şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kurtlar vadisi ve rambo filmlerinden çok etkilendiğini düşündüğüm komutan.
    ne yazık ki film karakteri değil, gerçek.

    verdiği ceza ile 4 askerin ölümüne neden olan bu iyi çocuk bilin bakalım hangi güzide kurumun üyesi?

    düşüne durun, ayrıntılar için sabahı bekleyeceğiz.
  • detayları bugünkü taraf gazetesinde yer alan olayın mimarıdır kendisi

    (bkz: http://img29.imageshack.us/…844/arsivgosteraspx.jpg)
  • (bkz: sen uyursan herkes ölür)

    şeytan dürttü edit oldu: peki, uzman çavuş askerin uyuduğunu ispat etmek için el bombasını aldı diyelim.
    bir askerin üstelik nöbetçi bir askerin mühimmatını silahını eksiltiyorsunuz.
    nöbette bir askerin techizatını bu şekilde eksiltmek makul mudur?
    bir uzman çavuş komutanına falanca asker nöbette uyuyordu dediğinde komutanı ona inanmamaktamıdır?
    ve diğer asker; hani şu silahının alev gizleyeni alınan! acaba o askere nasıl bir fırsat eğitimi verildi?

    bu konunun süratle aydınlatılması gerektiği kanaatindeyim.
    çünkü bu konu aydınlanmadıkça ve sorumluları bir daha kimsenin aynısı veya benzeri durumu yaşatmaya cüret edemeyeceği kadar büyük bir cezaya çarptırılmadığı sürece,omuzlanan her şehit tabutunda akla aynı soru düşecektir.
  • birilerinin savunmak için şekilden şekile girmeye başladıkları komutandır.
    gazeteyi alıp haberi okuyanlar görecektir ki, haber genelkurmay'ın yaptırdığı soruşturma dosyaları üzerinden yapılmıştır.
  • soruşturma raporlarında, görgü tanığı uzman çavuş şakir akcam olayı şu şekilde anlatmakta;
    devriyede ibrahim öztürk'ün gözetleme yapması gerekirken uyuduğunu tesbit ettim. yanındaki el bombasını aldım. amacım sonradan uyuduğunu inkar etmesini önlemekti. ayrıca emrah göz'ü de uyurken gördüm ve onunda silahının alev gizleyenini almıştım. mehmet teğmen (ki bu şahıs olayın kahramanı komutan oluyor) saat 09:30'da uyandığında durumu kendisine bildirdik. mehmet teğmen malzemeleri alıp yanımızdan ayrıldı. 15-20 dakika sonra mehmet teğmen ardından da ibrahim öztürk mevziye geldi. teğmen, ibrahimin mevziden ayrılmamasını, birazdan gelip pimi takacağını söyledi. bombanın piminin çıkarıldığını anladık. 15-20 dakika sonra da patlama oldu.
  • dunya uzerindeki en degerli sey olan insan hayatini toz duman ugruna ziyan etmistir. bir katilden farki azdir gozumde.
  • 8. kolordu komutanlığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında ifadesi alınan komutan. ifadesi taraf gazetesine şu şekilde yansımış;

    "17 haziran 2009 tarihinde de taburun geçici olarak görevlendirildiği elazığ-karakoçan nohuttepe üs bölgesi'ne katıldım. 16 ağustos 2009 tarihine kadar tim komutanı olarak görev yaptım. tabur elazığ il jandarma komutanlığı'nın harekât ve komutasına verilmişti.

    16 ağustos 2009 tarihinde nohuttepe üs bölgesi'nden timimle birlikte saat 20:30 civarı ayrıldım. yaya intikalle düztepe mevkiine gittik. saat 23:00 civarı geçici üs bölgesi tesis ettik ve sabaha kadar gözetleme yaptık. saat o9:3o'da uyandığımda uzman çavuş şakir akçan bixi mevziinde görevli ibrahim öztürk ve ahmet şensoy'un uyuduğunu tesbit ettiğini ve ibrahim öztürk'ün el bombasını aldığını bildirdi.

    saat 10:30 civarında ibrahim öztürk'ü mevziinde ayakta gördüm, yanına gidip el bombasının nerede olduğunu sordum. bu sırada ahmet şensoy istirahat için uyuyordu. ibrahim el bombasını mevzii içinde aradı, bulamadı.

    halen el bombasının alınmış olduğundan haberdar değildi. normalde mevziye yerleştiklerinde el bombalarını mevzi içinde ulaşabilecekleri bir yerde muhafaza etmeleri gerekir. el bombasını bulamayınca beraberimde götürdüğüm bombayı göstererek 'burada, gece uyuduğun için alındı' dedim. fırsat eğitimi kapsamında el bombasının pimini çekerek 'mandalını bırakmadığın sürece patlama' deyip bombayı eline verdim. bundan maksadım, el bombasının önemini kavraması idi. mevziinden ayrılmamasını emrederek mevziime döndüm. iki mevzi arasında yaklaşık 15 metre kadar mesafe vardır.

    mevzide iken ibrahim öztürk'ün, kendi mevziinin batısındaki roket mevziine gittiğini gördüm. bu iki mevzii arası takriben 20 metre kadardır. uyarıp mevziisinde beklemesini emrettim. yanıma geldi. pimi istedi. gelip takacağımı söyleyip mevziisine gitmesini istedim. mevziine döndü, bir iki dakika sonra tekrar roket mevziine gittiğini fark ettim. bu kez yanıma çağırdım, tekrar mevziine gidip oturmasını, pimi gelip takacağımı söyledim. bu sırada ben kendi mevziimde idim.

    yanımda yiğit acer, 5 metre kadar yakınımda soner süvari astsubay ile şakir akçan uzman çavuş vardı, ibrahim mevziine döndü. ben de şakir uzman ile soner astsubay'ın yanına gittim. yaklaşık 15 dakika kadar sonra patlama sesi duyuldu. saati hatırlamıyorum, 11:00-11:30 arası olabilir. sonradan duyduğuma göre ibrahim elindeki el bombasıyla benim göremeyeceğim şekilde üç mevzi dolaşmış, üçüncü mevzide patlama gerçekleşmiş. patlama sesini duyunca koşarak sesin geldiği yere gittim. ibrahim'in mevziinin önünde şiarın üzerine yüzükoyun yığıldığını gördüm..."
  • insan hayatının askeriyede de hiçe sayıldığının kanıtıdır. asker midir bahsi geçen komutan? elbette değildir. seri katilden farkı yoktur, askerliğin şanını aldığı rütbeyi haketmeyecek ve vatan haini damgasını sonuna kadar hakeden birisidir.
    nasıl bir zihniyettir ki böyle birşeye ceza diyebiliyor bu şahsiyet? yazık değil mi o yavrucakların anne babalarına? sivilde biri bunu yapsa adı seri katile çıkmaz mıydı? asıl teröristler içimizde o zaman.

    çoğu kişilerin egolarını tatmin ettiği bir yere nasıl vatanımızı emanet edebiliriz diye de sorgulamıyor değil insan. neden görev başına getirilmeden önce böyle insanları psikolojik testlerden geçirmiyorlar anlayabilmiş değilim. insan hayatı bu kadar basit değil. yazık günah o yavrucaklara ve geride bıraktıklarına.
  • - hepiniz anneniz için "bir tane"siniz, benim için pirinç çuvalında bir "tane"siniz.