şükela:  tümü | bugün
  • parmaklarından her daim blues, sanat, iş, kan, parasızlık ve ter damlayan, sinirlenip dağlar çökerten, üzülüp göller yapan adam. tanrı asistanı statüsüne yaraşır bir yaratıcı. kardeşi olduğum için gurur kaynağı. mr blues. grafiker,

    (bkz: bluesaint)
  • bluesaint elemanı; nam-ı diger grafiker...
  • bluesaint'in saksofoncusu ve kawoon'un perküsyoncusu.
  • bana bursa'yı ve bursaspor'u sevdiren adam.

    istanbul takımları ve trabzon'un maçları dışında canlı maç yayını yapılmayan yıllarda senin sesinle radyoda bu takımı tanıdım, sevdim ben. hep kaybederdik, hep hakemlerden ya da birilerinden bir şeylerden dert yanardık bizler ve sen tam o şikayet anlarımızda çıkıp derdin ki mikrofonundan "sen burssaspor'sun. çıkacaksın 3 atacaksın, 5 atacaksın."

    anlamsızca sevdiğim takımın bana yaşattığı tüm acılarda dert ortağımdın benim ki ben o zamanlar 10-13 yaşlarındaydım. benim okulda arkadaşlarıma bile söyleyemediklerimi, bursaspor'un aslında ne kadar büyük bir takım olduğunu her defasında en az benim yaşımdaki çocukların inancı ile radyoda söylerdin, maç sonrası da as tv'ye çıkıp söylerdin.

    15 mayıs 2004 günü radyo başında ağladığımı unutamıyorum. henüz 13 yaşında bir çocuktum ve üzerinden uzun zaman geçti ve maçı sen mi anlatıyordun hatırlamıyorum ama sen anlatıyordun gibi geliyor bana hep, sanki sen de benimle ağlıyordun.

    sonra sen öldün be mehmet abi.

    16 mayıs 2010'da ben 19 yaşımdaydım. devre arasından itibaren ağlamaya başlamıştım. üstelik biliyordum yine bir bok beceremeyeceğimizi ama ya olursa diye tutamayıp ağladım tüm 2. yarı boyunca. sonra stadyumun önündeki kalabalığı gördüm. arkadaşlarla bira alıp heykele yürüdük. kutladık. hala anlamamıştım bizim bir şeyler başardığımızı.

    ertesi sabah sarhoşluğum geçip, babamın hatıra olsun diye aldığı bir sürü gazeteyi görünce anladım. hani bizim şampiyon olmamızdan değil de fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaybetmesinden bahseden gazeteleri. aklıma ilk sen geldin biliyor musun?

    bu hayatta bursaspor yüzünden çok üzüldüm, çok sevindim ama içimde sadece 2 şeyi tutuyorum. birincisi senin bu şampiyonluğu yaşarken görememiş olmanın acısı, ikincisi nejat biyediç'in bu şampiyonluğu yaşarken görebilmiş olmasının mutluluğu.

    iyi ki sen vardın güzel abim. iyi ki futbolun, bir takımı tutmanın ne olduğunu senden öğrendim. yoksa büyüdüğü mahalleler nedeniyle futbol sahalarında şiddet göstermeye eğilimli olabilecek ben senin hiç sevmediğin adamlardan biri olacaktım.

    unutmadan güzel abim artık o günler geride kaldı. bütün anadolu takımlarının maçları canlı yayınlanıyor televizyonlarda. yani artık ilkokul çocukları maçları radyodan dinlemek ve sonrasında pazar akşamları benim eskiden yaptığım gibi, sabah ders olmasına ve annelerinin onları uyutma çabalarına rağmen yalnızca 2 kamera ile çekilmiş 2,5 dakikalık özetler için gece 2'ye kadar beklemek zorunda değiller. yaşıyor olsan işsiz kalacaktın abi. aslında eldeki imkanları kullanıp takımlarının maçını televizyondan izleyen bursaspor'lular senden mahrum kalıyor olacaktı ya neyse.

    toprağın bol olsun abi.
  • 6 sene oldu özmansız. hayalindeki takım bu sezon 3 atıyor, 5 atıyor. lan yeminle hiç unutmuyorum şu 1. lige çıktığımız sezon anlattığı antalya maçını. 2-0 öne geçip deplasmanda 3 gol yeyip yenilmiştik. kahrolmuştuk özman mikrofon ben radyo başında. zaten sen bursaspor'sun ile başlayan tarihi sözünü de o maçta tekrarlamıştı.
  • maslak giz plazadaki patronum.

    kalas şirketinde çalışıyorum, odunları kesip, şekillendirip satıyoruz departmandaki kızlarla.
    evli, bir çocuğu var ve ona aşık olduğumu düşünüyor aşufte.

    peki neden? çünkü ben bir çalışanım, o da benim patronum.
    ama benim suçum. her şey facebookta arkadaşlık isteği yollamamdan sonra oldu,
    halbuki ben kim patronla arkadaş olmak kim.

    meğer seneler öncesinden bütün özel hayatımı bilirmiş, bilgisayarda yemediği halt kalmamış afedersiniz, dedikodular almış başını gitmiş.
    zaten işe de böyle alınmışım.

    adam bana arkadan eşşek kulağı yapmış ya.. dahası var mı. yuh.