şükela:  tümü | bugün
  • bu kurum açıldığında başına geçen üç kişinin (bernard, rigler, spitzer) yaşları 30, 27 ve 26'dır.
    aynı yaşta benim başına geçebildiğim şey, evimdeki masamdır.
    teessüflerimi iletiyorum.
  • osmanlı usulü tıbbi ecole superieure*, tıp yüksek okulu. bizim şimdiki okulların niye hiç öyle şahane, wunderbar, mükemmel gibi adları yok anasını satayım. kuru kuruya okuduk yıllarca. en azından royal, imperiale, hümayun gibi adlara dokunmayaydılar. şanımız yürürdü şunun şurasında.
    yurdumuzda çocuklar..ecnebi memleketlerin ecole'lerine gidip imreniyorlar. o çocuk aklından geçiriyor, benim de bir mekteb-i şahanem olsa, benim de bir ecole superieure'üm olsa diyor! anne bizimkilerin adını niye sütçü imam koydunuz diyor! bizde niye yok diyor! çikolatalar..püskevitler..
  • batılı anlamdaki ilk tıp okulu, binası haydarpaşa lisesi olarak da kullanılıp bugün marmara tıp ve yanılmıyorsam hukuk fakültesi olarak kullanılmaktadır, mimarları vallauri ve daranco'dur, 1. ulusal mimarlık akımında değerlendirilen bir tarzı vardır.
    okulun devamı olarak çapa tıp'ı söyleyebiliriz, ama elbette bütün tıp okullarının anasıdır, babasıdır.
  • marmara üniversitesi'ne ait olan bina. ne yazık ki bunu binanın ne duvarlarının rengine uyan ne tarihsel dokusuna uyan beyaz arka plan üstüne yazılmış mavi, kalın puntalı, yakışıksız yazılardan öğreniyoruz. uğraşılsa gözü daha rahatsız edici bir şey yapılamazdı herhalde. halen tıp fakültesine ev sahipliği yapan bu binanın boğazdan bakıldığında görülen girişine bu yazıyı bu şekilde koyduran idareci bilsin ki burda yalnız benim karnımı agrıtmıyor, aynı zamanda binanın mimarları alexandre vallaury ve raimondo d'aronco'nun da mezarlarında kemiklerini sızlatıyor. düşünün bir kere adamlar öyle estetik bir bina yapmışlar ki, renkli granitlerini hereke ve bilecik'ten, su kirecini marsilya'dan, metal yapı elemanlarını belçika'dan, metal çerceveleri de viyana'dan getirmişler. mimarisine selçuklu hatta uzakdoğu izlerini sokmuşlar, özene bezene, masraftan kaçmadan yapmışlar, birkaç mezardakemiksızlatıca da binanın marmara üniversitesi'ne iyeliğini gitmiş 21. yüzyıl estetiğininin gerektirdiği şekilde öylece absürd bir tabelayla gösterivermiş. şaşırmamak lazım.

    herhalde bu yakışıksız yazıyı kaldırtmak bir dönem ittihat ve terakki'nin kurulmasına önayak olmuş öğrencileri barındırmış bu binanın şimdiki misafiri olan öğrencilere düşüyor.
  • haydarpaşa tıp fakültesi olarak faaliyet gösterdigi 1922 yılında yedi kız ögrenciyi kabul ederek, genç cumhuriyet'in ilk kadın doktorlarını yetiştirme onurunu taşımıştır. (bkz: suat rasim giz)
  • karsisindaki numune hastanesi de okulun pavyon adi verilen klinik bolumleridir.
  • sağlık bilimleri üniversitesiyle çapa arasında isim tartışmasına neden olmuştur
  • 14 mart tıp bayramı hk.

    1919'un mart ayında, istanbul'da mekteb-i tıbbiye-i şahane, ingiliz birlikleri tarafından işgal edilmişti. tıbbiye öğrencileri, okulu kurtarmak için çare aramaktaydılar. okulun kuruluş yıldönümü olan 14 mart'ı topluca kutlamaya karar verdiler. asıl maksatları işgal kuvvetlerine karşı ayaklanmaktı. aynı gün, tıbbiye 3. sınıf talebesi olan hikmet bey (tıbbiyeli hikmet) önderliğinde büyük bir gösteri yaparak okulun iki kulesi arasına büyük bir türk bayrağı astılar. bunu gören işgal kuvvetleri, olaya müdahale ettilerse de durduramadılar.

    bu sebeple 14 mart, tıp camiasının emperyalist güçlerin karşısına resmen çıkışının yıl dönümü ve bugünkü tıp bayramının sebebini oluşturdu.

    tıbbiyelilerin temsilci olarak seçtikleri hikmet bey, istanbul'dan kaçtı ve sivas'a giderek sivas kongresi'ne iştirak etti. sivas kongresi’nde 7 eylül 1919’da yapılan ikinci celsede verilen önergede hikmet bey'in de imzası vardır. kongrenin 9 eylül 1919 gecesi, mandacılık tartışmasında bu konuyla ilgili olarak atatürk’e hitaben yaptığı konuşmada;

    "paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. farz-ı mahal (örnek olarak), manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, mustafa kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz (lanetleriz)." demiştir. bu sözler, duyduğu coşku ve heyecanla söylenmiş olup büyük etki yaratmıştır.

    bu konuşmayı mustafa kemal şu sözleriyle değerlendirmiştir:
    "arkadaşlar, gençliğe bakın; türk millî bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır,’" diyerek hikmet bey’e dönmüş ve "evlat; müsterih ol. gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. parolamız tektir ve değişmez: ya istiklal, ya ölüm!"

    mustafa kemal'in bu sözleri üzerine hikmet bey de yerinden fırlayarak: "var ol paşam!.." demiş ve mustafa kemal’in elini öpmüştür.

    kronoloji için ayrıca bkz.
    kısa bir video
  • ittihad-i osmani cemiyeti’ni 1889 yilinda bir avuc mekteb-i tibbiye-i sahane ogrencisi kurmustur.

    bu nedenledir ki, jon turkler, ittihad-terakki ve ii. mesrutiyet’in ilan edilmesi baglaminda onemli bir yere sahiptir.