*

şükela:  tümü | bugün
  • melamet, tarikatlerdeki şekilci anlayışa karşı çıkmış, ahilikte şekillenmiş bir yaşam tarzıdır. melamiliğin amacı kendi öz emeği, kendi üretimi ile yaşamak ve paylaşmaktır.
  • şeyhlerinden birinin "namazın kazası olur, sohbetin kazası olmaz" diyerek geyik çevirmenin ne kadar önemli olduğunu en veciz şekilde ifade ettiği tarikat.
  • bu tarikat ya da meşrebe mensup olanların mezartaşları dahi sadedir, süslemelerden ve gösterişten uzaktır.
  • tarikat onlara gore yoldur. bu nedenle kendileri icin tarikat kelimesini kullanmayi sevmezler. tarikat degiliz hakikatiz derler. ogretilerine bakildiginda bektasilik ile cok paralellik oldugunu gorursunuz. tabakalar vardir. insan melamilik surecinde bu asamalardan gecerek piser adam olmayi ogrenir. her kademede ne kadar sure kalacagi belli degildir. dogustan melami olunmaz, dedeleri tarafindan kabul edilmeleri gerekir. her isteyen melami olamaz yani. her kisi tek tek kabul edilir ve kabul torenleri kendi aralarinda bile konusulmaz.

    bu inanca gore dedeler birbirleriyle ruya/telepati yoluyla haberlesir. birbirleri gormeleri gerekmez. dedelerin de kendi arasinda da dereceleri vardir. bi de dunyada bir ruhani liderleri vardir. onun adi sani hicbiyerde gecmez bilmesi gerekenler bilir.

    genelde evlerde toplanirlar. aralarinda yardimlasma esastir. birbirlerine cok baglidirlar. evlenecekleri kisiler icin dedenin olurunu alirlar.haklarinda dogru duzgun kaynak bulmak cok zordur.
  • tasavvuf ve tarikatlari arastiran akademisyen camiasinin yaygin kanaati olarak; 12, 13 ve 14. asirlarda anadolu'da serbestce faaliyetlerini surduren ve cok yaygin olan dini/tasavvufi akimlarin tarikat ve takip ehlileri (muridler,) buralardan kazandiklari dervislik, erenlik, keramet ve evliyalik gibi unvan ve mertebelerle kendilerine fazlasiyla imtiyaz saglamislar, dunyadan ellerini eteklerini eteklerini cekip kibir ile yasar olmuslar idi. iste melamilik denen tarikat veyahut mesrep inancina bagli yasam surduren melami cemaati bu devirlerde sekillenmis idi. ibadet de gizli kabahat de/inancta formatinda bir anlayisa meyil vermisler idi. disardan gozlemlendiginde kimsenin, bu anlayisa bagli insanlarin allah yolunda bir yasam surduklerini anlamasi mumkun degil idi. zira, boylesi bir imaj icin kendilerince hal ve hareketler gelistirmisler idi. misal, yasak emirleri yapar gorunmek gibi. (hatta, bir kisim arastirmaciya gore, bektasi fikralari boyle bir yasamin mahsuludur) yunus emre'nin de bu yasam sekline riayet ettigi rivayet edilmektedir.

    (ek olarak; melamet denen kavram tipki turkusunde vurgulandigi uzre hakikati gizlemek icin giyilen bir hirkadir.)
    (bkz: melamet hirkasi)
  • melâmilik, batı'da kinizm ya da sinizm diye bilinen felsefenin buralardaki benzeridir. osmanlıcası kelbiyye (köpeksilik) demektir. sinoplu diogenes gibi, yunus gibi, jack kerouac gibi, en önemlisi, ergüder yoldaş gibi, yani köpeklerin önüne atsan yemeyeceği yemeklere talim ederek, tüm dünya nimetlerinden vazgeçerek, kendini kınayıp kınatarak, her türlü şan şöhret itibardan ve mevkiden vazgeçerek yaşamayı seçmek ve bu yoldan geçerek olgunlaşmaya çalışmak yoludur.

    melâmilik artık tarihe karışmış bir yol ve düşünce akımıdır ve mevlâna'dan yunus'a, yahya kemal'den abdülbakî gölpınarlı'ya kadar bir çok mutasavvıf o yoldan geçmiştir.

    melâmet, son durak değil, geçilecek bir kapıdır yalnızca. daha ötesi vardır.
  • dini goruslerini belli etmemeyi tercih eden sunni tarikat. ne sakal bıyık bırakırlar ne de hangi tarikata bagli olduklarını soylerler. melamilikte onemli olan ilim sahibi olmak, edeb, tevazu ve saygı gibi erdemlere ulasabilmektir. *
  • (bkz: melamiyye)
  • abdülbaki gölpınarlı hocanın yazdığına göre masonların etkisi altına girmiş bir tarikat.
  • (bkz: haydar haydar)