şükela:  tümü | bugün
  • jacob's ladder adlı filmde
    "cehennemde yanacak tek şey senin hayata sarılan parçalarındır. hatırların ve sevdiklerin * bunları yakacaklar. ama bu bir ceza değil. ruhunu kurtarıyorlar. "
    dediği rivayet edilen insan.
  • ölüm korkusunun algıdan geldiğini, bakış açısının değiştirilmesi halinde, asıl doğuşun bizim ölüm olarak isimlendirdiğimiz süreçle başladığını savunan söylemleri var.

    the only thing that burns in hell
    is the part of you that won't let go of your life:
    your memories, your attachments.
    they burn them all away, but they're not punishing you,
    they're freeing your soul.
    if you're frightened of dying and you're holding on,
    you'll see devils tearing your life away.
    if you've made your peace,
    then the devils are really angels freeing you from the earth

    türkçe;

    cehennemde yanacak tek şey
    seni yaşamında yaşamaktan alıkoyan
    hatıraların, eklentilerin
    bunların tamamını yakıp, yok edecekler, fakat ceza olarak değil
    ruhunu serbestleştirecekler
    eğer korkarsan ölümden ve sarılırsan yaşama
    şeytanlar görürsün hep, yaşamını çalan
    ama huzurunu bulursan
    şeytanlar dönüşür meleklere, kurtaran seni dünyandan
  • "tanrı'ya gerçekten ihtiyacım var, fakat tanrı'nın da bana ihtiyacı var" diyerek tanrı fikrini bir kez daha sorgulatmıştır.
  • düşüncelerinin önemli bir bölümü tanrı, melekler, cennet, cehennem gibi ilahi kavramlarla doludur. tanrıyı çok fazla sorguladığı için katolik hristiyan dindarlar tarafından hala bağırlara basılmaktadır çünkü bu sorgulamada her zaman tanrıya bir övgü saklıdır. düşüncelerinde mevlana'nın tanrıdan bir parça olma yaklaşımı açıkça görülebilir.

    "we are all meant to be mothers of god, for god is always needing to be born"
    "bizler tanrının annesi olmalıyız, çünkü tanrının herzaman doğmaya ihtiyacı vardır"

    "the eye with which i see god is the same with which god sees me. my eye and god's eye is one eye, and one sight, and one knowledge, and one love."
    "benim tanrıyı gördüğüm gözle tanrının beni gördüğü göz aynıdır. benim gözüm ve tanrın'ki birdir, ve tek bir görüştür, ve tek bilgidir, ve tek aşktır. "

    http://en.wikiquote.org/wiki/eckhart,_meister
  • "sadece silebilen bir el, doğru olanı yazabilir." demiştir.
  • insanın ana baba bağımlılığından tam bağımsızlığa ve aydınlanmaya ulaşana kadar geçirdiği evrim meister eckhart’in , bene- dictus kitabı adlı yapıtında pek güzel bir şekilde açıklanmıştır. ilk aşamada içine açılan insan ya da yeni insan st. augustine’in dediği gibi, iyi, dinine bağlı kimselerin izinden gider. o henüz ana kucağında bir yavrudur. ikinci aşamada o hatta iyi insanların örneklerini bile körü körüne izlemez. doğru öğretilerin, tanrı öğütlerinin, kutsal bilgeliğin peşini bırakmaz. sırtını insanlara ama yüzünü tanrı’ya çevirmiştir. ana kucağını bırakıp göklerdeki babasına gülümser. üçüncü aşamada giderek anasından uzaklaşır, onun koynundan kendini koparır. ana gözetiminden kaçar, korkuyu yener.insanlara yapacağı kötü davranışların, haksızlıkların cezasız kalacağını bilse de böyle davranışlar ona zevk vermez. çünkü tanrı aşkı öylesine içini kaplamıştır ki içinde iyilik yapmaktan başka bir düşünceye yer kalmamıştır. tanrı öylesine içini sevinçle, kutsallıkla, aşkla doldurmuştur ki tanrı’yla. uyumsuz, tanrı’ya yabancı olan her şey ona değersiz gelir, tiksinti verir. dördüncü aşamada tanrı sevgisi daha da büyümüş, köklenmiştir. artık her türlü savaşımı, her türlü deneyimi, her türlü karşı çıkışları, acı çekmeyi içtenlikle, memnunlukla, kıvançla üstlenmeye hazırlanmıştır. beşinci aşamada iç barışa ulaşmıştır. sözlere sığdırılması olanaksız en yüce bilgeliğin bütünlüğünün tadını çıkarmaktadır. altıncı aşamada tanrı’nın öncesiz ve sonrasız olma durumu onu yeniden biçimlemiştir. artık eksiksizliğe, kusursuzluğa ulaşmıştır. hayatın geçiciliğine karşı kayıtsız, kendini tanrı’nın bir imgesine dönüştürmüş, gerçekten tanrı’nın çocuğu olmuştur. bundan daha ileri, bundan daha yukarı bir aşama yoktur. bu sonsuz huzur, sonsuz mutluluk katıdır. böylece içine açılan yeni insanın ulaştığı son aşama, öncesiz ve sonrasız hayata erişmektir .
  • "tanrı, kendi tadını çıkarır."
  • [meister eckhart şöyle der: "ben bu dünyaya barış değil, kılıç getirmek için geldim; her şeyi kesip atmak, seni aslında düşmanın olan kardeşin, çocuğun, annen, baban ve arkadaşlarından ayırmak için." çünkü seni rahatlatan şeyler aslında senin düşmanındır. gözün her şeyi görür, kulağın her şeyi duyar ve kalbin her şeyi hatırlarsa, işte o zaman ruhun onların içinde yok olur.] carl gustav jung - rüyalar
  • "insan, bin yıl bile yaşasa, yine de sanki, kendine kattığı sevgiyi sürekli çoğaltabilir."
    çok sevgili nermi uygur'u aklıma getirdi bu deyişiyle: "ben kimleri sevdim, kimler beni sevdi?"*
  • en el hak diyen aleman (ince le ile oku). madem kiliseden farklı bir allahın var, langırt köy sandığına.