1. islam dininde ferdin yaptığı her davranışın bir yeri bir adı vardır. daha doğrusu islam kişinin yapacağı her şeyi belli kalıplar içinde sınıflandırmıştır. işte yapılmaması yapılmasından daha iyi olan, yaptın ama keşke yapmasaydın, bi daha yapma şeklinde olan davranışlar mekruh bölümünde toplanmıştır.

    mekruhu işlemek günah değildir, haram da değildir dolayısıyla ama terki, insan-ı kamil e yakınlaştırdığından iyidir, takvalı olandır.

    mekruhu haramdan ayıran, sağlam ağızdan kesin bir dille yasaklanmamış olmasıdır.
  2. sigara içmeye mekruh diyenler de var. onlara bir şey derdim de dini ve siyasi başlıklarda küfür etmiyorum alınganlık oluyor.

    şimdi din diyor ki, ha bak inanırsın inanmazsın orası ayrı beni bağlamaz ama bil diye diyorum vücut sana verilmiş kutsal bir emanettir. neymiş? emanetmiş. demek ki sen vücuduna zararı olduğunu bildiğin halde bir şeye devam edemezsin. sigarayı içerek ailene falan bir katkın olamayacaksa neresi mekruh lan bunun? küfür etsem çok rahatlıyıcam, oğlum hiç günahınız olmasa beyinsizlikten cehenneme gidersiniz mallar.

    inanan inanmayan ben karışmam, sadece inanıyorum deyip de dinini bilmeyen çıkarına göre yönlendirenden de haz etmem arkadaş. inanmıyorum de gel şeytana tapalım kim olursan ol gel takılırız muhabbet ederiz ama inanıyorum deyip de bana dinde en açık belirtilmiş 2 şeyden 1ini çiğneyerek konuşma. he ben bunu bilmiyorum diyosan da öbür en açık olan da zaten "oku". gelin inanmıyorum göt korkusundan aile baskısından inanıyorum kafasındayım deyin oğlum, takılırız muhabbet ederiz, şeytan götü yeriz, delikanlı olun lan azıcık ayıp be. bu devirde mesih gelse karambole gidicek.

    editdin:kötüleyen nefsinizi hissediyorum zavallı tohumlarım. siz kii...
  3. "sözlükte "mihnet, şiddet, şer, sevilmeyen" anlamlarına gelen mekrûh, dinî bir kavram olarak, şâri' tarafından kesin ve bağlayıcı olmayan bir tarzda yapılmaması istenen fiil demektir.
    bu tanım fakihlerin çoğunluğuna göredir. hanefîler ise mekrûhu, tahrimen mekrûh ve tenzîhen mekrûh olmak üzere ikiye ayırırlar.
    tahrîmen mekrûh, zannî bir delil ile kesin olarak yapılmaması istenen şeydir. bu yasak aslında, haram gibi yapılmaması kesin ve bağlayıcı olarak istenmiştir. ancak, bu talep haber-i vahit gibi sübut bakımından kesin olmayan bir delile dayandığından veya delaletindeki bir kapalılıktan dolayı haramlığı kesin olarak sabit olmamıştır. bu sebeple hanefîlerin açıklamış oldukları bu mekrûh türüne amelî haram da denilmiştir. yani bu davranışların yapılması haram hükmündedir. bunları işlemek, haram bir fiili işlemek gibi cezayı ve kınanmayı gerektirir; bunlardan uzak durmak ise övülmeyi ve sevabı müstelzimdir. ancak inanç yönünden farklılık vardır; haram olmadığını söyleyen kimse kâfir olmaz. meselâ, sigara içmek, erkeğin altın takması, ipek giymesi böyledir.
    tenzîhen mekrûh ise, şâri'in bağlayıcı ve kesin olmayan bir tarzda yapılmamasını istediği fiildir. başka bir ifadeyle, yapılmaması yapılmasından daha iyi olan davranıştır. bu tür fiilleri işlemek cezâ ve kınamayı gerektirmez. ancak bunlardan kaçınmak, övülmeyi ve sevabı gerektirir. dinî salabeti olan, faziletli kişiler bundan kaçınırlar. cemaate giden kimsenin soğan sarımsak yemesi, ikindi namazından sonra, kerahat vaktine kadar nafile namaz kılmak bu tür mekrûhtur. (i.p.)"