şükela:  tümü | bugün
  • dışarıda içerden çok daha fazla faydası olacağını sandığımız ama yorgun savaşçı olmasından korktuğumuz, çark-ı-dişli bir eleman.
  • tanımaktan, tanışmaktan gurur duyduğum bilge insan.
    ülkelerin hikayelerini öğrenmenin en iyi yolunun, o ülkede yaşayan insanların hikayelerinde saklı olduğuna inananlardanım.
    mehmet ördekçi de onlardan biri, hatta birincisi benim için.
    ondan öğrenecek, dinleyecek o kadar çok hikaye var ki bu ülkeye dair.
    iyi ki var...
  • hakikat ve hayat pınarı. güzel yazar, iyi çevirmen, bu aralar editör. 1967 besni doğumlu. mülkiye'de ve odtü felsefe'de üçer yıl okudu. 1993–2003 arasında siyasal nedenlerle cezaevinde yattı. memleketin dört köşesindeki zindanlardan mezun oldu. istanbul'da, yakın arkadaşı bilgisayarı sebastian'la yaşıyor.

    bir ara derki'de yazdı. biz de okuduk. inşallah hep yazar, daha çok yazar.

    hele bir yalçın küçük yazısı var ki tadından yenmiyor. dolu dolu on sayfa ve nefis. ördekçi bu yazıda sabetaycılıkla kafayı yemiş yalçın küçük'e ayar verirken, biyografik ve otobiyografik ayrıntıların yanında bir takım analizlere de girişiyor.

    http://www.derki.com/…betaycilar-ve-kucuk-hoca.html
  • sözlüğü sevmek için başlı başına bir nedendir mehmet ördekçi.
    bir gece tesadüfen tanışıp, kafamı yerinden çıkartan kelimeleriyle hayatıma girmişti.
    şimdi sözlükte, gerçek ismiyle, cismiyle hem de.
    evet duydukça insanın kanını donduran hikayeleri var hayatta. hatta girin okuyun, benim diyen senaristin yazamayacağı dram da, macera da, mizah da o gerçek hikayelerde var. kimi zaman ağlatan, kimi zaman acaba ne olacak diye hoplatan, kimi zaman da kahkaha attıran.

    ama bu hikayeleri okumak değil beni heyecanlandıran şimdi.
    mehmet ördekçi'nin yeni kelimeleri var, çok kelimesi var anlatacak. hepsi taze, fişek gibi. onları bekliyorum ben, çok heyecanlıyım.

    özetle, sözlüğün çok çok büyük bir transferidir mehmet ördekçi hayattan. iyi ki geldi, iyi ki var.
    itaatsiz kardeşimin dediği gibi, bugün daha mutlu, daha umutluyum.
  • yalçın küçük ile ilgili, bugüne kadar yapılmış en yerinde tespitlerin sahibi olan adamdır. bunda -kendi deyimince- yalçın küçük'e bir dönem müridlik etmiş olmasının da büyük etkileri vardır.

    bir insanın başına gelebilecek bütün felaketlerin biriktirilip birden bire ortaya salıverilmesine kader deniyorsa, bu adam kaderin ilk ve orta dereceli okullarda dersini verebilecek adamdır.
  • ayrıca (bkz: mehmet ordekci)
  • savunduğu şeyler aslen bir fikir değil, insan-insanlık olan, insan gibi insandır mehmet ördekçi.
    kendinden farklı bütün insanlardan itinayla nefret edenlerin, mehmet ördekçi'nin savunduğu fikirlerden nefret etmesi de bu yüzden normaldir, doğaldır.
  • karşılaştığım ilk gün "dönek liboş" denen şeyin tam olarak ne olduğunu, nasıl olduğunu bana anlatmasını isteyeceğim kişidir.
    hem dönek, hem liboş. vay vay vay!
    ben anlayamadım, savunduğuna göre o biliyordur sanırım.
    ezbere konuştuğu zaman, nasıl da saçmalıyor insan.
  • öncelikle, tanıdığım kadarıyla eleştirilmekten rahatsız olmayan biridir. hatta bu konudaki tavrı mazoşizme yakındır. fikir serdeden insanın eleştirilmeyi baştan göze almış olduğuna inanır. göze alamayanların kelime oyunlarıyla kakara kikiri yapması için sol frame'de her an yüzlerce seçenek bulunduğunu düşünür. hayatın ve kâinatın bütün gerçeklerini haiz ve siyasetin bütün doğrularına vakıf olduğu sanısını yirmili yaşlarında bırakmış, otuzlarına taşımamıştır. özellikle siyasette bütün doğruların tek bir insanın beynine sığmayacağını savunur. zaten eleştirdiği görüşlere gıcığının temelinde bu görüş sahiplerinin ellerindeki şaşmaz-yanılmaz doğruları aba altından jandarma sopası göstererek herkese benimsetme çabasında olmaları da vardır. *beş farklı ideolojinin bulunduğu bir topluma bir tek ideoloji dayatılırsa o toplumda o ideolojinin beş farklı yorumunun türeyeceğini söyler hep. askerlerin bunu hiçbir zaman anlayamayacak olmaları kötü olmalarından değil asker olmalarından dolayıdır. yani mehmet öyle der.

    bugün marksist değildir, ama marksist terbiye almıştır. bu yüzden hükümetlere takılmaz, devletle, derin iktidarla, resmî ideolojiyle uğraşır. devletin silahlı örgütleriyle bir olup sivil ve silahsız toplumsal hareketlere hücum etmeyi de ayıp sayar. bunlarla mücadelenin sivil ve silahsız alternatif toplumsal hareketler yaratılarak sürdürülmesini yeğler. bu konuda iyimserdir. devlet ideolojik devlet olmaktan vazgeçip aradan çekilse, ülkenin ordusu bir siyasî parti gibi davranıp etrafında muhalefet örgütlemeye kalkmasa alternatif toplumsal hareketler için yeterli toplumsal birikimin bu ülkede var olduğuna -ama bunların devletten ayrışmadıkça marjinal ve gayrimeşru kalacağına- inanır. bu yaklaşımı yüzünden sık sık akp'li, hatta bazen fethullahçı olmakla suçlanır. takmaz. akp'den de fethullahçılardan da nereye kadar demokratlık bekleyeceğini bilir. salak sayılmaz. ama devletten ve "askeriye"den ne kadar demokrasi bekleyebileceğini de bizatihi devletten ve askeriyeden öğrenmiştir. onun için aslolan kendi özgürlük ve demokrasi anlayışının kapsamı ve tutarlılığıdır. bugün bu kapsam ve tutarlılığı sadece taraf gazetesinde bulabilmektedir. zaten anlaşılmamak/yanlış anlaşılmak hususunda taraf'la kader ortağıdır.

    sanılanın aksine kimselere düşmanlık gütmemektedir. arkadaş çevresinin ideolojik konfigürasyonunu buna kanıt gösterebilir. tartışmalarda kurduğu cümlelerden yükselen alevler ülkedeki kavganın konjonktürel ateşindendir. nitekim karşıt görüşlerden de -belki daha fazla- alevler yükselmektedir. kavganın ve safların keskinleşmesi, gak diyenin liboş guk diyenin darbeci olması onun suçu değildir. aslında kimsenin suçu değildir. büyük değişimler böyle yaşanır. hakikat kıvılcımları fikirlerin çarpışmasından çıkar. böyle "final" dönemlerinde ise o kıvılcımlar alev alır. telaşa mahal yoktur.

    hiçbir makama, mevkiye, koltuğa talip değildir. zaten bu mehmet var ya, yarın bu kavga bittiğinde kazanan kendileri olursa eminim bu kez de kaybedenlerin hakkını hukukunu (ama miyadını doldurmuş iktidarlarını değil) onlardan çok savunmaya başlayacaktır. kapsam ve tutarlılık icabı...

    (2010 başlarında yazdığım) not: beni sert bir şekilde eleştiren bir arkadaşla sevgili kardeşim ruh halimin guvercin tedirginligi arasında benimle ilgili bir tartışma vardı. beni eleştiren arkadaş geçen zaman içinde entry'lerini silmiş ve biz kendi kendine konuşur duruma düşmüşüz.

    (7 ekim 2011 tarihli) not: burada cevap verdiğim arkadaş ne yazık ki ölmüş. ardından şunları yazdım: (bkz: #25179134) (bu edit sadece bu yeni entry'ye link verme amaçlıdır. buradaki entry'nin ana metnine ve 2010 tarihli nota dokunulmamıştır).