şükela:  tümü | bugün
  • bu ulkeden bir arkadasim bana "biz icki icip sarhos olduktan sonra ayilmak icin bi corba iceriz. ozel bir corba, seversin ama ne oldugunu soylesem icmezsin" dedi. ısrar ettim, anlat diye.. bildigin iskembe corbasindan bahsediyormus.
  • "adana bir ülke olsaydı nasıl olurdu" sorusunun cevabı. benzerlikleri gereğinden fazla hem de.

    her ikisinin de:
    -insanları esmer
    -sövmeyi, sövüşmeyi severler(söğüş seven adanalı çok ama meksikalı bilmiyorum)
    -et yemeklerini güzel yapıyorlar
    -yemeklerde aşırı baharat kullanımı var
    -baharatlarda acı, onlar için bir yaşam tarzı
    -sıcak
    -her türlü -sansürlendi burası- ticaret vardır
    -aile şirketleri arasındaki bağlar kuvvetlidir. (bkz: cono aşireti) (bkz: meksikalı uyuşturucu kartelleri)
    -adana dürüm ve fajita arasındaki benzerliklere henüz girmedim dikkat edersen.

    "aferin, kafana göre tespit yapmışsın da her iki gruptan kaç kişi tanıdın?" dersen ki hakkındır de bence, ikisi meksikalı toplamda 20 ya vardır ya yoktur derim. o denli küçük denek grubuyla çalıştım ama profesyonelliğe bak ki hiç biri denek olduğunu anlamadı bu süre zarfında. "nihai amacın ne, derdin ne birader?" dersen ki bunda hak vermez, sana ne der geçerdim ama açıklayayım: tahsin mayatepek'in gizli defterlerini buldum, güneş dil teorisi'nin eksikliklerini tesbit ettim. orta asya'da piramit yok, bu meksikalılar direkt pasifikten yardırırsa karşılarına örnek piramit çıkmayacak, benzerliklerle birlikte limana en yakın adana var, karataş'dan gemilere atlayıp giza'yı görmeye gidiyorlar, peşi sıra da yucatan'da medeniyet kuruyorlar. bak bu medeniyet kurma da önemli, o devre kadar elleriyle yemek yiyen amerikalılara medeniyeti de bu sayede götürmüş oluyoruz. meksikalıların aslen adanalı olduğunu kanıtlayacağım er ya da geç.
  • zamanında avusturya'dan ülkeyi yönetsin diye kral ithal eden ülke.

    19. yüzyılda meksikalı muhafazakarlar "ülkeyi birlik halinde tutmamız için bir krala ihtiyacımız var" demişler ve tutmuşlar ünlü habsburg ailesinin yolunu. gidip "elinizde fazla kralınız var mı" diye sormuşlar, aile de "var ama evde" demiş. bizim muhafazakarlar biraz beklemişler, sonra da yepisyeni krallarını alıp dönmüşler ülkeye. iyi güzel kelepir kral bulduk deyip oturtmuşlar adamı tahta. adam tahta çıkınca ilk iş olarak "çivi yok mu" demiş (ehi ehi). bir kaç ay geçtikten sonra millet bakmış ki ithal kral meksika'daki en liberal adamdan daha liberal. "lan" demişler "olmaz böyle şey, başımıza taş yağacak". bu sefer de liberaller "hacı iyi bu ya sevdik biz bu elemanı elleşmeyin" demişler. sonunda arada başka bişiler olmuş, o ona küfretmiş, öteki öbürsünün anasına bacısına sövmüş, derken olan bizim ithal krala olmuş ve herifi idam etmişler. adam bok yoluna gitmiş yani.

    böyle süper bir ülke işte.
  • türkiye amerika kıtasında olsaydı nasıl bir yer olurdu sorusunun cevabı ülke.
  • bu ülkede sokaktaki esnaftan bir şey alacaksanız manyak bir pazarlığa hazır olmanız lazım.. hani öyle uzun süren bir pazarlık değil aslında, buradaki sıkıntı pazarlık payının yer yer %500 filan olmasındandır.

    örnek 1, kendini önce çakal, sonra enayi hissetmek:

    -abi bu kaç peso?
    -700.
    -çüş... 200 veririm.
    -tamam al.

    örnek 2 (ki en kılı):

    -abi bu kaç peso?
    -ne kadar verirsin?
    -150.
    -tamam al.

    örnek 3 (risk budur):

    -abi bu kaç peso?
    -400.
    -yok sağol... (arkanı dönüp uzaklaşmaya başlanır)
    -350... 300. 200... 150. 100. 100 dedim!
    -80'e veriyor musun?
    -tamam al.

    bu oyuna alışıyorsunuz ki 2-3 seferden sonra en utangaç insan bile bir çingene moduna giriyor. en sonunda kendinizi enayi gibi hissetmekten bayıyorsunuz. kendinizi "abi 100'den aşağı olmaz vallahi bak" diyen, gerçekten paraya muhtaç meksika esnafına "100 olmaz. 90'a ver. 90'a ver yoksa almam" (ki 10 peso 1 dolardan daha az bir para) diye çirkeflik yaparken bulup "napıyorum lan ben?" diye soruyorsunuz.
  • sadece yucatan yarimadasini gezmis biri olarak soyleyecegim: turkiye'nin ruh ikizi. soyle ki;
    1- dinin onemi. basimi ne yana cevirsem duvar iclerine oyulu meryem, isa figurleri. nufusun %80'den fazlasi katolikligini doya doya yasiyor.
    2- trafik. tam bir kesmekes. sehir icinde karsidan karsiya gecebilmek bir risk. dolmus var. biraz kulustur ama sehir icinde saatte 100'le gidiyor. halk otobuslerinde klip yayini yapilan lcd ekranlar var. klipler muzikal ve gorsel kalite olarak ismail yk tadinda.
    3- yapilasma. oldukca carpik. maya kalintisinin dibine oteller dikilmis. kolonyal doneme ait olmayan hemen hemen butun binalar zevksiz. kucuk kasaba ve koylerde insanlar barakalarda veya gecekondudan hallice evlerde yasiyor. alt gecitler banyo fayansiyla kapli. mimari oneme sahip ev ve binalar curumeye terk edilmis.
    4- tarihi miras ve dogal guzellikler. mezoamerikan kulturlere ait sayisiz ve muhtesem kalinti var. bunlarin bir kismi cok guzel korunup muzelestirilmis, bir kismi ise kaderine terk edilmis. bembeyaz kumsallar ve tertemiz mavi sulardan mutesekkil kiyilar cennet gibi.
    5- mutfak. en yaygin malzemeler domates, biber, sogan. ekmekler anadolu'da yediklerimize cok yakin. aciyi ve eti seviyorlar.
    6- asik ve yorgun yuzler. turistik yerler haricinde insanlarin yuzleri hayatin izleriyle dolu. herkes kendi ekmeginin derdinde. yuzlerde yasam sevinci okunmuyor.
    7- yapiskan saticilik ve turist kaziklama. carsida gezerken yakani birakmayan saticilar iki dakikada 1000 pesodan 100 pesoya serbest dusus yapabiliyor. ayni urunu 5 metre otede 25 pesoya bulabiliyorsun. dolmuscu baska arkadasi da nasiplensin diye gidecegin yere uzakta bir yerde seni indirip ondeki arabaya bindirebiliyor.
    8- sokak hayvanciligi. kedi ve kopeklerin yani sira iguanalar da cirit atiyor.
    9- fakirlik. insanlarin giyiminden, yasadiklari evlerden, kullandiklari arabalardan her turlu belli oluyor.
    10- ucuz isgucu. ben demiyorum bloomberg diyor.
    11- amerikan etkisi. best buy, costco, office depot, wal-mart, target gibi buyuk magazalarin yaninda sayisiz amerikan restoran/kafe zincirleri meksikalilari tuketmeye cagiriyor.
    12- otogar gercegi. sehirlerarasi yolcu tasimaciligi daha ziyade otobusle yapiliyor. trenle ulasim ulkenin batisinda mevcut. ama simdi hakkini yemeyelim, baskent mexico city'nin metro agi new york'tan sonra kuzey amerika'da en buyuk ikinci sistem. otogarlar atmosfer olarak bir esenler'den, bir asti'den farksiz. birinci sinif otobusler a noktasindan b noktasina non-stop giderken, ikinci siniflar koylerin/kasabalarin icinden gecip yolcu ala ala varis noktasina ulasiyor. "x yolcusu kalmasin" diye bagiran muavine rastlamak mumkun.
    13- yabanci dil bilgisizligi. turistik yerlerde bile ispanyolca bilmeden gezebilmek bazen zor. insanlarin cogu ya chicken translate terk yada hic ingilizce bilmiyor.
    14- tv yayinlari. bir feribotun oturma bolumundeki tv'den izledigim kadariyla meksikalilar sabahlari seda sayan, aksamlari da ask-i memnu izliyorlar.
    15- heykelcilik. bilhassa sehir meydani heykelciligi. nasil ki bizde horoz, karpuz, portakal heykelleri var burada da sehir meydanlarinda futbol topu, deniz yildizi, iguana heykelleri var.
    16- onlarin lucha libre'si var bizim kirkpinarimiz.
    17- ve last but not least, onlarin tekilasi var, bizim rakimiz.
  • burası nasıl bir ülkeyse artık, amerika'da suç işleyen, banka soyan herkes buraya kaçar. yüzyıl önce at sırtında kaçıyorlardı, şimdi arabayla kaçıyorlar, filmlerde öyle görüyoruz yani. "hadi yiğitlerim meksika sınırına az kaldı" diye diye abd'de ne kadar it kopuk varsa meksika'ya doldu lan. adamların da suçu yok aslında sınır dediğin koca çöl, orayı kapatsan öbür taraftan giriyor herifler.

    ama şöyle de bir şey var, misal bir grup kanun adamı haydutları kovalıyor, haydutlarda işte her zamanki gibi meksika sınırına doğru topukları göte vura vura kaçıyorlar. tam bizim şerif ve adamları bunları yakalayacaklarken haydut çetesi sınırı geçiyor, sonra hoop şerif diyor ki sınırı geçtiler buradan ileri gidemeyiz. la oğlum geç sen de, 3 metre içeri girince sınır ihlali diye savaş mı açacak meksika, sık kurşunu sen ne bakıyorsun....

    alp ül samur ay'la gündeme seviyesiz bakışı izlediniz....
  • "zavalli ulkem, allah'a cok uzak ve amerika'ya* cok yakin..."

    - porfirio diaz -
  • tekila bu ülkede yerli içki diye geçiyor. insan başka ne ister?
  • internette gördüğüm fotoğraf ve videolara göre dünyanın en kanunsuz ülkeleri arasında ilk 3'e rahatlıkla girebilecek ülkedir. uyuşturucu mafyalarının polislere ve işbirlikçilerine uyguladıkları işkence ve öldürme yöntemleri üzerine doktora tezi rahatlıkla yazılabilir. bunlara örnek vermek gerekirse: elektrikli testere ile kafa kesme, tek ayağından bağlanmış olan kişinin taşaklarla beraber cinsel organın kökünden kesip ardından tüm uzuvlarını parçalara ayırma, kafaya el bombası bağlayıp patlatma, kafası kesilmiş cesetleri köprülere asma, vesaire vesaire.