalışacağım. faşizmin suç saydığı devrimci mücadelemi kararlılıkla savunacağım. dışarıda olduğu gibi zindanda da zulme, adaletsizliğe ve zorbalığa karşı mücadele edeceğim.
    diz çöktürmek istiyorlar, dik durursak onlar diz çökecektir?

    20 aralık 2011
    mehmet güneş
    2 nolu f. tipi cezaevi/ tekirdağ
  • mehmet güneş 7 ağustos 2012 tarihindeki savunmasını bir şiirle bitirmek istediğini söyledi. duruşma salonunda bulunanların yarısı aynı anda ayağa kalkıp yumruklarını sıktılar. hepsi tek bir ağızdan şu dizeleri okudu...

    saraylar saltanatlar çöker
    kan susar bir gün
    zulüm biter.
    menekşeler de açılır üstümüzde
    leylaklar da güler.
    bugünlerden geriye,
    bir yarına gidenler kalır
    bir de yarınlar için direnenler...

    ardından "mehmet güneş onurumuzdur!" sloganları atıldı.

    hakim, duruşmaya 8 ağustos 2012 tarihi saat 11.00'a kadar ara verildiğini söyledi.
  • geçen sene mahkemeye yaptığı savunmayı şimdi okudum ve kendimden utandım.
    bilumum herkes ön yargısız savunmasını okumalıdır.
  • devrimci karargah örgütü davasında 3 yıl 1 ay 15 gün ceza almıştır. hesapların eksiksiz görüleceği gün en ince ayrıntısına kadar hesabını almasını istediğim kişidir. hiç kimse hiç bir şeye toptancı yaklaşmasın artık. hiç kimse ötekileştirmesin ki hesabı dünyada görebilelim hep beraber. çıkar peşinde değil hakikatin peşinde olanların mehmet güneş gibi insanların hikayelerini anlatıp isimlerini unutturmamaları gerekiyor.

    artk üslubun tamamen belden aşağı vurmak olduğu gezi hadisesinden kafayı kaldırıp yaşanan tüm haksızlıklara/hukuksuzluklara, zulme, tecavüzlere karşı durması gerekiyor. bu daha başlangıç denilen mücadeleyi habil kabile karşı insanlığımızla beraber yaşatmaya başlamıştı.